ABD’nin yeni Başkanı Joe Biden, 15 gün önce işgal edilen Amerikan Kongre Sarayı’nda 25 bin askerin korumasında çok şaşaalı bir törenle göreve başladı. Bu gülünç gösteri, aslında çöküşün bir başka türde ilanı. Çöküş derinleştikçe, şaşaa artarmış. Gelelim gerçeğe, ABD ekonomisi 2020'de yaklaşık yüzde 5 küçüldü. Bu, “Büyük Buhran”dan bu yana, son 90 yılın en büyük daralması! İstihdam 25 milyonun üzerinde azaldı ve milyonlarca Amerikalı şu anda acil yardım, işsizlik yardımları alıyor veya çaresiz pes ediyor. Esas olarak hizmet sektöründeki işletmeler kapandı ve yeterince aşı bulunup, yeteri sayıda Amerikalının aşılansa bile bu işletmeler açılamayacak. Kovid-19 virüs salgını karşısında, bireysel kâr sisteminin nasıl perişan olduğunu ABD dünyaya gösterdi. Marksist iktisatçı Prof. Michael Robert’sin son makalesinde naklettiği bir hesaplamaya göre, salgının ABD ekonomisine etkisi, GSYİH’nin yüzde 80’i oranında. Yani 2020 yılında 328 milyon Amerikan vatandaşının ürettiği gelirin yüzde 80’i salgın nedeniyle kaybedilmiş. (1)  ABD’de Biden hükümetinin ekonomiyi düzeltme şansı bulunmuyor. Çünkü sorun yapısal. ABD’nin geleceğini karartan belirleyici ekonomik gösterge, kâr oranlarının düşmesi. Prof. Roberts’in hesaplamasına göre, 1946’da yüzde 33 olan kâr oranı, 2020’de son 65 yılın en düşük oranına geriledi ve yüzde 12 oldu. ABD yönetimi, kamu yatırımlarını ve kamu harcamalarını artırsa bile ekonomisini düzeltmesi mümkün görünmüyor. (2)  ABD’nin çöküşünün kritik dönüm noktalarını şöyle özetleyebiliriz. “Hırsı boyunu aşan” ABD, 2003 Irak savaşında 8 trilyon doları çöllere gömdü. Bu ağır faturayı finans operasyonları ile karşıladı ve türev piyasaları çok hızlı büyüdü. 2008’de finans balonu patladı ve “Mavi gözlü, beyazların” ekonomik krizi gelişmiş kapitalist ekonomilerin nefesini kesti. ABD hâkim sınıfları krizin yükünü, dış sömürü mekanizması kısıtlandığı ve askeri olarak başarısız kaldığı için zorunlu olarak Amerikan halkının sırtına yıktı. ABD’de gelir dağılımında bozulma son 20 yılda zirveye ulaştı. Trump, bu kötü gidişe bir çare olarak “Önce Amerika” siyasetini uyguladı ama finans sermayesini dizginlemeye gücü yetmedi. Askeri gücünün zorladığı saldırganlıkla çıkış arayan Biden politikaları, mevcut ekonomik yetersizlik ve halkın büyük öfkesi nedeniyle ABD’nin çöküşünü hızlandırıp derinleştirecek. 

BÜYÜYEN TEK ÜLKE: SOSYALİST ÇİN

2020’de sadece ABD ekonomisi gerilemedi. Avrupa ülkelerindeki küçülme daha büyük. İngiltere yüzde 9.6, İspanya yüzde 8.7, Japonya yüzde 5.7, Almanya yüzde 4, Fransa yüzde 3.9 küçüldü. (3) Salgının kasıp kavurduğu dünyamızda tek büyüyen ekonomi ise Çin halk Cumhuriyeti oldu. Nedeni apaçık. Tekelci kapitalizmin bireyi ezen sistemini dışlayıp, toplum menfaatini ön plana alan sosyalizmin başarısı elbette.  Çin'in milli geliri, 2020'de 100 trilyon yuan (15,42 trilyon ABD doları) eşiğini aştı, 18 Ocak 2021 günü Çin Ulusal İstatistik Bürosu, Çin’in 2020’de yüzde 2,3 oranında büyüdüğünü ve Milli Gelirini 101,5986 trilyon yuan'a yükselttiğini açıkladı. 20 yıl önce Çin’in Milli Geliri 10 trilyon yuandı. 1.4 milyarlık ve nüfusunun çoğunluğu köylü olan Çin, 20 yılda 10 kat büyüdü. Çin, nominal değerlere göre dünyanın ikinci büyük ekonomisi, satın alma gücü paritesine göre ise dünyanın en büyük ekonomisi. Çin’in dünya ekonomisindeki payı yüzde 17’ye erişti.

Çin Ulusal İstatistik Bürosu Başkanı Ning Zijhe, büyümeyi tahıl üretimi, endüstriyel üretim, yüksek hızlı demiryolu inşaatı ve 5G teknolojileri gibi alanlardaki ilerlemeye bağladı.  Büyümenin esası emek gücünün artmasında. 2020 yılında yaratılan toplam kentsel iş sayısı, 11,86 milyon oldu. 10 milyon yeni iş yaratılması hedeflenmişti, gerçekleşen hedefe göre % 131,8 oldu. (4)

ÇİN YABANCI SERMAYE ÇEKMEDE REKOR KIRDI

Çin’e para akışı salgın yılında hızlandı. ABD ve AB’nin yaptırım ve tehditlerine pabuç bırakılmadı. Çin'de doğrudan yabancı sermaye yatırımında 2020’de rekor kırıldı. Ticaret Bakanlığı tarafından 20 Ocak 2021 günü açıklanan veriye göre, geçen yıl Çin'e gelen bankacılık, sigorta ve menkul kıymet yatırımları hariç olmak üzere doğrudan yabancı sermaye yatırımı yüzde 4,5 artışla 144,4 milyar dolara yükseldi. 2019'daki bu alandaki yüzde 2,4'lük büyümeyi salgın koşullarında neredeyse ikiye katladı. (5) Dünyadaki sanayi sermayesi, geleceğin Asya’da olduğunu keşfedenlerin öncüsü. 

Xİ JİNPİNG’İN SOSYALİST TEORİYE KATKISI

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping 11 Ocak Pazartesi günü ÇKP Merkez Parti Okulu’nda, salgın koşullarında ekonomik büyümeyi gerçekleştirmenin önemini ve bu başarının dayandığı temel esasları açıklayan bir konuşma yaptı. Üç adet yeni durum bulunduğunu söyledi: Yeni Etap, Yeni Felsefe, Yeni Paradigma. 

Xi’nin “üç yeni”sinin neler olduğunu anlarsak, Çin ile ilişkilerimizde daha başarılı oluruz. ÇKP’nin teorik yayın organı Qiushi ("Gerçeği Olguda Aramak” ) dergisinden aktaralım. (6)

ÇİN KALKINMASININ YENİ ETABI

Çin Cumhurbaşkanı Xi, ÇKP’nin 19. Genel Kurultayı’nda benimsenen “Kalkınmada Yeni Etap”ın neyi kapsadığını açıkladı. Xi, yeni gelişme etabının sosyalizmin birincil aşamasının içinde olduğunu, onlarca yıllık gelişme üzerine inşa edilmiş yeni bir başlangıç ​​noktası olduğunu söyledi. "Yeni Çin'in kuruluşundan bu yana, özellikle Reform ve Dışa Açılma’dan bu yana geçen kırk yılda, aralıksız çabalarımızla yeni bir yolculuğa çıkmak ve yeni ve daha yüksek hedeflere ulaşmak için sağlam bir maddi temel oluşturduk" dedi.

Xi, yeni gelişme etabının, modern, güçlü sosyalist ülke yaratmayı gerçekleştirmek üzere önümüzdeki 30 yıla yayıldığını söyledi.

Xi, sosyalizmin birincil aşamasının statik olmadığını, esas olarak çok dinamik, aktif, umut verici olduğunu ve güçlü bir canlılıkla hayata nüfuz ettiğini belirtti.

Çin sosyalizminin birinci aşamadan daha yüksek bir aşamaya ilerleyebilmesi için, modern ve güçlü sosyalist Çin'in inşasının tamamlanmasının ve Çin sosyalizminin tamamıyla modernleşmesinin gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.  Hem şu anda hem de gelecekte benzeri görülmemiş zorluklar ve fırsatlar olduğunu, ancak genel olarak fırsatların zorluklardan daha ağır bastığına işaret eden Xi’nin, kendi sözleriyle değerlendirmesi net: "Dünya, bir asra sığmayacak derin değişimlerden geçiyor, ancak zaman ve durum bizim lehimize."

YENİ FELSEFE

Xi, 18. ÇKP Genel Kurultayı’ndan bu yana, ekonomik ve sosyal kalkınmaya ilişkin birçok önemli teori ve kavram öne sürüldüğünü belirtti ve “Yeni Kalkınma Felsefesi”nin birincil ve en önemlisi olduğunu belirtti. Yeni Kalkınma Felsefesi’nin Çin'in ekonomik kalkınmada tarihi başarılar ve dönüşümler gerçekleştirmesine yol açtığını ifade etti. Aynı zamanda ÇKP Genel Sekreteri olan Xi Jinping, Parti üyelerine, "kökleri" ve "ruhu" halkın refahına hizmete ve ulusal diriliş için canla başla mücadele etmeye dayanan Yeni Kalkınma Felsefesi’ni tam ve özünü kavrayarak bütünlüklü bir şekilde uygulamalarını emretti. Xi, dengesiz ve yetersiz kalkınma sorununu aşmak için daha hedefli ve uygulanabilir önlemler alınmasının önemini vurgulayarak, Yeni Kalkınma Felsefesi’nin uygulanmasında sorunları çözmeyi esas alan bir yaklaşım gerektiğini belirtti. Potansiyel tehlikelere ilişkin uyanıklığı artırmanın gerekliliğini vurgulayan Xi, en kötü duruma göre hazırlanmaya devam etmenin ve her zaman daha zor durumlarla başa çıkmak için yeterli çaba gösterilmesi gerektiğini söyledi. "Savaşmak ve kazanmak için cesur olmalıyız. Kendimizi kapsamlı bir şekilde güçlendirmeliyiz" dedi.

YENİ PARADİGMA

Xi, yurtiçi ve yurtdışı pazarların birbirini güçlendirdiğini ve Çin’in kalkınması için iç pazarın dayanak noktası olduğunu, “çift devirli” yeni kalkınma paradigmasını daha hızlı bir şekilde kurmanın Çin'in genel gelişimi için önemli bir stratejik görev olduğunu söyledi. Çin’in, uluslararası arenadaki hızlı değişikliklere ancak iç devinimle dayanabileceğini belirtti. Başkan, ekonominin deviniminin önündeki engellerin kaldırılmasının, inovasyon ile teknolojik atılımları kolaylaştıran mekanizmaların kurulmasını ilerletmenin gerekliliğinin altını da çizdi. İç talebi artırmak, iç talebin potansiyelini açığa çıkarmak ve tüketici harcamalarını teşvik etmek için etkili bir sistem kurmanın önemine değinen Xi Jinping, böylece devasa ölçekli bir iç pazarın oluşumunu sürdürülebilir bir tarih akışı haline getirme çağrısında bulundu. Xi, Çin'in uluslararası işbirliği ve rekabete girmesi için içeride yeni üstünlükler yaratılması gerektiğini; yurt içi devinimin verimliliğini ve kalitesini artırmak için uluslararası devinimin kullanılmasına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

SONUÇ: SÖZÜ  PERİNÇEK’E BIRAKALIM

Önce bizi ilgilendiren soruyu soralım: Yükselen Asya’da Türkiye’nin konumu nedir? Sonra sözü Doğu Perinçek’e bırakalım: 

Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu, 19. yüzyılın “Avrupa asrı”, 20. yüzyılın “Amerika asrı” ve 21. yüzyılın da “Asya Asrı” olduğunu vurguladı. Dünyanın Asya Çağı’na göre yeniden mevzilendiğine dikkat çekti. "Biz de Asyalıyız” diyerek, Türkiye’nin yalnız yerküredeki yerini değil, daha önemlisi uygarlık kimliğini belirledi. " Sayın Bakan, bütün dünyanın Asya Asrı’nın bilincinde olduğuna ve buna göre siyasetler geliştirdiğine dikkat çekiyor.

 “Asya, 21. yüzyılda yalnız anakaranın adı değil, çağdaş uygarlığın adıdır. Uygarlık, Göbeklitepe’ye bakarsanız MÖ 10 binde Asya’da doğmuştu. Mezopotamya, Anadolu, Çin, Hindistan, Mısır, Orta Asya, İslam Dünyası, tekrar Anadolu ve Çin, 16-17. yüzyıllara kadar uygarlığın merkezi oldu. ‘Yeniden Asya’ kavramı bu tarihsel birikime dayanıyor. ‘Yeniden Asya Açılımı’, bir uygarlık seçimidir. Çağdaş uygarlığa yönelişin stratejik ifadesidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çağdaş uygarlığın ön mevzilerinde yer alma kararı vermiştir."

Şimdi Büyük Devrimci Önderimiz Atatürk’ün ‘çağdaş uygarlık’ hedefi güncellenmiş bulunmaktadır. Atatürk, hiçbir zaman “Batılılaşma” hedefi koymadı. Çağdaş Uygarlık davası, uygarlığın merkezinin tarih boyunca yer değiştirdiği bilinciyle açıklanmıştır."

Atatürk, 2 Mart 1922 günü İstiklâl Savaşı’nın ateşi içinde, Türkiye’nin konumunu açık ve kesin bir dille belirlemişti: “Biz Türkiyalılar Asyaî bir milletiz, Asyaî bir devletiz.” (7)

Ve şimdi Türkiye, Asya Çağı’nın ön mevzilerindeki stratejik atağı için yeni bir tarihsel dönemin kapısından girmiştir. "

Atlantik Çağı, yalnız dünyada değil, Türkiye’de de kapanmıştır. Türkiye, Asya’nın uygarlık mirasını temsil eden Çin, Rusya, İran ve Hindistan ile birlikte Çağdaş Uygarlığın öncü ülkeleri arasında yeni ufuklara yönelmektedir.” (8)

Adnan Akfırat/Aydınlık

KAYNAKÇA

1.https://thenextrecession.wordpress.com/2021/01/20/bidens-four-years/

2.https://thenextrecession.wordpress.com/2021/01/20/bidens-four-years/

3.https://www.statista.com/chart/18095/quarterly-gdp-growth-predicted-growth-selected-industrialized-nations-oecd/

4. http://en.qstheory.cn/2021-01/19/c_583601.htm

5. https://www.caixinglobal.com/2021-01-20/chart-of-the-day-foreign-direct-investment-in-china-hits-record-101653294.html

6. http://en.qstheory.cn/2021-01/12/c_581513.htm

7. Hakimiyeti Milliye, 5 Mart 1922. Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, c.12, s.297.

8. https://www.aydinlik.com.tr/haber/disisleri-bakanimizin-asya-cagindayiz-saptamasi-229966-1