ALİ MERCAN

26 Eylül Almanya genel seçimlerine doğru, “Merkel’den sonrası”, “Hristiyan Demokrat-Sosyal Demokrat adayların yarışı”, “Koalisyon denklemleri” tartışılageldi. Afganistan, Amerika’yı kovdu, gündem Taliban’a karşı tutuma odaklandı. Almanya’daki Türk kökenli seçmenlerin kritik bir rol oynamaları da gündemde yerini aldı. Almanya’da yaşayan 3,5 milyon Türk’ün 1 milyona yakını seçme hakkına sahip. Ayrıca Türkiye’nin bölgedeki ağırlığı artıyor.

MERKEL VE SONRASI

Başbakan adayı olarak üç isim öne çıkıyor: Hristiyan Demokratlar’dan (CDU) Armin Laschet, Sosyal Demokrat Partiden (SPD) Olaf Scolz ve Yeşiller’den Annalena Baerbock. Bu üç partiyi Almanya İçin Alternatif (AfD), Liberal Parti (FDP) ve Sol Parti izliyor. Kamuoyu yoklamalarına göre birincilik Hristiyan Demokratlarla Sosyal Demokratlar arasında iniş çıkışlı ilerliyor. Üçüncü konumdaki Yeşiller oldukça gerilemiş görünüyor.

Başbakan Angela Merkel, SPD Başbakan adayı Olaf Scholz’u eleştirdi: “Kimse bana Sol Parti ile koalisyon yaptıramaz.” dedi. Merkel, Scholz’un kendisi yerine Başbakan olacağına kesin gözüyle bakılan ifadeler kullanıldığı için bu şekilde konuştu.

FAZ'dan Eckart Lochse’nin “Armin Laschet’i Başbakan adayı yapmak için çok çalıştınız” sorusu üzerine, Hessen Eyaleti Başbakanı Volker Bouffier şu cevabı veriyor: “O, üç aday içinde Başbakanlığa uygun kişidir. Almanya’nın en büyük eyaletini yönetmekte, başarılı bir koalisyon tecrübesi vardır.” Diğer yandan Başbakan adayları arasında adı geçen Bayern Başbakanı ve CSU Başkanı Markus Söder 87,6 oyla tekrar başkan seçildi ve “Başbakan adayımız Laschet” diyerek Hristiyan Birlik’in mevcut adayını güçlendirdi.

Merkel’in koalisyon kurmayı düşünmediği Sol Parti’nin, Türkiye ve Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızla ilgili tutumları kısaca şöyle: Sol Parti Almanya tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK’nın himayedarı. PKK’yı savunan mitinglerin düzenlenmesinde rol alıyor, buralarda milletvekilleri “Öcalan’a özgürlük”, “Kürdistan’a, Kobane’ye özgürlük” istiyor. Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen, Federal Meclis’te Türkiye‘ye karşı yıkıcı konuşmalar yapıyor. MLPD adlı “sol” parti de “Kürdistan’a özgürlük” afişleri asıyor. Bu örgütler, Türkiye’yi hedef alarak iç kargaşalık çabalarına destek oluyor.

ATLANTİK KÖPRÜSÜ YOLCUSU: YEŞİLLER

Türk kökenli seçmenlerle çok ilgilenen bir parti de Yeşiller. Yeşiller, Green New Deals adı verilen ABD kaynaklı, Çin’i, Rusya’yı ve Avrasya’yı hedef alan ABD politikalarının Almanya’daki savunucusu. Yeşiller, Almanya ve AB ülkelerinin Çin ve Avrasya ile ilişkilerinin gelişmesine karşı, ABD’nin kışkırttığı Uygur ayrılıkçısı faaliyetlerini destekliyor. Ermeni soykırımı yalanını Federal Meclise tek başına sunan Cem Özdemir, Yeşiller’in eski eş Başkanıdır.

AFP’den Lukas Rogalla’nın söyleşisinde Cem Özdemir özetle şu görüşleri açıklıyor: “Rusya ve Türkiye, Yeşilleri hedef alıyor... Mayıs'ta yapılan anketlerde yükselen Yeşiller tekrar yeryüzüne indirildi: Baerbock ek gelirini Federal Meclis'e bildirmede 'başarısız' olduktan sonra, özgeçmişini düzeltmek zorunda kaldı. Ayrıca benzin fiyatlarını litre başına 16 sent artırma planlarını açıkladığı için, diğer partiler bunu Yeşilleri anti-sosyal nakit paracılar olarak göstermek için bir fırsat olarak kullandılar.”

Özdemir, Tagesspiegel'e “Moskova ve Ankara'da tercih edilmediğimizi varsaymalısınız. Hem Putin hem de Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kesinlikle Yeşillere oy vermez... Sistemler arasında zorlu bir rekabetle karşı karşıyayız. Soru şu: çocuklarımız

Pekin, Moskova veya Ankara'daki otoriter yöneticilerin kural ve standartları belirlediği bir dünyada mı yaşayacak? Yoksa özgürlüğün, hukukun üstünlüğünün, güvenilirliğin ve sözleşmeye uyumun uygulanmaya devam ettiği bir dünyada mı? Otoriter yöneticilerle kucaklaşarak oraya varamayız.” diyerek Atlantik çizgisine en bağlı parti olduklarını beyan etti.

AFD’NİN TARTIŞMA YARATAN AFİŞİ

Almanya seçimlerinde Türk kökenli oyların kritik bir rol oynadığı bir kere daha görüldü. AfD Berlin adayının afişinde “Atatürk de AfD’ye oy verirdi” yazılı. Bunun yanında SPD’de “Bayrak sevgisini Türk gençlerinden öğrendik.” diyerek benzer bir görüntü sergiledi.

AfD, çeşitli eğilimleri barındıran bir parti. Son dönemlerde Avrasyacı yönelimi olanların ağırlık kazandığı gözleniyor. İki defa milletvekili heyeti olarak Suriye’ye ziyarette bulundular, hükümetle görüşerek ABD işgaline karşı tavır aldılar. AfD taraftarları bazı kesimler tarafından “Putin’in adamları” olarak nitelendiriliyor.

AfD Başkanı Tino Chrupalla, haziran ayı sonundaki Rusya ziyaretinde Savunma Bakanı ile görüştü ve ilişkilerini daha da geliştireceklerini açıkladı. 2020 Aralık ayında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de görüşen AfD Başkanı, önümüzdeki aylarda ziyaretlerin artacağını söyledi. AfD Başkanı, “Soğuk savaş döneminin izlerini silmek ve Rusya ile yapıcı diyalogları geliştirmek hayati önemdedir.” dedi.

TÜRKİYE KARŞITI KAMPANYALAR

AB elçisi Sosyal Demokrat Keren Foog “Türk gençlerine Atatürk’ü unutturalım ve onları milliyetçilikten uzaklaştıralım.” demişti. Bu hedefe ulaşmak için birçok işbirlikçi sözde gazeteciyi maaşa bağlamıştı. 80’li yıllarda SPD’li Eğitim Bakanı Heinz Kühn’ün, “Türkler ya Alman olurlar, ya da geri giderler.” sözleri henüz unutulmadı. Bunun yanında son yıllarda Türkiye’ye karşı tutum açısından öne çıkanlar, daha çok sol tandanslı SPD, Sol Parti ve Yeşiller oldu. Son dönemlerde Atlantik'ten uzaklaşma eğilimi güçlendikçe SPD de bu yöne vurgu yapıyor.

Yeşiller’den Claudia Roth, Diyarbakır’da ve İstanbul’da bir PKK militanı gibi eylemlere katılmış hatta örgütlemiştir. “NATO’dan çıkalım” diyen Sol Parti, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 Gladyo darbesini yapanın FETÖ, PKK’ya 40 bin TIR silahı verenin NATO olduğunu bilerek bu terörist örgütleri himaye ediyor.

MERKEL’İN GELİŞTİRDİĞİ POLİTİK ÇİZGİ DEVAM EDECEK

CDU gibi muhafazakar partiler Türkiye’ye karşı daha ihtiyatlılar. Merkel bunun en iyi örneklerinden... Vatandaşlarımız, Almanya politikasında yer alanlardan, Türk Milletinin ve Türkiye’nin birliğine karşı olmamalarını bekliyor.

Merkel döneminde izlenen Atlantikten bağımsız, Batı Asya ve Avrasya’ya yönelen çizgi istikrarlı olma ve devam ettirilme eğilimi gösteriyor. 4 dönem Başbakan olan Merkel döneminde Almanya, Atlantikten bağımsız dış politika geliştirdi, Çin, Rusya ve İran’la iş birliğini ilerletti ve Türkiye’ye karşı ABD ve AB’ye rağmen ihtiyatlı yaklaştı. “Amerika’nın karar verip uyguladıkları” ilişkilere karşı çıktı. Avrupa’da en önce Afganistan’la ilişkileri devam ettirme ve tanıma mesajları verdi. AB’de Türkiye’ye karşı yaptırım önerilerine ihtiyatla yaklaştı.

Uluslararası gelişmeler ışığında Almanya’nın, Merkel’in geliştirdiği politikalar doğrultusunda ilerleyeceği ve şu anda olduğu gibi CDU-SPD’nin içinde olacağı koalisyon olarak devam edileceği öngörülüyor.


Aydınlık