Algıyı, ağlamayı, korku salmayı bırakıp çözüm sunmuyorsanız sorunun ve planın bir parçasısınız.
Eskiden Et Balık Kurumu vardı 1993 yılında özelleştirildi. (Sorunun AKP değil Amerikancı liboş zihniyet olduğunu vurgulamak için tarihe dikkat) Devlet kurumuydu et ürünleri piyasada aşırı zamlanmasın diye kaliteli, sağlıklı ve ucuz et satardı.
Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) vardı, 1995 yılında özelleştirildi. (Sorunun AKP değil Amerikancı liboş zihniyet olduğunu vurgulamak için tarihe dikkat) Devlet kurumuydu süt ürünleri piyasada aşırı zamlanmasın diye kaliteli, sağlıklı ve ucuz et satardı.
Bu kurumlar üreticiyi de desteklediği için ithalat, dışa bağımlılık bugünkü kadar fazla değildi, dolayısıyla eyvah döviz yükseldi et ve süt zamlanacak kaygısı yoktu.,
Çözüm bu tip kurumları yeniden kuracak hem üreticiyi hem de dar gelirli yurttaşı sevindireceksin.
Kartelleşmiş zincir marketler yoktu, bu marketler hepimize kolaylık sağladı belki kampanyalarla daha uygun fiyatlar sunduğu zamanlar da oldu ama....Esnafı bitirdi, milyonlarca kişinin ekmek yediği sektörler yüzbinlere indi, işsizlik çığ gibi büyüdü, dolayısıyla günün kazananı olan bizler o işsizliğin etkisi dönüp dolaşıp bize yansıyınca geleceğin kaybedeni olduk.
Kartelleşmiş marketleri dizginleyeceksiniz.
Tarım kredi kooperatif marketleri müthiş bir uygulamadır, halk dostudur, yapılması gerekendir fakat lafta kalmadığı, içeriği boş olmadığı sürece, fiyatlarda fırsatçılığı, marketlerdeki kartelleşmeyi önlemek için, yeniden gündemdeler ancak buradaki fiyatlarda da çok fiyat farkı olmadığını görüyoruz, daha işlevsel hale getirilmelidirler..
Atatürk'ün resmini paylaşıp Atatürkçülüğü kimseye bırakmayanlara bakıyorsunuz devletçilik ilkesini ağzına alıyorlar mı?
Devletçilik ilkesi işte budur, serbest piyasanın başı boş piyasa olmadığını göstermek için fırsatçılara, vurgunculara ayar çekmek için devletin müdahale etmesidir, halkı küresel kartellere ve yerli maşalarına karşı korumak içindir, halkçılık ilkesini gerçekleştirmenin aracıdır.
Ecevit, “en büyük hatam” demişti Kemal Derviş için.
Sonra anladı hatasını Ecevit, ama iş işten geçmişti.
Derviş, IMF’nin sözcüsüydü. “IMF borç para vermek için bu yasaların çıkmasını istiyor. 15 günde çıkarmazsanız Amerika’dan gelmem” diye tehdit ediyordu.
Neydi bu meşhur yasalar?
1-Uluslararası Tahkim Yasası: “Yabancılık unsurunun bulunduğu kamu hizmetleriyle ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların” uluslararası mahkemelerde taşınabilmesini sağlıyor. Ulusal irade emperyalist merkezlere devrediliyor. Türk-İş’in önderliğinde yüz binlerin protesto eylemleri oldu.
2-Telekom Yasası: Telgraf ve Telefon Kanunu değiştirildi. Telekom yabancılara satıldı. GSM şirketleri yabancıların eline geçti.
3-Şeker Yasası: Şeker pancarında taban fiyatı kaldırıldı, fiyat belirleme fabrikaların keyfine bırakıldı. Pancar üretimine kota dönemi başladı. Köylü pancar ekemez hale getirildi. Fabrikaların bir kısmı satıldı, diğerlerinin satılması gündemde. Şeker ithalatının önü açıldı. Türkiye, Cargill’in ve kaçak şekerin işgaline uğradı.
4-Tütün Yasası: Tütün üretimine kota başladı. İthal tütünün önü açıldı. Sigara fabrikalarının tamamı satıldı. Biri hariç diğerleri kapatıldı. Tütün depoları ve işleme merkezleri kapatıldı. Tütün piyasası yüzde 95 oıanında yabancıların eline geçti.
5-Tuz Yasası: Tuz işletmelerinde devlet tekeli kaldırıldı, İşletmelerin tamamı satıldı.
6-Doğalgaz Piyasası Yasası: Doğalgazda devlet tekeli kaldırıldı. Emperyalist tekellerin bu alana girebilmesi sağlandı. Elektrik piyasasının da satılması ve yabancılara açılması ile enerji sektörü yabancıların eline geçmeye başladı.
7-Merkez Bankası Yasası: Merkez Bankasının görev ve yetkileri kısıtlandı. Emperyalist merkezlerin bankacılığına bağlandı.
8-Bankacılık Yasası: Bankacılıkta devletin tasfiyesi başladı. Satılmalar ve yabancılaşma hızlandı. Bankacılık piyasası yüzde 60 oranında yabancıların eline geçti.
9-Sivil Havacılık Kanunu: Havayollarının yer hizmetleri olan HAVAS ve USAŞ’ın satılmasından sonra THY’nin hisseleri satılmaya, özel havayolu şirketleri kamunun aleyhine teşvik edilmeye başlandı.
10- Kamulaştırma Yasası: Yasa ile kamulaştırma işleminin yeni esaslara bağlanması ve ödeneksiz kamulaştırma yapılamayacağı hükmünü getirildi.
11-Bütçe Değişikliği Yasası: Batırılan ve içi boşaltılarak yağmalanan bankaların sorumluluktan üstlenildi.
12-Görev zararları ve bazı fonların tasfiyesini öngören yasa: 15’i bütçe içi, 2’si bütçe dışı fonun kapatılması ve gaspı sağlandı. Bunlar arasında Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF), Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu (SYDTF), Savunma Sanayiini Destekleme Fonu (SSDF), Tanıtma Fonu, işçilerin parasıyla oluşturulan Tasamjfu Teşvik Fonu da vardı.
13-Ek Bütçe Yasası: Krizden sonra çıkanlan ek bütçenin 130 trilyon lirasının otoyol yatanlarına gitmesine karar verildi.
14-İhale Yasası: Yasa ile kamu ihalelerine yabancılar için konulan sınırlamalar kaldınldı. Ardından defalarca değiştirilen ihale yasalanyla devlet delik deşik edildi. İhaleye verilmeyen devlet işi bırakılmadı.
15-Ekonomik ve Sosyal Konsey Yasası: Bunca azgınca talan ve kamunun satılması planına işçi -sınıfının tepki göstereceği düşünülmüş olmalı ki, sendikalan kontrol edecek merkez oluşturuldu. Kamunun, işçi, işveren örgütlerinin buluştuğu örgüte, Ekonomik ve Sosyal Konsey adı verildi.
**
İşte meşhur Kemal Derviş yasaları…
IMF, borç para vermek için sömürge yasaları dayatıyordu. Dünya Bankası, kredi şartını IMF’nin isteklerinin uygulanması şartına bağlamıştı. Avrupa Birliğinin, "sizi içimize almak için bunlan yapmanız lazım" dedikleri, IMF ve Dünya Bankasının istekleriyle aynıydı. Derviş ise, bu merkezlerin tahsildarı idi…
Bugün CHP sözcüsü olan Faik Öztrak ise Kemal Derviş'in sağ koluydu. Derviş tarafından Hazine Müsteşarlığı’na getirildi, IMF ve Dünya Bankası ile Derviş ekonomisinin görüşmelerini yürüttü.
Tüm bu yasalar ve siyasetler AKP iktidarından önce uygulandı, AKP ise iktidara gelince bu liboş, Amerikancı sömürge siyasetlerini uyguladı, AKP bunları uygularken RTE bugünkü gibi Diktatör değil, Demokrasi kahramanı olarak ilan ediliyordu ABD dergilerinde, ABD'nin maşası olunca demokrat, ABD karşıtı konuma düşünce diktatör diyorlar.
İsmail Küçükkaya Akşam'da Erdoğan'a övgüler yağdırıyor, asrın lideri diyordu,
Fox sunucusu Selçuk Tepeli Habertürkteydi ve RTE'nin uçağına en fazla binen 2. gazeteciydi, o da tam bir yandaştı,
çünkü bunlar halis ABD maşalarıydı, RTE BOP eşbaşkanıyım derken onun aşığıydılar.
Abdullah Gül, Davutoğlu, ekonomiyi 14 yıl yöneten Ali Babacan gibi.
Ne zaman ki RTE ben bu açılımı daha fazla açamam dedi, FETÖ sopasıyla saldırdı ABD emperyalizmi, sonra PKK hendekler açtı, bu mücadelede RTE safını Türkiye'den yana belirlemek mecburiyetinde kaldı, Türkiye cephesinde MHP vardı, haliyle MHP RTE'nin yanına değil, RTE MHP'nin yanına geldi, bunun üzerine MHP yönetimi FETÖ tarafından değiştirilmek istendi, olmayınca MHP bölünüp parçalanmak istendi.
Türkiye bu noktadan sonra ABD ve maşalarıyla kıran kırana bir savaşa girdi, silahla yapılan savaşta ABD maşası PKK/DEAŞ/FETÖ hendeklere gömüldü, inlerine girildi, dahası sınır ötesinde bile nefes aldırılmadı.
Buna ABD'nin cevabı da ekonomi saldırısı ve Biden tayfası ve fonlu medyası oldu.
TSK/MİT/Emniyet ABD unsurlarını içinden attıkça güçlendi, zaferler kazandı.
Ama ABD'ye karşı silahlı mücadele nasıl başarılı oldu işi bilene verildi.
Ancak ekonomide ABD'ye karşı savaş neden başarılı değil, silahlı mücadeledeki cesaret ve başarılı komutanlar orada yok, amerikancı hala daha çok. Yetişmiş insan gücüyle de ilgili tabi, genelde ekonomi alanında tahsil ülkemizde Batı kafalı insanlar yetiştiriyor, elbette istisnaları da var, ama onlara ideolojik yaklaşıp görev verilmiyor.
ABD'ye karşı ekonomi savaşı üretim devrimi ile olur.
Dışarıdan aldığın ürünler azaldıkça, dışa bağımlılığın azaldıkça, hele ki yerli paralarla da ticaret yapabilirsen dolar yükselmiş yükselmemiş çok da seni etkilemez.

Güneş Erkul
İLK KURŞUN