Anasayfa
2019-09-06 01:42:13 ( 9 izlenme )

Pakistan Büyükelçisi Qazi: Asya Yüzyılı'na girdik! Pakistan’daki her çocuk Mustafa Kemal Atatürk’ü bilir

ONUR SİNAN GÜZALTAN

Asya’nın iki nükleer gücü, Pakistan ve Hindistan’ı savaş noktasına getiren Keşmir sorununu, Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Syrus Sajjad Qazi’yle konuştuk.

Sayın Büyükelçi, Keşmir meselesinin arkasında yatan nedenlerin yanı sıra, Türkiye ve Pakistan ilişkileri, Kuşak ve Yol Projesi’ne Pakistan’ın bakışı ve Atlantik-Asya ilişkileri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Pakistan’daki etkisi ve Pakistan’ın milli şairi Muhammed İkbal’in Asya yüzyılı üzerine şiirlerini de ele aldığımız söyleşimizin, iki ülke arasında zaten var olan iyi ilişkileri pekiştirmesini umuyoruz.

Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Syrus Sajjad Qazi

KEŞMİR MESELESİNİN ALTINDA HİNDU MİLLİYETÇİLİĞİ YATIYOR

Onur Sinan Güzaltan(OSG): Sayın Büyükelçi, görüşme ve söyleşi talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Gündemdeki konu Keşmir’le başlayalım, Hindistan’ın Keşmir’de attığı adımların altında ne yatıyor?

Syrus Gazi(SQ): Öncelikle bana fikirlerimi paylaşma şansını verdiğiniz için teşekkür ederim.

Keşmir meselesi, bölgesel güvenlik ve istikrar açısından olduğu gibi işgal ve baskı altında yaşayan 10 milyondan fazla Keşmirlinin hayatı içinde hayati bir önem arz etmektedir.

Hindistan, Pakistan ve Keşmirlilere karşı uzun seneler önce kurduğu tuzakta, hesaplanmış bir adım daha atmaktadır.1948’de, Hindistan Başbakanı Nehru, Keşmirlilere kendi kaderlerini tayin hakkının verileceğini söylemişti.

Bu durum, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarıyla da zapta geçirilmiş, Pakistan ve Hindistan tarafından da kabul edilmiştir.

Hindistan Başbakanı, Keşmir konusunda verdiği sözü defalarca tekrar etmiştir. Fakat zamanla, Hindistan hükümetleri daha önce verilen sözü bozan, stratejik adımlar atmaya başlamıştır. 5 Ağustos’ta, Hindistan Keşmir’i ele geçirmek için bir adım daha atmıştır. Yapmak istedikleri toprak gaspıdır.

Hindistan’la hiç bir sorunu olmayan insanların topraklarını almak istiyorlar ve bunu yapmak için kendi Anayasa’larını değiştiriyorlar.

Keşmir uluslararası kamuoyunun dikkate alması gereken, ciddiyet arz eden bir konudur.

Hindistan, dünyanın en geniş demokrasisi olduğunu iddia ediyor fakat milyonlarca insanın kendi kaderini tayin hakkına izin vermeyi reddediyorlar.

OSG: Hindistan’ın aldığı kararın zamanlamasının bir anlamı var mı?

SQ: Evet, zamanlama önem arz etmektedir. Şu andaki Hindistan hükümeti “Hindutuva” ideolojisini yani Hinduların üstünlüğü ve Hindistan’ın sadece Hindulara ait olduğunu savunuyor. Keşmir, Hindistan’ın de facto kontrolü altında bulunan, Müslümanların çoğunlukta olduğu tek bölgedir.

Keşmir, Hindutuva doktrinin uygulamaya koyulduğu, Müslüman Keşmirlilerin hayatlarına kasteden bir laboratuvar halini aldı.

Bay Modi, seçimleri Hindutuva söylemiyle kazandı. Maalesef Hindistanlı seçmenler, Pakistan ve Keşmirlilere karşı saldırgan bir çizgiyi savunan bu siyaseti ödüllendirdiler.

‘TÜRKİYE’YE MÜTEŞEKKİRİZ’

OSG: Türkiye, Pakistan’la uzun yıllara dayanan derin ilişkilere sahip. Türkiye Keşmir meselesinin çözümünde nasıl bir rol oynayabilir?

SQ: Ülkelerimiz arasında gerçek bir kardeşlik ilişkisi sürüyor. Türkiye’ye müteşekkiriz. Türkiye, dünyanın en önemli ülkelerinden biridir. Türkiye, aynı şekilde İslam İşbirliği Teşkilatı’nda da kritik bir rol oynamaktadır.

Uluslararası teşkilatlarda ve kamuoyunda Türkiye’nin bir ağırlığı ve güçlü bir sesi var. Türkiye, Keşmir konusunda ağırlığını kullanmaktadır.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da, Müslüman dünyasının önde gelen liderlerinden biridir ve Keşmir meselesini sıkça gündeme getirmektedir.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda, Keşmir konulu toplantılara Türkiye’nin bakanlık düzeyinde katılımına müteşekkiriz.

Özellikle üç haftadan bu yana, Keşmir konusunda Türk milletinin, Pakistan’la ve Keşmirlilerle dayanışma içinde olduğuna ve Keşmirlilerin kendi kaderini tayin hakkını desteklediğine tanık olduk. Bu vesileyle Türk milletine de teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Türkiye, bahsettiğim alanlarda Pakistan ve Keşmirlilere destek anlamında önemli bir rol oynamaktadır.

Bunun dışında, Türkiye, Keşmir meselesini dünyanın diğer büyük ülkeleriyle görüşebilir ve onların gündemine sokabilir.

Ayrıca Keşmir’in adil bir biçimde çözülmemesi halinde bölgesel barış ve istikrarın tehlikeye düşebileceğini, muhataplarına anlatabilir.

ASYA’DAKİ DOĞAL İŞBİRLİĞİ YOLU

OSG: Anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla, Türkiye daha çok “softpower” kullanmak suretiyle Keşmir sorununa müdahil oluyor. Diğer yandan, Türkiye, İran ve Çin’in, Keşmir sorununda Pakistan’ın arkasında saf tuttuğunu görüyoruz. Bu ortak tavır, bölgesel bir işbirliğine dönüştürülebilir mi?

SQ: Pakistan, Türkiye, Çin ve İran dünyanın en büyük ve önemli ülkeleri arasındalar. Aralarında doğal, coğrafi bir bağ var. Doğu’da Çin’den başlayıp, sırasıyla Pakistan, İran ve Türkiye’ye uzanan bir bağ, doğal bir aks mevcuttur.

Ayrıca Pakistan, İran ve Türkiye, “Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği” örgütünün 1960’lardan bu yana üyesidir.

Keşmir sorununda söz konusu ülkeler ortak bir tavır almışlardır. Keşmir’in yanı sıra bu ülkelerin işbirliği yapabileceği pek çok alan var. Sadece bölgesel güvenlik açısından değil, ekonomik açıdan da pek çok işbirliği fırsatı önümüzde duruyor.

Örneğin Türkiye ve İran arasında iyi ilişkiler var. Keza Pakistan’ın da İran’la mükemmel ilişkileri sürüyor. Bahsettiğim doğal coğrafi bağı kullanabilir ve işbirliğimizi derinleştirebiliriz.

BÖLGESEL ÇÖZÜM MÜMKÜN MÜ?

OSG: Pakistan, Hindistan ve Çin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üyeler. Keşmir sorununa ŞİÖ çatısı altında bir çözüm bulunabilir mi?

SQ: Keşmir, Hindistan tarafından 1948 yılında Birleşmiş Milletler’e götürülmüş ve BMGK tarafından karara bağlanmış iki taraflı bir sorun.

Uluslararası teşkilatlar ve çoklu ilişkiler elbette faydalı, Pakistan ve Hindistan’ın bir araya geldiği pek çok örgüt mevcut. İki ülke ve diğer üyelerin bir araya gelip bu sorunu çözme amacıyla aynı masaya oturması olumlu olacaktır.

Size bir örnek vereyim, boğulan biri için takım elbise veya dalgıç kıyafeti giymiş biri tarafından kurtarılmak arasında fark yoktur. Önemli olan kurtulmaktır. Bizde sorunu çözmeliyiz. Öncelikle Keşmirlilerin yaşamları garanti altına alınmalı ve bölgedeki insan hakları ihlallerine bir son verilmelidir.

OSG: Bölge dışı aktörlerle çözüm bulmaya çalışmak, sorunu daha fazla derinleştirmez mi?

SQ: Zaten Birleşmiş Milletler aldığı kararlar üzerinden konuya müdahil durumda. Uluslararası toplumunda sorunla ilgilenmesi bizi rahatsız etmiyor. Hindistan ise soruna kimsenin müdahil olmasını istemiyor çünkü istedikleri çözüm değil, Keşmir toprakları.

'KUŞAK VE YOL PROJESİ PAKİSTAN’I KALKINDIRACAK'

OSG: Çin önderliğindeki Kuşak ve Yol Projesi’nde Keşmir stratejik bir geçiş noktası. Keşmir sorununun, Hindistan tarafından tekrardan gündeme getirilmesinin, Kuşak ve Yol’la bir bağlantısı var mı?Pakistan, Kuşak ve Yol Projesi’nin neresinde?

SQ: Keşmir sorunu 70 yıldan bu yana süregelen bir sorun ve Kuşak Yol Projesi daha 10 yıllık bir proje olmasına rağmen, iki konu arasında elbette bağ var. İkinci sorunuza dönersek, Hindistan, Keşmir sorununu neden şimdi tekrardan gündeme getirdi?

Reklamdan sonra devam ediyor 

Pek çok nedeni olabilir.Kuşak ve Yol Projesi, sadece bölgenin değil dünyanın en büyük işbirliği projesidir. Çin’i, Pakistan üzerinden Umman Denizi’ne bağlayacak bir projedir.

Pakistan’ın ekonomik kaderini değiştirmeyi vaat eden, Pakistan’ı güçlendirmeyi ve sanayileştirmeyi hedefleyen bir projeden bahsediyoruz.

Bay Modi ve arkadaşları bunların gerçekleşmesini istemiyor. Hindistan’ın Keşmir konusunda attığı adımlar bu projeyle bağlantılı olabilir.

Biz bu projeyi sadece Pakistan için değil, bütün bölge için bir şans olarak görüyoruz. Fakat Hindistan bu projenin karşısında duruyor.

OSG: Kuşak ve Yol Projesi içinde, Türkiye ve Pakistan nasıl beraber hareket edebilir? Kuşak Yol içinde var olan işbirliğimizi geliştirebilir miyiz?

SQ: Kuşak ve Yol’un, özellikle deniz yollarında sunduğu fırsatlar sonsuzdur. Bölgemizin coğrafyasını incelediğinizde, Pakistan’ın dikey bir biçimde haritada yer aldığını görürsünüz.

Pakistan bu projenin dikey bölümünde yer almakta ve Çin’i Umman Denizi’ne bağlamaktadır.

Bu projenin doğal yatay açılımları da olacaktır. Batı’da Afganistan, İran ve haliyle Türkiye’de bu projeden yararlanacaktır.360 derece iletişim ve sınırsız işbirliği fırsatından bahsediyoruz.

URDU DİLİNDE 6000 TÜRKÇE KELİME

OSG: Türkiye ve Pakistan arasında uzun yıllara dayanan bir dostluk ilişkisi var. Ekonomik, askeri, savunma sanayi ve ticaret alanlarında işbirliği yapıyoruz. İki ülke bu işbirliğini nasıl daha fazla derinleştirebilir?

SQ: Bütün işbirliği alanlarında Türkiye’yi bir partner ve tamamlayıcı olarak görüyoruz. İki ülke arasında, özellikle savunma sanayi alanında işbirliği mevcut. Pakistan, Türkiye’nin silah sanayindeki en büyük müşterilerinden bir tanesidir. Keza, Türkiye’de Pakistan’dan bazı savunma araç ve gereçleri satın almaktadır.

İki ülkenin de silahlı kuvvetleri üst düzeydedir. En alttan en üste kadar ortak tatbikatlar gerçekleştirmekteyiz.

Kültür alanında derin bağlar mevcuttur. Pakistan’ın resmi dili Urduca’da, Türkçe’den gelmiş 6000’den fazla kelime bulunmaktadır. Urdu dahi Türkçe bir kelimedir.

Siyasi alanda, ilişkilerimiz çok iyi durumdadır. Yüksek kademe stratejik işbirliği mekanizması kurmuş durumdayız.

Son 5 yılda, Türkiye’yle 70’e yakın anlaşma imzaladık.

Maalesef aramızdaki ticaret zayıf bir seyir izliyor fakat iki ülkede bu durumu düzeltmek için çaba sarf ediyor. Bu konuda da karşılıklı olarak önemli adımlar atıyoruz.

‘KIBRIS VE KEŞMİR’DE İŞBİRLİĞİ YAPIYORUZ’

OSG: Pakistan’ın Keşmir sorunu ve Türkiye için Kıbrıs meselesi uzun senelerden bu yana sürüyor. İki sorun benzerlikler arz ediyor. İki ülke, uluslararası kamuoyunun baskısını aşma noktasında, bu sorunların çözümünde beraber hareket edebilir mi?

SQ: Filistin sorunu da dahil olmak üzere, bu meseleler, geçmişte bölgemizde var olan sömürgeciliğin arkasında bıraktığı sorunlardır.

Pakistan ve Türkiye, Keşmir ve Kıbrıs meselelerinde işbirliği yapmaktadır. Türkiye, Keşmir sorununda açık bir biçimde Pakistan’ı desteklemekte, Pakistan ise Kıbrıs’ta Türkiye’nin yanında durmaktadır. 1974 çıkartması esnasında, Pakistan, Türk kardeşlerimize yardım için adaya askeri sıhhiyecilerinigöndermiştir.

Ortak meselelerde birbirimizi uzun soluklu bir biçimde destekliyoruz. Bu konularda, barışçıl çözüm yolları bulmalıyız. İslam İşbirliği Teşkilatı’nı kullanabiliriz. Diğer Müslüman ülkelerinde bizimle beraber hareket etmesini bekliyoruz.

İKBAL’İN DİZELERİ BUGÜNÜ ANLATIYOR

Reklamdan sonra devam ediyor 

OSG: Söylediklerinizden Kıbrıs ve Keşmir konusunda, iki ülkenin somut adımlar atma imkanı ve ihtimali olduğunu anlıyorum.

SQ: Türkiye, Kuzey Kıbrıs konusunda pek çok çözüm önerisinde bulundu. Aynı şekilde, Pakistan Keşmir konusunda çözüm iradesini pek çok defalar gösterdi.

Fakat sorun Türkiye ve Pakistan’dan değil, diğer taraflardan kaynaklanıyor. Adil bir çözümden ısrarla uzak duruyorlar.

OSG: Batı merkezli dünyanın son bulduğu ve Asya ülkelerinin yükseldiğine dair pek çok yorum mevcut. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dahi geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada “Batının hegemonyası son buldu” ifadelerini kullandı. Bu konuda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

SQ: Bu sorunuza, Türkiye’de de tanınan milli şairimiz Muhammed İkbal’in dizeleriyle cevap vereyim:

“Himalaya’nın pınarları tekrar çağlamaya başladı

Derin uykuya dalmış Asya’nın insanları kendilerine gelmeye başladı”

İkbal bu şiiri neredeyse 100 yıl önce yazmış ve bugünkü durumu sezmişti.

Evet, ekonomik ve siyasi kuvvet merkezi Asya’ya doğru kaymaktadır.

Dünya Asya yüzyılından bahsediyor.

Asya’nın büyük ülkelerinden biri olarak bizde bu yüzyıla, barışçıl ve yapıcı bir biçimde katkı sunuyoruz.Sadece Asya değil dünyanın bütün milletlerinin, bu çağın nimetlerinden yararlanmasını umuyoruz.

PAKİSTAN’DA HER ÇOCUK ATATÜRK’Ü BİLİR

OSG: Sayın Büyükelçi, son soru olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün, Pakistan milleti ve devleti üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

SQ: Mustafa Kemal Atatürk, sadece Pakistan milleti üzerinde değil dünya halkları nezdinde büyük etkiler bırakmış bir lider, 20.yüzyılın baş mimarlarından biridir.

Pakistan’ın kurucusuMuhammed Ali Cinnah, Atatürk’ü, 20.yüzyılın en önemli ve etkili siyasetçilerinden biri olarak kabul etmektedir.

Atatürk ve Cinnah arasında pek çok benzerlikte vardır. Atatürk’ün meşhur bir sözü vardır; “Yurtta sulh, cihanda sulh”. Aynı şekilde, Cinnah’da, “içeride ve dışarıda barış” fikrini prensip edinmiştir.

Pakistan’daki her çocuk Mustafa Kemal Atatürk’ü bilir. Öğrenciyken, onunla ilgili yazılar yazdım. Pakistan’ın hemen hemen bütün şehirlerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün adını taşıyan bir sokak mevcuttur.

Çok zor koşullar altında Türkiye’yi bir araya getirmeyi başarmış ve dönemin büyük kuvvetleriyle aynı anda savaşmış ve zafer kazanmıştır.

Atatürk, özgürlük ve bağımsızlık yolunda dünyadaki bütün Müslümanlar için bir örnek oluşturmuştur.

OSG: Sayın Büyükelçi, vakit ayırdığınız için tekrar teşekkür ederim.

SQ: Ben teşekkür ederim.

Qazi, "Pakistan’daki her çocuk Mustafa Kemal Atatürk’ü bilir" dedi.

Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir