ABD jeostratejinde üç coğrafi bölgenin kritik önemde olduğunu ifade edebiliriz;

Birincisi, Asya-Pasfik, Amerikalıların yeni tanımlaması ile İndo-Pasifik ve özellikle de bu coğrafi bölge içindeki Güney Çin denizi.

İkincisi, artık Atlantik yapısının ileri hattını oluşturan ve Rusya’yı çevrelemek amacı ile ABD’nin NATO ile sürekli Rusya’ya doğru yaklaştırmak istediği Doğu Avrupa bölgesi.

Üçüncüsü ise Amerika’dan çok, bu ülkenin enerji şirketlerinin çıkarlarına hizmet edecek olan ve küresel liderlik iddiası nedeni ile Amerikan’ın jeopolitik etki alanına giren Doğu Akdeniz bölgesi ve bu bölgenin Libya’dan Suriye’ye uzantısı.

Aynı zamanda küresel kriz bölgelerini de oluşturan bu üç önemli coğrafya, öncelikle de İndo-Pasifik ve Doğu Avrupa bölgeleri, Amerika’nın yeni başkanı Biden’ın jeostratejisinde öncelik kazanacaktır.

Biden, Amerika’yı yeniden küresel lider yapacağını açıklamıştır. Amerika’nın küresel liderliği, bu statüye aday olduğunu iddia eden Çin’in yükselişinin engellenmesine bağlıdır.

Çin’in dünyaya açılmasında kapı görevi gören iki bölge vardır. 

Birincisi, Çin’in doğusundan açılmasını sağlayan deniz yolu, Indo-Pasifik bölgesi ve bu bölgenin kapısını oluşturan Güney Çin Denizi. 

İkincisi ise Doğu Türkistan’dan başlayan ve Orta Asya üzerinden Avrupa’ya uzanan kara yolu.

Bir Kuşak Bir Yol İnisiyatifi, bu kara ve deniz yolu ile Malaga Boğazı’nı baypas etmek için planlanan, kara yolunu denize bağlayan alternatif yolların kullanılmasını esas almıştır. 

Çin’in yükselişi Kuşak Yol İnisiyatifine,  bu inisiyatif ise bu ticaret yollarının serbestçe kullanılmasına bağlıdır.

ABD, kara yolu ve kara yolunu denize bağlayan alternatif yollar üzerinde (Doğu Türkistan, Myanmar, Keşmir, Ukrayna, Beyaz Rusya, Güney Kafkasya) istikrarsızlıklar çıkararak Kuşak Yol İnisiyatifini geciktirmeye,  İndo-Pasifik bölgesinde ise askeri gücü, müttefikleri ve ortakları ile çevreleyerek Çin’in yükselişini dizginlemeye çalışmaktadır.

                                                  ABD'nin İndo-Pasifik'teki çevreleme hatları

ABD ile  Çin için  arasındaki mücadelede, Indo-Pasifik bölgesi ve özellikle de Güney Çin Denizi önem kazanmaktadır.

Amerika’nın ünlü düşünce üretim merkezi RAND’ın 26 Kasım tarihinde yayımladığı ‘’US Versus Chinese Powers of Persuasion’’  başlıklı rapor, İndo-Pasifik bölgesine ABD’nin mi yoksa Çin’in mi daha fazla nüfuza sahip olduğu incelenmektedir.

Rapor, bölge ülkelerinden Singapur’u, Filipinleri, Endonezya’yı, Malezya’yı, Tayland’ı, Vietnam’ı, Japonya’yı, Avusturalya’yı ve Hindistan’ı kapsamaktadır.

Rapora göre, bölge ülkeleri İndo-Pasifik’te, ABD’nin diplomatik ve askeri nüfuzunun Çin’e göre daha fazla; Çin’in ekonomik nüfuzunun ise ABD’ye göre daha fazla olduğu görüşüne sahiptirler.

Rapor, Güneydoğu Asya ülkelerinin, ekonomik gelişmeye, güvenlik kaygılarından daha fazla önem verdiğini ve Çin’in askeri tehdidinden daha fazla ekonomik nüfuzundan tedirgin oldukları açıklamaktadır.

Rapora göre Çin bölgede ekonomik nüfuzunu, Amerika’nın askeri etkisine karşı bir kaldıraç olarak kullanabilir.

Bölge ülkelerinin ABD ile daha fazla paylaşılan çıkarları olsa bile Çin’in elinde bölgede havuç ve sopa olarak kullanabileceği daha fazla araç bulunduğu da raporda ifade edilmektedir.

Rapora göre, bölge ülkeleri ABD ile Çin arasında seçim yapmamayı tercih etmektedirler.

Biden, İndo-Pasfik bölgesinde Çin’e karşı ortaklıkları güçlendirmeyi jeostratejik hedef olarak benimsemiştir. RAND’ın raporu bunun kolay gerçekleşmeyeceğini göstermiştir. Küreselci Biden doğal olarak liberal ekonomik düzeni ve serbest ticareti tercih edecektir. Serbest ticaretin ise Çin’in lehine çalıştığı bilinmektedir.

Biden, NATO’yu Amerikan güvenliğinin kalbi olduğunu ifade etmiştir ve Trump’ın aksine NATO’yu güçlendirmeye çalışacaktır. Otuz üyeli NATO’nun asli görevi ise Rusya’yı Baltık bölgesi-Polonya-Romanya- Karadeniz-Güney Kafkasya hattında çevrelemektir.

ABD, NATO’ yu doğuya doğru daha da genişletmek, Rusya ile doğrudan komşu olmak, Ukrayna’yı, Beyaz Rusya’yı, Gürcistan’ı bu ittifaka üye yapmak istemektedir.

Türkiye, yeni demir perde olarak da anılan bu çevreleme hattının üzerindedir ve bu nedenle de ABD için Rusya’ya karşı stratejik öneme sahiptir.

Rusya’ya karşı çevreleme hattındaki görevi, Türkiye’yi, ABD ile Rusya arasında sıkıştıracaktır.

ABD’nin Doğu Akdeniz’de Yunanistan’a açık destek vermesi veya bu coğrafyada tarafsız ve adil tutum takınması Türkiye-ABD ilişkilerini etkileyecektir.  Doğu Akdeniz’in uzantısı olan Suriye ve Libya’da, Biden yönetiminin tutumu da karşılıklı ilişkilerde önemli rol oynayacaktır. 

SON SÖZ:

Türkiye’de yönetim Biden’ın seçilmesi ile şimdiden Atlantik yapısını tercih ettiğini açıklasa da, Afro-Avrasya coğrafyasının tam merkezinde yer alan Türkiye’nin, Atlantik-Avrasya, Asya mücadelesinde yapacağı jeopolitik tercih sadece günümüzü değil, geleceğimizi de etkileyecektir.