Av. Güven ŞAĞBAN
Jandarma İstihbarat Plan ve Güvenlik Daire Eski Başkanı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim KALIN, arife günü NTV’ye yaptığı açıklamalarda, “Cihat YAYCI, Türk Silahlı Kuvvetlerinde önemli görevler üstlenmiş, değerli, vatanperver bir askerimiz. Kendisi kıta sahanlığı deniz yetki alanları, Mavi Vatan kavramı gibi konularda geçmişte güzel çalışmalar yaptı” şeklinde açıklamalarda bulunduktan sonra, “Burada konuyu kurumsal yapı, hiyerarşi, disiplin, teamül, mevzuat noktainazarından da değerlendirmekte fayda var. Kendisi çalışmalarıyla katkı vermiştir. Bundan sonra da vermeye devam edebilir, bunun önünde herhangi bir mani yok”  sözlerine yer verdi.

Vatanperverin, Türk Dil Kurumu’na göre kelime anlamı; “Yurtsever”. Yani; “Yurdunu, milletini büyük bir tutku ile seven, bu uğurda her türlü özveriye katlanan kimse” demektir. Devleti yönetenlerin, Amiral Cihat YAYCI’nın vatanı ve milleti için her türlü özveriye katlandığını çok iyi bildiklerini ve Cumhurbaşkanı Sözcüsünün, “vatanperver” kelimesini de özellikle seçtiğini düşünüyorum. Ayrıca konuşmasının devamında “kendisi çalışmalarıyla katkı vermiştir” diyerek, Cihat YAYCI’nın yaptığı değerli çalışmaların kendileri tarafında takdir edildiğini de, bir kez daha ifade etmiştir.

YAYCI NEDEN TASFİYE EDİLDİ?

Öyleyse, FETÖ ile mücadelede, Kıta Sahanlığı Deniz Yetki Alanları ve Mavi Vatan başta olmak üzere, denizcilikle ilgili pek çok konuda önemli katkıları olan, Doçent unvanına sahip, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevini de layıkıyla yerine getiren, hatta atamasından kısa bir süre önce takdir ve taltif edilen, Vatanperver Cihat YAYCI niçin tasfiye edildi?

Konuyu Cumhurbaşkanlığı Sözcüsünün ifade ettiği gibi; kurumsal yapı, hiyerarşi, disiplin, teamül, mevzuat noktainazarından açıklamak pek mümkün görünmüyor. Çünkü FETÖ sosyal medya hesaplarında teröristler tarafından, bir Tümamiral/Tümgeneralin görevinden alınacağı yazıldıktan yaklaşık bir ay sonra, o personelin görevinden alınması diye bir teamül, benim hatırladığım kadarıyla TSK’lerinde hiçbir zaman söz konusu olmamıştır.

Bu olayı, 15 Temmuz öncesinde, FETÖ’ye ait olan “TSK Kulis, Paşa Keyfi, GATA Kulis” gibi sosyal medya hesaplarından, hedefteki TSK personeli için yapılan algı operasyonları ve psikolojik harekâtlarla da karıştırmamak lazım. Çünkü 15 Temmuz öncesinde bu sosyal medya hesaplarından mesnetsiz bir takım iftiralar atılarak, personelin güç durumda kalması sağlanırdı. Sonrasında da kendini bir türlü ifade edemeyen personel, bu saldırılardan yılarak istifa ederdi. 15 Temmuzdan önce yaşananları bir teamül olarak kabul etmek, tabi ki mümkün değil. Ama o dönemde bazı komutanlar tarafından bu durum “kanıksanmış bir uygulamaya” dönüştürülmüştü.

Vatanperver Cihat YAYCI’nın görevden alınması veya emekli edilmesi, teamüllere göre nasıl olmalıydı? Tümamiral rütbesinde yüksek bir bürokrat olan, idari, mali ve askeri sorumluluğu bulunan bir kuvvetin kurmay başkanının görev değişikliği için, yaklaşık iki ay sonra icra edilecek olan YAŞ toplantısının mutlaka beklenmesi ve YAŞ’da, Amiral Cihat YAYCI ile ilgili bir karar verilmesi, kesinlikle teamüllere daha uygun bir davranış olurdu. Böylece, vatanperver bir Tümamiralin onuru da kırılmamış ve kamuoyu tarafından da yapılan işlem çok fazla tepki çekmemiş olurdu.

DİSİPLİNSİZLİK NEREDE?

Gelelim disiplinsizlik ve mevzuat konusuna. Cihat YAYCI tarafından yapılmış bir disiplinsizlik söz konusu ise, bu disiplinsizliğin kamuoyuna etraflıca açıklanması artık elzem olmuştur. Yuvarlak bir şekilde ifade edilen, ucu açık bir disiplinsizlik ve mevzuat kavramı ile bu konu artık geçiştirilemez. MSB’yi bu atama işlemini yapmaya iten sebep ve amaçlanan kamu yararının ne olduğunu bilmek kamuoyunun hakkıdır.

13 yaşında üniforma giyerek, yaklaşık 40 yılını TSK’ya vermiş, Tümamiral rütbesine kadar gelmiş, sadece vatana, millete ve orduya sadakatle hizmet etmiş, kanunlara ve nizamlara sıkı sıkıya bağlı birisi, TSK’deki disiplin anlayışını içine iyice sindirmiş ve bunu bir yaşam tarzı olarak çoktan benimsemiştir. Böyle birinin, disiplinsizlik yapması ve mevzuatta suç olarak gösterilen bir eylemi gerçekleştirmesi ise, hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. Kaldı ki, Amiral Cihat YAYCI’nın birinci disiplin amiri, Deniz Kuvvetleri Komutanıdır ve bildiğimiz kadarıyla, Deniz Kuvvetleri Komutanın disiplinsizlikten, mevzuata göre yapılan işlemlerden ve Cihat YAYCI’nın görevden alınmasından haberi bile olmamıştır.

Disiplinsizlik olarak ifade edilen, eğer Gölcük’teki torpido sarf malzemelerine ilişkin ihale süreci ise, Ankara’dan kilometrelerce uzaktaki bir ihalede, Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanının bir rolünün olamayacağını, oradaki ihale komisyonu ve muayene komisyonun tamamen bağımsız olduğunu, TSK’lerinin yapısını tanıyan herkes, çok iyi bilir.

“Kurumsal yapı” konusundan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsünün neyi kastettiğini anlamak pek mümkün gözükmüyor. Ancak vatanperver bir Tümamiralin, boş bir kadroya atanmasının, sokağa çıkma yasağının olduğu dönemde apar topar ilişiğinin kesilmesinin istenmesinin ve üstü örtülü “Emekli ol!” mesajı verilmesinin ve bunlardan kurumsal yapının başında olan Deniz Kuvvetleri Komutanının haberinin bile olmamasının, TSK’lerinin kurumsal yapısına zarar verdiği, TSK personelinin kuruma olan güven duygusunu sarstığı ve TSK’nın imajına da olumlu bir katkı sağlamadığı konularında, ciddi endişeler bulunmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü tarafından “Hiyerarşi” kelimesi de, sanırım özellikle seçilmiş. Hiyerarşinin, eski tabirle silsile-i meratinin anlamını kısaca, “makam sırası” olarak ifade edebiliriz. Burada kamuoyunda tartışıldığı gibi, Amiral Cihat YAYCI’nın sıralı amirlerini atlayarak, Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmesi kastediliyorsa, Cumhurbaşkanı, tüm kurumların olduğu gibi, TSK’lerindeki her askerin de en üst sıralı amiridir ve istediği askerle her yerde ve her zaman görüşebilir. Bu görüşmeler, asla askeri hiyerarşiye ve mevzuata aykırı değildir.

’15 TEMMUZ’DA ERDOĞAN’LA GÖRÜŞTÜĞÜ’ İDDİASI

Şimdi sıkı durun! FETÖ’cü bazı sosyal medya hesaplarında ve bu hesaplardaki paylaşımları dikkate alan bir kesimce iddia edildiği gibi Amiral Cihat YAYCI, ne 15 Temmuz gecesi Marmaris’de, ne de başka bir tarih ve yerde, Sayın Cumhurbaşkanı ile randevulu veya randevusuz olarak yüz yüze asla görüşmemiştir. Amiral Cihat YAYCI’nın, Cumhurbaşkanı ile bugüne kadar karşı karşıya geldiği tek yer, resmi bayramların tebrikat törenidir. Dolayısıyla bu şekildeki söylemler, tamamen FETÖ’nün algı operasyonu olup, Cihat YAYCI’nın sıralı amirlerini aşan bir tutumu ve davranışı hiçbir zaman söz konusu olmamıştır.

Sonuç olarak; bugüne kadar pek çok vatanperver TSK mensubu, FETÖ kumpasları veya başka nedenlerle, TSK’lerinden ayrılmak zorunda bırakılmıştır. Bu konular, saygın gazetecilerin köşe yazılarına ve kitaplarına yıllarca konu edilmiş, devletin savcıları iddianamelerine bu hususları not etmiş ve en üst yargı kararlarında da yer almıştır.

Liyakat sahibi olan, vatanperver subayların bir şekilde tasfiye edilmesinde, Amiral Cihat YAYCI, ne ilk ne de son kişi olacaktır. Aslında yıllardır süregelen bu tasfiyeler, çok ciddi bir milli güvenlik sorunu oluşturmaktadır. Çünkü Mustafa Kemal ATATÜRK’ün de ifade ettiği gibi, “Bir ordunun kıymeti, subay ve komuta heyetinin kıymeti ile ölçülür.” Bu nedenle; yetiştirilmesi uzun zaman alan, savaşçı ruha sahip, kıymetli, liyakat sahibi ve vatanperver subaylarımıza; artık milletçe sahip çıkmamız da gerekmektedir.

Bu sorunu, bu güne kadar hiçbir saldırıya ve haksızlığa uğramadan, terfi alanların ve önleri açılanların anlaması ve çözmesi bana göre çok da mümkün görülmemektedir. Konu, Devlet Denetleme Kurulu gibi bir kurul tarafından, çok ayrıntılı olarak süratle incelenmeli ve sonuçları da kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

VeryansinTv.com