İlgili haber: İşte tank palet fabrikasında ortaya atılan yalanlar ve gerçekler


Tank Palet Fabrikasında üretilen tanklar emperyalizmin üzerine sürülmektedir. Bundan rahatsız olanlarsa sözde "ordu satılmıştır" yaygarası koparıyor.



Doğa Dursun 
Doğa Dursun

Geçtiğimiz günlerde Katar ile bir dizi anlaşma imzalandı. Anlaşmalar ticaret hacminin geliştirilmesi ve iki ülke arasındaki ilişkilerin arttırılmasına yönelik yapıldı. Bu anlaşmaları doğru yorumlamak, önümüzdeki sürecin ihtiyaçlarını ve yönelimlerini doğru belirlemek için anlaşmanın getirdiklerinin yanında içinde bulunduğumuz yeni siyasi konumlanışları doğru saptamak gerekmektedir.

Türkiye’nin Yeni Konumlanışı

Türkiye birçok alanda 2014 öncesi ekonomik ve siyasi anlayışları geride bırakmış ve yeni bir yola yönelmiştir. Küçük Amerika olmak için Türkiye’yi Cumhuriyet devrimi kazanımlarından uzaklaştıran, gümrüklerini indirip açık pazar haline getiren, köylüyü kambur ilan eden, işçiyi sefalete sürükleyen siyasi anlayışlar bugün yerini yeniden üretim ve istihdam odaklı anlayışlara bırakmıştır. Bu anlayış Türkiye’nin karşılaştığı bağımsızlık tehlikesine karşı düşmanlarını ve dostlarını belirlemesi ile şekillenmiştir. 

İhtiyaçların dayattığı zorunluluklar IMF’ye ve AB’ye bağlı borçla çarkı döndüren sistemi işlemez hale getirmiştir. Elbette kısa sürede bu bağımlılıktan kurtulmak zordur ama süreç bu eğilimle devam etmektedir.

Bugün yapılan ekonomik yönelim tartışmaları, reform ve Katar tartışmaları bu koşullar çerçevesinde düşünülmeli ve değerlendirilmelidir. Hiçbir ekonomik gelişme siyasi değişimlerin zemininden ayrı değildir. Siyasi yönelimler ekonomik yönelimleri her zaman belirler.

Örneğin Tank Palet fabrikasının kiralanması meselesini milli çıkarlarımıza düşman nitelikte değerlendirmek yüzeysel kalacaktır. Türkiye orada ürettiği tankları emperyalizmin üzerine sürmektedir. O yüzden içine girdiğimiz siyasi süreci anlayamayanların tavrı en son “Ordu satılmıştır” noktasına kadar gelmiştir.

Amerikancıların(Atlantikçilerin) etkisini kaybetmesinden rahatsız olanlar eski düzenin işleyişine tekrar dönebilmek için her fırsatı değerlendiren ve milli menfaatleri bir kenara bırakan politikalar üretmeye başlamışlardır. Daha da önemlisi bu politikayı uygulamaya koyularak bozgunculuk ve bölücülük faaliyetlerine alet olmuşlardır. 

Bir meselenin olumlu ya da olumsuz yönlerini değerlendirirken bakış açımızı bu koşulları merkeze koyan bir anlayış ile belirlememiz gerekmektedir.

Katar Türkiye İçin Tehdit Olabilir mi?

Bir ülke ile ilişki kurmak ve ilişki geliştirmek için ırkına, mezhebine, yönetim şekline göre hareket etmek devlet aklından yoksun bir davranış olur. Hepimizin bildiği gibi devletler çıkarlarına, ihtiyaçlarına göre kendilerine en uygun ittifakları kurar. Bizim gibi emperyalizme karşı mücadele yürüten devletler bu ittifakları kurarken en başta, kendi güvenliğini tehdit etmeyecek ittifakı tercih eder. Bu anlayış ile baktığımız zaman Katar’ın emperyalist politikalar izlemediğini hatta emperyalist güçlerin saldırılarına hedef olduğunu görüyoruz. Ayrıca Katar’ın askeri gücü de dikkate alındığı zaman Türkiye’ye diş geçirmesi mümkün değildir.

Emperyalizme karşı Katar’ın bir tehdit olmasının en önemli sebebi Batı Asya’daki konumu ve zengin kaynaklarıdır. Bu kaynakları Batı Asya’da değerlendirmesi ve İran, Türkiye, Rusya, Suriye gibi ülkeler ile kurduğu ilişkiler, ABD ve Suudi Arabistan gibi emperyalist amaçlar güden devletler açısından katlanılamaz bir durumdur.

2017 yılında Katar’a karşı yapılmak istenen ABD destekli darbe girişiminin de en önemli nedeni budur; bu kaynakları Avrasya’da değil Atlantik’te değerlendirmek. Fakat emperyalizm bu amacına ulaşamamıştır. Katar, Türkiye ile ilişkilerini derinleştirmektedir.

Buradan yola çıkarak Katar’ın devlet olarak Türkiye’nin bağımsızlığına dair bir tehdit oluşturduğunu söylemek mümkün değildir. 

Katar’a Karşı Muhalefet Neden Bu Kadar Yükseldi?

Yapılan anlaşmalar içinde en çok tartışılan mesele Katar’ın yüzde on hisse ile Borsa İstanbul’a ortak olması. Ama mesele milli hassasiyetlerden doğan karşı çıkışlardan ziyade Katar’a karşı Arap olması, yönetim tarzının farklı olması, laik olmaması üzerinden karalama kampanyası yükseliyor.

Bazıları şöyle: 

1)     “Katar diye bir devlet yok…” (1)

2)     “Katar’a devredilen yurttaşlık onurudur. Kız çocuklarını okutup doktor, öğretmen, sanatçı yapma hedefinden, aşiretlerin merhametine terk eden ülkeye geldik.” (2)

3)     “Koca ulus kabile devletine satılmaktadır… Ufak ufak Arapça öğrenmeye başlayalım” (3)

4)     “Ordu Katar’a satılmıştır” (4)

5)      “IMF'den borç almak, Borsa'yı Katar'a satmaktan çok daha onurlu bir eylem.” (5)

6)     “Türkiye’nin tapusunu da Katar’ın üzerine yapın” (6)

Katar’a karşı yapılan yoğun muhalefetin esas sebebinin ekonomik kaygılar, milli hassasiyetler olmadığı çok açık. Bu karşı çıkışlardan da anlaşıldığı üzere içinde bulunduğumuz yeni koşulların anlaşılmadığı görülüyor.

Emperyalizme karşı mücadelede en önemli mesele cephemizi genişletmek ve yeni ittifaklar kurmak. Katar direnirse Türkiye’nin emperyalizme karşı mücadelesi güçlenir. Katar, Suriye ve İran’ın yanında konum alırsa Türkiye kazanır. Muhalefetin bu çıkışları Katar’ı bu savaşta kazanmak üzerine olmaması isteyerek ya da istemeyerek Türkiye’nin kaybetmesini istemekle doğru orantılıdır.

Çünkü Katar’a karşı çıkan CHP, İYİP, HDP gibi kuvvetlerin çözüm yolu Asya’da değil Avrupa’da, ABD’dedir. Katar ile yapılan anlaşmadan önce aynı hisselerin Avrupa Yatırım Bankasının elinde olmasından kimse rahatsız değilken, Katar’a karşı çıkmak hafif tabirle ikiyüzlü bir politikadır. O yüzden mesele milli çıkarları korumaktan ziyade yeniden Atlantik zincirlerine bağlanma isteğidir. Ayrıca ülkemizin Atlantik sistemine karşı girdiği savaşa karşı yaratıcı yıkıcılığa alet olunmasına sebep olmaktadır. Rahatsızlık Asya ile ilişkilerin geliştirilmesidir. Yapılan çıkışları bu bağlamda değerlendirmek gerekmektedir.

Katar Türkiye’ye Ne Katar?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Katar’ın Körfez Şeyhlikleri ile aynı cephede yer almaması başlı başına büyük bir kazanımdır. Katar emperyalizme karşı Türkiye ile aynı cephede konumlanmaktadır. ABD ve İsrail’in planlarına karşı ileri bir mevzi oluşturmaktadır. Bu açıdan stratejik ortaktır. 

Katar ile yapılan swap anlaşmaları Türk lirasının değer kazanması açısından ve dolar hakimiyetini kırmak açısından büyük önem taşımaktadır.

Karşılıklı yatırım hamleleri ile ekonomik atılımlar gerçekleştirilmekte ve ilişkiler derinleşmektedir. 

Tank Palet Fabrikası üzerinde yapılan anlaşma ile hem kamu varlığı korunmuş hem de ordumuzun ihtiyaçları karşılanmaya devam etmiştir.  

Katar ile karşılıklı kazan kazan üzerine kurulacak bütün stratejik ilişkiler hem ülkemizin hem de diğer Avrasya ülkelerinin yararına hizmet etmektedir.

Türkiye Bugün Sıcak Para Sistemiyle Yönetilebilir mi? 

Türkiye’nin Katar ile yapmış olduğu anlaşmaların sonucunda tekrar sıcak para ekonomisi ile bağımlılıklarının geliştiğini iddia etmekte büyük bir yanlıştır. Teknik olarak Türkiye’ye sıcak para girişi olmuştur. Ancak sıcak para sistemi yalnızca ülke sermayesine giren para değil aynı zamanda bu para ile gelen koşullardır. Sıcak para=Kürdistan demektir. Türkiye’ye karşı başlatılan bölünme planlarına yeşil ışık yakmak demektir. Geçmişte olduğu gibi sıcak para gelmesi için Türkiye’yi böleceğiz demek gerekmektedir.

Ülkemiz 1945’ten bu yana IMF ile, Avrupa ile yaptığı bütün antlaşmalarda Cumhuriyet kazanımlarından ödünler vermeye zorlanmış ve bunun karşılığında borçlandırılmıştır. Bu sistemi 1980 darbesi ile zor güç kullanarak ülkemizin başına yerleştirmişlerdir. Lakin bugün geldiğimiz durumda Türkiye bütün bu saldırılara baş kaldırmış ve bununla mücadele yoluna girmiştir.

Siyasi tavizler vermeden IMF’den, AB’den borç almak mümkün olmadığına göre Türkiye’nin tekrar bu sisteme bağlaması da mümkün değildir. Çünkü ülkemizin PKK’yla, FETÖ’yle tekrar yeni açılımlara başlaması mümkün değildir. Kurtuluşun orada olmadığı milli güçler tarafından keşfedilmiştir.

Selahattin Demirtaş, Osman Kavala gibilere özgürlük isteyenlerin, sözde adalet ve hukuk savunucularının esas dileği İMF ile kurulacak ilişkilerdir. IMF kapısında borç dilenmek ve bu bağlamda her türlü tavizi vermeye hazır olmak muhalefetin politik stratejisinin temelini oluşturmaktadır. 

Çözüm: Üreten Türkiye 

Katar’la yapılan anlaşmayı ekonomik açıdan değerlendirdiğimiz zaman uzun vadeli bir çözüm oluşturmadığını görmekteyiz. Buradaki en önemli mesele parayı nasıl kullanacağımız ve nereye yönelteceğimizdir. Gıda güvenliğini sağlamak, halka etkin sağlık hizmeti vermek ve ekmek teknesini korumak için, elbette kamunun yeni kaynaklara ihtiyacı var. Kamu kaynağı tasarrufla sağlanır. Diğer bir olanak da borçlanmadır. Üretime yönelen bütün kaynaklar olumlu olarak değerlendirilebilir. Aksi takdirde kısa vadeli çözümsüz politikalardan öteye gitmesi mümkün değildir.

Ülkemizin bugün önünde duran en büyük sorunlarının başında ekonomik güvenlik gelmektedir. Topraklarımızdaki ve denizlerimizdeki bütünlüğümüz üzerinde tehditler devam etmekle beraber bu noktada büyük bir yol kat edilmiştir. Kat edilen bu yolu ekonomik atılımlarla pekiştirmek gerekmektedir.

Ekonomik çözümler yukarıda da uzunca anlattığımız siyasi yönelimden ayrı düşünülemez. Üretime ve istihdama dayalı ekonomik model Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılayacak yegâne programdır. 24 Ocak Kararlarının zor güçle kabul ettirilmesinden bu yana verilen tavizler, ülkemizin insan kaynaklarının, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin, güçlenme ve büyüme potansiyelinin önünde duran en büyük engeldi. Bu engelleri FETÖ’nün ve PKK’nın üzerine giderek büyük oranda gidermiş bulunmaktayız.

Artık yapmamız gereken ihtiyaçları somut karşılıkları ile pekiştirmektir. 

Üretim atağını planlamak ve yeni istihdam alanları açmak, üreticileri desteklemek milli sermayeyi büyütmek ve milletimizin insanca yaşama koşullarını sağlamak diğer adımların daha sağlam ve sürekli olmasını da sağlayacaktır.

Üreten bir Türkiye bağımsız bir Türkiye demektir.

Doğa Dursun | TGB Genel Sekreter Yardımcısı

İlgili haber: İşte tank palet fabrikasında ortaya atılan yalanlar ve gerçekler

Dip Not:

(1)-(2) https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/enver-aysever/katara-devredilen-ulke-1794885

(3) https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/yilmaz-ozdil/katar-2-6144390/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger

(4) https://www.sabah.com.tr/gundem/2020/11/29/chplivekil-ali-mahir-basarirdan-cirkin-sozler-turk-ordusuna-satilmis-dedi

(5) https://twitter.com/batuhancolak33/status/1332014175267262466?s=20

(6) https://twitter.com/BirGun_Gazetesi/status/1331984774513250305?s=20

tgb.gen.tr