Ekrem İmamoğlu Batı basınına yazmayı çok seviyor.

Washington Post, Die Welt, The Economist vd.

Şöyle ifade edelim: Bu mecralar makale yazdırır. Emperyalist merkezler, gözdelerini böylece tartar. Kişinin sisteme ne kadar uygun olduğu, kullanılan kavramlardan ve cüretkâr ifadelerden ölçülür. Esas mesaj, çok anlamlı süslü cümlelerin aralarından verilir. Örneğin ‘siyaset dışına itilen kuvvetleri merkeze getirme’ ifadesi aslında ‘güvenlik siyasetleri öncelik olmayacak’ beyanıdır. Zaten İmamoğlu’nun PKK’nın partisi DEM’le ittifakı, FETÖ’cülerin memnuniyeti ve Süleymancılarla bağı bunun somut göstergeleridir.

Esas anahtar kelime ise otoriterliktir. ‘Bölgesel planlarınızda rol alırım’ mesajı bu kelimeyle verilir. Milli devletlere müdahale gerekçesi bilindiği gibi ‘otoriterlik’ bahanesi üzerinden yapılıyor. Bu süreçlerde, hedef alınan ülkelerdeki ABD işbirlikçileri kendilerini ‘demokrat’ maskesiyle tanıtır. Dikkat ediniz İmamoğlu’nun Batı basınındaki yazılarında şu mesaj mutlaka vardır: ‘Bölgemiz otoriter yönetimlerden çok çekti. Biz demokratız.’ CHP Lideri Özgür Özel de son dönemde ‘Batı demokrat, Asya despot’ vurgusunu öne aldı.

ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Bill Keating ‘Türkiye’yi Batı rotasına sokmak için İmamoğlu’yla görüşüyoruz’ demişti. İmamoğlu, İngiltere Büyükelçisi’yle balıkçıda buluştuğu ortaya çıkınca da ‘hususi görüşme’ diye geçiştirmeye çalışmıştı. İmamoğlu emperyalist güçlerin ilgisine o kadar mazhar oldu ki Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD destekli turuncu hareketin sembol isimlerinden Tsikhanouskaya'yla da bir araya getirilmişti. (20 Şubat 2022). ‘Ben buradayım’ mesajlarının ilki de Patrikhane’den verilmişti.

İmamoğlu’nun Batı basınında yayımlanan hiçbir yazısında ABD destekli PKK bölücülüğüne, FETÖ varlığına, Suriye’nin kuzeyindeki ikinci İsrail planına, Mavi Vatan’daki tehditlere ve ekonomideki ‘serbest piyasa’ yıkıcılığına tavır göremezsiniz. Batı basınında manşetlerden övülmek için, buralarda susmak gerekir.

Aydınlık