Türkiye’nin birinci sıradaki gündemini bu hafta da konuşamayacağız.
84 milyonun kilitlendiği CHP’deki istifalarla ilgili bizim de söyleyeceklerimiz var.
Önce gerçek gündem hakkında birkaç saptama yapalım:
Başkanlık koltuğunu devralan Joe Biden döneminde de ABD’nin PKK/YPG’ye desteği artarak devam edeceği anlaşılıyor.
Rudaw’a konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi:
“Sahada IŞİD’e karşı mücadelede aslan payını alan DSG, yetenekli ve kararlı bir askeri ortak olmaya devam ediyor” vurgusunu yaptıktan sonra, “Suriye halkının geleceği için insani ihtiyaçları karşılamak, gerekli istikrar ve güvenliği sağlamak adına desteğimize devam edeceğiz” dedi...
ABD, Suriye halkının “insanı ihtiyaçları” için elinden geleni yapacakmış!
Suriye’nin “istikrar ve güvenliğini sağlamak” başlıca dertleriymiş!..
***
Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı, Ayn el Arab’ın (Kobani) terör örgütü DEAŞ’tan alınmasının 6. yıl dönümünde YPG’yi kutladı...
YPG, PKK’nın Suriye’deki koludur...
Kutlanan aslında ABD’nin kara gücü olan PKK’dır...
***
ABD, yanıbaşımıza, 30 adet “Black Hawk” helikopteri konuşlandırdı.
Yunanistan, ABD’nin Batı Trakya bölgesine askeri yığınak yapmasına izin verdi.
Helikopterler, Dedeağaç’taki Dimokritos Havalimanı’nda ağustos ayına kadar kalacaklar.
Belli ki, ABD, “boğazları kullanmadan Karadeniz’e çıkma” planını, Bulgaristan üzerinden hayata geçirecek.
Lozan’ı delme planı da diyebileceğimiz bu hamlenin amacının, Türkiye’yi kuzeyden, Rusya’yı güneyden kuşatmak olduğu son derece açıktır.
Uzun vadede Orta Asya’daki Türk devletleri üzerinden Çin’i de Kuzeyden kuşatma planının ön hazırlığıdır.
“Dost ve müttefik” olarak ezberlediğimiz Amerikalıların, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi hidro-karbon kaynaklarından yararlandırmamak için yapmadıkları cambazlık kalmadı.
Irak ve Suriye’nin kuzeyinde “Kürt Devleti” kurdurmak için de tam seferberlik ilan ettiler...
Düşmanca tavırlarını gizlemeyen ABD, Türkiye’deki iktidarı düşürmek için muhalefete destek vereceğini de söylemekten çekinmiyor.
Bu koşullar altında Başkan Biden’i herkesten önce kutlamak; Türkiye için “demokrasi vurgusu” yapmasını istemek hainliklerin en büyüğüdür; düşmanla işbirliğidir, beşinci kol faaliyetidir...
Başkan Biden’i en iyi tarif edenlerden biri Soner Polat’tı.
Soner Polat27 Ocak 2016’da, onu iki yüzlü Roma tanrısı “Janus”a benzetmişti.
Bir yüzü Kürt, bir yüzü Rum demişti...
***
Umudunu Biden’e bağlayanların elindeki en önemli silah, ne yazık ki, emperyalizme diz çöktürenlerin kurduğu CHP’dir.
CHP, bugün Y-CHP’ye dönüştürülerek emperyalizmin hizmetine verilmiştir.
O bakımdan istifalar son derece önemlidir ve tartışılmalıdır.
Yorumcuların arkası gelecek dediği, son istifaları bu bağlamda değerlendirelim:
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in yorumu iğrenç ve her zamanki gibi seviyesizcedir.
Mehmet Ali Çelebi ve arkadaşlarının istifasını “Saray’ın operasyonu” olarak nitelemek, Y-CHP’nin bir “ABD projesi” olduğunu gizlemeye yetmeyecektir!
***
Başta esas duruşunu hiç bozmayan kahraman komutan Teğmen Mehmet Ali Çelebi olmak üzere, istifa tercihini kullanmak zorunda kalan diğer iki milletvekilini yürekten kutluyorum.
Ergenekon ve Balyoz davalarını destekleyen işbirlikçiler; Davutoğlu, Babacan, Karamollaoğlu, Akşener, Gül ve Bahçeli gibi yanar döner siyasetçilerle, CHP koridorlarından karşılaşmamak isteği, alkışlanacak bir siyasi duruştur.
Siyasette eğilip bükülmeyen Mehmet Ali Çelebi’yi bu dik duruşu nedeniyle bir kez daha kutluyorum...
***
Mehmet Ali Çelebi, Kara Harp Okulu’nu birincilikle bitirmiş; Ergenekon davasında 41 ay tutuklu kalmış; kararlılığını ve çizgisini hiç bozmamış Atatürk’ün askeridir.
Acaba böyle birini Dersimli Kemal neden milletvekili seçtirmiştir?
Can alıcı soru budur.
Cevabını veriyorum:
Ergenekon tertibi başladığı tarihlerde; CHP’nin başında Baykal vardı ve bu davanın avukatlığına soyunmuştu.
AKP Genel Başkanı Erdoğan ise aynı davada savcı olmakla övünüyordu.
FETÖ’nün bir kaset kumpası ile Baykal’ı istifaya mecbur bırakmasından sonra, CHP Genel Başkanlığına oy birliğine yakın bir destekle getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Ergenekon ve Balyoz davaları karşısındaki duruşunu hatırlatmak istiyorum:
Kendine verdiği utanılacak isimle, Dersimli Kemal:
İki CHP milletvekilinin de tutuklu olduğu bu davaların sanıklarını sahiplenmek şöyle dursun; “CHP’yi darbecilerin yanında göstermemek gerekir” diyerek, bu davaların sanıklarını peşinen “darbeci” olarak ilan etmiştir.
Bu kadarla da kalmamış, “Ordu darbecilerden temizlenmeli” diyerek, kumpas davalarına destek vermiştir.
Özetle Dersimli, kamuoyuna şu mesajı vermiştir:
Bu davalarla Ordu darbecilerden temizlenmektir...
***
İlanihaye bu ayıbı sırtında taşıyamayacağını anlayan Bay Kemal; söz konusu davaların en gözde sanıklarından olan Teğmen Mehmet Ali Çelebi’yi, bu ayıbını örtmek için İzmir’den milletvekili adayı göstermek zorunda kalmıştır.
Böylece, önceki işbirlikçi tutumunu unutturmaya çalışmıştır...
Olayı bu yönüyle değerlendirmek gerekir...
***
Teğmen Mehmet Ali Çelebi, CHP milletvekili olarak görev yaptığı süre içerisinde, çizgisini hiç bozmamış, yeri geldiğinde parti disiplinine de uyarak, yönetime gerekli uyarıları yapmıştır.
Kendisine verilen cevap ilginçtir:
“CHP’de genel başkana mektup yazılmaz.”
CHP’yi ele geçiren 10 Aralık Hareketi’nin yöneticilerince, kolayca kontrol edebileceklerini sandıkları Çelebi’nin yazılı uyarılarına yanıt verilmeyerek onu etkisiz eleman haline getirmeyi denemişlerdir.
Bekledikleri gibi olmadı gelişmeler...
Çelebi, CHP seçmenini ve Türk halkını uyarma görevini Y-CHP’den “istifa” ederek yerine getirmiştir.
Kendisini bir kez daha kutlarım...
Gerçek bir çelebidir...
***
Y-CHP’nin ABD’ye olan ilkesiz bakışı, HDP/PKK ile işbirliği yapması, FETÖ’ye karşı yapılan operasyonlara karşı durması, AKP artıklarını “dost” olarak ilan edişi, Ekmelettin İhsanoğlu ve Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı yapmak için olağanüstü çaba sarf etmesi, Türkiye’nin ulusal çıkarları konusundaki duyarsızlığı, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini sulandırması gibi konular birlikte değerlendirildiğinde; Y-CHP’nin Atatürk ve arkadaşlarının CHP’si olmaktan çok uzaklaştığıapaçıktır.
Son dönemde tek adayla kongrelere gitme kararı alması, kurultay delegelerini Genel Merkezden atamadan farksızdır.
Büyük Kurultay’a tek genel başkan adayı ile gidilmesi ise parti içi demokrasinin nasıl işlediğinin en çarpıcı kanıtıdır.
Hal böyle olunca, CHP’yi geri almak da oldukça zorlaşmış, hatta imkansız hale gelmiştir...
O bakımdan, istifa etme yerine parti içerisinde kalıp mücadele verme yolu tıkanmıştır.
İstifa ederek görevini yerine getirmekten başka yolu kalmayan bu yurtsever gerçek CHP’li milletvekillerini, bir kez daha kutluyorum...
Emperyalizmi ahtapot gibi düşünürsek, Türkiye’deki kolu Y-CHP’dir.
Y-CHP güçlendikçe bölgede Amerika güçlenecektir.
Bölge halklarının başına iyice bela olacaktır...
Av. Cemil Can
İLK KURŞUN