ERCAN DOLAPÇI

Amiral Soner Polat’ı kaybedişimizin ikinci yılı… Türk denizciliğinin yıldızı olan Amiral Polat, 30 Eylül 2019 günü amansız bir hastalık sonucu en verimli çağında hayatını kaybetti. Polat, İstanbul Zincirlikuyu’daki mezarı başında silah arkadaşları, partili arkadaşları ve aile yakınlarının katılımıyla anılacak. Aynı zamanda Aydınlık yazarı da olan Polat’ı biz de saygı ve özlemle anıyoruz.

Mavi Vatan’ın yılmaz savunucusu ve stratejik düşünceleriyle yakın zamandaki gelişmelere yön veren Emekli Tümamiral Soner Polat, özellikle ABD’nin Irak ve Suriye üzerinden Türkiye’yi kuşatarak bölme girişimlerine karşı, “Suriye’nin kuzeyine mutlaka müdahale edilerek kararlılık gösterilmesi gerektiğini” savundu. Polat bu isabetli öngörüsünde haklı çıktı ve Türkiye bölgeye üç büyük operasyon yaparak ABD’yi geriletti. Rusya ve İran ile stratejik iş birliğine yöneldi. Mavi Vatan’da ise dosta düşmana kararlılığını gösterdi. Akdeniz’de yeni hamleler yaparak Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)'yi belirleyen Libya Anlaşması'nı imzaladı. Bununla Akdeniz’de bir anlamda sınır taşı koydu. Bu ölçü alınarak Mısır yanımıza çekildi. Bölgede ABD-İsrail ve Yunanistan planları bozuldu. İşte Polat, yıllardır bunun savunuculuğunu yapmıştı. Türklerin denizci olduğunu ve gelecek yüzyılda daha fazla denizcileşmemiz gerektiğini belirterek bu konuda Aydınlık’ta köşe yazıları yazarak, Ulusal Kanal’da konuşarak mücadele etti. Yetmedi bu konuda üç önemli kitabı da kaleme aldı.

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİ

Soner Polat 1958 yılında, Van’da dünyaya geldi. Deniz Harp Okulu’ndan 1979 yılında mezun oldu. Çeşitli harp gemilerinde görev aldı. Turgutreis fırkateyninin komutanlığını yaptı. Burak sınıfı korvetlerin komodoru oldu. Genelkurmay karargâhında istihbarat görevlerinde çalıştı. Roma Deniz Ataşesi olarak İtalya’da bulundu. Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın özel sekreterliğini yaptı. Deniz Kuvvetleri İstihbarat Daire Başkanı oldu. Deniz Harp Akademisi, Silahlı Kuvvetler Akademisi ve NATO Savunma Koleji’nden (Roma) mezun oldu. Tuğamiralliğe 2005 yılında terfi etti. Bu rütbede, 2005-2007 yıllarında Ankara’da Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı, 2007-2009 yıllarında Mersin’de Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı olarak görev yaptı. Tümamiralliğe 2009 yılında terfi etti ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Lojistik Başkanlığı’na atandı. Bu görevini sürdürürken, 11 Şubat 2011 tarihinde Balyoz davası nedeniyle tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevi’ne konuldu.

2013 Ağustos ayı Yüksek Askeri Şûrası’nda emekli edildi. Emeklilik sonrasında, 6 Eylül 2013 tarihinde Hasdal’dan Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Balyoz davasında özel yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 18 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı ve bu hüküm Yargıtay tarafından onandı. Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz davasında hak ihlali yapıldığına yönelik oybirliğiyle aldığı kararı neticesinde 19 Haziran 2014’te tahliye edildi.

Soner Polat, Şubat 2015’te Vatan Partisi’ne üye oldu. Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. Sevgi Polat ile evli. İstiklal Harbi’nde Bahriyemiz, Yeniden Kazanmak ve Türkiye İçin Jeopolitik Rota, Mavi Vatan için Stratejik Rota adlı kitapların sahibi...

‘BÜYÜK İNSANLAR ÖLMEZLER’

Partili arkadaşı Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Amiral Polat’a mezarı başında şu sözü verdi: “Büyük insanlar ölmezler, öldükleri zaman büyük ölü diyoruz onlara. Biz ve o büyük ölüler her zaman bizlere örnek olarak yaşarlar. Soner Polat komutanımız da Türk milletine, Mustafa Kemal’in askerlerine, öncülerine bu milletin bütün güzelliklerini taşıyan, geleceği taşıyan sizlere büyük bir hatıra bıraktı, büyük bir kararlılık bıraktı. Başı dik, bağımsız, üreten Türkiye davasını, Mustafa Kemal’in davasını bir emanet olarak, bir armağan olarak bıraktı. Önümüzde büyük zorluklardan Türkiye’yi çıkarma görevi var. Size güvendi; bu emanete, bu davaya sonuna kadar hep birlikte, sahip çıkacağımıza, onun büyük huzurunda bir kez daha yemin ediyoruz.”

TARİHİ KONUŞMASI

Cesurdu. Öncüydü ve stratejik akla sahipti. Gerçek bir kurmay subaydı. Hep daha fazlasıyla önde oldu. Çağını iyi tahlil eden ve çözümleri de ortaya koyan bir subaydı. Bu siyasetçiliğine de yansıdı. Ergenekon ve Balyoz tertiplerinin arkasında ABD emperyalizminin olduğunu başından itibaren saptadı ve buna göre mücadele etti. Bunun da ancak Vatan Partisi saflarında yapılacağını gördü. Çıktı ve hemen Parti'ye üye oldu. Bir nefer gibi çalıştı. İlk kongrede genel başkan yardımcılığına getirildi. 11-13 Mart 2017 tarihinde yapılan kurultayda yaptığı tarihi konuşma, destan niteliğindedir. Şu sözleri unutulmaz:

“Vatan Partisi namus, emek ve vatan kavgasının verildiği kutsal ocaktır. Vatan Partisi 57. Alay’dır. Hasan Tahsin’dir. Şehit Kubilay’ın temiz kanıdır. Mehmetçiktir. Bugünü yarına bağlayan altın kemerli köprüdür. Göğsümü gere gere haykırıyorum; Vatan Partisi’nde sadece bir nefer olmak, üye olmak TBMM’nin vekili olmaktan çok daha değerlidir. Fetullahçı çetenin hedef aldığı tek grup Vatan Partisi’dir. Vatan Partisi’nde hormonlu, GDO’lu tohumlar yeşermez. Türkiye’yi Atatürk’te birleştiriyoruz. Komşu ülkelere Türkiye’nin sıcak yüzünü gösteriyoruz. Vatan Partisi’nin rotası ebedi ve ezeli başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal’in çizmiş olduğu çağdaş yoldur. Attilâ İlhan’ın sözlerinde dediği gibi, ‘Hiçbir kuvvet bu yoldan bir milim saptıramaz. O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan, uğrunda asılırız.’ Hayattaki en büyük servetim Türk olarak doğmak ve Vatan Partili olmaktır. Kurultayla birlikte iktidara yürüyoruz. Arkadan çelme taktıklarını bilerek gidiyoruz. Atatürk devrimlerini tamamlamak için yürüyoruz. Vatanımız için yürüyoruz. Komşularımızla birlik içinde olacağız. Üretim ekonomisine geçeceğiz. Bizi kardeşlerimizden ayıran mayınları temizleyeceğiz. Batı Asya Birliği’ni kuracağız.”

HALK ÇOCUĞU

Soner Polat, son derece alçak gönüllü ve halk sevgisiyle dolu bir Anadolu çocuğuydu. Vatan Partisi'nde görev yaparken Anadolu turlarına çıkmış ve halkla yakın temasta bulunmuştu. Onlarla hep arkadaş, ağabey-kardeş gibi oldu. Dinledi, konuştu, gülümsedi ve sırtını sıvazladı. Vücut diliyle “Ben de sizin gibiyim.” dedi. Halkımız da onu çok sevdi. Her gittiği yerde halktan yakın ilgi gördü. Herkesin kalbinde ayrı bir Soner Polat izi bıraktı. “Bilgi insanı olgunlaştırır.” derler. O bütün olgunluğuyla, vatanseverliğiyle, sıcak insani gülümsemesiyle kalplerde yer etti. Vatan için hizmet etti. Mertebelerin en yükseğine çıktı…

Onunla yakın çalışan silah arkadaşları da onu öve öve bitiremez. Övgüde insani yönü ve bilgisi hep en öndedir… Cesareti ve kararlılığı ise değişmez karakterdir. Tam manasıyla Mustafa Kemal’in askeridir: Libya’ya koşan, Çanakkale’de destan yazan, Samsun’da öne atılan, Ankara’da kurucu olan, Afyon’da ise bozguna uğratandır. O da Ankara’da kurmay akıl, denizde sarsılmaz kaptan, Silivri’de yılmaz savaşçı, Vatan Partisi'nde kendini bulan erdir!

Şair Hüseyin Haydar “Son Er Polat öldü mü!” şiirinin şu dizesinde ne güzel de ölümsüzleştirmiştir:

“Bak şu başımıza gelene ey Millet, ey Cumhuriyet?

Doyamadık aklına, coşkusuna, sıcaklığına.

Son Er Polat sancak açtı Mavi Vatan’ın koynuna.

Nasıl aşacağız kabaran dalgaları, hangi güçle,

Ne diyeceğiz şimdi çocuklara, analara, ezilen halka,

Nasıl yürüyeceğiz onsuz, partiye giden yolda?”

SONER POLAT'IN FİKİR DÜNYASINDAN ERGENEKON DAVALARI

“Yapılanların Avrupa-Atlantik (NATO) sistemi tarafından planlandığını, ABD, İsrail ve onları takip eden önemli Avrupa ülkelerinin bu pusuyu kurduğunu düşünüyordum. Türkiye'de bu işi yürütenlerin piyon olarak kullanıldığı, hedefin önce TSK, sonra da Türkiye olduğu sonucu kafamda şekilleniyordu. Mesleki kariyerim boyunca yaşadıklarım beni bu noktalara götürüyordu.” (S. Polat, Yeniden Kazanmak, Kaynak Yayınları, 2014, s.25.)

KIBRIS'TA ULUSAL ÇIKARIMIZ

Amiral Polat 1 Ağustos 2013 tarihinde yapılan Yüksek Askeri Şura toplantısından sonra 30 Ağustos itibarıyla TSK’dan emekli edildi. Ardından bir veda mesajı yayınladı: “Şimdi olduğu gibi canımdan çok sevdiğim ülkemin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz'deki, özellikle de Kıbrıs'taki ulusal çıkarlarını koruduğum için beni tasfiye etmek isteyenler ile onların içerideki iş birlikçileri tarafından hedef alınmamın bir sonucuysa ben bundan ancak onur duyarım. Hepsinin benzer nedenlerle hedef alındığına inandığım arkadaşlarım hapis yatarken ben dışarıda kalsaydım zaten kahrımdan ölürdüm. Hasdal'da geçirdiğim günler benim için asla bir mağduriyet değil, gelecek kuşaklara bırakacağım şeref madalyasıdır.” (Age, s.375.)

MAVİ VATAN YAZILARI

“Türkiye açısından Doğu Akdeniz çok önemlidir. Akdeniz, gerginlik, kriz ve çatışma dönemlerinde Türkiye'yi dünyaya bağlayacak en önemli kapıdır. Çünkü olağan dışı dönemlerde Ege bilinen ve bilinmeyen engellerle dolu olacaktır. Emperyalist merkezlerin yaptıkları gizli stratejik çalışmalarda İskenderun Körfezi küresel düzeyde 10 önemli stratejik bölgeden birisi olarak gösterilmektedir. Batı için Doğu Akdeniz, vazgeçilmez önemdeki bir jeopolitik eksendir.” (Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2019, s. 55.)

TÜRKİYE İÇİN JEOPOLİTİK ROTA

“Dünyanın kalpgâhında oyuncu olmak için dünya çapında kaynaklara sahip olmak gerekir. Hayallerimiz hırslarımızın ötesine geçmemelidir. Jeopolitik; coğrafya, siyaset ve stratejiyle güç denklemi kuran bir disiplindir. Bu disiplinin tatlı rüyalarla, boş hayallerle hiçbir işi olamaz!

Türkiye, ortak bir din ve kültür birliği içinde olduğu, dilinin kaynağı olan bu ülkelerle (Türk Cumhuriyetleri) her türlü ilişki kurma hakkına sahiptir. Ancak bu ilişkiler ağırlıklı olarak ekonomik ve kültürel boyutta olmalı, Türkiye, Avrasya'nın güçlü ve kabul edilebilir bir üyesi olana dek stratejik bir boyut taşımamalıdır.” (Türkiye İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2015, s.193.)

'JEOPOLİTİK GERÇEK'

“Bir devlet için en büyük ve değiştirilemez gerçeklik coğrafyadır. Coğrafya ile politika arasındaki köprüyü ustalıkla inşa edemezsek, sürekli yanılır ve yanlış tercihler yaparız. Türkiye'nin Avrasya'ya yönelmesi bir politika tercihi değil, jeopolitik bir zorunluluktur. Aksi durumda Batı'nın amansız saldırısı altında boğulan Türkiye bölünüp parçalanacaktır.

Türkiye'de devletin bir türlü öğrenemediği jeopolitik yasaları, hayatın kendisi bize öğretmektedir. Son 10-15 yıl içinde gelişen olaylar Türkler için bir kalk borusu niteliğindedir. Emperyalizm Kıbrıs'ta, Doğu Akdeniz'de, Ege'de, Güneydoğu'da, Kuzey Irak'ta her türlü hak ve hukukumuzu çiğnemekte, kendi içimizde de bizi birbirimize karşı kışkırtarak yıkıcı ve bölücü hedeflerine adım adım yaklaşmaktadır. (…)

Doğadaki her canlı yaşamını devam ettirmek için bütün enerjisini yaratıcılığıyla birleştirerek kullanır. Türkiye de nefes almak için kendisi açısından bir soluk borusu niteliğinde olan Avrasya'ya yönelecektir. Belki de uzun yıllar alacak bu süreç, Batı'nın düşmanca saldırıları nedeniyle büyük bir ivme kazanmıştır.” (Age,s.250-251.)

SONER POLAT'IN FİKİR DÜNYASINDAN ERGENEKON DAVALARI

“Yapılanların Avrupa-Atlantik (NATO) sistemi tarafından planlandığını, ABD, İsrail ve onları takip eden önemli Avrupa ülkelerinin bu pusuyu kurduğunu düşünüyordum. Türkiye'de bu işi yürütenlerin piyon olarak kullanıldığı, hedefin önce TSK, sonra da Türkiye olduğu sonucu kafamda şekilleniyordu. Mesleki kariyerim boyunca yaşadıklarım beni bu noktalara götürüyordu.” (S. Polat, Yeniden Kazanmak, Kaynak Yayınları, 2014, s.25.)

KIBRIS'TA ULUSAL ÇIKARIMIZ

Amiral Polat 1 Ağustos 2013 tarihinde yapılan Yüksek Askeri Şura toplantısından sonra 30 Ağustos itibarıyla TSK’dan emekli edildi. Ardından bir veda mesajı yayınladı: “Şimdi olduğu gibi canımdan çok sevdiğim ülkemin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz'deki, özellikle de Kıbrıs'taki ulusal çıkarlarını koruduğum için beni tasfiye etmek isteyenler ile onların içerideki iş birlikçileri tarafından hedef alınmamın bir sonucuysa ben bundan ancak onur duyarım. Hepsinin benzer nedenlerle hedef alındığına inandığım arkadaşlarım hapis yatarken ben dışarıda kalsaydım zaten kahrımdan ölürdüm. Hasdal'da geçirdiğim günler benim için asla bir mağduriyet değil, gelecek kuşaklara bırakacağım şeref madalyasıdır.” (Age, s.375.)

MAVİ VATAN YAZILARI

“Türkiye açısından Doğu Akdeniz çok önemlidir. Akdeniz, gerginlik, kriz ve çatışma dönemlerinde Türkiye'yi dünyaya bağlayacak en önemli kapıdır. Çünkü olağan dışı dönemlerde Ege bilinen ve bilinmeyen engellerle dolu olacaktır. Emperyalist merkezlerin yaptıkları gizli stratejik çalışmalarda İskenderun Körfezi küresel düzeyde 10 önemli stratejik bölgeden birisi olarak gösterilmektedir. Batı için Doğu Akdeniz, vazgeçilmez önemdeki bir jeopolitik eksendir.” (Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2019, s. 55.)

TÜRKİYE İÇİN JEOPOLİTİK ROTA

“Dünyanın kalpgâhında oyuncu olmak için dünya çapında kaynaklara sahip olmak gerekir. Hayallerimiz hırslarımızın ötesine geçmemelidir. Jeopolitik; coğrafya, siyaset ve stratejiyle güç denklemi kuran bir disiplindir. Bu disiplinin tatlı rüyalarla, boş hayallerle hiçbir işi olamaz!

Türkiye, ortak bir din ve kültür birliği içinde olduğu, dilinin kaynağı olan bu ülkelerle (Türk Cumhuriyetleri) her türlü ilişki kurma hakkına sahiptir. Ancak bu ilişkiler ağırlıklı olarak ekonomik ve kültürel boyutta olmalı, Türkiye, Avrasya'nın güçlü ve kabul edilebilir bir üyesi olana dek stratejik bir boyut taşımamalıdır.” (Türkiye İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2015, s.193.)

'JEOPOLİTİK GERÇEK'

“Bir devlet için en büyük ve değiştirilemez gerçeklik coğrafyadır. Coğrafya ile politika arasındaki köprüyü ustalıkla inşa edemezsek, sürekli yanılır ve yanlış tercihler yaparız. Türkiye'nin Avrasya'ya yönelmesi bir politika tercihi değil, jeopolitik bir zorunluluktur. Aksi durumda Batı'nın amansız saldırısı altında boğulan Türkiye bölünüp parçalanacaktır.

Türkiye'de devletin bir türlü öğrenemediği jeopolitik yasaları, hayatın kendisi bize öğretmektedir. Son 10-15 yıl içinde gelişen olaylar Türkler için bir kalk borusu niteliğindedir. Emperyalizm Kıbrıs'ta, Doğu Akdeniz'de, Ege'de, Güneydoğu'da, Kuzey Irak'ta her türlü hak ve hukukumuzu çiğnemekte, kendi içimizde de bizi birbirimize karşı kışkırtarak yıkıcı ve bölücü hedeflerine adım adım yaklaşmaktadır. (…)

Doğadaki her canlı yaşamını devam ettirmek için bütün enerjisini yaratıcılığıyla birleştirerek kullanır. Türkiye de nefes almak için kendisi açısından bir soluk borusu niteliğinde olan Avrasya'ya yönelecektir. Belki de uzun yıllar alacak bu süreç, Batı'nın düşmanca saldırıları nedeniyle büyük bir ivme kazanmıştır.” (Age,s.250-251.)