Akademik eczacılık eğitiminin başladığı 14 Mayıs tarihi ülkemizde her yıl 'Eczacılık Günü' olarak kutlanmaktadır. İstanbul’da düzenlenen Dünya Eczacılık Kongresi sırasında, delegasyonun “FIP’in kuruluş tarihi olan 25 Eylül’ün tüm dünyada ortak olarak Dünya Eczacılık Günü adıyla kutlanması” önerisini, Uluslararası Eczacılık Federasyonu (FIP) delegasyonu oy birliği ile kabul edilmiştir.

Her alanda olduğu gibi, eczacılık alanında da Cumhuriyet dönemi ile birlikte, köklü değişiklikler olmuş ve Türk eczacılığının da çağın koşullarına uygun bir duruma gelebilmesi için her türlü gayret gösterilmiştir. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında memleketimizde eczacılık, ecza ticareti, depoculuk ve ilaç ve galenik preperatlar yapımı büyük ölçüde azınlıklar ve yabancı uyruklu kişiler elinde veya kontrolünde idi. Yunanistan ile yapılan nüfus mübadelesi ve 1928 yılında uygulanan eczanelerin sınırlandırılması kararı, bu durumu Türklerin lehine çevirmiş ve azınlıklar tarafından yönetilen bir çok eczane, depo ve imalathane Türklerin idaresine geçmiştir. Bu yeni dönemde Türk eczacısı sonsuz bir gayret, Türklerin bu alanda da başarılı olabileceği inancı, sabır ve özveri sonucu çağdaş eczacılık kurumları oluşturarak bunları yönetmeyi başarmıştır. Bütün maddi ve manevi güçlüklere karşılık, bu gün iftahar duyduğumuz eczacılık müesseselerini kurarak memleket sağlığına hizmet etmişlerdir. Bunların içinde Hüseyin Hüsnü Arsan, Kemal Atabay, Hasan Derman, Ferit Eczacıbaşı, M. Nevzat Pısak, Dr. İ. Ethem Ulugay, İsmail Hakkı Yeşilyurt gibi şöhretleri sayabiliriz. Cumhuriyet Hükümeti, eczacılık öğretim kurumu olarak, Kadırga semtinde köhne bir konakta öğretim yapmaya çalışan bir kurum ( Eczacı Mekteb- i Alisi ) devr almıştır. Zamanın Mektep Müdürü Dr. Server Hilmi ( Büyükaksoy ) nin gayretleri ve Hükümet yardımları ile Eczacı Mektebine Beyazıt Meydanında bir bina sağlamış ve mektep 1926 yılında bu binaya taşınmıştır. 1933 reformu ile eczacılık öğretimin yüksek bir seviyede yapılabilmesi için Avrupadan öğretim üyeleri ( K. Bodendorf , C.H.Brieskorn, P. Duquenois, A. Heilbronn ve L. Rosenthaler ) getirilmiş olmasına karşılık öğretiminde istenen olanaklara ( yeterli bina, araştırma laboratuarı, apareyler ve öğretim elemanları gibi) sahip olunamamıştır. Bu nedenle Ecz. Prof. Dr. Sarım Çelebioğlu, 1950 yılından itibaren, eczacılık öğretiminin çağdaş düzeye erişebilmesinin ancak Eczacı okulu’nun Fakülte haline getirilmesi ile mümkün olacağı düşüncesini tekrar ortaya atmıştır. Profesör Çelebioğlu, sonunda Okulun Fakülte haline getirilmesi için verdiği uğraşta başarılı olmuş ve bir süre Eczacılık Fakültesi öğretim üyesi olarak çalışma mutluluğuna erişmiştir. Eczacılık öğretim kurumunun Fakülte haline getirilmesinin yararlarını savunanlardan biride Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi Materia Medika ( İlaç bilgisi ) öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Suner olmuştur. Onun başarılı ve akıllı çalışmaları sayesinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Profesörler kurulu Ankarada bir Eczacılık Fakültesi açılması için karar almış ve bu karar uyarınca Türkiyenin İlk eczacılık Fakültesi olan Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, 1960 yılında öğretime başlamıştır. Bunu 1962 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi izlemiştir.