RECEP ERÇİN

TÜSİAD seçimli genel kurulu dün yapıldı. Simone Kaslowski başkanlık görevinden ayrıldı. Başkanlar Konseyi'nin önerisi ile Orhan Turan ve listesi seçimlere tek aday olarak girdi. Oylama sonucu TÜSİAD Başkanı Turan seçildi. Gelenek olduğu üzere TÜSİAD genel kurulunda Yüksek İstişare Konseyi Başkanı ve TÜSİAD Başkanı birer konuşma ile katılımcılara hitap etti. Birçok konuya detayları ile değinilen konuşmalarda görevi devreden Simone Kaslowski'nin şu mesajları dikkatimizi çekti: “Kovid salgınından ve Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açmasından önce dünya, 20082009 finansal ve ekonomik krizlerinin etkisi altındaydı. Ekonomik ve stratejik alanda önümüzdeki on yılları şekillendirecek bir güç kayması dünya ölçeğinde yaşanırken, demokratik rejimleri tehdit eden otoriter sağ popülist akımlar ve partiler giderek daha fazla güç kazanıyordu.

Batı’nın göreli güç kaybı tükenmişlik diye yorumlanıyor, otoriter sistemlerin demokratik sistemlerden daha güçlü olduğu, daha iyi yönetildiği inancı, özellikle Çin örneği üzerinden daha fazla kabul görüyordu. ABD’nin iç sorunları, AB’nin ise stratejik varlık gösterememesi bu inancın kökleşmesine yol açmıştı.”

EKONOMİDE BÖLGESELLEŞME

“Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında yaşanan gelişmeler, bu tabloyu değiştirdi. Son otuz yıla damgasını vuran küreselleşme anlayışı dönüşerek yeni ve daha farklı bir yapıya bürünecek gibi.

Teknoloji alanında iki ayrı evrenin şekillenmeye başladığını görüyoruz. Stratejik üretimlerde ve imalat sanayiinde standartlar belirlemek gibi korumacı tedbirler aracılığıyla küresel oyuncuların, yeni tedarik zincirleri ağları oluşturması, bölgesel ekonomik kümelerin giderek daha baskın hale gelmesi ihtimalleri yüksek. Rezervler üzerindeki tasarrufların uzun erimde, doların tahtını sarsmasının mümkün olabileceğine dair bir tartışma başladı. Belki de, 'dolar sonrası' bir finans dünyasını tasavvur etmeye başlamamız gerekecek. Ülkelerin içinde de gelir eşitsizliği konusu giderek daha kapsamlı şekilde siyasi gündemin merkezine yerleşecektir. Bunlar hiç kuşkusuz Türkiye’nin yakından takip etmesi gereken, ekonomik geleceğini ilgilendiren muhtemel gelişmelerdir.”

YOKSULLAŞTIRAN BÜYÜMEYE DİKKAT!

Kaslowski bu yeni konumlanmada bilindik ezber olarak Türkiye'ye AB yolunu işaret etse de AB'yi de eleştirmekten geri durmadı ve: “AB’nin ise Türkiye’ye yaklaşımında perakendeci yaklaşımdan vazgeçerek, ilişkilerin sağlam ve sağlıklı şekilde yeniden rayına oturması için çalışması ve yaratıcı olması gerekecektir.” dedi. Kaslowski ayrıca büyüme ve kalkınma arasındaki farka değinerek, “Herkese 'yoksullaştıran büyüme' kavramını hatırlatmak isterim. Katma değeri düşük, teknolojik olmayan ürünlerle ya da ticarete tabi olmayan sektörlerde büyüyebilirsiniz ama kalkınma gerçekleşmez. Aksine, hızlı büyüme adına attığınız bazı adımlar toplumunuzun fertlerini yoksullaştırabilir. Yerine konulamayacak kaynaklarınızı tükettikçe bu yoksulluğun derinleşmesinin koşullarını hazırlarsınız.” mesajı verdi.

ÖZİLHAN: YENİ DÜZENDE ELİMİZ DAHA KUVVETLİ OLACAK

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan, konuşmasında risklere ve sorunlara dikkat çekerken diğer yandan da Türkiye'nin potansiyeline değindi. Özilhan, Türkiye'nin daha iyi bir konuma erişebilmesi için “Yeterki doğru politikaları iyi bir planlama ile uygulayalım.” mesajı verdi. “Yeni bir krizle karşılaşma ihtimali yok; yakında düzlüğe çıkarız' varsayımıyla hareket etme lüksümüz yok.” diyen Özilhan, “Elimizdeki imkanları tedbirli kullanmak ve en önemlisi de bünyemizi kuvvetlendirmek zorundayız.... Enerji, gıda ve başka temel mallarda fiyat artışı ve tedarik sorunları en çok Avrupa’yı ve bizi olumsuz etkileyecek. Enerjide ve üretim için temel girdilerde ithalata bağımlılık yıllardan beri çözemediğimiz sorunlar. Dışa bağımlı olduğumuz sürece dışarıdan enflasyon ithal ediyoruz. Enerjide ve üretimde ithalata bağımlılığı azaltmak için doğru bir sanayi stratejisi izlemeli ve kıt kaynakları doğru alanlara yönlendirmeliyiz.” diye konuştu.

UZUN VADELİ POLİTİKA GEREKLİ

Üretim için yatırım, yatırım için de düşük faiz oranları gerektiğini fakat yatırımları canlandırmak amacıyla faiz oranlarının çok düşük tutulmasının yüksek enflasyon ortamında tasarrufları cezalandırdığını belirten Özilhan, “Negatif reel faizler çok yüksek olunca tasarrufların yatırıma dönüşme mekanizması çalışmıyor. Para tasarrufa yönelmek yerine dövize, altına, emlak yatırımına, ithal elektronik eşyaya ve ithal otomobile yöneliyor. Bu nedenle üretim yapısını değiştirmeden, ithal girdilere olan bağımlılığı ortadan kaldırmadan, yatırıma yönelecek tasarrufları artırmadan, tarım ve sanayi üretimini hızlandırmadan fiyat istikrarını kalıcı olarak sağlayabilmek mümkün değil. Bunun birincil koşulu da uzun vadeli politika geliştirmek. Uzun vadeli politika ihtiyacının en önemli olduğu alanlardan birisi de tarım.” ifadelerini kullandı.

RUSYA, BATI'YA BAĞIMLILIĞI AZALTACAK

Hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin Batı'nın arz zincirlerinde çeşitlendirmeye gideceğine değinen Özilhan, şunları söyledi: “Kovid19 pandemisinden sonra gündeme gelen bu eğilim daha da güçlenecek. Batı, başta enerji olmak üzere Rusya’ya bağımlılığını azaltmaya çalışırken Rusya da, başta yüksek teknolojili ürünler olmak üzere Batı’ya bağımlılığını azaltmaya ve kendi üretim kapasitesini geliştirmeye çalışacak. Bu durum, Türkiye’ye enerji koridorları ve arz zincirleri açılarından birçok yeni imkan yaratacak. Barış tesis edildiğinde belirginleşecek yeni küresel düzende Türkiye’nin elinin bugünkünden daha güçlü olması kuvvetle muhtemel.”

TÜSİAD'IN YENİ BAŞKANI TURAN KİMDİR?

TÜSİAD Başkanı seçilen Orhan Turan aynı zamanda TÜRKONFED'in de Başkanı. TÜRKONFED, Anadolu'ya yayılan ağıyla KOBİ'leri geniş anlamda temsil eden kurumlardan biri. ODE Yalıtım firmasının patronu olan Turan'ın firması yüzde 100 yerli sermayeli ve yalıtım alanında ihracatıyla öne çıkıyor. Sözünü esirgemeyen bir isim olarak öne çıkan Turan, medyanın da yakından tanıdığını hoş sohbet bir kişi. Modern bakış açısına ve muhalif bir duruşa sahip Turan, kamu ile ilişkilerde de tecrübe sahibi. Anadolu KOBİ'lerinin dijital dönüşümü ve Yeşil Mutabakat'ın getireceği değişimler konusunda TÜRKONFED'de çalışmalara öncülük eden Turan, aynı zamanda sosyal meselelerde de çekinmeden açıklama yapan biri olarak biliniyor.

ÖZYEĞİN'İ KİM ÇİZDİ? İKİNCİ NESİL AĞIRLIKTA

Öte yandan Turan, Haziran 2021'de yapılan TÜRKONFED Genel Kurulu'nda yeniden başkan seçilmişti. Buradan anlıyoruz ki TÜSİAD için herhangi bir planlama aslında yoktu.Daha yeni dönemde bir yılı dolmadan TÜSİAD'a Başkan seçilen Turan yerine TÜRKONFED'de göreve Süleyman Sönmez seçildi. Kaslowski'nin seçildiği dönemde adı TÜSİAD Başkanlığı için geçen Murat Özyeğin'in neden Başkanlar Konseyi tarafından aday gösterilmediği merak konusu. Turan'ın listesinde de yer alan Özyeğin'in, hükümet ile ilişkilerinin yakın olması mı başkanlık için üstününün çizildiği sorusunu gündeme getirdi. Turan'ın listesinde Özyeğin'in (Hüsnü Özyeğin'in oğlu) yanında ikinci nesilden isimlerin ağırlıkta olması “TÜSİAD'da ikinci nesil dönemi” yorumuna neden oldu. İşte tanınan ailelerin ikinci neslindeki o isimler: Eski YİK Başkanı Erkut Yucaoğlu'nun oğlu Bedii Can Yucaoğlu, merhum Şarık Tara'nın torunu Mehmet Tara, Ali Rıza Diren'in oğlu Ozan Diren, eski TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik'in oğlu Kaan Bilecik, Bülent Eczacıbaşı'mın oğlu Emre Eczacıbaşı, Cem Boyner'in kızı Ayşe Boyner, Tuncay Özilhan'ın oğlu İzzet Özilhan... Aydınlık