Hukuk alanında çok sayıda eser sahibi Prof. Dr. Kemal Gözler, anayasa.gen.tr adresindeki son makalesinde, 'Hukukçu olmayan hakimler' sorununa dikkat çekti. Gözler, 'Anayasa Mahkemesinin toplam 16 üyesinden 8’i hukuk fakültesi mezunu değil' dedi.

Gözler’in “Hukukçu olmayan hâkimler sorunu1” başlıklı makalesinin (arabaşlıklar bize ait) satır başları şöyle:

“Türkiye’de sadece bazı hukuk fakültesi dekanları değil, aynı zamanda bazı “hâkimler” de hukukçu değildir. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay gibi yüksek mahkemelerin Başkanlarının, Başkanvekillerinin ve üyelerinin önemli bir kısmının hukukçu olmadığı bir ülkede aslında hukuk fakültesi dekanlarının hukukçu olmaması şaşırtıcı değildir. Kanımca Türkiye’de bir de “hukukçu olmayan hâkimler sorunu” vardır ve bu sorun da incelenmelidir.

(…)

Anayasa Mahkemesi üyeliğinin şartları ve seçim usûlü Anayasamızın 146’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre Anayasa Mahkemesine üye olarak seçilebilmek için hukuk fakültesi mezunu olmak şart değildir. Hâliyle Yargıtaydan ve keza avukatlar arasında seçilecek üyeler meslekleri gereği hukuk fakültesi mezunudurlar.

Ben burada Anayasa Mahkemesi üyelerinin hukukçu olmasının gerekip gerekmediği tartışmasına girecek değilim. Belki Anayasa Mahkemesinin bir veya iki üyesinin hukukçu olmaması mazur görülebilir ve hatta bunda yarar olduğu dahi iddia edilebilir. Bu ayrıca ve ayrıntılı olarak incelenmesi gereken konudur.

Muhtemelen konu hakkında bilgisi sınırlı okuyucular, Anayasa Mahkemesi üyelerinin ezici çoğunluğunun hukukçu olduğu ve belki aralarında sadece bir veya iki adet hukukçu olmayan üye olduğunu sanabilirler. Keşke öyle olsaydı! Öyle olsaydı bu yazıyı yazmazdım.

İŞTE LİSTE

20 Ekim 2019 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesi üyelerinin isimleri ve mezun oldukları fakülteler, önceki görevleri, kim tarafından ve nasıl atandıkları konusundaki bilgiler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.Tablo böyle. Şimdi tablodaki veriler hakkında bazı gözlem ve değerlendirmelerde bulunalım.

GÖZLEM VE DEĞERLENDİRMELER

20 Ekim 2019 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinin toplam 16 üyesinden 8’i hukuk fakültesi mezunu, 8’i ise hukuk fakültesi mezunu değildir. Hukuk fakültesi mezunu olmayanlardan dördü (Zühtü Arslan, Muammer Topal, Recai Akyel ve Yusuf Şevki Hakyemez) Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi; ikisi (Engin Yıldırım ve Rıdvan Güleç) İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi), biri (Hicabi Dursun) İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, biri de Gazi Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi mezunudur.

HUKUKÇULAR AZINLIĞA DÜŞECEK

Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üye oranı, 20 Ekim 2019 tarihi itibarıyla yüzde 50’dir. Belirtelim ki, Anayasa Mahkemesi üyesi hukuk fakültesi mezunu Serdar Özgüldür, 2020 yılında yaş haddinden emekliye ayrılacak ve Anayasa Mahkemesi üye sayısı 15’e düşecektir (Serdar Özgüldür, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kontenjanından seçildiği ve bu Mahkeme, 2017 Anayasa değişiklikleriyle lağvedildiği için yerine yeni bir üye seçilmeyecektir). Böylece Mahkemenin 15 üyesinden 8’i hukukçu olmayacaktır. Yüzde olarak ifade edersek, bir yıl sonra mahkemede Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan hâkim oranı yüzde 53,3’e yükselecektir.

Bugün itibarıyla karşımızda tam yarısı hukukçu olmayan hakimlerden oluşmuş bir Anayasa Mahkemesi var. Bir yıl sonra ise çoğunluğu hukukçu olmayan hakimlerden oluşmuş bir “mahkeme” ile karşı karşıya kalacağız.

NASIL YÜCE DİVAN SIFATIYLA YARGILAMA YAPACAK?

Bilindiği gibi Türk Anayasa Mahkemesinin tek görevi kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimini yapmak değildir. Diğer bir görevi de Yüce Divan sıfatıyla, yani bir ceza mahkemesi olarak yargılama yapmaktır. Yarısı veya (bir yıl sonra yarısından fazlası), hukuk eğitimi almamış, hayatında hâkimlik yapmamış kişilerden oluşan bir mahkeme nasıl olacak da Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapacaktır? Üyelerin özgeçmişi incelendiğinde, halihazırda, sadece bir üyenin geçmişte ceza hakimliği tecrübesine sahip olduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay’dan gelen diğer iki üye Yargıtay hukuk dairelerinden gelmektedir. Bunların da Yargıtayda olmasa bile ilk derece mahkemelerinde ceza hakimliği yapmış olma ihtimali vardır). Halihazırda Yüce Divanın 16 hakiminden sadece biri ceza hakimidir! Allah Yüce Divanda yargılanacak olanların yardımcısı olsun!

Yargıtay’dan gelen üyeler olmasa Türk Anayasa Mahkemesindeki hukukçu üye sayısı daha da düşük olacaktır. Çünkü Yargıtaydaki üyeler meslekleri gereği hukuk fakültesi mezunudurlar. Cumhurbaşkanı istese de Yargıtay kontenjanından gelen üyeler söz konusu olduğunda hukukçu olmayan bir üye atayamamaktadır. Cumhurbaşkanının bu konuda küçük bir imkânı olsaydı, o imkandan hukukçu olmayan kişilerin faydalanıp Anayasa Mahkemesine üye olarak gitmeleri iş değildi. Nitekim, Anayasa Mahkemesine idarî yargının yüksek mahkemesi olan Danıştaydan seçilen iki üyenin ikisi de hukukçu değildir: Muammer Topal, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kadir Özkaya ise Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunudur.

Gözlemlemem gerekir ki, Anayasa Mahkemesinin Başkanı Zühtü Arslan da hukukçu değildir; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunudur. Hatırlatalım ki, Anayasa Mahkemesinin önceki Başkanı Haşim Kılıç da hukukçu değildi; kendisi Eskişehir İktisadî ve Ticarî İlimler Akademisi mezunuydu.

Yine ilave edelim ki hâli hazırda Anayasa Mahkemesinin iki Başkanvekilinden biri olan sayın Engin Yıldırım da hukukçu değildir. Kendisi İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümünden mezundur. Başkan ve bir Başkanvekilinin hukukçu olmamasına bakarak, Anayasa Mahkemesinde hukukçu olmayan üyelerin daha aktif olduğunu söylememiz sanıyorum bir abartı olmayacaktır.

YÖK’E SORUYORUM…

Gözlemlerime devam edeyim: Anayasamızın 146’ncı maddesinin üçüncü fıkrasında “Cumhurbaşkanı, … en az ikisi hukukçu olmak üzere üç üyeyi Yükseköğretim Kurulunun kendi üyesi olmayan yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal bilimler dallarında görev yapan öğretim üyeleri arasından göstereceği üçer aday içinden… seçer” denmesine rağmen bugün Türkiye’de YÖK kontenjanından seçilmiş üç öğretim üyesi de hukukçu değildir. Prof. Dr. Zühtü Arslan ve Prof. Dr. Engin Yıldırım hakkında yukarıda bilgi verilmiştir. Üçüncü öğretim üyesi olan Yusuf Şevki Hakyemez de hukukçu değildir. Kendisi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunudur. Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üye atanmasındaki tek sorumluluk Cumhurbaşkanlarına değil, üç üye bakımından YÖK’e de aittir. YÖK’e şunu sormak istiyorum. Türkiye’de pek çok hukuk profesörü var iken neden Anayasa Mahkemesine üye olarak hukukçu olmayan öğretim üyelerini aday olarak gösteriyorsunuz?

Vakıa yakın gelecekte Yargıtaydan gelen üç üye ve Baro Başkanlarının aday göstereceği avukat olan bir üye dışında Anayasa Mahkemesinin bütün üyelerinin hukukçu olmama ihtimali vardır. Türkiye’de hukukçu olmayan arkadaşlarımız Anayasa Mahkemesine üye seçilmek konusunda fevkalade istekli ve başarılıdırlar.

* * *

2019 yılı itibarıyla ulaştığımız son durum, Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üyelerin de seçilme imkanının tanınmasının, bu imkanın Türkiye’de nasıl kötüye kullanılmaya elverişli olduğunun güzel bir göstergesidir. Hukuk hakkın kötüye kullanılmasını himaye etmez. Bir anayasa değişikliği yoluyla Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üye seçilmesi imkanına artık son verilmelidir.

KİM SORUMLU?

Anayasa Mahkemesindeki hukukçu olmayan hâkim sorunundan kim sorumludur?

  1. Birinci sorumlu hâliyle anayasa koyucudur. Anayasamızın 146’ncı maddesinde hukukçu olmayan kişilerin Anayasa Mahkemesine üye olarak seçilmesini yasaklayan bir hüküm yoktur.

(…)

  1. İkinci sorumlu aday gösteren makamlardır. Anayasamızın 146’ncı maddesine göre Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmı doğrudan doğruya seçme yetkisine sahip makamlar (Cumhurbaşkanı ve TBMM) tarafından değil, diğer bazı makamların onlara önerdiği üçer aday arasından seçilmektedir. Örneğin Anayasa Mahkemesinde öğretim üyesi kontenjanından üç üye vardır. Bunlar YÖK’ün önerdiği üçer aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir. YÖK sadece hukukçu olan üç aday önerirse Cumhurbaşkanının hukukçu adaylardan birini atamak dışında yapacağı bir şey kalmaz.

(…)

  1. Üçüncü sorumlu seçen makamlardır. Anayasamızın 146’ncı maddesine göre Anayasa Mahkemesinin üç üyesi TBMM tarafından seçilmektedir. Bu üç üyeden ikisi Sayıştay tarafından kendi üyeleri arasında önerilmektedir ki, bunlar daima hukukçu olmayan üyelerdir. TBMM de bunların içinde birini seçmek zorunda kalmaktadır. TBMM’nin seçtiği diğer üye Baro Başkanları tarafından avukatlar arasından önerilen bir üyedir ki, bu avukat olduğu için zorunlu olarak hukukçudur. Dolayısıyla hukukçu olmayan üye seçiminde TBMM’ye atfedilebilir bir kusur yoktur.

Anayasa Mahkemesine hukukçu olmayan üye seçiminde asıl sorumluluk Cumhurbaşkanına aittir. Anayasa Mahkemesinin dört üyesi doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir ki, bu üyelerin hukukçu olması da hukukçu olmaması da tamamıyla Cumhurbaşkanının sorumluluğundadır. Anayasa Mahkemesinin sekiz üyesi ise başka makamlar tarafından (3’ü Yargıtay, 2’si, Danıştay ve 3’ü YÖK) önerilen adaylar arasından seçilmektedir. Danıştay ve YÖK, Cumhurbaşkanına hukukçu olmayan adaylar önermiş ise Cumhurbaşkanının yapacağı bir şey yoktur.

(…)

  1. Dördüncü sorumlu, Anayasa Mahkemesi üyesi olmak isteyen hukukçu olmayan üyelerdir. Anayasa Mahkemesine bir üyenin isteği dışında haberi olmadan atanması ihtimali herhalde fevkâlâde düşüktür. Dolayısıyla bu tür üyeler, bu görevi istediklerine göre onlar da sorumludur.

(…)

  1. Beşinci sorumlu susan hukukçulardır. Şüphesiz Anayasa Mahkemesindeki hukukçu olmayan hâkim sorununun birinci dereceden sorumluları yukarıda açıklandığı gibi öneren makamlar, Cumhurbaşkanları ve bu görevi kabul eden hukukçu olmayan üyelerdir. Ancak bu işin nihaî sorumlusu, başta Anayasa Mahkemesinin kendi hukukçu üyeleri olmak üzere bunu görüp, buna karşı çıkmayan ve susan hukukçulardır. Hukukçular, kendi mesleklerini korumak konusunda üzerlerine düşen tepkiyi şu ya da bu sebepten dolayı gösteremiyorlar.”