Anasayfa
2019-05-01 12:58:25 ( 33 izlenme )

F-35’in sırları çoktan keşfedildi

Emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş’la 3 soru 3 yanıt


TEVFİK KADAN

Türkiye’nin S-400’leri alması durumunda F-35’lerin ‘sırlarının açığa çıkması’ teknik açıdan ne derece mümkün?

S-400’ler bir hava savunma sistemi olup, saldırı silahı değildir. Türkiye’nin özellikle 1990’lı yıllardan itibaren eksikliğini hissettiği uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sisteminde önemli bir boşluğu dolduracaktır.

S-400 Uzun Menzilli Yüksek İrtifa Hava Savunma Sistemi, Türkiye’nin gündemine giren diğer uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sistemlerinden imkan ve kabiliyetleri açısından Tablo-1’de mukayeseli olarak görüldüğü gibi genel olarak iki ile beş kat daha iyi özelliklere sahiptir.

Tablo-1: Uzun menzilli yüksek irtifa hava savunma sistemleri mukayese tablosu

Öncelikle şunu belirtelim, F-35’lerin teknik sırlarının Türkiye’nin S-400 satın alıp ülkemize yerleştirilmesine gerek kalmadan çok daha önce ortalığa saçıldığı bilinmektedir. 2006 yılından itibaren çok ciddi iddialar zaten gündeme getirilmekte ve F-35’lere ait önemli bilgilerin Rusya ve Çin’in eline geçtiği kıymetlendirilmektedir. Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump başta olmak üzere F-35 uçaklarının sırlarının çalındığı çeşitli zamanlarda en üst düzeyde itiraf edilmiştir. Yine Rus yetkililer yaptıkları açıklamalarda ABD’nin hatalarına düşmeden beşinci nesil uçaklarını geliştirdiklerini açıklamışlardır. Aynı şekilde Rusya ve Çin’in beşinci nesil uçaklarında kısa zamanda yaptığı iyileştirmelerin uzun Ar-Ge çalışmaları sonucunda yapılmadığı çok net belli olmaktadır. 2050-2060 yıllarına kadar ülkelerin Hava Kuvvetleri’nin önemli bir unsuru olacak beşinci nesil uçaklara sahip olma ve satma konusundaki mücadele kıyasa devam etmekte, edecektir.

F-35’ler; ABD’nin lideri olduğu “Küresel Sermayenin, Küresel Silah Gücüdür” veya “ABD’nin Saadet Zinciridir”. Büyük paralar harcayarak üretip satmaya çalıştığı uçakların eksikliklerinin erken ortaya çıkması, ABD için saadet zinciri halkalarının kopması anlamına gelmektedir. Rusya’nın S-300 ve S-400 füzeleri Suriye’dedir. İsrail F-35’leri ile aynı coğrafyadadır. F-35’lerin harekata yönelik özelliklerinin büyük bölümünün zaten çoktan Rusya’nın eline geçtiği kabul edilmektedir. ABD o zaman neden Türkiye’nin S-400 almasını engellemeye çalışırken zayıf ve anlamsız nedenler ortaya sürmektedir? Bu soruya cevabı fazla uzatmadan verelim. Eğer F-35’lerin eksiklikleri erken ortaya çıkarsa “saadet zinciri”nin halkası kopacak, iptaller artacak ve satışlar düşecektır.


Her silah sistemi başlangıçta hep teknik özellikleri saklanarak ve önemi vurgulanarak pazarlanır. Daha sonra buna yönelik karşı tedbirler geliştirilir ve en iyi olma özelliğini kaybeder. F-35’lerde tam görünmez olmadığı gibi teknik olarak alınacak ilave tedbirlerle görünmezlik özelliği de çok kısa zamanda ortadan kalkacaktır. Zaten buna yönelik çalışmalar devam etmekte ve bazı sonuçlar alınmaktadır. Radar sistemleri uçaklara göre daha hızlı gelişmektedir. F-35’lerin en önemli özelliklerinden biri kabul edilen görünmezlik kabiliyeti de radar teknolojilerine ve diğer hava savunma sistemlerine erken yenik düşecektir.

S-400 hava savunma sistemlerinin harbe hazır hale getirilmesi sürecinde Türkiye’ye yerleşecek Rus uzmanlar, ülkemizin güvenlik açıklarını da tespit edebilir mi?

Türk personel için S-400 sisteminin ilk eğitimleri Rusya’da verilecektir. Eğitim görecek personel daha önceden belirlenmesine rağmen, 15 Temmuz Darbe Girişimi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm projelerinde olduğu gibi S-400 projesinin de gecikmesine neden olmuştur. Buna rağmen planlanan hedef Rusya’nın desteği ve Türkiye’nin kararlılığı ile yakalanmış ve S-400’lerin ilk partisinin Temmuz 2019 ayında geleceği açıklanmıştır. Anlaşıldığı kadarıyla politik nedenlerden kaynaklanan gecikmeler olmadığı müddetçe teknik olarak Kasım 2019 ayına kadar sistemin önemli bir bölümü teslim edilecektir. Türkiye anlaşmanın açıklanan kısımlarına göre iki sistem dört batarya alacaktır. Buna uygun “teşkilat, malzeme ve kadro-TMK” çalışmalarının yapıldığı ilk S-400 sisteminin Hava Meydan Komutanlığı-Mürted/Ankara’ya yerleştirileceği ve Türkiye’deki eğitimlerin burada verileceği anlaşılmaktadır.

Her projede olduğu gibi S-400 projesinde de daha önce Rus askeri ve teknik personeli sistemin ilk kurulması planlanan yerin keşfi için mutlaka Türkiye’ye gelmiş ve çalışmalarını tamamlayarak raporlarını yazmışlardır. Şimdi sistemlerin gelmesinden önce, eğitimler sürecince ve sonrasında, sistemin harekata hazır olması ve garanti süresince yeteri kadar Rus askeri ve teknik personeli Türkiye’de görev yapacaktır. İhtiyaç olduğu sürece bu işbirliği devam edecektir. Önemli bir prestij projesi olması nedeniyle Rusya’nın bunun sekteye uğramaması için büyük önem vereceği kaçınılmazdır.

İki ülke arasında yapılan anlaşma içerisinde yer alan “Güvenlik Protokolu” bağlayıcı olacaktır. Ayrıca, daha önce Türkiye-Rusya arasında imzalanmış “Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması”nın temel oluşturacağını kıymetlendiriyorum. Güvenlik riski ve ihlali sadece Türkiye için değil, Rusya için de geçerli hassas bir konudur. Ama şunu dile getirmek isterim ki ABD’nin göstermiş olduğu reaksiyon F-35 uçağının teknik bilgilerinin ve daha başka özelliklerinin veya bir NATO ülkesi Türkiye’nin güvenlik açıklarının Rusya tarafından ele geçirilmesi değil, Türkiye-Rusya arasında ileride artarak gelişeceği kaçınılmaz olan işbirliğidir.

Sonuç olarak; Başta ABD, AB ve NATO, S-400 anlaşmasının Çin ile olan anlaşmada olduğu gibi yine iptal edilmesini ümitle beklemekte ve Türkiye’ye karşı her türlü baskı ve engelleme yollarını son ana kadar kullanacaklarını açıkca ifade etmektedirler. Türkiye ve Rusya arasında S-400 tedariğine ilişkin imzalanan anlaşmanın uygulanması bu anlamda Türkiye’nin güvenirliği, güvenliği, uluslararası alanda saygınlığı ve komşu ülkelerle işbirliği açısından da büyük önem içermektedir.

S-400’lerin yerleştirilmesi uygun olacağı yerler neresidir? ABD’li uzmanlar S-400’lerin konuşlandırılması durumunda İncirlik’ten F-35 kaldıramayacaklarını ileri sürüyor. Bu süreç İncirlik’in boşaltılmasıyla sonuçlanabilir mi?

S-400’ler, Türkiye’nin öncelikli stratejik hedeflerinin savunmasında kullanılacak şekilde konuşlandırılacaktır. Yani tehdit değerlendirilmesine uygun Türkiye’nin başkentine, doğu-batı, güney-kuzey her bölgesine konuşlandırılabilir. Sistemlerin hareketli (mobil) olması Türkiye’ye bu harekat elastikiyetini kazandıracaktır.

Türkiye’nin coğrafi özellikleri nedeniyle her sistemin yerleştirildiği yer ve coğrafi şartlar S-400’lerin başlangıçta açıklanan teknik değerlerinin arazi şartlarına göre yeniden hesaplanmasını zorunlu kılmaktadır. Haritalarda gösterilen değerler azami olarak alınmış olup, gerçek değerler ise yerleştirilen bölgeye göre değişiklik gösterecektir.

Harita-1: S-400’lerin üç farklı bölgeye yerleştirilmesi simülasyonu

Yalnız unutulmaması gereken bir diğer konu, S-400’lerin kendi öz savunması için başka füze ve uçaksavarlara da ihtiyacı vardır. Yani bu şu demektir; S-400’lerle uyumlu, onların orta ve alçak irtifa hava savunma ihtiyacını karşılayacak ilave hava savunma radar ve füze sistemlerinin alınması kaçınılmaz olacaktır. Bu arada hava savunma sistemimiz için Milli Havadan İhbar Kontrol Uçaklarımız (HİK) önemli bir kuvvet çarpanıdır.

Hiçbir zaman bir hava savunma sistemi tek başına çözüm olmayacaktır. Çünkü her hava savunma sistemin kendisinin de hava savunma korumasına ihtiyaç vardır. Buna karşılık Türkiye’nin Rusya ile S-400 anlaşması hava sahamızın korunması açısından çok önemli bir caydırıcılık sağlayacaktır.

2019-2020 yıllarından itibaren envantere gireceği ifade edilen S-400’ler, yapılacak anlaşmaya uygun olarak Türkiye için gelecekte uzun menzilli yüksek irtifa milli hava savunma sistemimizin üretilmesi tecrübesine önemli bir katkı sağlayacak ve Türkiye-Rusya ilişkilerinin siyasi, askeri, ekonomik boyutunun yanısıra savunma sanayii yönüyle de gelişmesine katkı sağlayacaktır.

İncirlik Üssü, ABD F-35 uçakları tarafından intikal edilerek kullanılacaksa, haritada görüldüğü gibi simülasyon konuşuna göre S-400 radar ve füze menzilleri içerisine girecektir. Bu kararı ABD kendisi verecektir. Ama bu karar teknik değil, siyasi bir karar olacaktır. Aynı mantıkla bakarsak o zaman İsrail’in hiç F-35’lerle uçmaması, önümüzdeki dönemde Kıbrıs’a eğitim amaçlı gelecek İngilizlerin de F-35’lerle bölgede uçmaması gerekir. ABD’nin asıl endişesi, NATO üyesi bir ülkenin Rusya’dan silah satın alması, S-400/F-35 beraber eğitim yapması, F-35’lerin eksikliklerinin daha önce ortaya çıkması sonucu muhtemel pazar kaybına uğraması, zaten üstün olan Rus radar ve hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi ile Rus askeri ve teknik personelinin Türkiye’ye gelmesidir. Türkiye’nin S-400 sahibi olduğunda ABD’nin İncirlik Üssü’nü boşaltması veya ihtiyacı olduğunda ABD savaş uçakları tarafından kullanılmaması konusu şimdilik uzak bir ihtimaldir. Türkiye-ABD ilişkileri henüz o aşamaya gelmemiştir. ABD için İncirlik çok önemli gerekçelerin yanısıra uçaklardan atılabilen 50 adet termonükleer bombaya ev sahipliği yapması nedeniyle de ayrı bir öneme sahiptir.


Aydınlık


Bunlar da İlginizi Çekebilir