Ülkemize Batı'dan yönelen  silahlı tehditlere rağmen  ABD-AB eksenli siyasetler izleyen CHP yönetimi, Suriye  tezkeresinden sonra Libya  tezkeresine de hayır dedi. Bu tezkere, Libya ile deniz yetki alanı anlaşmasından sonra Türkiye'nin Mavi  Vatan'daki haklarını korumak için hazırlanmıştı

Libya’ya asker gönderilmesi için verilen iznin süresinin 2 Temmuz 2022 tarihinden itibaren 18 ay uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Yapılan oylamada Ak Parti, MHP ve İyi Parti 'evet' derken, CHP ve HDP benzer gerekçelerle 'hayır' oyu kullandı.

TBMM Genel Kurulunda Libya Tezkeresi'nin uzatılmasına ilişkin önceki gece yapılan görüşmelerde, CHP Grubu skandal gerekçeler öne sürerek ret oyu kullandı.

CHP adına konuşan TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi ve Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, partisinin, Mehmetçiğin uluslararası meşruiyeti olan insani yardım operasyonları dışında başka ülkelerin topraklarını korumak için görevlendirilmesine karşı olduğunu dile getirdi.

Mehmetçiğin görevinin sınırları korumak olduğunu belirten Çakırözer, bu tezkerenin, Türk askerini Libya çöllerinde savaşmak üzere gönderecek bir savaş tezkeresi olduğunu savundu. Utku Çakırözer, “Askerlerimizin Libya çöllerinde ölmesine dün 'evet' demediğimiz gibi bugün de 'evet' demeyeceğiz.” diye konuştu.

Tezkerenin, Libya'daki tüm taraflarla konuşmaya imkan veren diyalog zeminine zarar vereceğini öne süren Çakırözer, “Bu tezkere Libya'daki iki tarafın da desteğini alan bir tezkere değildir; ülkemizi taraf tutan bir konuma sokacak, oraya gönderilecek askerimizin can güvenliğini riske atacak bir tezkeredir. Mehmetçiğimizin vatan savunması dışında Libya çöllerinde macera peşinde ölmesini istemiyoruz.” ifadesini kullandı.

HDP'DEN DE BENZER GEREKÇELER

HDP de CHP gibi tezkereye 'hayır'  oyu kullanan tarafta yer aldı. HDP Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, partisinin insan hayatını önemsediğini ileri sürdü; bunun bir savaş tezkeresi olduğunu söyledi. Cumhur İttifakı'nın sınır ötesi operasyonlar ve Yunanistan sorununu gündeme getirmesinin en temel nedenlerinden birinin, “Vatan, Millet, Sakarya” sloganıyla seçime hazırlanmak olduğunu iddia eden Oruç, “Açlığımızın, yoksulluğun üzerini savaşla, şiddetle örtemezsiniz.” diye de ekledi.

LİBYA'YA NEDEN ASKER GÖNDERİLMİŞTİ

Türkiye ve Libya arasında 27 Kasım 2019'da İstanbul'da 'Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası' ile 'Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası' imzalanmıştı. Ardından Ulusal Mutabakat Hükümeti, “Libya'nın bütünlüğü ve istikrarına yönelik tehditlerle mücadele için” Türkiye'den askeri destek talebinde bulunmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, hem bu talebe karşılık vermiş hem de “Türkiye'nin Libya'daki yüksek menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak” maksadıyla Meclis'e tezkere kararını göndermişti. 2 Ocak 2020'de Meclis'te yapılan oylama neticesinde de Türk askeri Libya'ya gönderilmişti.

Aslında Libya ile yapılan bu iki anlaşma, birbirini bütünler nitelikteydi. İmzalanan deniz yetki alanı anlaşması ile Türkiye ve Libya'nın denizden komşu olduğu tescil edilmiş, 28 derece Batı Meridyeni'nin doğusunda çok geniş bir deniz alanı tanımlanmış, bu sayede Doğu Akdeniz’de en kötü senaryo olan Yunanistan-GKRY arasındaki deniz yetki alanı paylaşımının önü kesilmişti. Akdeniz'de Sevr denilen Sevilla Haritası da yine bu anlaşma ile yırtılmış ve Türkiye'nin açık denizlere çıkışının önü açılmıştı. Böylece Mavi Vatan stratejisi, bu anlaşma ile doktrinleşmiş oldu.

Fakat bu stratejik anlaşmanın korunması için Libya'nın bütünlüğü korunmalıydı. Ülkenin ikiye bölünmesi durumunda Türkiye'nin sınır izdüşümü olan Tobruk kenti, darbecilerin elinde kalacaktı. İşte Türkiye hem Libya'nın meşru hükümetine destek vermek hem de kendi menfaatlerini korumak için deniz anlaşmasının yanında bir de güvenlik anlaşması imzaladı.

CHP ise daha önce de Mavi Vatan kavramına karşı çıkmış ve bu doktrini “yayılmacılık” olarak nitelemişti. CHP Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz, “'Mavi Vatan diye bu 200 mile kadar uzanan alanı da kendi egemenlik alanınız olarak görürseniz, o zaman saldırgan ve yayılmacı bir algı yaratırsınız.” ifadelerini kullanmıştı.

ATATÜRK VE İLERİ SAVUNMA

CHP'nin itiraz ettiği Libya Tezkeresi, bir yandan da ileri savunma hattımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. Libya'da kurduğumuz Vatiyye Hava Üssü ile Misrata Deniz Üssü sayesinde Türk Ordusu hem Akdeniz'in batısına hem de Afrika'nın derinliklerine uzanıyor.

İleri savunma hattının önemini en güzel Mustafa Kemal anlatıyor. Atatürk, acı tecrübeler neticesinde ileri savunmanın önemini genç yaşlarında keşfetmiş ve daha 1915'te Anafartalar Zaferi'nin ardından Alman gazeteci Ernst Jaeckh'a verdiği mülakatta şu tespiti yapmıştı:

“Karada kıstırılmış durumdayız. Tıpkı Ruslar gibi. Boğazları tıkamakla Rusları Karadeniz’in içine kapamış olduk ve eninde sonunda çökmeye mahkûm ettik. Çünkü müttefikleriyle bağını kesmiş olduk. Ama biz de çökmeye mahkûmuz. Hem de aynı nedenden. Gerçi Akdeniz’in, Karadeniz’in ve Hint Okyanusu'nun eteklerindeyiz. Ama herhangi bir okyanusa açılamıyoruz. Deniz kuvvetinden yoksun bir kara kuvveti olarak yarımadamızı, kara kuvvetlerini çekinmeden getirebilecek olan bir deniz kuvvetine karşı hiçbir zaman savunamayız.”

HANGİ PARTİ NE DEDİ?

Ak Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık: “Türkiye, Libya'da kardeş kanı dökülmemesi için alması gereken inisiyatifi aldı ve bunda da başarılı oldu. Türkiye, Libya'nın istikrarı hem Libya halkının huzuru ve güvenliği açısından yapması gerekeni yaptı ama aynı zamanda kendi ulusal çıkarlarının gereğini de yerine getirdi.”

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül: “Türkiye'nin hak ve çıkarlarının adil ve kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulması noktasında özellikle Akdeniz'de ayağımıza vurulmak istenen prangayı parçalayacak olan Libya Tezkeresi'nin uzatılmasına, Ankara merkezli siyaset anlayışımıza uygun olarak destek vermekteyiz.”

İyi Parti Aydın Milletvekili Adnan Sezgin: Türkiye'nin Libya'daki askeri varlığını, Rusya'ya karşı bölgede bir denge ve koz unsuru olarak değerlendiriyoruz. Aynı zamanda tezkereye 'evet' dememiz, Yunanistan ile mevcut gerilimi göz önünde bulundurmamızın bir neticesidir. Kararımızda bunu da göz önünde bulunduruyoruz. ”

'TÜRKİYE'YE ABD  TANKINDAN BAKIYORLAR'

Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, CHP yönetiminin tezkere tavrını eleştirdi. Türkiye’nin vatan savunmasının Libya’dan, KKTC’den, Doğu Akdeniz’den başladığını belirten Bursalı; CHP yönetiminin ise Atlantik gemisinde olduğunu  kaydetti. Bursalı, şu değerlendirmelerde bulundu:

“CHP yönetiminin tezkere tavrı, cezaevindeki NATO generallerinin özlemlerini yansıtıyor. Çünkü CHP yönetimi, Türkiye’ye, sınırlarımıza yığılan ABD tanklarının üzerinden bakıyor.

CHP yönetimi, bu tavırla bir kez daha Türk Ordusu’na karşı düşman tarafta olduğunu kanıtlamıştır. İkinci İsrail planını bozduğumuz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı Harekatlarında ve 15 Temmuz gecesi de yıkıcı ve bozguncu bir tavırla Türkiye’nin karşısında yer almışlardı.

Bugün de CHP, HDP/PKK ile kol kola, aynı tavır, aynı duygu ve aynı dille “savaş tezkeresi” diyerek, Türkiye’nin vatan bütünlüğünü, bağımsızlığını ve Mavi Vatan’ı hedef alıyor. Atlantik gemisindeki rollerini oynuyorlar.

Türkiye’nin vatan savunması bugün Libya’dan, KKTC’den, Doğu Akdeniz’den başlıyor. Bu tezkere yetmez, Türkiyemiz Suriye, İran, Rusya başta olmak üzere derhal işbirliği yapmalı, KKTC’yi tanıtmak için atağa geçmeli, ittifak potansiyelini Doğu Akdeniz’e yığmalı, ortak tatbikatlar yapmalıdır.”