TEVFİK KADAN

Türkiye ile Mısır arasında 2013'ten bu yana süren gerginlikte buzlar erimeye başladı. İki ülkenin diplomatları önce Kahire'de, ardından Ankara'da bir araya geldi. İki ülke arasındaki sorunların adım adım ortadan kaldırıldığı görüşmelerde; gözler ortak iş birliği alanlarına döndü. Temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır'la bir deniz yetki alanı anlaşması imzalanabileceği mesajını verdi. Fakat bu anlaşma; doğru şekilde yapılmazsa bir takım tuzakları da içinde barındırıyor. O tuzağı TÜRKDEGS Başkanı Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı açıkladı.

Amiral Cihat Yaycı, önceki akşam Ulusal Kanal'da Seda Anık'ın moderatörlüğünde gazeteciler Mustafa İlker Yücel, Adnan Türkkan ve Ceyhun Bozkurt'un sorularını yanıtladı. Harita üzerinde bir sunum yapan Amiral Yaycı, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019'da imzalanan 'Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın önemine dikkat çekti. Bu anlaşma ile 28 derece doğu boylamının batısında geniş bir deniz yetki alanı kazandığımızı anlatan Yaycı, Türkiye ile Mısır arasındaki anlaşmanın Libya hattından başlamaması durumunda bu alanı kaybedeceğimizi söyledi. Yaycı, görüşmeleri yapan yetkilere şu sözlerle seslendi: 

“Libya’yla anlaşma yaptık. Bu hattı birleştirmez, Mısır’la buna göre anlaşma yapmazsak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti dimyata giderken evdeki bulgurdan olur. Libya anlaşması kadük olur. Yunanistan’ın yaptığı anlaşmayı kabul ettiğimiz anlamı çıkar. Buradan uyarıyorum. Bu vebalin altından kalkamazsınız. 28 derece doğu boylamının batısında, Libya’yla yaptığınız anlaşmaya dayandırmadan Mısır’la herhangi bir anlaşma akdetmeye kalkmayın. Hiç imzalamasanız daha iyi olur. Çünkü imzalanırsa bu memleket 3’te 1 deniz alanını kaybeder. 4 tane Kıbrıs Adası büyüklüğünde alanını kaybeder. Doğu’da da Filistin ve İsrail ile karşılıklı kıyılarımız olduğu gerçeği dikkate alınmalı ve koordinatlar ona göre verilmelidir.”

RUHSAT HALA VERİLMEDİ

Amiral Cihat Yaycı, Libya anlaşmasının koordinatlarının, dünyanın eğiminin de hesaba katıldığı gnomonic/jeodezik haritalar kullanılarak hazırlandığını ve bu bilimsel yöntem ile pek çok ülkenin karşılıklı anlaşmalar yaptığını hatırlattı. Bazı diplomatlarımızın bunu anlayamadığını ve Libya ile karşılıklı deniz sınırımızın olmadığını iddia ettiğini belirten Yaycı; bu tutumun Türkiye'ye büyük zarar verdiğini söyledi. Libya anlaşmasının deniz hukukuna ve diğer devlet uygulamalarına uygun şekilde yapıldığını kaydeden Yaycı, bu anlaşma ile kazandığımız deniz yetki alanına mutlaka sahip çıkılması gerektiğini belirtti. 

Türkiye, 18 Mart 2019'da Birleşmiş Milletler'e gönderdiği mektupta, “32 derece, 16 dakika, 18 saniye Doğu Meridyeni ile 28 derece Batı Meridyeni arasında kalan bölgede Türkiye’nin çıkarları vardır” demiş; “28 derece boylamının batısı da müteakip sınırlamalara esastır” beyanında bulunmuştu. Daha sonra Libya ile imzalanan anlaşmada Batı sınırı tam anlamıyla çizilerek 26 derece 19 dakika 11 saniyeye kadar deniz alanı uzatıldı. Anlaşmanın ardından Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) 26-28 derece boylamları arasındaki bölgede sismik araştırma ve sondaj için ruhsat başvurusunda bulundu. 7 adet yeni ruhsat sahası belirlenen bölge için ihale ve askı süreçleri 30 Kasım 2020 itibarıyla sona erdi. Fakat üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen TPAO'ya gerekli ruhsatlar hala verilmedi. Bu bölgeye herhangi bir sismik gemi gönderilmedi ve devlet uygulamaları yapılmadı. 

DEVLETTE ŞÜPHE ESASTIR!

TPAO'ya ruhsatın bir türlü verilmemesi, sismik faaliyetler yürütülmemesi ve Türk diplomatların Libya anlaşması için olumsuz ifadeler kullanması; gidişata ilişkin bazı soruları da beraberinde getirdi. 

Mısır, Yunanistan ile 6 Ağustos 2020'de 28 derecenin batısını kapsayan sınırlı bir MEB anlaşması imzalamıştı. Kahire'nin Türkiye ile de 28 derecenin doğusunu kapsayan sınırlı bir MEB anlaşması imzalayabileceği değerlendiriliyor. Fakat bu yaklaşım, Türkiye için Libya hattının terk edilmesi anlamına geliyor. Aynı zamanda kullanılan metodolojinin çöküşü, ileride İsrail ve Lübnan gibi ülkelerle anlaşmayı da zora sokabilir. Halbuki Türkiye'nin Libya anlaşmasındaki yöntem ile Mısır GKRY'den 15.000 km2, Yunanistan'dan 6.500 km2 kazanıyor. Glafkos gaz sahasının da keşfedildiği bu bölgede tam 100 milyar dolarlık zenginlik bulunuyor. Bunun yanında Lübnan Rumlardan 3.957 km2, İsrail 4.600 km2, Filistin 10.000 km2 deniz alanı kazanıyor. İşte Amiral Cihat Yaycı tam da bu noktada uyarıyor:

“İçimizde FETÖ gibi bir hain örgüt var. Bugün bakanlıkların başkaca örgütler ya da fonlar ya da lobiler tarafından ele geçirilmediğini asla kimse düşünmesin. Devlette şüphe esastır. Başka lobilere başka ülkelere hizmet edebilecek, onların etkisinde kalıp onların tezlerini Türkiye’ye lanse edip bunu kağıda dökecek karakterde insanların olabileceğini, devletin içerisine sızmış bir takım casuslar olabileceğini asla unutmamak lazımdır. Bunu yapanlar vatan hainliği yaparlar.”

'BU İŞ BASİT BİR İŞ DEĞİL'

Turkish Heritage Organization (THO) tarafından 18 Şubat 2020'de ABD'de düzenlenen bir konferansa, Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Çağatay Erciyes de davet edilmişti. Erciyes, burada yaptığı sunumda, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkları ve Türkiye'nin pozisyonunu anlatmıştı. Harita üzerinde Türkiye-Libya deniz sınırını gösteren Erciyes; “Bunu iddia edemem ama Türkiye adına sunum yapıyorum.” ifadelerini kullanmıştı. Erciyes'in sözleri, salonda gülüşmelere neden olmuştu. Sunumunun ardından geçilen soru-cevap kısmında ise Çağatay Erciyes daha açık konuşmuş ve “Kişisel düşüncem; Türkiye ile İsrail arasında deniz sınırı olmadığını yönünde.” demişti.

Amiral Cihat Yaycı; Erciyes'in ismin vermeden şu soruyu yöneltti:

“‘İsrail’le Türkiye’nin karşılıklı kıyısı yoktur’ diyen yurtdışındaki bürokrat hala görevde midir ve Mısır’la görüşmelere katılıyor mudur? Eğer katılıyor ise sonumuz kötü demektir. Baştan yenik başlıyoruz demektir. Bu görüşmeler esnasında bir üniversite 'Doğu Akdeniz’de haritamız nasıl olmalıdır' diye sempozyum yaptı. Dedim ki; oradaki hocalarımızdan birine ben enlem ve boylam vereceğim. Bana haritadan o noktayı göster. Daha o noktayı koyamayan insanlar ahkam kesiyorlar. Bu iş böyle basit bir iş değil. 

“Ben Libya anlaşmasını söylediğimde, Dışişleri bürokratlarının bunu anlamaları mümkün değildi. Görevdeyken yazdığım 'Libya Türkiye’nin Denizden Komşusudur' kitabı ile kamuoyu gündemi oldu. Konu sürüncemedeydi. Ne zamanki Sayın Cumhurbaşkanı bunu gördü; siyasi zekayla hemen kavradı ve Kaddafi’yle gitti görüştü. Ama Arap Baharı'ndan sonra inkıtaya uğradı. Sonra tekrar bu konu gündem oldu. Cumhurbaşkanı'nın yegane iradesiyle imzalandı.”

'TÜKÜRDÜĞÜNÜ YALATMAZSAK DEVLETİN PRESTİJİ KALMAZ'

Amiral Cihat Yaycı, Filistin'in GKRY elçisine de sert sözlerle tepki gösterdi. Filistinli elçinin Türkiye'yi Kıbrıs'ta işgalci olarak tanımlandığını belirten Yaycı, şunları söyledi:

“Önceki gün Filistin’in GKRY Büyükelçisi bir açıklama yaptı. İsrail’in Filistin meselesindeki politikasını eleştiriyor: ‘Bu bir çatışma değil, işgalci bir güç. Ve Filistin işgal altındadır. Bu işgal kelimesinin siz Kıbrıslılar için nasıl hissettirdiğini de gayet iyi biliyorum.’ 

MEB konusunda da 'Filistin olarak Türkiye ile MEB sınırlandırması yapmayacağız' diyor. Biz Filistin’e bu kadar destek verirken, bu tükürük bu adama Türkiye tarafından yalattırılmazsa, Türkiye bu adama bu sözünü geri aldırtmazsa devletin prestiji kalmaz. 

Biz bunları yayınladık. Altına ‘yönetenler ayrı, halk ayrı’ yorumları geldi. O zaman yönetenlere söyleyeceksin. Yönetenler bunu değiştirecekler. Sen o zaman Filistin’e neden destek sağlıyorsun? Biz bu kadar destek verirken, birçok yaptırımla da karşı karşıya kaldık. Birçok menfaati de riske ettik. Bunun kesinlikle düzeltilmesi lazım.”

Aydınlık