Yaşam
09 Şubat 2020 ( 454 izlenme )

Koronavirüs bir prova mı? Asıl hedef bu mu: Kilit Adım!

Çeviri: ENGİN ÖZDEMİR / Veryansın Tv

Uluslararası ilgi gören Globalre Search’ta koronavirüs salgınıyla ilgili dikkat çeken bir makale yayınlandı.

Gates Vakfı’nın koronavirüs benzeri bir virüs salgınını konu edinerek 18 Ekim 2019’da hazırladığı simülasyon çok konuşulmuştu. “Kilit Adım” adı verilen söz konusu simülasyon senaryolarını yorumlayan Helen Buyniski, önemli değerlendirmelerde bulundu.

Geçen hafta yayınlanan “Kilit Adım Simülasyon Senaryosu: Polis Devletinin önünü açan, koronavirüs benzeri bir salgın” başlıklı makalenin tamamı şöyle:

“Kilit Adım” adı verilen simülasyon çalışmasının sunumu, Johns Hopkins Üniversitesi, Dünya Ekonomik Forumu, Bill ve Melinda Gates Vakfı, Johnson & Johnson ve diğer hakim sınıfların yöneticileri tarafından desteklenip finanse edilerek ekim ayında yapıldı. Koronavirüs benzeri bir salgın konu ediliyordu.

Çin’de koronavirüsün ortaya çıkmasının ardından gelen tepkiler üzerine, yine hakim sınıfın yönettiği medya aracılığıyla yaptıkları bu çalışmayı aklama çabasına giriştiler. (“Hayır, Bill Gates koronavirüs salgınına neden olmadı, bu aptalca bir komplo teorisi!”)

Ve hemen ardından, grubun kendi pratiklerine ve kuruluş ilkelerine aykırı olarak bir açıklama yapmak zorunda kaldılar. Bu açıklamaya göre, simülasyonun amacı olası bir gerçek virüsün ortaya çıkması ve yayılmasındaki davranışları tahmin etmekti.

Ancak çok az insan, yayılan salgının, Rockefeller Vakfı tarafından, Küresel İş Ağı ile birlikte geliştirilen “Kilit Adım” adlı on yıllık bir simülasyon doğrultusunda geliştiğinin farkındaydı…

POLİS İYİ, ÖZGÜRLÜK KÖTÜ…

2010 yılında “Teknoloji Geleceği ve Uluslararası Gelişmenin Geleceği Senaryoları” adlı bir yayında yer alan dört senaryodan biri, hareket, ekonomi ve diğer konularda polis devleti kontrollerinin uygulanmasını kolaylaştıran, koronavirüs benzeri bir salgını anlatıyordu.

Kilit Adım senaryosuna göre devlet, salgın başlayınca bastan aşağı her şeyi kontrol eder. Daha otoriter bir liderlik ile vatandaşlık haklarını sınırlayabilen, yani insanların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlayan bir polis devletinin tanımını yapar.

Bu simülasyon çalışmasına göre, kuş gribi kaynaklı bir salgın, dünyayı dizlerinin üstüne getirir. Küresel nüfusun yüzde 20’sini enfekte eder ve sadece yedi ayda 8 milyon insanı öldürür. Çoğunluğu sağlıklı genç yetişkinlerdir. Küresel ekonomileri ve uluslararası ticareti yıkar. Ancak Rockefeller Vakfı’nın belirttiği gibi herkesi eşit şekilde vurmaz!

BİREYSEL HAK OLMAZSA HAYATTA KALIRSIN

Yine bu senaryoya göre Afrika, güneydoğu Asya ve orta Amerika ülkeleri gibi ülkelerde devletin kontrol ve kısıtlamalardaki yetersizliği nedeniyle bu ülkeler daha fazla etkilendi.

Vakfın raporuna göre, ABD’nin uçuş yasaklarını uygulamaması, seyahat hakkı gibi bireysel hakları kısıtlamaması nedeniyle, sadece ABD içinde değil, sınır ötesinde de salgının yayılması hızlanır.

Bir salgın durumunda, ancak insanların seyahat özgürlüğü gibi temel ‘bireysel haklarını’ ortadan kaldırırsanız hayatta kalmak için bir şansınız olabilir.

Vakıf çok iyi çalışıyor!!!

Ancak Çin hükûmeti bu koronavirüsün ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra, tüm vatandaşlar için zorunlu karantinayı hızlı bir şekilde uygulayarak ve tüm sınırları anında hermetik olarak kapatarak milyonlarca insanın hayatını kurtardı ve virüsün diğer ülkelere çok daha erken yayılmasını durdurdu.

Ancak bu “Kilit Adım” isimli çalışmaya göre, verilmek istenen mesaj açık: Polis iyi, özgürlük kötü. Simülasyona göre diğer hükümetler de mesajı hızla aldı. Özellikle üçüncü dünya ülkelerinin hükûmetleri yetkilerini genişleterek, karantinalar, vücut ısısı kontrolleri ya da diğer kontrollerin ve kısıtlamaların uygulanmasını sağladı.

Hakim sınıfın isteği doğrultusunda, “Kendilerini giderek artan küresel sorunlardan, salgınlardan ve uluslararası terörizmden korunmak, çevresel krizlere ve artan yoksulluğa karşı önlem almak” için dünyadaki liderler iktidarı daha sıkı bir şekilde ele almalı.

PATERNALİST DEVLET

Bu küresel güç kapma arasında, daha fazla güvenlik ve istikrar karşılığında daha fazla paternalist devlete (halkın her zaman kendisi için ideal olanı bilemeyip yanlış yola saptığı durumlarda devletin halkın yerine karar alması, gerekirse bu kararları zorla uygulattırması fikrini savunan anlayıştır) istekli vatandaşların da önü açılmış olur. Kişisel hak ve özgürlüklerinden kendi istekleriyle vazgeçen, korkmuş vatandaşlar topluluğu…

Yukarıdan aşağıya doğru dizayn etmek ve gözetlemek, daha sıkı uygulamalar ortaya koyabilmek için, biyometrik tanımlamadan tutun da daha katı endüstriyel düzenlemeler yapabilmek için toplum hazırlanmış olur.

Her şeye bu şekilde önceden alıştırılmış ve dizayn edilmiş toplum, bu uygulamaları iki kolu açık şekilde karşılar ve kolaylıkla bu uygulamaları benimsemiş olur. Sonuç olarak, bu simülasyonda teknokrat bir polis devleti öngörülüyor.

SUÇU EJDERHAYA AT

Wuhan’daki yeni koronavirüsü neyin (veya kimin) ortaya çıkardığı belirsizliğini koruyor. İlk olarak, canlı hayvanların müşterilerin gözü önünde kesilipsatışa sunulduğu bir et ve balık pazarından, yarasalardan kaynaklandığı iddiası dillendirildi. Bu teori, Batı bakış açısından daha mükemmel olamazdı. Taze et ve balık pazarları Batı için hiç de hijyenik olmayan ve sakıncalı bir düşünce. Aslında kendi modern ülkelerinde bu kesme ya da porsiyonlama işi kapalı kapılar ardında yapılıyor. Günü geçmiş etleri, etiketlerini değiştirerek yeniden paketlemek daha mı sağlıklı? Yoksa niyet bu taze et ve balık pazarlarındaki tüketimi durdurup, buraların pazarını da mı ele geçirmek??!

WUHAN PAZARI MUAMMASI

Bununla birlikte, Wuhan deniz ürünleri pazarında yıllardır yarasa satılmadığı açıklanınca “taze et balık pazarı” kaynaklı yarasa hipotezi da boşa çıķmıştı. Eğer bu teoride devam edeceklerse, virüsü insanlara yaymak için bir “ara konak” türü de gerekli olacaktı. Bilim adamları bir koronavirüs tarafından enfekte olabileceğinden emin olmasalar da, bu teori için yılanları aday gösterdiler. Yılanların yarasaları yedikleri ve pazarda satıldıkları iddiası medyaya sundular. Ancak Wuhan deniz ürünleri pazarı kapatıldıktan ve dezenfekte edildikten üç hafta sonra, birkaç koronavirüs vakasının, pazarla hiç bir şekilde kontağının olmadığı ortaya çıktı. Buna rağmen, şaşırtıcı olmayan bir şekilde medya, salgın için pazarı suçlamaya devam etti.

Aynı medya Çin hükümetini suçlayarak, virüsün Pekin’deki yüksek güvenlikli bir laboratuvardan sızdığını da söyledi. Virüs bu laboratuvarda çok gizli bir biyo-silah programı kapsamında üretilmişti ve ya bilerek ya da kazayla sızdı!!

300 ABD ASKERİNDEN BİR GÜN SONRA…

Bu teorinin baş aktörü İsrail’in biyogüvenlik analisti Dany Shoham’du. İsrail’in gen hedefli biyo-savaşta kendi deneylerini ve ne tūr çalışmalar yaptıklarını bilenler için bile bu İsrailli analistin söylediklerinin hiçbir güvenirliği yoktu.

Ayrıca bu simülasyonun yapıldığı günün ertesi, 2019 Dünya Askeri Oyunları Wuhan’da başladı ve 300 ABD askeri personeli buraya geldi. Eski Malezya Başbakanı Matthias Chang, ABD tarafından Çin’e karşı yürütülen bir biyolojik savaş olarak tanımladığı şeyin muhtemel başlangıç noktası olarak oyunların başlama tarihini işaret etti.

NEDEN ASYALI ERKEKLER?

Şubat itibariyle, Çin dışındaki vakaların bin kat daha fazlası şu an Çin devleti sınırları içerisinde. Ve diğer ülkelerde ortaya çıkan vakaların kökeni de etnik olarak Çin gibi görünüyor. Bu bir tesadüf değil. Yeni yayınlanan bilimsel bir makalede, yeni koronavirüs için reseptör görevi gören enzimin, Asyalı erkeklerde, diğer etnik kökenlere kıyasla “çok büyük sayıda” bulunan bir akciğer hücresi tarafından üretildiği ortaya çıkmıştı.

Yani bu makaleye göre, virüs laboratuvardan direk olarak yayılmadı ya da çıkarılmadı. Bunun yerine, çok iyi yetişmiş biyolojik silah uzmanları ya da bilim adamları tarafından evrim geçirtilip, Asyalı (Çinli genetiğe sahip akciğerlerin ürettiği bir enzimle etkileşerek yayılmasının sağlandığı) taşıyıcılar sayesinde yayıldı.

ABD’NİN TOPLADIĞI ÇİN DNA’LARI

Elbette, Amerikalı araştırmacılar yıllardır Çin DNA’sını gizlice topluyorlar. Çeşitli yollarla yaklaşık 200 bin Çinlinin DNA’sı kopyalandığı bilinmektedir. (Türkiye’de de 90’lı yıllarda Oktar Babuna’nın senaryolarıyla binlerce kan örneği ABD’ye gönderilmişti.)

Çin ekonomisi, elbette, kötüye gidiyor. Salgının zamanlamasının, yeni yıl tatilinin arifesine denk gelmesi, Pekin açısından daha kötūsü olamazdı. Yaklaşık 400 milyon Çinli, ailelerini görmek için ülke çapında çoğunlukla yüksek hızlı trenlerle seyahat etti. Tahmin ettiniz gibi Wuhan’a da… Bu seyahatin büyük bir kısmı şehir karantinaya alınmadan önce gerçekleştiğinden, vakaların ülke çapında kuluçka evrelerinde olması muhtemeldir. Bu da bugünkü rakamların çok da doğru olmadığını gösterir.

SENARYOLAR…

Koronavirüs, sorumsuz medya aktörleri tarafından tasvir edildiği gibi bir kıyamet salgını değildir. Ancak Kilit Adım senaryosunun açıkladığı gibi, istenen sosyal hedeflere ulaşmak için büyük bir ölüme veya sokaklardaki kan çukurlarında patlayan kurbanlara ihtiyaç duyulmaz. Yeni koronavirüs salgını “kuru bir çalışma” olabilir, hem Çin’in bir salgını ele almaya hazır olup olmadığını hem de uluslararası toplumun böyle bir salgına tepkisini test eder. Nadiren de olsa, salgının bir hata olması bile mümkündür. Virüsün yanlışlıkla Amerikalı bir laboratuvardan kaçması gibi…”


Bunlar da İlginizi Çekebilir