Devrim Aşkın Karasoy / Antalya

Akdeniz’in sessiz cenneti Gazipaşa, eşsiz iklimi ve bereketli toprakları ile Türkiye’nin, en önemli tropikal meyve ambarı. Gazipaşa’nın yaratıcı köylüsü, adeta yoktan var ederek ilçede üretim zeminini önemli ölçüde yarattı. Ancak, susuzluk sorunu, günden güne ilçenin tüm köylerinde sürdürülebilir tarımı zora sokmakta. Bu durum, yoğun su ihtiyacı duyulan tropikal meyve ve örtü altı üretimini tehdit ediyor. Gazipaşalı çiftçilerin bugüne kadar kendi imkânları ile bahçelerine taşıdıkları yer altı suları da çekildi. Yıllardır girdi maliyetleri altında ezilen vatandaşlar için susuzluğun tek çaresi, Gökçeler Barajı’nın üretimden yana faaliyete geçmesi.  

Gazipaşa ve çevre köylerin, sulama ihtiyacının giderilmesi için ilçenin hemen yanı başında inşa edilen baraj, bir HES firmasının hizmetine sunuldu. Meyve bahçeleri ise susuzluktan kurumaya yüz tuttu. Kıyı şeridi boyunca denize doğru uzanan uçsuz bucaksız muz bahçelerinde kurdukları havuzlara, taşıma su götüren üreticiler için bıçak kemiğe dayandı.

Sahilden denize inen muz bahçelerine kuş bakışı, muz üreticileri ile meclis kurduk. Sorunlarını ve taleplerini dinledik. 

‘KAYALARI ELLERİMİZLE YARDIK’

“Biz taşları, kayaları ellerimizle yararak, bu engebeli arazileri ektik. Ellerimizle havuz açtık, yer altından su getirdik. Sular çekildi. Girdi maliyetleri boyumuzu aştı. Susuzluk elimizi kollumuzu bağladı. Kimse önünü göremiyor. “Ürettiğimiz son yıl olabilir” diyen Gazipaşa Muhtarlar Derneği Başkanı ve Güneyköy Muhtarı Yahya Küçükballı, muz üreticisinin içinde bulunduğu durumu böyle özetliyor.

BAHÇELER KURUYOR SU, HES’İN HİZMETİNDE

Oysa ilçeye 15 km uzaklıktaki Gökçeler Barajı, tam da bunun için kurulmuştu; üretenlerin su ihtiyacını karşılamak için. Ancak baraj, şimdi bir HES firmasının hizmetinde. Bir yanda Gökçeler Barajı’nın mavi suları, diğer yanda kuraklıktan sökülen bahçeler. Üretici isyanda: Sorunlar büyüyor. 1 yıl daha dayanamayız!

Yahya Küçükballı, su sorununun bölge üretimini yok olma noktasına sürüklediğini söyleyerek şöyle devam etti: “Şu gördüğünüz arazileri, her gün suluyoruz. Her yıl 300 bin liraya yakın masraf edip sondaj kuyusu kazıyorduk. 9 bin metreden su getiriyoruz. Ama sular çekildiği için, bu işi kendi paramızla bile yapamıyoruz. 4050 yıldır buradaki üreticiye gölet ve baraj sözü veriliyor. Kurulan barajımızı, HES zapt etti. Gazipaşa’nın tüm üreticileri olarak, Gökçeler Barajı’nın acilen tarımsal alanlara doğru serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bize ‘Gökçeler Barajı’ndan bu yana boru döşeyin’ deseler, onu da yaparız. Çünkü başka çaremiz yok.”

‘DAĞLARI DEVİRİP ÜRETİMİ AYAKTA TUTMALIYIZ’

Küçükballı, tüm maliyetlere rağmen bölge insanının üretmekten başka çaresi olmadığını belirtti ve o maliyetleri tek tek sıraladı: “Bitki koruma ürünleri, elektriği, işçiliği ile cebelleşirken, bu yılı iyi kötü geçirdik. İthal muzun karşısında eziliyoruz, maliyetlerin karşısında eziliyoruz. 100 liraya aldığımız bakım ürünü 800 lira oldu. 10 liraya yaktığımız elektrik 100 lira oldu. Bir muzda iki çatal olur. Onu taşıyacak demirin tanesi 80 lira, bir poşet olmuş 5 lira, damlama sistemlerinin maliyeti üçe katlandı. Önümüzdeki yılı, kara kara düşünüyoruz. Üretim yapamamaktan korkuyoruz. Ama başka da seçeneğimiz yok. Dışa bağımlı olmamamızın tek yolu üretmek. Amerika düğmeye basıyor, dolar fırlıyor. Bunun önüne ancak üretimle geçeriz. Özgürlüğümüz bile üretime bağlı. Bu dağları devirip yine o üretimi ayakta tutmalıyız.”

‘BU TOPRAKLARDA KATMA DEĞER ÜRETİLİYOR’

Gazipaşa Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Yardımcısı Ali Sönmez de baraj sularının HES'e tahsis edilmesini şu sözlerle eleştirdi: "Gökçeler Barajı'nın amacı dışında kullanılarak çiftçimizin üretiminin zorlaştırılması yanlıştır. Çiftçimiz her türlü fedakârlığa hazırdır. Devletimizin de bu konularda daha duyarlı olup, daha etkili, amacına uygun uygulamalarda bulunmasını arz ediyoruz. Bu topraklarda katma değer üretiliyor, vergi üretiliyor, milletimize gıda üretiliyor. Değerini devlet bilmezse, kim bilecek?"

Hangi köye, hangi bahçeye gitseniz sorun aynı, talep aynı. Gazipaşa Anamur yolu üzerinde kurulu Zeytinada Mahallesi, yıllardır su yolu gözleyen onlarca köyden biri.  

SORUNUMUZ BİR TÜRLÜ MECLİS’E TAŞINMIYOR

Zeytinada Köyü muhtarı Mehmet Ali Şener de "Birçok merkezi yere gidip sorunumuzu yetkililere ilettik. Sorunumuz bir türlü meclise taşınamıyor" diye konuştu. Şener şöyle devam etti: "Sıkıntımızın Antalya bürokrasisi olduğunu düşünüyorum. Büyük araziler kapatıp üretmeyen insanlara teşvik veriliyor. Çalışarak üreten çiftçinin sermayelik, geniş ve atıl arazileri yoktur, üretmek için kullandığı beş on dönümlük arazisi vardır. Asıl teşvikin muhatabı, durmadan üreten çalışkan çiftçimiz olmalıdır. Yine de ümidimizi kesmiş değiliz, fikirlerimiz ve emeğimizle sorunlarımızı çözme çabası içerisindeyiz." 

'YERLİ MUZ TÜKETİN'

Gazipaşa Muhtarlar Derneği Başkanı Yahya Küçükballı, muz ithalatının sınırlandırılması çağrısında bulundu: “İthal muz, dolarla geliyor. O da olmuş 15 lira. Yerli muzumuz bahçede 4 lira 40 kuruş. Zaten maliyetini kurtarmıyor. Vatandaşlarımız yerli muz tüketsin, üretim çoğalsın. Devletimiz ithal muza kota getirsin, vergiyi artırsın. Çiftçilerden KDV almasın. Yerli üretimi desteklesin. Biz aynı gemideyiz.”

'ARAZİ DEĞİL, ÜRÜN DESTEĞİ'

Gazipaşa Hal Komisyoncuları Derneği Başkan Yardımcısı Ali Sönmez, devletin vatandaşlara arazi değil, ürün desteği sunması gerektiğine dikkat çekti: "Yetkililerimizin ‘Doğu’ya üretim desteği’ diyerek binlerce dönüm arazisi olan, üretim yapmayan vatandaşlara, sadece arazi üzerinden destek vermesi çok yanlış. Bunun adı üretime teşvik değil. Dönüm başına verilen desteklerin nasıl kullanıldığı meçhul. Herhangi bir katma değer üretmeyen araziler için milyonlar veriliyor. Biz avanta istemiyoruz. Ürettiğimizin karşılığını talep ediyoruz. Üretime destek, samimi bir niyet ise üreten köylerimiz ve arazilerimiz denetlenip, ürün üzerinden bir desteğin yapılması gerekir." 

Aydınlık