Anasayfa
16 Kasım 2018 ( 136 izlenme )

HDP liderliğindeki bölücü partiler Türkçeyi 'yabancı dil' ilan etti

Bölücü partilerin 'Kürt Dil Çalıştayı’ bildirgesinde 'Kürtler bugün yabancı oldukları bir dil ile eğitim görmekte. Her ne kadar Türkçe resmi dil olsa da, Kürt çocukları açısından yabancı bir dildir' denildi.


MURAT İNCE

PKK’nın Türkiye içinde ki şubesi HDP’nin önderliğinde Türkçeye karşı 8 bölücü partiyle beraber ortak platform oluşturuldu. 10 Kasım 2018 tarihinde gerçekleştirdikleri “Kürt Dili Çalıştayı” Sonuç Bildirgesi önümüzdeki dönem bölücülerin ne yapmak istediklerini ve Kürtleri nereye sürükleyeceklerini göstermesi bakımından önem taşıyor.

Bildirge baştan sona Türkçeye karşı hınçla dolu! Önerilenler tek kelimeyle korkunç ve korkunç olduğu kadar tehlikeli! Kürdümüze Türkçe konuşma, Kürtçenin lehçelerini konuş demek ne ölçüde Türkiye gerçeğiyle örtüşüyor?

HANGİ KÜRTÇE?

Çok geniş kesimin kabul ettiği gibi Kurmanci ve Zazaca birbirinden farklı ve Zazaca başlı başına az gelişmiş diller arasında yer alır ve Kürtçe değil! Gerçi Cemşit Bender çeşitli zorlamalarla Zazacayı Medlerin konuştuğunu ve has Kürtçe olduğunu iddia etse de bu gerçeği değiştirmeye yetmiyor.

Aslında bu dil tartışması en çokta Kürtlere zarar vermiş ve konuyla ilgilenenler ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Fikirlerine katılmasak ve cepheden karşı çıksak bile, yurt dışında 1990’lı yıllardan başlayarak pek çok dergide yayınlanan yazılarda Zazacanın Kürtçe olmadığı konusunda çokça makale var.

Bazılarını örneklersek: Zeitschrift für Zaza-Sprache und kultur Ware, Venge Zazaistan, Kızıl Yol, Ayre ve ardından Piya Dergisi gibi yayınlarda ve 1976 yılında İstanbul’da Piya Yayınevi'nin kurucusu Ebubekir Pamukçu başta olmak üzere pek çok Zaza kökenli aydında Zazacanın özgüllüğüne vurgu yaparlar ve Zazacayı Kürtçenin lehçesi olarak görmezler. Yine 1998 yılında Almanya’da “Veyve Kitavu” 7. Zaza Kitap Günlerinde dağıtılan broşürde de Zazaki’nin Kürtçenin bir lehçesi değil başlı başına ayrı bir dil olarak anlatılmıştır. Serbestiye çevresinin yayınladığı örgüt programında ise Dımıli, Kırmanç, Zazay’ın Kürtçe ile alakasının olmadığına özel vurgu yapılır. Sadece bu değil Tunceli, Erzincan, Elazığ, Malatya’da yaşayan Alevi kökenli Zazaların büyük kısmı, kendilerine Zaza denmesini istemezler ve kendilerini öylede tanımlamazlar.

Dilbilimci değiliz ve dil üzerine ayrıntılı bilgi verme yetkinliğine de sahip olmadığımızın bilinmesini isteriz. Konu bağlamında bazı değinmelerde bulunduk. Sözü alanın uzmanlarına bırakıyoruz.

Amerikan emperyalizminin Türkiye’yi bölmek için her türlü desteği verdiği bölücülük, en sonunda kendi içinde de bölünmeleri kamçılıyor. Çünkü birleştirenler iyi sonuç alır. Kürtler adına hareket ettiklerini iddia edenler, Kürtleri kendi içlerinde çok parçalı hale getirdiler. Bu süreçten sonra ne Türkiye’de ve ne de diğer ülkelerde Kürtleri tek bir çatı altında birleştirmek neredeyse imkânsızdır.

DİNİ ALET ETMEK

Bildirgede, Kuran-ı Kerim’e dayanarak, Kürtçe kullanımını her alana yayma istemi birbiriyle örtüşmüyor. Dinin siyasete alet edilmemesi gerekiyor ve din aynı zamanda bölücülüğünde payandası yapılamaz. Kuran-ı Kerim’de; asırlardır birlikte yaşadığınız Türklerle ve ortak vatanınız Türkiyeye karşı her alanda savaş açın diye bir şeye rastladınız mı? ABD/İsrail şeytanının desteğini alarak kendi öz vatanınıza silah çekin diye her hangi bir söz var mıdır? Kuran-ı Kerim’de ortak anlaşma diliniz Türkçeye savaş açın önerisine kim rastlamış? Kutsal kitapta Türkiye halkının içine nifak tohumları serpin ve kardeş kavgası çıkartın yönlü öneriye rastlayan var mı?

Emperyalizm virüs gibi bir ülkenin topraklarına sızdığında ilk önce onların dili, kültürü, yaşam tarzı ile ilgilenir ve oralardan başlayarak bölücülük tohumları eker.

Reklamdan sonra devam ediyor 

KİMİN TALEBİ?

Türkiye sathına yayılmış Kürdümüzün genel talebiymiş gibi sunulan öneri zamanlama bakımından da manidar! Yerel Seçimlerin yaklaştığı, Suriye’nin kuzeyine ve Irak’ın kuzeyine yönelik sonuç alıcı girişimlerin başladığı bir dönemde, her yerde yalnız Kürtçe kullanılsın talebi bölücülerden gelmektedir. Bildirge içindeki ‘Kürtler kendi anadilleri ile eğitim görmek istiyor’ cümlesi Kürdümüzün ihtiyacı değil, bölücüler mangasının dayatmasıdır.

Biz bu talebin Kürdümüzden gelmediğini, Amerikancı PKK ile Barzaniciler ve diğer marjinal, Kürtçü oluşumlardan geldiğini biliyoruz.

'HALKIN KATİLİ OLMAK'

Türkiye’nin etnik ve dini haritasına en çokta “yabancılar” meraklı! Emperyalizm, bizim gibi ülkeleri zayıf halka haline getirmek için kullandığı en iyi yöntem; etnik ve dini farklılıkları kaşıyarak ve oradan girişimlerde bulunmak.

Her şey bir yana, Kürt Dil Çalıştayı’nın yayınladığı bildirgede şu ibretlik satırlar yer almakta:

“Dil kaybedildiği zaman asimile olmakla birlikte zamanla ulus ortadan kalkar. Kürtler ya derhal ana diline, kültürüne sahip çıkmalı ya da yok olmakla yüz yüze kalacaktır. Eğer Ortadoğu’daki kadim bir halkın katili olmak istemiyorsak, Kürt diline sahip çıkmalıyız.

Ortadoğu’da ki tüm kadim halkların baş düşmanı ve katili ABD emperyalizmidir. Milyonlarca Iraklıyı, Suriyeliyi ve biraz uzaktaki Afganistanlıyı katleden ABD’dir. Var mı ABD/İsrail’den daha katliamcı bir devlet?

“Kürt Dil Çalıştayı” adı altında sunulan öneriler halkımızı birbirine yaklaştırmak yerine birbirinden uzaklaştırıyor. Türkler ve Türkçe konuşanlar değişik Kürtçeleri bilmediklerine göre nasıl anlaşacaklar?

'TÜRKÇE YABANCI DİL'

Türkiye’de konuşulan Kürtçeler yabancı dil değil; bizim ülkemizin güzel dillerindendir. Bu toprakların zenginliklerinden biridir ve öylede kalacaktır. Türkçe hiçbir tartışmaya yer vermeyecek şekilde Türkiye sathında hepimizin ortak dilidir. Türkçe olmazsa Türkiye olmaz ve Türkiye olmazsa ne Türk kalır ne de Kürt kalır! Türkiye Kürdü ile diğer ülkelerdeki Kürtler arasındaki bağlar ise son derece zayıftır ve kuvvetlenmesi oldukça zor.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Kürt Dil Çalıştayı’nın yayınladığı bildirgenin bir bölümü ise tehlikenin boyutunun nerelere vardığını gösteriyor; “Kürtler bugün yabancı oldukları bir dil ile eğitim görmekte. Her ne kadar Türkçe resmi dil olsa da, Kürt çocukları açısından yabancı bir dildir. Kürtler kendi anadilleri ile eğitim görmek istiyor. Bu her anlamda insani, toplumsal ve doğal bir haktır. Kürtçenin normalize olması için önündeki engellerin kaldırılması, Kürtçenin Türkçe’nin yanında Kürt illerinde resmi dil olması gerekmektedir.”

Hakikaten Türkçe tıpkı Almanca, İngilizce, Fransızca, İspanyolca gibi yabancı bir dil midir? Türkiye yabancı bir ülkemidir? Bu öneriyi getirenlerde hiç mi akıl, fikir yok? Kürtler yabancı bir dille eğitim görüyorlarmış! Asırlardır iç içe yaşayan Türkler/Kürtler ne zamandan beri birbirine yabancı gözüyle bakmaya başladılar?

Şu yukarıdaki önerinin neresi doğru? Kürt çocukları nerede yaşıyor? Kürdümüz ne zamandan beri Türkiye’yi ve Türkçeyi yabancı görüyor? Ey platformcular siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Kürtçeleri konuşanlar bile bir araya geldiğinde, Türkçe olmadan anlaşamadıklarını bildiğiniz halde nedir bu Türkçe düşmanlığı?

'HER AN KÜRTÇE'

Türkiye’de Kürtçelerin konuşulması ve kurslarla geliştirilmesine yönelik engellerin olmadığı biliniyor. Ancak dil platformunun “Öte yandan Kürtler dikkatli bir şekilde anadiline sahip çıkmalı ve her alanda anadillerini kimliği olarak görmelidir. Kürtçe toplumun bütün yaşantısında kullanılmalıdır, günün her anında konuşulmalıdır. Kürtler ticaret, siyaset, kültür eylemlerini Kürtçe yapmalı, aydın ve yazarlar eserlerini Kürtçe yazmalı. Kürtçeye saygı duyulmalı. Kürtler bir biri ile Kürtçe konuşmalı, alışverişini Kürtçe yapmalı.”

Yukarıdaki önerme Türkçe konuşmayı engellemekte ve neredeyse yasaklamaktadır. Hiçbir yerde Türkçe konuşma deniyor ve Kürtlerin dimağından Türkçenin silinmesi isteniyor. “Ey Kürt, Türkçe konuşma Kürtçeler konuş” önerisi geri tepecektir ve hayatta karşılık bulmayacaktır. Siirt’te, Van’da, Bitlis’te ve diğer yerlerde Türkçesiz bir hayat olur mu?

Kürtçeler savunusu perdesiyle Türkçeye savaş açanlar bunun altında kalacaklarını bilmeliler. Aslında bu tartışmayı başlatanlar Kürtlere ne büyük zarar verdiklerinin farkında değiller mi? Türkiye’de Türkçesiz hiçbir şey yapılamaz. Türkçe hepimizin “Ses Bayrağıdır”!

ANKARA DEĞİL DİYARBAKIR

HDP ile diğer Kürtçü oluşumlar Ankara’da zorunlu olmadıkça toplantı düzenlemezler. Onlara göre; Ankara Türkiye’nin, Diyarbakır ise “Kürdistan’ın” başkentidir! Zaten zihinlerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Türkiye’nin coğrafi bölgeleri olarak görülmüyor. Dil çalıştaylarını daha da yaygınlaştıracaklarının sinyalini veren platform: “Bu çalışmayı Diyarbakır’da başlattık, hemen ardından Kürt illerinde daha kapsamlı bir şekilde yürütülmelidir. (…) Kürtçeyi Kürt toplumunun gündemi haline getirmeliyiz” diyerek, Kürdümüzün gündeminde olmayan bir şeyi dayattıklarını da açığa vuruyorlar. Şimdi anladık mı Kürtçelerin her yerde kullanılması talebi kimlerden geliyor?

SONUÇ YERİNE

Türkçeyi en iyi şekilde yazmak ve konuşmak hayatın bize zorunlu kıldığı bir olgudur. Türkçesiz hayat olur mu? Şu veya bu güzel dili konuşabiliriz ve bunun bir zararı da yok. Türkçenin yanı sıra Kürtçeler öğrenmek, Zazaca öğrenmek ve diğer dilleri öğrenmek insana zenginlik katar. Ama Türkçeyi bir kenara itmek ve bölücülüğü kalıcılaştırmak için dilleri kullanırsanız buna karşı çıkılması da hak haline gelir.


Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir