Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’ın Dışişleri Bakanlığı’na atanmasından sonra merakla beklediğim şeylerden birisi Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadelede atacağı adımlardı.

Çünkü, FETÖ ile mücadele Fidan için ayrı bir önem taşıyor, MİT’in başına geldiği günden bu yana FETÖ’nün doğrudan ve dolaylı saldırılarının hedefi de oldu. Göreve gelir gelmez İsrail Başbakanı Ehud Barak ve MOSSAD tarafından hedef alınan Hakan Fidan, önce medya üzerinden Fetullahçı Terör Örgütü’nün saldırılarıyla karşı karşıya kaldı. FETÖ bu süreçte kendisi yerine muhalif görünen gazetecileri kullandı. 2012’de ise FETÖ tarafından doğrudan hedef alındı.

Dışişleri’nde FETÖ atağı: ‘Sızma’ ve ‘sızdırmaya’ karşı yeni departman

İSRAİLMOSSADFETÖ

MİT’deki yardımcıları ile birlikte 7 Şubat 2012’de FETÖ kumpasıyla tutuklanmaya çalışıldı. 2013 yılında 52 kişinin hayatını kaybettiği Reyhanlı saldırısı üzerinden MİT’e saldıran FETÖ, 17/25 Aralık 2013 operasyonlarından sonra 1 Ocak 2014’te Hatay Kırıkhan’da, 19 Ocak 2014’te Adana Ceyhan’da durdurulan MİT Tırları operasyonlarıyla Hakan Fidan ve MİT’i hedef aldı. Selam Tevhit kumpasıyla telefonları dinlenen Hakan Fidan ve başında olduğu MİT, FETÖ’nün aleti olan gazeteciler tarafından yıpratılmaya çalışıldı.

FETÖ MAHREMİ ÇÖZDÜ

Bu süreçte FETÖ’nün kripto haberleşme sistemi olan Bylock’u deşifre eden MİT, istihbarı olarak mücadeleye başladığı FETÖ’ye operasyonel anlamda ilk darbeyi vuran kurum oldu.

Darbe girişimi öncesi mahrem yapıyı ve örgüt yönetimini deşifre eden MİT’in Başkanı Hakan Fidan, 15 Temmuz gecesi ilk hedef alınan isim oldu. Darbeci FETÖ mensuplarının helikopterle MİT Karargâhı’nı basarak kaçırma girişimi teşkilat mensuplarının silahlı direnişiyle püskürtüldü. Hakan Fidan ve ekibi yurtiçinde FETÖ’nün yapılanmasını çökertirken, özel operasyonlarla yurtdışından da 140’a yakın FETÖ mensubunu Türkiye’ye getirdi. Dolayısıyla FETÖ’nün en çok ve en şiddetli saldırılarıyla karşılaşan Hakan Fidan’ın, Dışişleri Bakanı olarak örgüt ile ilgili mücadelesinin ne olacağını merak ediyordum. Nihayet cevabına ulaştım.

‘GÜVENLİK’E YENİ MİSYON

Öncelikle Hakan Fidan FETÖ ile mücadeleyi birinci olarak “uluslararası” ikinci, olarak “kurumsal” boyutta ele alıyor.

Uluslararası boyutta ele alınan konu, terör örgütünün kanlı yüzünün yabancı ülkelere anlatılması. Bunun için Dışişleri Bakanlığı Araştırma ve Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü’nün aktif olarak kullanılması. Bu Genel Müdürlük daha çok PKK terör örgütü ile diplomatlarımızı katleden Asala terör örgütü ve Ermeni sorunu ile ilgilenirken FETÖ konusunda da etkili biçimde faaliyet gösterecek. Ceren Yazgan’ın başına getirildiği Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü, yurtdışında firari FETÖ mensuplarının iadeleri için daha etkili görev yapacak.

112 ÜLKEDE 1072 FETÖ’CÜ

Türkiye, bugüne kadar dünyanın 112 ülkesinde yaşayan 1429 FETÖ yönetici ve üyesinin iadesi için hukuki girişimlerde bulundu. Bugüne kadar, MİT’in yurtdışı operasyonlarıyla Türkiye’ye getirilen 140 örgüt üyesi dahil toplam 357 kişinin dosyası ölüm, ülke değiştirme gibi nedenlerle kapatıldı. Adalet Bakanlığı da şu anda 112 ülkeden toplam 1072 FETÖ mensubunun iadesi için hukuki işlemleri sürdürüyor. FETÖ’cüler hakkında iade talepnamesi gönderilen ülkelerin başında FETÖ elebaşı ve örgüt yönetiminin yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri geliyor. ABD’den iadesi istenen FETÖ mensubu sayısı 242, Almanya’dan iadesi istenen FETÖ mensubu sayısı ise 161.

ADALETMİTDIŞİŞLERİ

15 Temmuz darbesine katılanları koruyan Yunanistan’dan iadesi istenen FETÖ mensubu sayısı ise 65. Belçika’dan 54, Hollanda’dan 60, İngiltere’den 33, İsveç’ten 13, Fransa’dan 17, Gürcistan’dan 39, Finlandiya’dan 6, Arnavutluk’tan 22, Avusturalya’dan 8, Avusturya’dan 6, Güney Afrika’dan 18, Irak’tan 12, Kırgızistan’dan 24, Kenya’dan 12, Nijerya’dan 15, Peru’dan 9, Kosova’dan 5, Kanada’dan 18, İtalya’dan 5, İspanya’dan 10, Romanya’dan 10, Tayland’dan 5, Japonya’dan 3 FETÖ mensubunun iadesi istendi.

Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü, bu süreçte Adalet Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı ile yakından çalışacak

DİPLOMATİK GÜVENLİK MÜDÜRLÜĞÜ

Asıl önemli adım ise Dışişleri Bakanlığı bünyesinde “Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü” adıyla yeni bir birim oluşturuluyor.

Kuruluş hazırlıkları devam eden birim, özellikle Bakanlığın kendi iç güvenliği için oldukça önemli bir adım olacak. Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü, “Fiziki Güvenlik”, “Teknik Güvenlik” ve “Personel Güvenliği” alanlarında faaliyet gösterecek.

Fiziki Güvenlik, büyükelçilik, konsolosluk gibi diplomatik misyonların fiziki güvenliği üzerinde yoğunlaşacak. Yabancı ülkelerdeki misyonların güvenliğini sağlayan resmi personel bu genel müdürlük bünyesinde eğitilecek ve görevlendirilecek.

Teknik Güvenlik ise, Dışişleri Bakanlığı yapılanmasının yeniden ele alınarak, yabancı istihbarat örgütlerini sızmalara karşı güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu daha çok Dışişleri Bakanlığı’nın merkez ve yabancı ülkelerdeki temsilciliklerin fiziki şartlarının geliştirilmesine bağlı olarak ele alınacak. Bu kapsamda, Bakanlık ile yurtdışı temsilciliklerinin iletişim güvenliğine de özel bir önem verilecek.

“Personel Güvenliği” ise, Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü’nün FETÖ ile mücadele konusundaki misyonunun en önemli başlığı. Personel güvenliği, üç ayak üzerine oturacak: Birincisi, halen devlet içindeki en önemli tehdit olarak ele alınan Fetullahçı Terör Örgütü’nün kurum içindeki varlığı ile mücadele, ikincisi FETÖ’cülerin kurum içine sızmasının önlenmesi, üçüncüsü ise FETÖ’cülerin ajanlık faaliyetlerine yani kurumdan bilgi sızdırmasına karşı operasyon.

İSTİHBARAT DİPLOMASİSİ

Kurumdan sızmalara karşı mücadele elbette FETÖ ile sınırlı değil. Yabancı ülkelere bilgi sızdırılmasının önlenmesi “İKK” yani İstihbarata Karşı Koyma perspektifinden de ele alınacak.

Dışişleri Bakanlığı’nda stratejik bilginin koruması en önemli hedeflerden biri olacak.

Diplomatik Güvenlik Genel Müdürlüğü bu amaçla yabancı devletlerin kurum içerisine ajan sokma çabalarını deşifre ederek engellenmesi konusunda faaliyet gösterecek. Hakan Fidan’ın MİT’in başında iken yürüttüğü istihbarat diplomasisi de Dışişleri’ne kaydırılacak. Böylece MİT, diğer görevleri gibi FETÖ ile mücadelenin operasyonel boyutuna yoğunlaşırken İstihbarat diplomasisi ile uluslararası alandaki mücadele farklı alanlara kaydırılacak.

Hürriyet