GENAR Araştırma Başkanı İhsan Aktaş, 31 Mart 2019 yerel seçimlerine ilişkin geniş bir değerlendirme yaptı. Aktaş'a göre, CHP seçmeninin yüzde 60'ı HDP ile gizli ittifak yapmayı istemiyor.

GENAR Başkanı İhsan Aktaş, 31 Mart 2019 yerel seçimlerine ilişkin değerlendirme satır başlıkları şu şekilde;

KARARSIZ ORANLARI ÇOK YÜKSEK GÖSTERİLİYOR

“Biz bütün seçimlerde kararsızlar açısında diğer firmalardan farklıyız. Diğer firmalar kararsızları çok yüksek gösteriyor. Teknik olarak ise yüz yüze yapılan araştırmalarda kararsızlar daha az çıkıyor ama telefonla yapılan araştırmalarda daha yüksek çıkıyor. Bu insanların yüz yüze daha rahat konuşmasıyla alakalı. Bütün seçimlerde kararsızlık yüksekten başlar seçime yaklaştıkça düşer. Bu seçimde düşüş trendi biraz yavaş gözüküyor. Tabi, teknik bir konu. Herkesin doğrudan bilmesi gerekmez. Kişiye soruyorsunuz, kararsız olduğunu söylüyor. Bir önceki seçim reflekslerine baktığınızda ise bunların yarısı fiilen sandığa gitmeyen, seçimi protesto eden seçmen olduğunu görüyorsunuz. %20 kararsız kitle gözüküyorsa, fiilen sandığa gitmeyenler %10. Aslına baktığınızda partileri iki sınıfa ayırabiliriz: İdeoloji partileri ve kitle partileri. Doğal olarak, kitle partilerinde kararsız oranı her zaman daha fazla olur.”

TÜRKİYE’DE DEĞİŞİMİ SAĞ PARTİLER TEMSİL EDİYOR

Türk siyasi hayatında son 10 yılın değerlerini ele alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Aktaş Haber7’ye konuştu. Aktaş, şöyle devam etti; “CHP'nin oranları %20-25 arasında değişiyor. Dolayısıyla Türk siyasetindeki değişimi de sağ partilerin seçime, ekonomiye, şartlara ve ülkenin durumuna göre karar veren seçmeni belirliyor. Bir yönüyle Türkiye'deki değişimi de sağ temsil ediyor da diyebiliriz. Solun standart bir oyu var ve bu her seçimde kendisini tekrarlıyor. Bu sebeple değişim talepleri genelde sağdan geliyor. AK Parti'nin bugüne kadar oy kaybetmesinde veya kazanmasında muhalefetin bir katkısı yok.

EKONOMİ DURUMU OY ORANINI DEĞİŞTİRİYOR

AK Parti'nin ülke yönetimi iyi olduğunda, ekonomik durgunluk olmadığında, parti bağları ve hizmetler ile elinde tuttuğu %40'lık bir kısım var. Şartların iyi olması bağlamında bu %50'lere çıkıyor. Son yıllarda esneklik Ak Parti oylarında oluyor.

Kararsızlar hala çok, %15-14 civarında. Kitle partilerinde kararsızlık elbette ideolojik partilere göre daha fazla oluyor. Muhalefetin bu seçimde bir amacı var. CHP, İP, HDP, bütün benzemezler bir araya gelip bir motivasyon oluşturuyorlar. Temel amaç Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmek, yerel seçim olsa dahi. İktidarın vurguladıkları ise iyi yönetim, hizmet ve beka meselesi.

BU SEÇİMLERDE 1-2 PUAN ÇOK ÖNEMLİ

Geçtiğimiz yeni sistem, uzun vadede siyaseti daha çok etkileyecek ama kısa vadede baktığımızda belediye başkanları %50 oy oranıyla seçilecek. Bu sistem ile aday kimliği de önemli olmaya başladı. Türkiye'de hala siyasi partiler çok güçlü. Yerel seçim olsa dahi partilere göre oy veriliyor. Ama bu seçimde adayın kazandıracağı yahut kaybettireceği 1-2 puan önemli olmaya başladı. Hizmetler, parti bağlılığı, vatandaş ile belediye ilişkileri oldukça önemli olmakla birlikte bu dönem halk ile ilişkiler hepsinden öncelikli olmaya başladı. İstanbul'da AK Partili belediyeler ile CHP belediyeleri arasında karşılaştırma yaptığımızda bunu görebiliyoruz. Ak Partili bir belediyenin 100-200 icraatı olmasına rağmen kamuoyu desteği %50-60 bandında gezer. CHP'li belediyelere bakarsak bir icraat yapmamış olmasına rağmen kamuoyu desteği %70'lere ulaşabilir. CHP'nin yaptığı sadece halkla ilişkilerdir, hizmet hak getire... İdeoloji Kadıköy'de, Bakırköy'de etkili. Ama Ataşehir'de icraat yapmayan bir CHP belediyesinin kamuoyu desteğinin %70'lerde olması oturulup düşünülmeli.

VATANDAŞLAR ARTIK BİREYSEL TALEPLERDE BULUNUYOR

Artık kentlerde temel hizmetler çözüldüğü için, bireysel talepler öne çıkmaya başladı. Kişi sağlık desteği alacak mı, çocuğu okul için destek görecek mi, kültürel olarak aynı bakışta mı ya da en basiti başkan köy derneğini destekliyor mu gibi bireysel talep ile sandığa gidiyor. Bireysel talepleri modellemek ve projelendirmek daha zor, karmaşık ve sofistike. Belki bir değil yüzlerce mikroprojelerden oluşacak bir modele geçmek gerekiyor. Bu toplumsal değişimi de siyasilerin kavrayarak ona göre refleks oluşturması gerekiyor. Siyasetten maksat oy getirmek ise yapılan hizmetlerin halkla ilişkiler boyutunun da hizmetten ayrı bir şekilde ve özenli bir biçimde planlanması gerekiyor.

YAPILAN HİZMETLER OY OLARAK DÖNMÜYORSA BİR PROBLEM VARDIR

Bir ilçede yol yoksa, su yoksa, elektrik yoksa, otopark yoksa, yeşil alan yoksa vatandaş bunu önceler. Ama bütün bunlar tamamlandıktan sonra hala aynı söylem devam ederse vatandaş bu eksiği de görmüş olur. Bu içerisinde problematik barındıran bir yaklaşım ama nihayetinde siyasi partilerin oy alarak hayatiyetlerini sürdürme zorunlulukları var. Sizin yaptığınız hizmetler size oy olarak dönmüyorsa bir yerde problem vardır. Tabi o hizmet mevzusuna fazla saplanıp da başkanlar halkı mı unutuyor onu da sorgulamak lazım.

CHP’NİN YÜZDE 25 OYU GARANTİ

CHP seçmeninin %60'ı HDP ile açık bir ittifaka karşı. Tıpkı toplumun diğer refleksleri gibi aynı gerekçeler ile; terörle aralarına mesafe koyamadılar, yerli politika uygulayamadılar vesaire gibi. Fakat Kemal Kılıçtaroğlu HDP ile ittifaka girdiğine göre onun güvendiği bir şey var. Kılıçdaroğlu diyor ki, ben ister marjinal sol ile, ister HDP ile ister İYİ Parti ile ittifak yapayım %25'lik oyum garanti. Bu %25'in Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmek gibi bir motivasyonu olduğundan etkilenmesi de zor.

CHP SEÇMENİNİN YÜZDE 60’I HDP İLE YAPILAN İTTİFAKA KARŞI

Biz sokağa çıkıp ittifak ile ilgili sorular sorduğumuz zaman CHP'li olup da bu durum sebebiyle tepki gösteren seçmenler ile karşılaştık. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ben bunların parti içi tartışmalar, yüzeysel tepkiler olduğunu ve bunların genel kanıyı yansıtmadığını düşünüyorum. Ama eğer bir parti kendi seçmeninin %60'ının HDP ile ittifaka karşı olduğunu bilmesine rağmen bu ittifakı yapıyorsa onun güvendiği bir şeyler vardır.

Geçtiğimiz zamanlarda ittifaklar oluşmadan sorduğumuz soru buydu hem Sarıyer'de hem de İstanbul'da seçmenin %60'ı böyle düşünüyor.

CHP SEÇMENİNDE GENEL BİR YILGINLIK VAR

Genel olarak bakıldığında CHP seçmeninde bir yılgınlık var, kazanamama sebebiyle. Her seçim sonrası bu yılgınlık yaşanır ama o kitle seçim geldiğinde koşarak sandığa gider. Referandum zamanındaki motivasyonlarını hepimiz hatırlıyoruz. Katılım düşer, geçen seçimlerde %87'idi ben %80'lere düşeceğini düşünüyorum. Bu bütün partilerde eşit oranda olabilir. Ama kararsızlar Cumhur İttifakı'nda daha fazla. İki parti %50 civarını yönetiyor, kalan %50 ise dört parti arasında pay edilmiş. CHP %25, HDP %10 banko seçmeni var. İP, yeni bir parti onun motivasyonu ile çalışıyor. Ak Parti'nin motivasyonu ise, iktidarı devam ettirmek. Tabi ki birini yenmek daha güçlü bir motivasyon.

ADAYLAR ÇOK ÖNEMLİ FAKTÖR OLACAK

İttifaklar ister istemez iki partiyi de %40-50'lik bir banda sürükledi. Bu yüzden burada adayın kabul görmüşlüğü çok önemli bir faktör olacak. Başkanlık sistemi siyasetin dimağını oldukça değiştirdi. Antalya'da mesela Ak Parti ve CHP başa baş gidiyordu, şimdi daha da küçük oy oranları ile kazanan belli olacak. Bir çok ilde artık Antalya'ya benzemeye başlıyor.

Ak Parti ile kurumsal çalışan bir firma olduğumuz için bir tahmin vermek çok uygun olmaz. Genel olarak ülke çapında oy oranlarında büyük bir değişiklik olmamakla birlikte, illerde büyük hareketler gözlenecek.

SEÇİMDEN BİR GÜN ÖNCE ÜÇ BÜYÜKŞEHİR ANKETİNİ AÇIKLAYACAĞIZ

Ancak seçmeni etkilemeyecek bir seviyedeyken, seçim öncesindeki gün üç büyük şehir ve Türkiye ile ilgili bir açıklama yaparız. En son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bizim sonucumuz %51,5 idi. %52,7 gibi bir oy alındı. Hata payı içerisinde topluma düzgün bir oran açıklamış olduk.

ESKİŞEHİR’DE AK PARTİ’Yİ SÜPRİZ BEKLİYOR

Eskişehir'de Ak Parti'yi bir sürpriz bekliyor. Yine İstanbul'da Büyükçekmece, Kartal ve Avcılar'da da CHP'den alınmak isteyen yerler var buralarda da sürpriz beklentisi mevcut.

CHP ÇOK AĞIR İKTİDAR DİLİ İLE KİTLELERİNİ MOTİVE DİYOR

Artık daha çok televizyon, tartışma programları ve sosyal medya üzerinden yürüyor. CHP'nin sosyal medya konusunda bir ikilemi var. Dışarıda çok barışçıl bir dil kullanıyor ama sosyal medyada gayri resmi hesaplardan çok ağır bir iktidar aleyhtarı ve tehditkar bir dil kullanıyorlar. İki ucu kesen bir makas kullanıyorlar. Herhalde kendi kitlelerini böyle motive ediyorlar.”