Aydınlık Gazetesi'nden Sıla Kemahlı, koronavirüsün en çok etkilediği büyüklerin sokağa çıkmalarıyla sert tepkilerle karşılaştıklarını fakat sert dil yerine ikna etmenin en doğu yol olduğunu kaleme aldı.

Koronavirüs salgını özellikle 65 yaş ve üzerindekiler için tehlike yaratıyor, bu nedenle sokağa çıkmaları yasaklandı. Yasaklar ve para cezaları bile bazı büyüklerimizi evde tutmaya yetmedi. Yasağa rağmen sokağa çıkan büyüklerimize, vatandaşlar tepki gösterdiler. Üzerlerine su şişesi atan da oldu, hakaretler yağdıran da... Uzmanlar, büyüklerin sokağa çıkmasının iki nedeni olduğunu vurguluyor: Yalnızlık korkusu ya da ihtiyaç gidermek... Nefret dilini değiştirmemiz gerektiğini söyleyen uzmanlar, büyüklerimize istatistiki bilgiler ve yapıcı cümlelerle durumu anlatmak gerektiğini vurguluyor.

SOSYAL İZOLASYON ÖLÜM KORKUSU DEMEK

Uzman Pskikolog Karin Karakulak Özkan, büyüklerin yalnız kaldıklarında ölüm korkusunun ortaya çıktığına dikkat çekti. Özkan, bu yüzden hep daha fazla insan görmek ve sohbet etmek istediklerini söyledi: “Birileri sürekli ziyaretlerine gelsin isterler. Bir kısmı inat ettiği için sokağa çıksa da çoğu yalnız kalmaktan korktuğu için sokağa çıkıyor. Kimseye bir şey bulaştırmak için dışarı çıkmazlar. Yalnız kalmayı kabul etmiyorlar.”

'KORKULARINI ANLAMALIYIZ'

Özkan, genç ve orta yaştakilerin kaygıları nedeniyle öfkelendiğini dile getirerek, “Her insan dışarıda gördüğü büyükler için 'beni düşünmüyor, toplumu düşünmüyor' gibi şeyler düşünüyor ama altta yatan sebep ne, düşünmüyor. Birçoğunun korkuları yüzünden dışarıda olduklarını anlamamız lazım” dedi.

NASIL CÜMLELER KURMALIYIZ?

Özkan, nasıl cümlelerle büyüklerimize hitap edebileceğimize ilişkin şu örnekleri verdi: “Onlara 'evet yalnız kalmak istemiyorsun, evin içinde kendini çok yalnız hissediyorsun, kendini dinliyorsun.... Bunlar sana iyi gelmiyor ama bu bir süreliğine olacak. Sonsuza kadar yalnız kalmayacaksın. Tekrar sevdiklerine kavuşacaksın' gibi cümleler kurmamız gerekiyor.”

MEYDAN OKUMAK İÇİN Mİ DIŞARI ÇIKIYORLAR

Koronavirüsün etkileri geçtiğinde büyüklerimizin, kırgınlığının devam edebileceğini söyleyen Özkan, şöyle sürdürdü: “Ötekileştirmenin dışında, bu insanlar kırılacak. Mesela bir torun büyüğüne kalp kıracak şekilde dışarı çıktığını söylerse, toparlanması zor olan bir ilişki ortaya çıkmış olacak. O yüzden onları kırmadan anlatmak gerek. Davranışı neden yaptığını da anlayarak yaklaşmalıyız. Korkusuna mı meydan okuyor, ihtiyacı olduğu için mi dışarı çıkıyor? Anlarsak tepkimiz de ona göre düzelir.”

'KORONAVİRÜS BİZE NEFRET DİLİ BIRAKMASIN'

Uzm. Sosyolog Merve Erdim Harbelioğlu, 65 yaş üstüne getirilen sokağa çıkma yasağının birçok birey tarafından ciddiye alınmadığına değindi. Harbelioğlu, “Bu duruma karşı evlerinde oturma gayreti gösteren diğer bireyler, 65 yaş üstü vatandaşın dışarı çıkmasına tepki gösteriyor. Bu durumda halk bir yandan hastalığın yayılmasına engel olmak için birlik olurken, bir yandan da kurallara uyanlar ve uymayanlar olmak üzere ikiye bölündü” diye konuştu.

'ILIMLI DAVRANIŞLARA İHTİYAÇLARI VAR'

Hastalıkla mücadelede fiziksel dayanıklılık kadar psikolojik dayanıklılığında göz önünde bulundurulması gerektiğine dikkat çeken Harbelioğlu, “Aşırı kaygı da kaygısızlık da doğru değildir. Toplumun birlik ve beraberlik içerisinde bilinçli davranışlar sergilemesi şarttır” dedi. Yasakların kimi zaman kişinin yapmayacağı bir davranışı dahi cazip bir duruma getirebileceğine dikkat çeken Harbelioğlu, şöyle sürdürdü: “Kendi kendine kural koyamayan bireyler, koyulmuş kurallara da uymakta zorluk çekmektedir. Kurallara uyan ve evinden çıkmayan vatandaşların gösterdiği sert tepkiler toplumsal ilişkileri zedelemekte. Bu nedenle kurallara uymayan vatandaşlara şiddet içeren tepkiler vermekten ziyade daha ılımlı ve onları bilinçlendirecek düzeyde uyarılarda bulunmak yerinde olacaktır. Tüm bu süreç atlatıldıktan sonra geriye bir de birbirinden nefret eden bir toplum olmaması için, şimdiden gereken tedbirleri alan vatandaşlar, kurallara uymayan kişilere yine kendilerine yakıştığı gibi medeni bir şekilde cevap vermelidir. Böyle zamanlarda bilinç seviyesi düşük ve neden-sonuç ilişkisi kuramayan bireyler, aslında bizlerin, kurallara uyan bireylerin, ılımlı davranışlarına ihtiyacı vardır.”

'DAYANIŞMA DÖNEMİNDEYİZ'

Türk Geriatri Vakfı Genel Koordinatörü Murat Şengül, birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Gençlere seslenen Şengül, şöyle konuştu: “18-35 yaş grubu arasındaki gençler, koronavirüsten daha az etkileniyor. Bu yüzden toplu alanlarda bulunuyorlar ancak bu büyüklerimiz için risk. Temasta bulundukları ileri yaştaki kişileri hasta olabilir. İleri yaştaki gruplarla bir araya gelmemeleri gerekiyor. Yardıma ihtiyacı olanlara, yardım etsinler. Dönem dayanışma dönemi.”

'İKAZLARA KAPALILAR'

Büyüklerin iletişim kanallarına erişiminin bazen olmadığını bu nedenle dışarı çıkmama çağrısını duymamış olabilecekleri söyleyen Şengül, “Çoğu zaman ikazlara kapalılar. Ortak alanlarda bulunmanın sıkıntısını farkında olmayabiliyorlar. Evlerinde kalmaları ve yardım almalarını destekliyoruz” dedi. Şengül, yardımların daha ileri düzeyde olması gerektiğine değinerek, ileri yaştakilerin tespit edilip ihtiyaçlarının giderilmesini istedi.

EVDE MUTSUZ OLMAKTANSA DIŞARIDA RİSK ALMAYI SEÇİYOR

Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. E. Figen Karadayı'ya göre büyüklerin dışarıya çıkmakta ısrar etmelerinin en önemli sebebi; yalnızlıkları… Karadayı, “Eğitim düzeyi yüksek olanlar evde internet ortamında ve sosyal medya ile oyalanıp güzel vakit geçirebilirken bu grup böyle olanaklara sahip değil” dedi.

SÖZÜ DİNLENEN KİŞİLER İKNA ETMELİ

“Sorunun ciddiyetine içten inanmıyorlar” diyen Karadayı, mesajların bu kesimin özellikle dikkate aldığı kişiler tarafından, yüz yüze verilmesi gerektiğini söyledi. Karadayı, “Kimden geldiğine göre kuralı kabul eder veya etmez. Etkin olan, sözü dinlenen kişiler çevresindekileri ikna etmeli” dedi. Karadayı şöyle devam etti:

“İleri yaştakilerin büyük kesimi internet kültürüne alışmadı. Yüz yüze etkileşim çok önemli. Telefon ya da internetten mesajla çağrıya yanıt vermeyebilirler ama akraba, tanıdık vasıtasıyla aldıkları bilgiyi doğru kabul edebilirler. Bu nedenle 65 yaş üzeri kişiler; yakınları, akrabaları, arkadaşları yoluyla yaklaşmak ve ikna etmek daha başarılı sonuçlar verebilecektir. Özellikle çocuklar, dışarı çıkmakta ısrar eden anne-babalarına salgının kendileri ve temasta bulunacağı kişiler için nasıl bir tehlike yaratabileceğini açık ve net şekilde anlatmalılar.”

'BANA BİR ŞEY OLMAZ'

Belirli bir yaşa gelmiş bazı kişilerin ayrıca bir yaşam değeri olarak kaderciliğe inanması yada “bana bir şey olmaz” inancının da önemli rol oynadığını söyleyen Doç. Karadayı, “Evde mutsuz olmaktansa dışarıda risk almayı seçiyor. Zaten risk olduğuna da inanmıyor” dedi.

Her alt kültürel grubun farklı nedenleri olduğunu da vurgulayan Doç. Karadayı, şöyle konuştu:

“Bana bir şey olmaz kaderci anlayışı sadece ileri yaştakilerde değil, gençlerde de var. Gençler de umursamaz davranıyor. Ama burada önemli olan ‘başkasına vereceği zararı önemsememe’ duygusudur. Bir farkındalık oluşmamış. Daha bilinçli önlem alan büyükler için daha bilinçli uygulamalara fırsat tanınması gerekmektedir. Bunları çözecek bir dayanışma olmalı ki sokağa çıkmalarının bu anlamda da önüne geçilsin.”