İyimserliğin iki kaynağı vardır. Birisi, nesnel koşullardır.

İkincisi, yeni bir toplum kurma iradesidir.

ZİNCİRLERİNİ KOPARAN TÜRKİYE

Türkiye, 2014 baharında Silivri Duvarlarını yıkmamızla birlikte 1945 yılından beri bileklerinde taşıdığı ABD zincirini kırdı. 24 Temmuz 2015’te başlayan askerî harekâtla PKK’yı kazdığı hendeklere gömmemizden bu yana Türkiye’nin başardığı işlere bakınız, göğsünüz gururla kabaracaktır. Türkiye’nin Atlantik Sisteminden kopup Yükselen Asya uygarlığının öncü konumlarında yer almaya yöneldiği bir tarihin içindeyiz. İşte bu süreç, iyimserliğimizin nesnel kaynağıdır.

İnsan nasıl umutla dolmaz, Türkiye Kemalist devrimi tamamlayacağı iklime kavuşuyor. Üretim Devrimi de Asya ikliminde, güvenliğimiz de Asya ikliminde.

AKİF YILMAZ’IN İRADE GÜCÜ

Her şeyden önce devrimcileriz. İyimserliğimiz, bugün kırk yılın işçi önderi Akif Yılmaz’la konuştuğumuz gibi Millî Demokratik Devrimi kesin zafere ulaştırma irademizden geliyor. Akif Yılmaz, 80’e merdiven dayamış. Korona nedeniyle soluk soluğa konuştuğu günden beri “Millî Demokratik Devrimin zaferini görmeden bu dünyadan gitmek yok” diyor. “Yapacağımız işler var, yarım bırakmak devrimciye yakışmaz” diyor. Azrail ile yüz yüze geldiği günleri, saatleri yaşarken iyimserliğini bir an bile yitirmedi. Şimdi telefondan kahkaha seslerini duyuyorsunuz. 

Akif Yılmaz, eski bir pehlivandır. Pes etmeyi bilmez. Her zorlu durum, başarıya dönüştürülebilir. İyimserliği, mücadeledeki kararlılığından gelir. Dayanma gücünü zafere dönüştüren, kazanma iradesidir.

KARAMSARLIĞIN MIZIKACILARI

Bir de karamsarlığın mızıkacıları var. Sırça köşklerinde her an hangi taş cama değecek diye korkular içinde yaşarlar. Kaz dağlarının yeşilinde, Datça’nın aydınlıklarında, Marmaris’in mavisinde, kendi karanlık deliklerini kurmuşlardır. Kaz Dağı’nda, Datça’da, Marmaris’te hiç karanlık olur mu diyeceksiniz. Karanlık yoktur, kendi karanlığını kuranlar vardır. Onlar, hem dünya gerçeğinin dışında hem de dünyayı değiştirme kararından koptukları için kendi karanlıklarına gömülmüşlerdir. 

KİLİSENİN LOŞLUĞUNDAKİ AZİZ PEDER

Aziz Peder, Kilisenin loşluklarında oluşturmuştur karanlık dünyasını. Devrim mi, o Kaf Dağı’nın arkasındadır. Türk Ordusu, bitmiş tükenmiştir. Türk halkı camilerde yatıp kalkmaktan başka bir şey bilmez. Çin, ABD ile izdivaç etmiştir. İran’daki mollalar yönetimi bizim yobazlığımızın baş destekçisidir. Rusya, yarın Trabzon limanını isteyecektir. En iyisi Türkiye NATO’nun kucağında kalmalıdır. 

S-400’ler gelmez, gelse bile kullanılmaz, kullanılsa bile menzile ulaşmaz, menzile ulaşsa bile düşmanın kalkanına çarpar tuz ile buz olur. Boz Atlı Hızır da kimmiş, o ata binemez, binse bile attan düşer, zaten atının nalları yoktur. Nal vurulsa bile, Koronadan adımını atamaz.

DALGALARIN KOLLARINDA TÜKENEN ŞAİR

Her şair yaşadığı yere benzer. İradesini kuyulara ve kuytulara gömenler, Türkiye’yi de kendileri gibi sanırlar ve karanlıklarında korku şarkıları söylerler: “Türkiye, nereye gidiyorsun böyle dalgaların kollarında?”

“Dalgaların kollarında” olan kendileridir. 

Köstebek, yalnız toprağın altını bilir.

Yılan, kendi deliğindeki gerçeğin esiridir.

Korkak, her sabah ölür. Cesur, her sabah dirilir.

Kibir, yollarda kalır. Gönül, dağları aşar.

Kararsız, beklerken yorulur. Kararlı olan, koşarken yorulmaz.

NEREYE GİTSEM SENİN BİR UCUN

Ama gerçek onların umarsız dünyası değil. Türkiye, onların çürümüş ülkesi değil. Mustafa Kemal’in kartalı var, Sivaslı Karınca var.

Biz devrimciler, Biz vatanseverler, Türkiye’ye Fazıl Hüsnü’nün yüce gönüllü dağlarından bakıyoruz:

“Sen benim Türkiyemsin

Öyle bir büyüksün ki

Nereye gitsem senin bir ucun”

NERDE BİR İRADE VARSA ORADA BİR YOL VARDIR

Evet nerede bir irade varsa, orada bir yol vardır.

Yollarını yitirenler, iradelerini de yitirmişlerdir. Onlar ancak karamsarlığın mızıkasını çalabilirler.

İnsan, tasarım kurmakla, başka deyişle iradeyle başlar. İradelerini yitirenler, insanlıklarını da yitirmişlerdir.

Umut, cesaretin yarısıdır. Umutlarını yitirenler, cesaretlerini kaybetmişlerdir.

İyimserlik, dünyayı yerinden oynatacak biricik kaldıraçtır. Karamsarlar, oturdukları yerden kendilerini bile kaldıramazlar.

YARIN: OCAK 1991 GENEL GREVİNİ NASIL ÖRGÜTLEDİK


Dr. Doğu Perinçek

Aydınlık