ABD, Türkiye’yi ABD karşıtı cepheden koparmayı en kritik konu olarak görüyor ve buna göre planlar kuruyor. Şimdi de, Ukrayna’daki gelişmeler üzerinden benzer bir ABD tuzağıyla karşı karşıyayız. İşte o tuzaklar.

Lavrov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in söz konusu krizle ilgili açıklamalarından örnek vererek “Donbas’ta yeni bir savaş başlatmaya çalışanlar, Ukrayna’yı yok edecek. Bunu Putin kısa süre önce söyledi ve bu hala geçerlidir.” ifadesini kullanmıştı.

RUSYA’DAN UKRAYNA’YA: ABD’YE GÜVENME

Rus Senatör Alexei Pushkov ise yaptığı açıklamada “Ukrayna, Rusya Federasyonu ile bir çatışma durumunda ABD’ye güvenmemelidir, çünkü Kiev tarafında doğrudan ABD askeri müdahalesi ‘tam bir çılgınlık’ olacaktır” şeklinde konuştu.

Kiev, 2014’te Batı yanlısı “ihtilal”den beri Ukrayna’daki yeni hükümeti tanımayı reddeden Donbass’a 2014’ten beri askeri operasyon yürütüyor. Ukraynalı yetkililer, ülkedeki durumun sorumluluğunu Rusya’ya yüklüyor. Moskova, Ukrayna’nın iç çatışmasına taraf olmadığını defalarca ifade etmiş ve Kiev’i sorunu bir an önce çözmeye çağırmıştı.

UKRAYNA’DAN İTİRAF

Ukrayna’nın Donbass Temas Grubu’ndaki Temsilcisi Aleksey Arestoviç, NATO’nun Defender Europe 2021 tatbikatının Rusya’ya karşı savaşa hazırlık amacıyla yapıldığını belirtti.

Arestoviç, Ukrayna medyasına açıklamasında, “NATO’nun, ‘Avrupa’yı koru’ anlamına gelen Defender Europe 2021 adını taşıyan geniş kapsamlı tatbikatı başladı. Maksat, Baltık Denizi’nden Karadeniz’e olan bölgede, gelin açık açık konuşalım, Rusya’ya karşı savaş konusu işleniyor” ifadesini kullandı. NATO, Mayıs-Haziran aylarında, Soğuk Savaştan bu yana en büyük askeri tatbikat gerçekleştirecek. Doğu Avrupa ve Baltık ülkelerinde savunma ve saldırı eylemlerinin işleneceği tatbikata aktif olarak Gürcistan, Moldova ve Ukrayna katılıyor.

ABD’DEN UKRAYNA’YA DESTEK

Önceki gün Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’yi telefonla arayarak “Washington’un ‘Donbass ve Kırım’daki Rus saldırganlığı karşısında’ karşısında Kiev’i desteklemeye devam edeceğine dair ‘sarsılmaz destek’ verdiği belirtildi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ayrıca “Durumdan dolayı endişeliyiz. Bu konuda taraflar ve Avrupalı ortaklarımızla iletişimimizi sürdüreceğiz.” denildi.

Öte yandan Ukrayna ve ABD Savunma Bakanları Andrey Taran ve Lloyd Austin, 1 Nisan’da telefon görüşmeleri yapmıştı. Ardından Ukrayna Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Gerilimin tırmanması durumunda ABD, Rusya’nın saldırganlığından dolayı Ukrayna’yı yalnız bırakmayacak” denilmişti. Ukrayna Genel Kurmay Sözcüsü Albay Andriy Pavelko da dün yaptığı açıklamada Ukrayna’nın NATO’nun Doğu Akdeniz ve Irak Harekâtlarına katılmaya başlayacağını açıkladı.

KARADENİZ VE AZAK’A YENİ NATO ÜSTLERİ

Geçen ay Ukrayna Başbakanı Denys Shmyhal ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Brüksel’de NATO karargâhında bir araya gelmişti. Ziyarette biri Ukrayna ile Rusya arasında gerilimli bölge olan Azak Denizi’nde olmak üzere Karadeniz’de iki yeni NATO üssü kurulacağı açıklanmıştı. Stoltenberg yaptığı açıklamada “Karadeniz NATO ve müttefikler için oldukça önemli. Bölgede yakın ve çok değerli iki ortağımız var, Ukrayna ve Gürcistan” demişti.

‘TÜRKİYE’NİN AKDENİZ’DEKİ HIZI YAVAŞLATILMAK İSTENİYOR’

Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç Dr. Deniz Tansi, Karadeniz’deki gerginliğin Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarına yansımaları olacağını belirtti. Aydınlık’ın sorularını yanıtlayan Tansi, şu değerlendirmelerde bulundu: “Karadeniz bir NATO denizi yapılmaya çalışılıyor. Bulgaristan ve Romanya ile beraber artık oradan yapılacak tahkimatlarla, doğrudan Boğazlar üzerinden olmasa da, bir askeri yapılanmayı ortaya koymaya çalışıyorlar. Tabi çok farklı boyutları var. Montrö boyutuna baktığımızda, 2008’deki Gürcistan-Rusya savaşı sırasında, Amerikan gemileri 20 günden daha fazla kalmak istediler ama Türkiye, Montrö uyarınca buna izin vermedi. Dolayısıyla Karadeniz’de bizim en büyük güvencemiz elbette ki Montrö.”

ABD KARADENİZ’İ ISINDIRIYOR

“Türkiye temkinli davranıyor. NATO’nun saldırgan düşünceleri içerisinde yer almıyor. Bir NATO üyesi olmasına rağmen daha dengeli hareket ediyor. Zaten bizim Soğuk Savaş sonrası çok yönlü dış politikamız da buna işaret ediyor. Ama Karadeniz’i ısındırıyorlar. Bugünkü Amerikan yönetimi Karadeniz’i daha da ısındırmak isteyecek. Bu Ukrayna ile Rusya arasındaki gerilimin arkasında da ABD politikaları var. Bu anlamda Avrupa Birliği’ni de yanına çekmek istiyor, çatışmayı daha da derinleştiriyor.”

BATI’NIN KARADENİZ TUZAĞI

“Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de son derece önemli hamleleri var. Yapısal politikası zemininde Mavi Vatan, Libya ile yapılan anlaşma, Kıbrıs’ta iki devletli çözüm… Bütün bunlar düşünüldüğünde bir şekilde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den dikkatini Karadeniz’e çekme boyutu gerçekçi bir değerlendirme olur. Elbette Karadeniz de önemli ama Doğu Akdeniz’deki bu politikaları çerçevesinde en azından Türkiye’nin hızını yavaşlatmak olarak da yorumlanabilir. “Baktığımızda bu ihtilaflar belki doğrudan Türkiye ile ilgili çıkmamış olabilir. Ama Karadeniz’de Türkiye aleyhine bir takım tuzaklar gelişebilir. NATO burada daha çok donanma bulundurmak isteyebilir. Türkiye tabi Montrö’den dolayı buna gereken karşılığı verecektir. Bu tuzaklara karşı dikkatli olmak lazım çünkü sıcak bir savaş şu anda Batı tarafından daha fazla dillendiriliyor, teşvik ediliyor.”

AKDENİZ’DEN KAFKASLARA BÜTÜNSEL STRATEJİ

“Denizcileşen bir milletiz. Dolayısıyla, denizlerdeki hâkimiyet, denizlerdeki strateji son derece önemli. Şu an Karadeniz, Ege, Akdeniz boyutu ile bakıyoruz ama daha geniş boyutu ile baktığımızda aslında, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan politika Türk Dünyası için son derece önemlidir.”

‘TÜRKİYE GERİLİMİ SÖNÜMLENDİRMELİ’

Emekli Koramiral Kadir Sağdıç, Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimi sönümlendirmesi gerektiğini belirtti. Amiral Sağdıç şunları söyledi: “Ukrayna -Türkiye ve Rusya-Türkiye arasında son dönemde iyi ilişkiler var. Türkiye’nin geleneksel olarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘yurtta barış dünyada barış’ politikası kapsamında, iyi komşuluk ilişkilerine dayalı bir dış siyaseti var. Bunu bugüne kadar da sürdürdü. Hatta Soğuk Savaş yıllarında tek başına NATO’nun güney kanadını temsil eden bir ülke olduğu halde, gücünden tereddüt etmeden, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne dayalı olarak bölgedeki istikrarı gayet güzel, yasalara uygun, uluslararası anlaşmalara uygun şekilde işletti.”

‘KARADENİZ’DE ÇATIŞMA YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR’

“Türkiye’nin Soğuk Savaş bittikten sonra da bölgedeki istikrarı artırıcı girişimleri var. 1992 yılında BSEC diye tanımlanan Karadeniz Ekonomik İş Birliği süreci vardı. Ondan sonra askeri işbirliği ile taçlandırdı. 1998’lerde başlayan görüşmeler 2001 yılında Karadeniz Görev İş Birliği Grubu doğurdu. Bu çizgiyi devam ettirmeliyiz. Türkiye, Ukrayna ile Rusya arasındaki gerginliği sönümleştirecek tarzda hareket etmeli. NATO’da maalesef son yıllarda hâkim olan görüş; Ukrayna, Bulgaristan, Romanya ekseninde, Rusya’ya karşı bir cephe oluşturma görüşü. Bu çok tehlikeli. Bunu kaşımamak lazım. NATO ısrarla Ukrayna’daki 2014 olaylarının üzerine gidip bir çatışmacı rota yaratmaya çalışıyor. Çünkü çatışmacı rota oluşursa ABD ile birlikte NATO’nun bazı ülkeleri, silahlanmaya gidecekler. Ama bu da tansiyonu artıracak. Dolayısıyla Türkiye’ye çok büyük bir rol düşüyor. Rusya ile Ukrayna arasında uzlaşıcı rotaları araması gerekir. Sönümlendirme anlamında nasıl fırsatlar çıkar onlara bakması lazım. Türkiye’nin üzerine düşen de bu.”

‘HER BÖLGEDE ÇATIŞMA TÜRKİYE İÇİN RİSK’

“Batı’nın başat güçleri ABD ve hatta perde arkasında İsrail’i de sayabiliriz, NATO üyesi olmadığı halde onlar yeniden bir çatışma rotasına zorluyorlar. Türkiye NATO içinde olduğu halde provokatif davranmıyor. Bulgaristan, Romanya, Polonya üzerinden ABD konuşlanması artarken, Türkiye bunun tehlikeli olduğunu NATO platformlarında dile getiriyor. Böyle bir süreç yaşıyoruz. Umarım aklıselim hâkim olur. Her bölgeden çatışma Türkiye’ye zaman kaybı, ekonomide riskler oluşturur. Kafkasya bir istikrara doğru gidiyor, Türkiye’nin bu istikrarı sürdürmesi lazım.”

EMEKLİ TÜMAMİRAL SEMİH ÇETİN: “ABD VE NATO’NUN KARADENİZ ÖZLEMİ VAR”

Aydınlık’a konuşan Emekli Tümamiral Semih Çetin şunları vurguladı:

“Karadeniz’deki olaylarda bizim çok dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü sürekli NATO’nun, dolayısıyla ABD’nin Karadeniz’e elini kolunu sallayarak girip çıkma özlemi var. Bu tabi Rusya’nın pek hoşuna gidecek bir durum olmuyor.

Biz Türkiye olarak bu durumda, iyi bir çözüm bulmuşuz. Nedir bu çözüm? Montrö sözleşmesi. Bizim dört elle sarılmamız gereken budur. Montrö’yü çok dikkatli bir şekilde incelediğinizde Lozan’ın tamamlayıcısı olduğunu ve bugün Karadeniz’in bir barış gölü haline gelmesinde önemli bir mihenk taşı oluğunu görüyoruz. Bugün Karadeniz’de deniz yetki alanlarının paylaşımı konusunda herhangi bir sorun kalmamış durumda. Herkes kendi sahasını belirlemiş, isteyen balığını tutuyor, isteyen doğalgazını, petrolünü çıkarıyor, bir problem yok. Gelin görün ki Doğu Akdeniz öyle değil. Orada at oynatan aktörler çok fazla. Dolayısıyla Montrö sözleşmesi delinir ve Karadeniz’de böyle bir NATO-ABD varlığı ortaya çıkarsa, bugün Doğu Akdeniz’de yaşadıklarımızın aynısını Karadeniz’de yaşamaya başlarız. Bu nedenle Türkiye’nin çok dikkatli olması gerekiyor.

Avrupa Birliği’nin birinci önceliği bekasını sağlamaktır. Bekasını sağlayıp kendi içerisinde gelişecek, güçlenecek ve büyüyecek, büyüyebilirse. Bunun için en önemli şey de jeopolitik ortamı oluşturmak. Konumlandırması itibari ile AB bunu sağlamış gözüküyor. AB açısından baktığımızda nedir durum? Batısında ABD ve Kanada var. Zaten Güneyde Afrika’dan Akdeniz’e ayrılmış durumda, kuzeyde Norveç’i saymazsak bütün ülkeleri bünyesinde barındırıyor, doğuda yıllardır rekabet halinde olduğu Rusya var. Ve Rusya ile arasında da Ukrayna. Ukrayna burada tampon bir devlettir. Ayrıca aşağı indiğiniz zaman, bakıyorsunuz Romanya’yı, Bulgaristan’ı aldı, Türkiye’yi AB’nin alması zaten söz konusu değil. AB politik açıdan baktığınızda, güvenlik açısından baktığınızda Türkiye’yi alması söz konusu değil. Aşağı yukarı Ukrayna’yı almaması ile aynı nedenle. Türkiye AB ve Ortadoğu arasında tampon bölgedir. Nasıl ki ezeli rekabet içerisinde olduğu Rusya ile arasındaki Ukrayna gibi. Ukrayna ve Türkiye tampon devlettir ve bana göre bu ülkelerin AB’ye alınması söz konusu olamaz.

‘TÜRKİYE KARADENİZ’DE TEDBİR ALMAK ZORUNDADIR’

Nasıl ki Ortadoğu’daki olaylarla ilgili olarak Türkiye’yi kaşıyorlarsa bu nedenle şimdi Ukrayna’yı, tampon devleti kaşıyacaklar. Ama bunu büyük çaplı bir çatışmaya götüreceklerini sanmıyorum. Bu onların da işine gelmez. Ama Türkiye’nin kesinlikle, şu anda bir barış gölü haline gelmiş Karadeniz’i, dikkatli bir şekilde statükoyu koruyacak tedbirleri almak zorundadır. Aksi takdirde Karadeniz, Doğu Akdeniz durumuna döner ki bu hiç arzu edilen bir durum değil.

FETÖ VE PKK’NIN GÜVENLİ LİMANI

Ukrayna, Yunanistan’dan sonra PKK ve FETÖ’ye kapısını açan ülkelerin başında geliyor. Daha önce pek çok olayda Ukrayna’nın PKK ile ilişkisi ortaya dökülmüş, FETÖ’cülere kol kanat gerdiği ortaya çıkmıştı. İşte bazı örnekler:

PKK’NIN MÜHİMMATI UKRAYNA’DAN

Özbekistan’da MİT destekli operasyonda yakalanan ve 15 Şubat 2021 tarihinde Türkiye’ye getirilen FETÖ’cü Gürbüz Sevilay, PKK ile Ukrayna arasında irtibatı sağlıyordu. Savunma sanayi şirketi olan Sevilay’ın Irak ve Suriye’deki PKK/YPG üyeleriyle silah, füze, anti-drone ve radar sistemi anlaşması yaptığı belirlendi. Sevilay’ın PKK karargahında "Mazlum Kobane" kod adlı teröristle yaptığı görüşmeye Ukraynalıların da katıldığı, PKK için malzemelerin Ukrayna’dan temin edildiği ortaya çıktı. 

PKK/KCK SORUMLUSU ODESSA’DA

Türkiye’den kaçan PKK/KCK’nın sözde yöneticisi İsa Özer de 11 Eylül 2020’de Ukrayna’nın Odessa kentinde MİT operasyonu ile yakalandı. İsa Özer’in PKK’nın faaliyetlerini Odessa’dan yönettiği tespit edildi.

HABLEMİTOĞLU’NUN KATİLİ TESLİM EDİLMİYOR

FETÖ’ye karşı mücadelenin sembol isimlerinden Necip Hablemitoğlu’nun katil zanlısı Nuri Gökhan Bozkır da Ukrayna’da yaşıyor. Bozkır, son aylarda Ukrayna’daki firari FETÖ’cülerin yayın organlarına verdiği röportajlarla gündeme gelmiş, TSK ve MİT’in terör örgütlerine silah ve mühimmat desteği verdiğini iddia etmişti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Ukrayna ziyaretinde mevkidaşı Zelensky’den firari FETÖ’cünün iadesini bizzat talep etmişti.

FETÖ VE DHKP-C ORTAKLIĞI

FETÖ’nün sözde Bağdat sorumlusu Salih Fidan ve sözde Erbil sorumlusu Samet Güre de Ukrayna’da yakalandılar. 6 Ocak’ta Türkiye’ye teslim edilen şüpheliler ifadelerinde bir diğer terör örgütü olan DHKP-C’den destek aldıklarını açıkladılar. Güre ve Fidan, Irak’ta bulunan FETÖ’cüleri Avrupa’ya göndermeye uğraşıyordu.

FETÖ’NÜN KURUMLARI

FETÖ, Ukrayna’da daha çok eğitim kurumları üzerinden faaliyetlerini sürdürüyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Ukrayna’ya yerleşen örgüt, 2001 yılından bu yana "Uluslararası Meridyen Okulu" adıyla eğitim alanında faaliyet yürütüyor.

Kiev’de 2013’ten bu yana faaliyet yürüten kültür merkezi de örgütün kültür ayağını oluşturuyor. FETÖ’nün Ukrayna’da "Ukraynahaber" adlı bir yayın kuruluşu da mevcut. FETÖ bahsedilen site üzerinden kara propaganda ve dezenformasyon faaliyetlerine devam ediyor.

‘KARADENİZ NATO GÖLÜ OLMAMALI’

Kiev’de bulunan Doğu Avrupa uzmanı gazeteci Deniz Berktay, gazetemiz için şu açıklamalarda bulundu:

“Rusya Ukrayna ilişkileri 7 yıldır kötü durumda. Gerilimin kaynağının bir nedeni 2014’te Ukrayna’da Batı yanlısı ihtilal gerçekleşmesi ve bunun hemen ardından Rusya’nın, Ukrayna’ya ait Kırım yarımadasını kendi topraklarına kattığını açıklaması. Bu kararı uluslararası toplum ve Türkiye tanımamıştı. Bunu Rusya müzakere etmeyi reddediyor. Ukrayna da bunu tanımadı. Fakat buna rağmen Kırım yarım adası ile Ukrayna denetimindeki topraklar arasında herhangi bir çatışma yok.

Diğer bir sorunlu bölge ise, Ukrayna’nın güneydoğusunda bulunan ve Rus yanlısı eğilimlerin güçlü olduğu Donbas bölgesi. Bu bölgede iki il merkezi, 7 yıldan beri, Rus yanlısı ayrılıkçıların denetimi altında. Donbass’taki çatışmalarda 14 bin kişi hayatını kaybetti. 2014’ten beri o bölgedeki çatışmalar lokalize olmuş durumda. Yani karşılıklı toprak kazanma yok sadece kendi bölgelerinden karşılıklı ateş açma var. Asıl sorun olan bölge Donbass. Ukrayna’da Zelenski, Cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisinden önceki milliyetçi başkan Poroşenko’ya göre daha ılımlı mesajlar vermiş ve ateşkes hattından askerleri geri çekmişti. Ukrayna’da milliyetçi çevreler ise buna sert tepki vermişti. Fakat bunun sayesinde bölgeye ateşkes gelmişti. Bu yılın başında ise bu hava bozuldu. Ayrılıkçılar açtığı ateş sonucu 20 Ukrayna askeri bu yılbaşından beri hayatını kaybetti. En son geçen hafta 4 asker öldü.”

‘RUSYA: DONBASS’TAKİ SORUNU UKRAYNA KENDİ İÇİNDE ÇÖZSÜN’

“Rusya ise şunu diyor, “Donbass’taki konu benim alanım değil, Ukrayna bunu kendi içinde halletsin”. Rusya ayrıca “benim askerim yok” diye de belirtiyor. Son zamanlarda Rusya-Ukrayna gerilimi iki unsurla öne çıktı biri Donbass çatışması, diğeri ise son zamanlarda gündeme gelen Rusya’nın Ukrayna sınırına “Batı 2021 Tatbikatı” çevresinde asker yığması. Bunu Zelenski, “Rusya bize güç gösterisinde bulunuyor, kaslarını göstererek bize baskı yapıyor” diye ifade etti. Ukrayna istihbarat teşkilatı başkanı ise “Rusya’nın bu kuvvet yığmasının iki nedeni olabilir, Ukrayna’yı provoke edebilir, ayrılıkçıların bölgesine askerini sokabilir. Hatta dorudan Ukrayna bölgesine asker sokmaya çalışabilir.” şeklinde açıklama yaptı.”

SAVAŞ SÖYLEMİ ÇOK ACELECİ

“Karşılıklı açıklamalara baktığımız zaman pek çok ciddi diyebileceğimiz çevre, haber kanalı ve “uzmanlar” sosyal medyadan yayılan bilgileri ciddiye alıyor. Bunlar gerçeği yansıtmıyor. “Rusya Ukrayna savaş haline girdi “ gibi bir söylemi hiç olmaz diyemeyiz ama çok gerçekçi değil, savaşın eli kulağında demek çok aceleci bir değerlendirme.

Batı’da abartılı bir üslup var, “iki ülke savaşın eşiğinde” vs. şeklinde. Hâlbuki Ukrayna’da basınında dünden itibaren bu önemli bir konu haline geldi. Son 7 yıldır çatışma var zaten, savaş ihtimali olsa Ukrayna’da gündem bu olur, şu an böyle bir konu yok. TV kanalları vs. bundan bahsetmiyor. Bu konu gündemde dün üst sıralara çıkmaya başladı. Türkiye açısından istenmeyen bir durum. Milli çıkarlarımız açısından çatışmanın yoğunlaşması, NATO burada varlığını artırması istemediğimiz bir durum. Karadeniz havzasında gerlimin artması, Boğazlardan ABD ve NATO güçlerinin geçmesini gerektirecek. Montrönün statüsünü tartışacağız. Boğazlar konusunda bizim üzerimizde baskı artacak Karadenizin herhangi bir tarafın “gölü” olması Türkiye açısından yararlı değil.”