
2010'da Hatay'dan İstanbul'a geldim. Şişli Savcılığı görevini yürütürken 2011'de adliyeler birleşti ve şu an görev yaptığımız Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne geçtim. Burada görevimi yürütürken 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılması hadisesi yaşandı. Bu, FETÖ'nün Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik ilk ciddi operasyonuydu. O süreçte, Beşiktaş'taki örgüt mensuplarının yoğunlukta olduğu Özel Yetkili Mahkemelerin kapatılmasına müteakip Türkiye genelinde TMK 10. maddesiyle yetkili terör savcılıkları kuruldu. Ben de 7 Şubat'tan sonra Sahtecilik ve Kaçakçılık Büro'da görevliyken HSK tarafından TMK 10. maddesi terör savcısı olarak görevlendirildim. 7 Şubat'ta devlete yönelik operasyondan sonra bile İstanbul Adliyesi'ne atanan 22 savcıdan çoğunun FETÖ üyesi olduğu tespit edildi. O 22 savcıdan çoğu ya firarda ya da tutuklu.
ÖRGÜTLE HESAPLAŞMANIN BAŞLADIĞI TARİH...

17 Aralık yargı darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik uluslararası bir operasyondur. FETÖ, bu operasyonun yerli taşeronudur. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu operasyon, yabancı devletler ve istihbarat örgütleri adına yapılmıştır. Sözde emniyet mensupları hakkında iddianameyi hazırlayan biri olarak bunu söyleyebilirim. Sadece Türkiye yönelik değildir, Brezilya'da yaşananlar bunu açıkça ortaya koymaktadır. 17 Aralık 2013, Türkiye Cumhuriyeti devletinin örgütle mücadele ve hesaplaşmaya başladığı tarihin de adıdır. Bu hesaplaşma az sayıda insanla, az sayıda savcıyla (Maalesef bunu söylemek zorundayım) ancak ve ancak milletin desteğiyle yürütülmeye çalışılmıştır. Kısıtlı imkan, kadro ve kişi imkansızlığıyla beraber yürütülmeye çalışılmıştır. Bu süreçte akabinde 25 Aralık dosyasını tedavüle sokan örgüt çok şükür başarısız olmuştur..

Ardından FETÖ, Adana'da MİT TIR'ları operasyonunu yürürlüğe koymuştur. Devleti yönetenlerin karşı koyuşu ve milletin desteğiyle örgüt yine başarısız olmuştur. Bu kişiler hakkında casusluk suçundan soruşturma yürüttüm. Bu vahim ve alçakça eylemi gerçekleştiren sorumlular hakkında gözaltına kararı alındı. MİT TIR'larını durduran örgüt mensuplarına yönelik bu operasyon, FETÖ'nün silahlı kuvvetlerdeki ayağına yönelik ilk operasyondur. MİT TIR'ları devlete yönelik çok büyük eylemdi. FETÖ'nün askeri kanadına yönelik ilk gözaltılar yapıldı. General ve rütbeli askerler tutuklandı. Zorlu bir süreç yürüttük.

15 Temmuz darbe girişime giden süreçte önemli kilometre taşlarından biri, 22 Temmuz 2014'te Selam Tevhid kumpası adıyla bu eylemi gerçekleştiren önemli emniyet mensupları hakkında yürüttüğümüz soruşturmadır. 22 Temmuz; FETÖ'ye yönelik ilk gözaltının tarihidir. Gözaltı gerekçesi daha da önemlidir. Söz konusu kişilere casusluk suçlamasını yönelttik. Devletin en mahrem bilgilerini elde etmeye çalıştılar, devletin en yetkili kişilerinin telefonlarını dinlediler ve bu görüşmeleri depoladılar.



Ocak 2016'da Terör Büro'dan sorumlu Başsavcı Vekilliği görevine getirildim. Bu tarih iye 15 Temmuz arası çok kritik zaman dilimidir. Sultanahmet, Taksim ve Atatürk Havalimanı'nda çeşitli terör örgütleri kullanılarak gerçekleştirilen patlamaların nedeni, Türkiye Cumhuriyeti ve milletini 15 Temmuz darbe girişimine hazırlamaktır. Kaos ve tedirginlik çıkarma yoluyla, askerin yönetime gelmesinden başka çare yoktur algısı milletin hafızasına nakşedilmeye çalışılmak istendi.
"GEREKİRSE ÖLECEĞİZ, HAKKINIZI HELAL EDİN"

15 Temmuz akşamı İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın Özel Kalem Müdürü Özgür Taşdemir aradı ve aynen şunları söyledi: "Bu alçaklar darbe girişimini başlattılar. Biz de Vatan Emniyet'ten köprüye doğru hareket ediyoruz. Gerekirse öleceğiz. Hakkınızı helal edin!" Bu helalleşmeden sonra ilk olarak Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ'ı aradım. Kendisi hemen telefonu açtı, 'İrfan bey, devletimize ve milletimize sahip çıkın. Vatanımızı savunun. Bu alçaklara meydanı bırakmayın' dedi. Ben de kendilerine, polisin yola çıktığını, köprüye doğru hareket ettiğini, gerekenin yapılacağını, gözaltı talimatlarını vereceğimizi beyan ettim ve 'Allah yardımcımız olsun' dedim.



