Merkez Bankası, faizi yüzde 10,25'ten yüzde 15'e yükseltti. Bu karar A Haber canlı yayınında değerlendirildi. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, kararın enflasyona etkisiyle ilgili A Haber canlı yayınında şunları söyledi.

HEM DÖVİZ KURLARI HEM DE ENFLASYON...
"Biraz önce karar metnini görmeden söyledim Merkez Bankası bundan sonra sadeleşme dediğim o adımı kullanacak. Karar metninde çok net olarak söylüyor; bundan sonra politika faizi dediğimiz repo faizini kullanacak. Bu bir defa sevindirici çünkü sadeleşmeyi sağlıyor.

Sadeleşmeyi sağladığı sürece ben döviz kurları üzerinde çok ciddi bir etki doğuracağına inanıyorum. Hem de döviz kurları üzerinde etki getirmesi enflasyon üzerinde de bir etki getirecektir. En son tahmini 12,46 civarında. Şimdi burada faizi 15 seviyesine çekti. Beklenen enflasyonun üzerine çekti faizi.

Bu şu demek Merkez Bankası diyor ki 'benden önden yüklemeli olarak yapıyorum bunu daha aktif davranacağım. Şu anda bence TL varlıklar daha cazip hale geldi. Sadeleşme hamlesi de enflasyon üzerindeki baskıyı artıracaktır. Böylece enflasyonda da bundan sonraki süreçte fiyat istikrarında bir etki yapacaktır. "

İŞTE UZMANLARIN MERKEZ BANKASI KARARINA YORUMLARI

Belgin Maviş Ekonomist: Şu an tepkilere baktığımda BIST 100 endeksinde 1306 puana yükseliş var. 1280 seviyesindeydi. Dolar/TL'de de 7,52 seviyesinde hızlı bir geri çekilmeyi gördük. Bu piyasa beklentilerini karşıladığı görülüyor. Aynı zamanda da 10 yıllık tahvil faizimiz de, bunun fiyatlamasını görüyorduk. Şu anda piyasa alış şeklindeki hareketlerle kutluyor ya da beklentileri karşılıyor diyelim.

Bu tabi sayın Cumhurbaşkanının açıklamalarına hem de enflasyonla mücadelede gereken adım atılacağını söyleyen sayın Naci Ağbal'ın da görüşlerini destekler nitelikte. Bu açıdan baktığımızda piyasaların beklentilerini karşılayan bir faiz artışını Merkez Bankası gerçekleştirmiş oldu.

Gülşen Coşkun Gazeteci: Piyasanın beklediği gibi faiz arttırımı görüyoruz. Merkez Bankası ilk kez Naci Ağbal başkanlığında toplanmıştı. Bir faiz artırımı geldi. Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 15'e yükseldi. 10.25'ti son toplantıda sabit tutulmuştu. Evet bir artış var. 475 baz puanlık bir artış gerçekleşti. Piyasa beklentisi de buydu. Detaylar şöyle tüm fonlamanın temel politika aracı olan bir hafta vadeli repo faiz oranı üzerinden yapılmasına karar verilmiştir vurgusu da var. Küresel ekonomiye ilişkin 3. çeyrekte kısmi toparlanma gösterdiği vurgulanıyor. Covid artışı sebebiyle belirsizlikler yükselmiştir açıklaması yapılmış küresel ekonomi açısından. Diğer yandan salgın döneminde sağlanan güçlü kredi ivmesinin gecikmeli etkileriyle artan iç talep ithalat kanalıyla cari işlemler dengesini olumsuz etkilemektedir tespiti de var. TL'deki değer kaybının gecikmeli etkileri uluslararası gıda fiyatları yükseliş ve enflasyon beklentilerindeki bozulma enflasyon görünümünü olumsuz etkilemektedir. Enflasyon bundan sonrası için gözümüzün kulağımızın olduğu bir durum diyor. Döviz kuru oynaklığı sebebiyle bir yükselişe işaret ederken geçici olacağı belirtiliyor. Bu doğrultuda risklerin bertaraf edilmesi ve dezenflasyon sürecinin yeniden başlaması için parasal sıkılaştırma vurgusu yapılmıştır. Önümüzdeki dönemde parasal duruşun sıkılığı ve enflasyonda kalıcı düşüş sağlanana kadar devam edecektir. Bundan sonra gelen verileri takip edeceğiz diyor Merkez Bankası yaptığı açıklamada.

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu Piri Reis Üni. Rektör Yrd.: Olumlu bir gelişme. Gerçekten piyasa beklentisi buna yakın oluşmuştu. MB uzun süredir piyasaların arkasından gidiyordu. Bu adım net şekilde tekrar haftalık repo ile finansmanın yapılacağı seviyeye getirildi. Öngörülebilir bir noktaya geldi. Zaten fiili faizi de bir miktar geçerek piyasanın da önüne geçti. Beklentinin karşılanması istikrar için ön koşuldu.

MB muhtemelen bundan sonra zaten kurlardaki artışın da son dönemdeki geçici olduğu vurgusu kurlarda bir baskı olmayacağı yönünde okuyorum. MB'nin kafasında biraz burada durup enflasyonu kontrol altına alındıktan sonra düşüşe geçmek. Bun sonraki aşama.

Son cümlesi bu kararlılığı gösteriyor diye okuyorum. MB şu an için bu son noktayı kafasında koymuş gibi gözüküyor.



Prof. Dr. Sefer Şener İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi: Piyasa beklentisi 475 baz puandı. Açıkçası ben bu kadar yüksek oranlı düşüş yapacağını da düşünmemiştim. Ben daha çok taban kısmında kalanlardanım oran olarak. 200 250 baz puanlık bir tahminde bulunmuştuk. Fakat şunu söyleyelim, bunun ilk etkilerini biz bir haftalık süre içerisinde özellikle kurlar üzerinde net olarak göreceğiz. Şu anda kurlar üzerinde bir gerileme var. Bu tabi borsayı pozitif etkileyecek. Ama şunu da unutmamak lazım, yapılan tüm anketler zaten ortalama bazda 400475 faiz artışını beklediğini gösteriyordu. Biliyorsunuz en son 14,56'ları görmüştük ağırlıklı ortalamada.

Tuncay Turşucu Integral Yat. Araş. Dir.: Beklenti zaten 10 gündür satın alınan bir beklentiydi. Beklenti büyük bir kısmı yansıtılmıştı. Burada önemli olan MB piyasa beklentilerini çok iyi almış. Gayet iyi şekilde de yansıtmış durumda. Sistemde bir rasyonelleşme var.

İleriki günlerde kurda 7.477.50'deki 22 haftadaki ortalamaya göre düşüş olacağını düşünüyorum. Banka hisselerindeki alımların ilerleyen günlerde de süreceğini düşünüyorum. Hayırlı olsun.

Cari açığa bir atıf var. Tüm bunlar aslında faizleri yükselterek portföy girişini sağlamak ve MB rezervine katkıda bulunma amacı var.

Dolarizasyonun da çözülmeye başlaması durumunda kurda daha sert aşağı adımlar olabilir. Biraz daha zaman var.

BDDK'dan da bir açıklama olabilir. Maliye Bakanlığı'ndan da bir açıklama olabilir. Bunlar da olursa tam bir eşgüdüm şeklinde bir hareket olabilir.

Prof. Dr. Kerem Alkin Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi: Piyasa açısından Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası yönetiminin aldığı bu kararı yine geçmişteki gibi bir bazuka etkisi olarka ifade edebiliriz. Ama bu atılan adım reel sektörün desteklenmesi noktasında; dün sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi şurasında altını kuvvetle çizdiği noktada, Türkiye'de reel sektörün çok yüksek reel faiz yüküyle kredi kullanması gibi bir tabloya asla dönüşmemeli.

Dolayısıyla bu atılan adım sonrasında enflasyonda olağanüstü hızla etkili sonuçlar alıp, enflasyonun belini kırıp, enflasyonu 2021'in başından itibaren tek haneye düşürüp, bunu başarma noktasında da derhal bu yükselmek durumunda kalmış olan faizleri de hızla aşağı çekerek; hem kovid19 süreci hem de sonrasında Türkiye'de yeni bir büyüme hamlesinin gerisinde kalmamak lazım.

Eral Karayazıcı – Gedik Portföy Fon Yönetim Müdürü: TCMB bugün öngörülebilirlik ve sadeleştirme adına önemli bir karara imza attı. Toplantı öncesi yüzde 14,75 olan fiili faizin 25 BP üzerine haftalık faizi yükselterek aslında 0,25 puanlık bir faiz artışı yapıldı. Karar enflasyon beklentilerini aşağıya çekecek ve Türk varlıkları adına destekleyici olacaktır.

Geçen hafta verilen mesajlar ülkeye güçlü yabancı girişine neden olmuştu. Şüphesiz bu yatırımcıların bir bölümü kar realizasyonuna gidebilir. Ancak yeni girişler ile ben önümüzdeki 36 aylık vadede başta Türk Lirası Türk varlıklarının ilave primlere sahne olabileceğini düşünüyorum.

Toplumda en önemli yanılgı TCMB'nin bu adımını takiben yarın mevduat ve kredi faizlerinde dikkate değer yükseliş olacağının sanılması. Böyle bir şey olmayacak. Aksine Türkiye risk primi gerilemeye devam ederse birkaç ay sonra piyasa faizinin TCMB faizinin de altında oluşması zemin kazanacaktır.

Gerek dolar ve Euro gerek altın halen benzerimiz ülkelere kıyasla Türkiye'de yüksek değerle işlem görüyorlar. Ben açıkçası önümüzdeki 36 aylık vadede bu farkın bir kısmının daha kapanabileceğini ve dolar/TL'nin 7.00 TL civarına gerileyebileceğini düşünüyorum.

Murat Özsoy – Biz Finansal Danışmanlık Kurucu Ortağı: TCMB, yapmış olduğu 475 baz puan artış ile dolarizasyon eğiliminin tersine dönmesini ve bir hafta vadeli repo faiz oranının parasal duruş için tek gösterge haline gelmesini hedeflediğini net olarak göstermiş oldu. Bu kararı ile piyasanın önüne geçerek konumunu sağlamlaştırarak olması gereken yerini aldı. Diğer alternatifler olan pas geçilmesi ya da 200250 baz puan gibi bir artış yapılsa idi öncelik TL'nin değer kaybı olmayacak ve reel sektör üzerindeki finansman yüklerinin daha da ağırlaşmaması olacaktı.

Şimdi bu kararın ardından gözlerimiz Bankaların bu kararı mevduat hatta özellikle kredi fiyatlarına ne şekilde yansıtacağı yönünde olacak. Eğer Bankalar bu faiz artışını, müşterileri olan firmalar tarafından kullanılmakta olan aktif ticari kredilere yansıtırlarsa bu durumda reel sektör üzerindeki borç yükünün daha da arttığı günler yaşayabiliriz. Bu finansman maliyetlerinin firmalar tarafından son kullanıcılara, yani fiyatlara yansıması olursa beklenen enflasyon düşüşünü de kısa vadede görmemiz güç olacaktır. Önümüzdeki günler bize şunu gösterecek; fiyatlar genel seviyesindeki artışın ana tetikleyicisi TL değerinin dolar ve Euro karşısında hızlı erimesi mi yoksa faiz oranlarının yüksek seyretmesi mi? Ancak bu kanıya net olarak varabilmemiz için faiz kararı sonrasında 7.50 TL seviyelerini gören sonra 7.60 TL üzerine çıkan dolar/TL kurunun stabil seyrini koruyabilmesi ve Dolar Endeksinde meydana gelebilecek artışlara dayanabiliyor olması lazım.