Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek dün İstanbul İl Merkezi’nde bir basın toplantısı yaparak, Vatan Partisi heyetinin 21-28 Şubat arasında yaptığı Beijing ve Sinciang-Uygur Özerk Bölgesi’nin merkezi olan Urumçi ziyareti konusunda kamuoyunu bilgilendirdi.

Perinçek, şunları söyledi:

“Vatan Partisi heyeti olarak, Çin Komünist Partisi’nin ve Sinciang Uygur Özerk Bölgesi Yönetimi’nin davetlisi olarak, 21-28 Şubat günleri arasında Çin’i ziyaret ettik. Önce Beijing’de Çin Komünist Partisi ile görüşmelerde bulunduk. Daha sonra 25-26-27 Şubat 2019 günlerinde Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nin merkezi olan Urumçi’de ‘Çin’in Etnik Siyaseti ve Etnik Gruplar Arasında Dayanışma Pratiği ve Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Başarılar’ başlıklı uluslararası toplantıya katıldık ve incelemelerde bulunduk. Türkiye’den yalnız Vatan Partisi çağırılmıştı.

DÖRT DORUK KONUŞMACI

40 ülkeden 249 temsilcinin bulunduğu toplantıda, Çin Komünist Partisi ve Sinciang-Uygur Bölgesi yöneticileri dışında, dört konuşmadan birini yaptık. Mısır Meclis Başkanı ve Bangladeş Meclis Başkanı’ndan sonra Doğu Perinçek’e söz verildi ve bizden sonra da Rusya Komünist Partisi konuştu. Vatan Partisi Genel Başkanı’nın konuşması toplantıda büyük ilgi gördü.

Dünyanın çok sayıda iktidar partisinin katıldığı toplantıda, Vatan Partisi’nin dört özel konuşmacıdan biri olarak seçilmesi, Çin yönetiminin Türkiye ve Vatan Partisi’ne verdiği önemin ifadesi olarak değerlendirildi.

GÖZ KAMAŞTIRICI KALKINMA

Çin’in Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki başarıları dünyaya örnek olacak değerdedir. Sinciang’ı 1977 yılından bu yana dördüncü kez ziyaret ettim. Her gelişimde yepyeni bir Urumçi, yepyeni bir Sinciang gördüm. Gerçekleştirilen ekonomik ve toplumsal kalkınma göz kamaştırıcıdır. Çin Devrimi, bütün ülkede olduğu gibi Sinciang Uygur Bölgesi’nde de feodal güçleri temizleyerek hem köylüyü özgürleştirmiş hem kalkınmanın yolunu açmış, öte yandan milliyetler meselesini devrimci yoldan çözen büyük başarılara imza atmıştır.

1975 yılından bu yana Çin’i 15 kez ziyaret ettim. Sevinçle gördüm ki:

■ Devlet bütçesinden ayrılan özel kaynaklarla ve kamu yatırımları sayesinde bölgeler arasında dengeleri sağlayan büyük gelişmeler kaydedilmiştir.

■ Milliyetlerin temsilcilerinin hem merkezî hem de bölgesel ve yerel yönetimlerde etkin olarak görev yapmaları sağlanmaktadır.

■ Milliyetlerin zengin gelenekleri korunarak kültürel gelişmeleri yönünde büyük başarılar elde edilmiştir.

■ Sinciang Uygur Bölgesi’nde 24 saat Uygurca yayın yapan televizyon var. Kazakça, Kırgızca, Tatarca ve Moğolca kanallar var. Beş ayrı televizyon, 24 saat boyunca azınlık milliyetlerin dillerinden yayın yapıyor.

Reklamdan sonra devam ediyor 

■ Sinciang Uygur Bölgesi’nde Uygurca, Kazakça, Kırgızca, Tatarca dahil olmak üzere altı dilde gazete, dergi ve kitap basılmaktadır. Örneğin Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat-it Türk kitabının Uygurca ve Çince basımını alabilirsiniz.

■ İlkokuldan üniversiteye kadar Uygurca, Kazakça ve Kırgızca eğitim yapılmaktadır.

■ Akademik kurumlarda Kutadgu Bilig ve eski Türk eserleri üzerine çalıştaylar düzenlenmekte ve yayınlar yapılmaktadır. Çin’de Hunlar ve Göktürkler üzerine yapılan tarih çalışmalarına baktığımız zaman, Türkiye’nin yüz katından çok yayın görüyoruz.

ÇİN’İN İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ

Çin Hükümeti, inanan ve inanmayan herkesin özgürlüğünü güvence altına almakla birlikte, toplumu ve devleti dünyevi ve laik esaslara göre yöneterek çağdaş bir Sinciang inşa etmiştir.

Gezimizde camileri ve İslam Enstitüsü’nü de ziyaret ettik. Çin’in hava alanları dahil her yerinde Müslümanlar için özel Helâl Yemek salonları bulunmaktadır.

KÖY ENSTİTÜLERİNE BENZER

Psikolojik savaş konusu haline getirilen Eğitim Merkezleri, yalnız Sinciang Uygur Özerk Bölgesi’nde değil, bütün Çin’de iş becerisi, dil ve hukuk öğretmektedir. Deng Xiaoping ve bugünkü Devlet Başkanı Xi Jingping de bu merkezlerde eğitim görmüşler ve o eğitime çok şey borçlu olduklarını belirtmişlerdir. Bu merkezler, bizim Atatürk Devrimi’nin Köy Enstitüleri ve Yatılı Bölge Okulları gibi çağdaşlaşma için insan kaynağı yetiştirmektedir. Bizde Köy Enstitülerine ve Yatılı Bölge Okullarına karşı yürütülen emperyalist ve gerici propaganda, bugün Çin’deki uygulamaya karşı sahnelenmektedir.

ÖNCÜ KONUMLAR

Atlantik Çağı’nın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yeni bir dünya kuruluyor. Ülkelerin bağımsızlığı, paylaşarak gelişme, kamuculuk, laiklik, milletler arasında eşitlik ve uyum gibi millî demokratik devrim ve sosyalizm değerleri, yeni uygarlığın esaslarını oluşturuyor. Türkiye ve Çin, Asya’nın önde gelen ülkeleriyle birlikte Yeni Uygarlığın kuruluşunda öncü konumdadırlar.

ORTAK GÜVENLİK

ABD, Yeni Dünyanın kuruluşuna karşı Etnik Bölücülüğü ve Dinsel Yobazlığı ateşe sürüyor. ABD’nin Batı Asya’ya, Orta Asya’ya ve Kuzey Afrika’ya terör ihracı bu kapsamdadır.

Urumçi’deki uluslararası toplantıda da vurguladığım üzere, son zamanlarda Sinciang Özerk Bölgesi üzerinden Çin’i hedef alan kara propaganda, bütün insanlık açısından ortak bir tehdidi içermektedir.

Reklamdan sonra devam ediyor 

ABD emperyalizmi, Afganistan, Irak ve Suriye’yi işgal ettiği ve iç savaşlar kışkırttığı süreçlerde Batı Asya’yı, terör örgütü yetiştiren bir fidelik olarak kullandı. Bu terör örgütleri, Türkiye’de ve diğer Batı Asya ülkelerinde ABD adına bölücü faaliyette bulundular. Asya ülkelerine karşı da harekete geçirildiler. Sözde “Doğu Türkistan İslam Partisi” adlı terör örgütü, El Kaide ve DEAŞ gibi Yobaz Terör Örgütleri bünyesinde yer alarak Mehmetçiğe kurşun sıkmıştır.

Terör örgütlerinin faaliyeti Çin ile Batı Asya’yı ve Avrupa’yı birbirine bağlayan İpek Yolu ya da Kuşak ve Yol üzerinde yoğunlaşmaktadır. Sözde “Doğu Türkistan” Terör Örgütü ve yine PKK/PYD/YPG adlı Bölücü Terör Örgütü, ABD’nin stratejik piyonlarıdır.

Bu gerçekler ışığında,

■ Türkiye’nin güvenliği Çin’den başlar. Çin’in güvenliği de Türkiye’den başlar.

■ “Doğu Türkistan İslam Partisi” adlı terör örgütünün Suriye, Irak, Türkiye ve İran’a karşı savaşan DEAŞ gibi örgütlerle bağlantıları dikkate alınırsa, Bölücü ve Dinci Teröre karşı Çin ile Batı Asya ülkeleri arasında işbirliği gereklidir.

n Bu işbirliği için, Batı Asya ülkelerinin kendi aralarında örgütlenmeleri yanında, Şanghay İşbirliği Örgütü de esaslı zemin oluşturuyor.

ÜRETİMDE ÇİN İLE İŞBİRLİĞİ

Türkiye, bir Üretim Devriminin eşiğindedir. Üretim odaklı ekonomiyi inşada, elbette özgücümüze güveniyoruz, ancak emekçiden sanayiciye kadar herkes Çin ile işbirliğinin gerekli olduğunun bilincindedir.

İLİŞKİLERİ ONARMA

Türkiye-Çin dostluğu sağlam bir temele dayanmaktadır. Asya’nın iki ucunu İpek Yolu’yla birleştiren bu dostluk, 21. yüzyılın kaderini etkileyen değerdedir. Vatan Partisi, Çin yönetimiyle ilişkilerini ülke sorumluluğunu omuzlayarak, bu millî bilinçle yürütmektedir.

Ak Parti yönetiminin ABD’nin kışkırtmalarıyla dolduruşa gelmesi sonucu ortaya çıkan sorunları aşmak için, Çin’de yaptığımız görüşmelerde özel çaba gösterdik. Çin yönetiminin uzak görüşlü ve sorumlu tutumu bize güven vermektedir.”

ÇİN'DEN GELEN PARALAR ÜRETİM İÇİN

Perinçek, Çin kamu bankalarından, Türk bankalarına yaklaşık 10 milyar dolarlık destek sağlanmasını şöyle değerlendirdi: “Bu paralar, sıcak para değil. Yapılan ortak yatırımdır. Nerelerde kullanılacağı bellidir. Türkiye’nin üretim ekonomisine Çin’in katkısı olarak para veriliyor. ‘Borcumuz büyüyor’ gibi görüşler yanlış. Tek çaremiz üretimdir.”

İzmir Çin Başkonsolosluğu’nun kapatılmasının ardından sanayicilerin, Çin’den bu kararı geri çekmelerine ilişkin açıklamasının sorulmasının üzerine Perinçek, şunları kaydetti: “Sanayiciler yanlış bir yere sesleniyorlar. Bu işin çözümü Çin Hükümeti’nde değil. Çözüm, Türkiye Hükümeti’n de. Isparta Valisi, Uşak Valisi terörist liderleri kabul etti. Bunu Çin Halk Cumhuriyet’i de görüyor. PKK, Çin’in çeşitli valileri tarafından kabul edilse ne olur? Siz Çin’in PKK’sını kabul ediyorsunuz.”

Aydınlık