Muharrem İnce gerçeğinin ülke siyasetinde her geçen gün daha çok hissedilmesi, ‘Küçük olsun bizim olsun’ anlayışıyla yıllarca AKP karşısında yenilgilere abone olanları harekete geçirdi.
Sadece onlar değil her türden sözcüleri de Muharrem İnce ve Memleket Hareketi’ne yalın kılıç saldırmaya başladılar. 
AKP'den esirgedikleri eleştirileri Muharrem İnce'ye acımsızca yöneltiyorlar.
Başlattıkları nefret ve karalama kampanyasında ortak bir dil kullanıyorlar.
En çok da ‘Oyları bölüyorlar’, ‘AKP’nin bittiği dönemde Erdoğan’ın değirmenine su taşıyorlar’, ‘‘Saray operasyonunun parçası oluyorlar’ iftiralarını kullanıyorlar.
Oyları bölüyorlar diyenler, belli ki hesaptan hiç anlamıyor.
Deniz Baykal Genel Başkanlığı bıraktığında, yüzde 28,6 olan oy oranını 10 yılda yüzde 18’e kadar düşürenler, bu gidişle geride bölünecek ne kalacak sorusunu kendilerine bir sorsunlar.
Peki saldırdıkları Muharrem İnce ne yapmış?
Tek bir seçime katılmış ve yüzde 30,6 oy oranına ulaşmış.
Onlar, 10 yıl boyunca oyları çoğaltmak yerine sürekli azaltmış yani bölmüşler.
Oyları bölüyor iftirası atılan Muharrem İnce ise oy oranını yükseltmiş yani oyları toparlamış.
Oyları bölüyor diyenlerin yalanlarını bir örnekle daha çürütelim. Mevcut siyasi sistem ittifaklar üzerinden çalıştığına göre, Muharrem İnce'nin kuracağı parti de Millet İttifakı’nda yer alacak.
Oyları Millet İttifakı'na getirecek olan İnce bu durumda hangi oyları nasıl bölecek ki?
Onlar da bunu biliyorlar ve bölünecek dedikleri oyların, aslında şimdilik hanelerinde gözüken yüzde 18’den gideceğini biliyorlar. Sıkıntıları da bu. 
Yaklaşık 10 yıl boyunca hemen her seçim öncesinde, “AKP bu kez bitti. İktidara yürüyoruz” diyerek herkesi kandırdılar.
Ağzını açanı susturmak için de her yolu denediler. Susmayanları da bozguncu ilan ettiler.
AKP’yi okuyamayanlar, atacağı birkaç adım sonrasını öngöremeyenler, halka gitmeyi bilmeyenler, sahada çalışmayı bir kenara bırakıp her seçim öncesi sosyal medya üzerinden 'bu kez kazanıyoruz' içerikli mesajlar paylaşarak, sanal zaferler ilan ettiler.
Geniş halk yığınlarını, çapsız politikalarla AKP’nin etkisi ve denetimine bıraktılar. İşte bu Erdoğan’ın değirmenine su taşımak değil de nedir?
Geriye Saray Operasyonu iftirası kaldı.
Önce de söylemiştik, bir daha hatırlatalım.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, "CHP yönetiminden gayet memnunuz, mumla arasak bulamayacağımız bir rakip" sözleri Saray’ın tercihini kimden yana yaptığını kanıtlamıyor mu?
İstiyorlar ki Muharrem İnce siyaset yapmasın, köşesine çekilsin ve AKP karşısında çaresiz kalanların başarısızlığına ortak olsun. Beyler de her salı, Meclis'teki içi boş, tek düze, heyecan vermeyen, gaf üstüne gaf  yapılan grup konuşmalarıyla muhalefetçilik oynasınlar.
Ayrıca göz boyamak için de Erdoğan’a ve AKP’ye karşı en sert sözleri ben söylerim, havasında basın toplantılarında, sosyal medyada esip gürlesinler. Yetmedi birbirleriyle en protest benim yarışına girsinler. Sonra da takipçilerinden gelen “Vekilim helal olsun size” türünden mesajları okuyunca, görevlerini yaptıklarını sansınlar.
Bir yanda 50+1 bir diyerek büyük bir hedef koyan ve başaracağının sinyallerini daha şimdiden veren Muharrem İnce var.
Diğer yanda ise parti içi iktidarla yetinerek Türkiye'yi AKP’ye mahkûm eden ve özgüveni olmadığı için 'Dostlarımızla iktidara geleceğiz' söylemine sığınan bir zihniyet.
O dostlarla belki bir kez iktidar sofrasına oturacaklar, ama daha karınları bile doymadan kalmak zorunda kalıp 60 sene daha sofrayı rüyalarında görecekler.
Muharrem İnce'yi merakla, heyecanla bekleyenlere şu kadarını söyleyerek bitireyim; kurulacak partinin sadece tüzüğü bile devrim yaratacak, dengeleri alt üst edecek ve siyasetteki ağalık-marabalık düzenini yıkacak niteliktedir.