Orhan Kavuncu milli güçlerin arasına kama sokmaya çalıştı, 'İslamcı bir grupla ulusalcı takımın ittifakı' diye tanımladığı milli güçlerle, Türk Milliyetçiliği arasında bir kavga olması gerektiğini savundu.

Aydınlık'ın haberine göre Orhan Kavuncu milli güçlerin arasına kama sokmaya çalıştı, 'İslamcı bir grupla ulusalcı takımın ittifakı' diye tanımladığı milli güçlerle, Türk Milliyetçiliği arasında bir kavga olması gerektiğini savundu. Kavuncu, Altaylı'nın da kendisinin de FETÖ'ye geçmişte 'cemaat' olarak baktığını, ufak bazı eleştirileri olduğunu söyledi, CIA'cı Ruzi Nazar'ı güzelledi.

İyi Parti’de İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’ya yönelik FETÖ iddiaları tartışılırken, Kavuncu’nun babası Orhan Kavuncu da FETÖ’den tutuklu eski MİT mensubu Enver Altaylı’yı savunmaya devam etti. Ahmet Davutoğlu’na yakınlığıyla bilinen EnPolitik’e konuşan Orhan Kavuncu, Altaylı ve CIA Ortadoğu Direktörü Ruzi Nazar’ı savundu, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i hedef gösterdi.

Röportajda Altaylı için “fikri gelişmemde ilk taşları döşeyen adam” ifadesini kullanan Kavuncu, FETÖ operasyonlarına da karşı çıktı. Kavuncu şunları söyledi:

MİLLİYETÇİLERİ KIŞKIRTMA ÇABASI

“Aslında kavga Avrasya ekolu, Ulusalcı Aydınlık Gazetesi'nin temsil ettiği zihniyetle Türk Milliyetçiliği arasında. Tabi 15 Temmuz öncesinden 17-25 Aralık öncesinden bu Suriye’ye giden TIR konusundan itibaren Türkiye’de Aydınlık ekibinin ulusalcı takımın siyaseten mevcut iktidara yaklaştığını görüyoruz. Doğu Perinçek'in bu hükümete açık desteği işte o TIR hadisesi 2012-2013 yıllarından itibaren başlıyor; o zamanlar MHP de hükümete şiddetle muhalefet ediyor. Sonra Doğu Perinçek takımı medyada İslamcı cenahtan da bir takım müttefikler buluyor yani bir paralel devlet yapılanması gibi bir şey ortaya çıkıyor. FETÖ’nün üzerine gidildiği gibi bunların da üzerine de gidilmesi gerek. Dolayısıyla asıl kavga, burada güya İslamcı bir grupla ulusalcı takımının ittifakının meydana getirdiği bir zihniyetle Türk Milliyetçiliği zihniyeti arasında bir kavga. Türk Milliyetçisiyim deyip de, bu iftiralara, çoğu siyasi gerekçelerle bilerek veya bilmeyerek sazan gibi balıklama atlayan arkadaşlarımızın kumpası görmesi gerekiyor.”

RÜYALARI BİLE ÇIKIYORMUŞ

Kavuncu röportajda, Enver Altaylı’yı neredeyse 'kutsal' ilan ediyor. Kavuncu, Altaylı’nın rüyalarının çıktığını şu sözlerle anlatıyor: “Davasına çok bağlı bir adam Enver Altaylı… O zaman yine bir gün beni aradı, MHP ülkücü kuruluşların duruşmaları başlamamıştı. 'Orhancığım ben rüyamda gördüm Türkeş Beyin bir tarafında Nevzat Kösoğlu, bir tarafında Agâh Oktay Güner, dimdik ayakta duruşmalara başlıyorlar' diye. Duruşmalar tam o görüntüyle, İstiklal Marşı okunarak başladı.”

CIA'DA OLMAK FIRSATMIŞ

Orhan Kavuncu, röportajda CIA Ortadoğu Direktörü Ruzi Nazar’a da değindi: “Yaşamanın bile mucize olduğu o şartlarda Ruzi Nazar CIA’dan iş teklifi almışsa, kabul etmesi hem hayati bir zaruret hem de Türkistan davası için bir fırsattır. Solcu kafalar dahi bunu anlayabilir, yeter ki azıcık vicdanı olsun. Bu bahtlı insanlar arasında benim tanıdığım iki üç kişi vardır: biri muhterem Ruzi Nazar; diğeri muhterem Dr. Baymirza Hayit, bir diğeri İzmir’de rahmetli olan Burhanettin Semerkantlı amca... Hepsi rahmetli oldu. Mekanları cennet olsun” dedi.

'BUNLAR BİR DİNİ CEMAAT'

Kavuncu, “2007-2010 yıllarında Enver Altaylı FETÖ hakkında ne düşünüyordu?” sorusuna verdiği yanıtta Fetullah Gülen 'cemaatini', bir dönem dini bir cemaat olarak gördüklerini de belirtti. Kavuncu şunları ifade etti: “Elbette tartıştığımız konular vardı ama FETÖ ile ilgili hiçbir tartışmamız olmadı. O yıllar, Fethullah Gülen’ e mektup yazdığı iddia edilen zaman ve daha öncesi, hepimizin cemaatle ilgili bir bakış tarzımız vardı. Enver Altaylı’nın da bakış tarzı benimkine benzerdi; yani bunlar dini bir cemaat, insanların milliyetçi muhafazakâr olması yönünde bir yaklaşımları var. Türk Milliyetçiliği zaviyesinden bakan birçok insan gibi ben de Enver Altaylı da, birincisi, şahsiyetli insan yetiştirmek, insan iradesine ipotek koymamak gerektiği noktasında eleştirimizi ettik, ikincisi 2011-2012’lerde, hatta 2009’dan itibaren Ergenekon Balyoz davaları başlayınca cemaatin siyasete bu kadar müdahil olmasından dolayı da cemaati eleştirdik. Bizim bunun dışında herhangi bir yaklaşımımız olmadı, içimizden gelen samimi sempatilerimiz, eleştirilerimiz, antipatilerimiz vatan millet zaviyesinden oldu.”