Irak’ın kuzeyindeki son gelişmeler, özellikle PKK açısından yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Son üç yıldır giderek artan bir şekilde Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ile ilişkileri gerginleşen PKK’nın, son dönemde Celal Talabani’nin kurucusu olduğu Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) ve Goran hareketi ile de arası açılıyor. 1992 yılından itibaren Irak’ın kuzeyi, KDP ile KYB arasında paylaşılmış durumda. KYB, bölgede KDP’den sonra ikinci en etkili güç. KYB’nin etkinlik alanı Süleymaniye merkez olmak üzere İran sınırına yakın bölgeler. Goran ise, 2009 yılında Noşirvan Mustafa liderliğinde KYB’den ayrılanların kurduğu Süleymaniye merkezli bir oluşum.

KYB VE GORAN, PKK’DAN ŞİKAYET EDİYOR

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Pençe harekatları serisiyle Türkiye sınırındaki alan hâkimiyetini yitiren PKK, daha iç bölgelere kaçmaya başladı. Türk güvenlik kaynaklarının verdiği bilgilere göre PKK, özellikle Süleymaniye bölgesine yoğunlaştı. Irak’ın kuzeyinde yayın yapan basın organlarındaki haberlerde, PKK’nın Süleymaniye’nin Şarbajer, Pencwen, Pişder ve Kandil bölgesindeki askeri varlığını artırdığı belirtildi. Geçmişten bu yana Süleymaniye’de serbest faaliyet imkanı olan PKK, TSK’nın önünden kaçan silahlı militanlarını bölgeye taşımaya başladı. Ayrıca, PKK yerel halktan haraç toplamaya başladı.

Ancak, PKK militanları Süleymaniye’de de TSK ve MİT ortak operasyonlarından kaçamadı. Haziran ayında iki ayrı operasyonda PKK’nın üç üst düzey mensubu etkisiz hale getirildi. PKK, bu operasyonların ardından, bölgedeki militanları hakkındaki bilgileri Türkiye’ye verdiği iddiasıyla KYB’yi suçlamıştı.

Bölgede artan PKK etkinliğine karşı KYB ve Goran da tepki göstermeye başladı. BasNews’e konuşan KYB yöneticisi Mela Şeyha, “PKK’nin hangi politikaları izlediğini anlamakta zorlanıyoruz. Kürdistan Bölgesi’nin iç işlerine müdahaleler kabul edilemez” dedi.

PKK’nin konumunu sadece Süleymaniye’de değil, Halepçe’de de sağlamlaştırdığını savunan Goran’ın Genel Kurul üyesi Abdullah Ehmed de, “Süleymaniye’nin meşru yönetimine saygı duymuyorlar. Aslında kimseye saygı duymuyorlar” diye konuştu.

(Basnews, 8 Eylül 2021)

KDP İLE ÇATIŞMA

PKK’nın 2014 yılı ortalarından itibaren ABD’nin sağladığı imkanlarla Irak’ın kuzeyinde de etkinlik alanını genişletmesi, KDP ile ilişkilerinin gerginleşmesine neden oldu. PKK yönetimi, 2014 yılındaki IŞİD’in Musul işgalinden sonra, Irak’ın kuzeyinde Sincar’da sözde “kantonal bölge” ilan etti. Amaçları, Irak-Suriye sınırındaki Sincar’ı, Suriye’de ABD desteğiyle işgal altında tuttukları alanlarla birleştirmekti. Bu tarihten itibaren PKK’nın Irak’ın kuzeyinde Kandil, Mahmur, Sincar üçgeninde faaliyetleri yoğunlaştı.

PKK 2014’te, önce KDP'den izin isteyerek Sincar Dağı'na yerleşmek istemişti. Barzani önce buna yanaşmamıştı. Devreye “maymuncuk” IŞİD sokuldu. IŞİD’in 2014 Ağustos ayı başında ilk saldırı dalgasında girmediği Sincar'a yönelmesi ve Barzani'nin başkenti Erbil'i zorlaması üzerine PKK ile Peşmergeler birlikte davranmaya başladı. ABD devreye girdi. ABD'nin Sincar'daki Ezidileri kurtarma gerekçesiyle havadan başlattığı operasyondaki kara kuvveti PKK oldu. Daha önce Barzani ve Talabani yönetimlerinin izniyle bölgede faaliyet gösteren PKK, bundan sonra ABD’nin desteğiyle Irak’ın kuzeyinde başına buyruk davranmaya başladı.

Barzani yönetimi durumdan rahatsızdı ama ABD müdahalesi nedeniyle sınırlı ölçüde tepki gösterebiliyordu. TSK’nın 24 Temmuz 2015’te başlattığı sınır ötesi operasyonlarında sonra durum değişmeye başladı. Hem Pençe operasyonları serisi nedeniyle hem de başarısız 2017 bağımsızlık referandumu girişiminin ardından PKK ile KDP arasındaki anlaşmazlık silahlı çatışmaya dönüştü. 

GELİŞMELERİN ANLAMI

Bu gelişmelerin anlamı şu: Daha önce bölgedeki farklı siyasal güçler ve ülkeler arasındaki çelişmelerden yararlanarak varlık gösteren PKK, giderek yalnızlaşıyor.

2017 bağımsızlık referandumu girişimi, bölgedeki siyasal güçler için önemli bir ders oldu. Bu girişim, Türkiye ve İran önderliğinde Irak ve Suriye’nin de birlikteliği ve ortak iradesiyle püskürtüldü. Bölgedeki siyasal güçler hesabını bu gerçeğe göre yapmaya başladı.

PKK, Irak’ın kuzeyinde yabancı ve köksüz bir güç iken, bölgedeki güç ilişkilerini belirleyen aşiretlere dayanan ve iktidarını sürdürmek için halkın çıkarlarını dikkate almak zorunda olan Barzani ile KYB ve Goran liderliğinin, ABD hesabına maceralara katılma lüksü yok.

ABD’nin Irak ve Suriye’den de çekileceğinin konuşulduğu şu günlerde, ABD’ye “aman buradan çekilip bizi yalnız bırakma” diye yalvaran PKK’ya karşılık, özellikle Barzani’nin geçmişte bazı dönemlerde de olduğu gibi bölge ülkelerinin hassasiyetlerini dikkate alan politikalara yöneldiği görülüyor.

Sonuç olarak, ABD’nin İkinci İsrail planının toptan tarihe gömüleceği günler yaklaşıyor.