Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “İkinci Yüzyıla Çağrı” toplantısında ekonomi ve sosyal kuramcı Amerikalı yazar Jeremy Rifkin’in başdanışmanı olduğunu açıklaması ile aklıma Deniz Baykal’ın 1998 yılındaki CHP kurultayına Ricky Martin şarkısı eşliğinde girişi geldi.

Yöntem, isim, içerik farklı olsa da Baykal’ın Ricky Martin’in şarkısı eşliğinde delegelerin karşısına çıkmasıyla, Kılıçdaroğlu’nun “İkinci Yüzyıla Çağrı” gibi iddialı bir toplantıda Amerikalı Rifkin’i başdanışman olarak açıklayıp ABD’den görüntülü bağlanarak konuşması, amaç ve sonuç ile yarattığı tartışma itibarıyla birbirine çok benziyordu.

DÖNÜŞÜM MESAJI

Baykal gibi Kılıçdaroğlu’nun adımı da geçirdiği dönüşümü, değişimi anlatmak ve farklı kitlelerle bağ kurmak için atılmış adımlardı. Ama Baykal’ın imaj çalışması sadece bir şarkı ile sınırlı kaldı. Kılıçdaroğlu’nun değişim ve dönüşüm konusunda attığı adımlar çok daha “radikal”. Bu toplantıyla Kılıçdaroğlu, CHP’nin artık ulusalcı değil, küreselci olduğunu ilan etti. “Küreselci” derken, “evrensel düşünmek” değil, “küresel güçlerin adamı olmak”tan söz ediyorum. Kılıçdaroğlu’nun oynadığı rol tam olarak bu... 

ATATÜRK’Ü MASKE OLARAK KULLANIYOR

Bakmayın konuşmasında Atatürk’ten bahsetmesine; o sadece dönüşüme tepki gösterecek partililere karşı bir perdeleme çabası. PKK’nın siyasi kolu HDP ile işbirliği yapıp eleştiriler üzerine, “Biz Kuvayımilliyeciyiz, Atatürk’ün kurduğu partiyiz” demesi gibi bir şey.

BIDEN’IN 2019’DAKİ MESAJI

Aslında ne olduğunu anlamak için 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ABD Başkanı Obama’nın yardımcısı olan şimdiki başkan Biden’ın, 2019 yılı aralık ayında New York Times editörleri ile yaptığı söyleşide, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan sözlerini hatırlamak gerekiyor. Biden, Erdoğan’a bedel ödeteceklerini, bu kez darbe ile değil, muhalefeti destekleyerek bunu yapacaklarını söylemişti.

Ricky Martin’den Jeremy Rifkin’e; Kılıçdaroğlu’nun küreselcilere mesajı

ABD’NİN MUHALEFETTEN BEKLEDİKLERİ

Ancak Biden’ın bu sözü, Türkiye’deki muhalefette ABD başta küresel sistemle açık ilişki kurmak konusunda ürkeklik yarattı. O ürkeklik Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisine de yansıdı: “İcazet” tartışması nedeniyle seyahat sırasında hiçbir ABD’li siyasetçiyle görüşmeyeceğini ilan etmek zorunda kaldı. Elbette yanındaki gazetecileri de atlatıp 8 saat ortadan kaybolmasını saymazsak.

ABD, Erdoğan iktidarını devirmek için ekonomik ve askeri yaptırımlar uyguladı. Sözde müttefik ülkeleri kışkırttı. İstikrarsızlık yaratmak için terör örgütlerini destekledi. Bu tür faaliyetlerine devam da ediyor. Emperyalizm büyükelçileriyle, medyasıyla, muhalif liderlerle köprü kursa da siyasi liderlerden hiçbirisi açıktan küresel sisteme yanaşmaya cesaret edemedi. 2023 seçimine kadar da düşük profilli de olsa bunları sürdürecek. Seçim sonuçlarını bekliyor.

“ABD’nın adamları” seçilirse Türkiye’nin şimdi izlediği Rusya ve Suriye, Libya, Azerbaycan, Mavi Vatan gibi politikalarının kendisi çıkarlarına göre değişeceğini biliyor. Bu değişiklikleri finansal olarak da destekleyeceklerdir. Zaten Kılıçdaroğlu’nun trilyonlarca dolardan söz etmesi, “Milyarlarca dolar buldum” diyerek Batılı sermaye, fon vurgusu da bundan kaynaklanıyor.

KÜRESEL SİSTEM İMAMOĞLU’NU İSTİYOR

Oysa küresel sistemin istediği aday ise hep İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu oldu. Büyükelçilerle en çok o görüştü, yabancı medya en çok onunla ilgili haberler yaptı. O da ilgiyi karşılıksız bırakmadı. 6’lı masada Meral Akşener ve bazı liderler çok istese de Kılıçdaroğlu, İmamoğlu’nun adaylığına açık ve gizli her türlü engeli çıkardı.

“İkinci Yüzyıla Çağrı” toplantısı ve vizyon belgesiyle artık cumhurbaşkanlığı adaylığı için İmamoğlu yerine kendisini konumlandırdı. Tıpkı partisinin içine, tıpkı 6’lı masa liderlerine yaptığı gibi küresel sisteme de “İmamoğlu değil, ben varım” mesajını verdi.

BU VİZYONA 325 MİLYAR DOLAR GELİR Mİ?

Kılıçdaroğlu’nun çok kısa ve hızlı, bir o kadar da suni ABD ve İngiltere ziyaretleri, “RusUkrayna savaşında Ukrayna’nın yanında yer almalıyız” sözleri, “AB ne isterse yapacağız” açıklamaları, Amerikalı Rifkin’ı başdanışman yapması, CHP üyesi, parti içinden ve partiye yakın ekonomi uzmanlarının çok daha iyisini yapabileceği “Türk ekonomisi eleştirisini” ABD’de yaşayan iktisatçı Daron Acemoğlu’na internet bağlantısıyla yaptırması, içeriye değil dışarıya mesajdı. Kılıçdaroğlu, Türkiye’de elemanı kalmayan küresel sisteme “İşte ben sizin adamınızım” mesajını verdi. Bakalım istediği karşılığı bulabilecek mi?

KİMİN PARASIYLA

Kılıçdaroğlu vizyon konuşmasını yaparken neyi nasıl yapacağını anlatmadı ama kimin parasıyla yapacağına dair ipuçlarını verdi. Toplamda 5 trilyon 461 milyar dolarlık fon yöneten yatırım bankaları ve girişim sermayesi fonlarıyla toplantısından, ilk 3 yılda en az 100 milyar dolar doğrudan yatırım, varlık fonlarından en az 75 milyar dolar yatırım , “temiz” dediği fonlardan en az 150 milyar dolar yatırım getireceğini söyledi.

Tablo şu; 100 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım artı 75 milyar dolarlık varlık fonu artı 150 milyar dolar fon, toplam 325 milyar dolar.

ÖNCE 6’LI MASADAN VİZE

Kılıçdaroğlu’un birer günü yolda olmak üzere 5 günlük ABD ziyareti, 4 günlük İngiltere ziyareti ve bu toplantıdaki konuşması 325 milyar doların Türkiye’ye gelmesini sağlar mı, bilmiyorum. Hesabını Rifkin dahil ekonomide yeni kurduğu danışmanlarına bırakıyorum.

Bu paranın gelmesi için önce aday olup seçilmesi ama ondan önce ise 6’lı masadan adaylık için onay alması gerekiyor.

Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Hacer Foggo'nun PKK'ya destek tweetleri ortaya çıktı

Hürriyet