ÖZLEM KONUR USTA

Kastamonu, Sinop ve Bartın’da yaşanan sel felaketinde 38 kişi hayatını kaybetti. 100’den fazla kayıp bildirimi olduğu ifade ediliyor. Plansız yapılaşma bir kere daha can yaktı. Şehir ve Bölge Planlama uzmanı, BİL-KOOP Başkanı Prof. Dr. Çağatay Keskinok, üretim odaklı şehir planlamasının önemine dikkat çekti. Keskinok, “Kırsal boşalıyor, nüfus iç bölgelerdeki kentsel yerleşimlerden kıyılara akıyor. Bölgesel kalkınma planları ile kıyılardaki yoğunluk azaltılmalı. Yaşadıklarımız şehir planlaması açısından da üretimi desteklemeyen politikaların bir sonucu” dedi.

TONLARCA ÇAMUR KENTE DOLDU

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, üç ilde bin 720 kişinin arama kurtarma çalışmaları ile tahliye edildiğini açıkladı. Kastamonu’nun sahil ilçesi Bozkurt, Ezine çayının suları altında kaldı. Yüksek yerlerde olanlar, kurtulmayı başardı. Yalnızca çayın kenarı değil iç kesimlerdeki sokaklarda da su metrelerce yükseldi. Zemin katlar büyük hasar aldı. Kastamonu’da 25 kişi hayatını kaybetti. Çayın kenarındaki üç apartman çöktü. Apartmanlardan birinin enkazında arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Kastamonu’nun 7 ilçede selden etkilendi. Üç ilde afetten etkilenen bölgelerde, sel suları ile taşınan tomruk, taş ve çamurun temizlenmesi için yoğun bir seferberlik var.

KISA ERİMLİ ÇÖZÜMLER FELAKETİ BÜYÜTÜYOR

Şehir ve Bölge Planlama uzmanı Prof. Dr. Keskinok, sel yatakları üzerinde yapılaşmanın felaketlere neden olduğunu vurguladı. Afet risklerinin azaltılması izin felaketlerin olmasının beklenmemesi gerektiğini ifade eden Keskinok şunları söyledi: “Kısa erimli çözümler uğruna, uygun olmayan alanları yerleşime açıyor, ekosistemi bozuyoruz. Doğaya aykırı düzenlemeler yapıyoruz. Karadeniz’de seller her zaman vardı. Ancak yapılaşmanın artması belli alanlara yoğunlaşma bu selleri afet boyutuna taşıyor. Belirli merkezler aşırı büyüyor. Kırı boşalttık, Karadeniz’in kıyı ekolojisini bozduk, kıyıları, dereağızlarını dere yataklarını doldurduk. Emlak ve çıkar uğruna Türkiye’nin insan kaynağını, iktisadi değerlerini yitirmemek için bütün bunları düşünüp şehirler özelinde planlama yapmamız gerekiyor. Yalnızca sel değil orman yangınları, deprem gibi afetlere karşı da önlem almak durumundayız. Sadece burası değil, Karadeniz ve diğer bölgelerde dere yataklarının çevresini yapılaşmaya kapatmak ve yeşil alan olarak planlamak ve korumak gerekiyor.”

Prof. Dr. Keskinok, İzmir depremi, beklenen Marmara depremini örnek göstererek üretim politikaları ve yanlış planlamaya ilişkin de açıklamalarda bulundu: “İzmir’de bir deprem yaşadık. En çok yapılaşma, yoğunluk yumuşak zemin üzerindeki riskli alanlarda var. Kamu kaynaklarını anlamsız projelere harcamak yerine afet risklerini azaltmaya yönelik kullanmalıyız. İstanbul’da nüfusu artıracak adımlardan kaçınmamız gerekiyor. 1980 sonrasında bu yaklaşım artarak devam etti, 90’larda zirveye ulaştı. Bölgelerdeki devlet fabrikaları kapatıldı. Nüfus İstanbul’a aktı. Dünya kenti denildi. Ankara’nın başkentliği sorgulanır oldu. İşbankası gibi kurumların genel müdürlükleri İstanbul’a taşındı. Fabrikalar, kurumlar derken bunların her biri 5 bin insan gücü anlamına geliyor. Kanal İstanbul’un yaratacağı nüfus patlaması da önemsenmeli. Kamu yatırımları nedeni ile İstanbul bütün risklerine rağmen hızla büyütülen ve sorunlarını çözemeyeceğimiz bir kente dönüşüyor. Pandemide bu azmanlaşmanın sağlık açısından da sistemi ne kadar zorladığını gördük. Ulaşım sorunları da bu politikaların bir sonucu. Oysa Anadolu’da geliştirilebilecek, sağlam bir sürü yer var. İç bölgelerdeki nüfus, kırsal kesim kıyılara akıyor. Bölgesel kalkınma politikaları ile bu nüfus azaltılmalı. Bu sorunların hepsi üretimden kopuk, üretimi desteklemeyen politikalarla bağlantılı. İnsanlar ekmeğini nerede buluyorsa oraya gidiyor. Bu nedenle Anadolu’da istihdam imkanları artırılmalı. Yoğunluk azalır ve afet risklerini giderecek adımlar atılır. Bu ekonomik yarar açısından da gerekli. Uzun erimli ekonomik yararı düşünmemiz gerekiyor.”

ÜÇ İLDE AFET İLANI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kastamonu, Bartın ve Sinop'ta selden etkilenen yerlerin "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" ilan edildiğini açıkladı.

Erdoğan, cuma namazını kıldığı Bozkurt Yeni Camisi'nde halka hitap etti. Erdoğan şunları söyledi: “İçişleri Bakanı'mız, Çevre ve Şehircilik Bakanı'mız Ulaştırma ve Altyapı Bakanı'mız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'mız, hep birlikte bölgede şu anda çalışmaları sürdürüyoruz. AFAD başta olmak üzere Kızılayımızla birlikte yine bütün araç gereçleri ile buradayız. Aşından yemeğine ne gerekiyorsa hepsini yaptık, yapıyoruz yapacağız. Halihazırda 4 bin 760 personel, 19 helikopter, 1 insansız hava aracı, 66 ambulans, 41 UMKE, 630 hizmet aracı, 437 iş makinesi ve diğer pek çok araç gereç şu anda sahada faaliyet gösteriyor."

Sel felaketinde evleri yıkılan vatandaşları yeni yuvalarına kavuşturmak için kolları sıvadıklarını da anlatan Erdoğan, bir yıl içinde evlerin teslim edileceğini söyledi. Erdoğan, “Sel sebebiyle vatandaşlarımızın zararlarının telafisi için çalışmalara başladık. Hayatını kaybeden insanlarımızı geri getiremeyiz ama devletimiz onun dışındaki her türlü kaybı telafi edecek güce, imkana, kararlılığa sahiptir, bundan endişeniz olmasın" dedi.

Aydınlık