HDPKK, AKP ve MHP tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor. Öte yandan Hazine’den çıkan 92 milyon lira ile ödüllendiriliyor. Ortada çok büyük bir çelişki var. CHP ise HDP ile iyi ilişkiler içinde! Bunun nedenlerini irdeleyen “HDPKK testi (4 Mart 2019)” adlı bir yazı kaleme almıştım. Bu tartışmaya değerli okurum Mehmet Arslanoğlu da katılmış. Görüşlerini bir ileti ile göndermiş. İlginç ve dikkat çekici bulduğum bu iletiyi sizlerle de paylaşmak istiyorum. Ara başlıklar bana aittir:

SEÇİM SONUÇLARI NE SÖYLÜYOR?

“Biliyorsunuz CHP’nin etnik Kürtçü partilere ilgisi yeni değil. İlk olarak Leyla Zana’ları 1990’da Meclis’e SHP kontenjanından sokmalarıyla başladı bu süreç. Bu iş o zamandan beri devam eden bir AB/DSoros projesidir. İşin ilginç olan yanı ise bu projenin adeta CHP’yi iktidar yapmama projesi olduğudur. Bunu ben değil seçim sonuçları söylüyor. 1990’a kadar güneydoğudaki sol seçmen CHP’ye oy veriyordu. Hatta Diyarbakır CHP’nin kalesi idi. Örnek vermek gerekirse, 1978 seçimlerinde Diyarbakır’da CHP’nin oy oranı yüzde 34,8 ve 7 milletvekilinden 3’ü CHP’li. 1983 Seçimlerinde (CHP yasaklı olduğu için) sol parti olarak seçime katılan HP’nin aldığı oy yüzde 42. Yine 7 milletvekilinin 3’ü sol partiden. 1987 seçimlerine geldiğimizde birinci parti yine SHP! yüzde 25,5 oy ile 8 milletvekilinin 4’ünü SHP kazanmış.

SİYASİ İNTİHAR

1990’da etnik Kürtçü partilerle başlayan bu aşk sonrasında bütün oylar etnik partiye gitmeye başlıyor. CHP bölgeden neredeyse bir milletvekili bile çıkaramaz duruma düşüyor. Bu bir çeşit siyasi intihar! Hâlbuki her seçimde bölgeden en az 7080 milletvekili çıkarabilecekken, sıfır çekmeye başlıyor. Bugün de durum aynı. Peki, bu durum en çok kime yarıyor? Tabi ki sağ partilere ve bugün için konuşursak en çok AKP’ye! Düşünsenize; bu sayede Meclis’teki en yakın rakibinizden en az 70 tane adam eksiltiyor ve bu sayede birçok kanun ve kararnameyi rahatlıkla geçirebiliyorsunuz. Dolayısıyla, AKP hiç HDP’nin kapatılmasını ister mi? Bu durumda tabii ki istemez. Zira biliyorlar ki eğer kapatılırsa bu sol seçmenin oyları kesinlikle kendilerine gelmeyecek, onun yerine CHP’ye gidecek.

NİÇİN HÂLÂ HDP AŞKI?

Reklamdan sonra devam ediyor 

Durum böyle iken, CHP her seçimde yenilmek uğruna Kürtçü ve bölücü bir partiyi neden palazlandırmak için bu kadar gayret sarf ediyor? Deyim yerindeyse kendi ayağına kurşun sıkıyor? Bu soruyu çok düşündüm ve sonunda CHP’yi Türkiye sevdalılarının yönetmediğine karar verdim. Onların kendi ajandaları yok. Onlar sadece AB/D ajandasına göre hareket ediyorlar. Ne yazık ki tabandaki Atatürkçü seçmen de bunların farkında değil! Bu rakamlardan haberleri yok. CHP bu etnik aşkı yüzünden son 29 yılda Türkiye’de ve özellikle bölgedeki bütün seçimleri kaybetti. Ne uğruna; sırf Meclis’te bölücüler temsil edilsin diye!”

Mehmet Arslanoğlu görüşlerini net bir şekilde belirtmiş...

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Görüldüğü gibi Güneydoğu’da CHP bir ağırlık merkezi iken birdenbire buharlaşıyor. Bunun emperyalist bir proje olduğunu görmemek için safdil olmak gerekiyor. CHP, bir siyasi mühendislikle Güneydoğu denkleminin dışına sürülüyor. Buradaki en büyük çelişkilerden biri de CHP’nin kendini Güneydoğu’dan uzaklaştıran AvrupaAtlantik yapının dümen suyundan ayrılmaması! Güneydoğu’daki son 40 yıldaki siyasi gelişmelerin bilimsel ve veriye dayalı analizini yapmak yerine CHP günlük politikalarla durumu idare etmeye çalışıyor. Çırpındıkça batıyor. Böylece hem kendi geleceğini ateşe atıyor hem de etnik bir yarayı ülkenin başına bela ediyor.

Hiç şüphesiz HDP sadece Kürt kimliği üzerinden politika yapan etnik ve şoven bir partidir. Kendinden başka herkesi faşistlik ve ırkçılıkça suçlayan bu parti tepeden tırnağa kadar ırkçı bir partidir. AvrupaAtlantik yapının mutlak denetimi altındadır. Onların çıkarlarını savunur. Kıbrıs, Ermeni Soykırımı yalanı, Ege dâhil Türkiye’nin bütün ulusal sorunlarında düşmanlarımızın yanındadır. TBMM’de partiler tarafından kabul edilen hiçbir ortak bildiriye imza atmaz! Bu partiyi demokrasi projesi olarak sunanlar ya büyük bir yanılgı içindedir ya da Türkiye karşıtı projelerde rol üstlenmişlerdir.

CHP’nin sağduyu sahibi milli kesimi yeni bir durum muhakemesi yapmak zorundadır. Parti’ye yön veren kesim, CHP’yi tarihinden ve kimliğinden uzaklaştırmaktadır. Ayrıca bu kesimin uyguladığı politikalar parti açısından ciddi oy kaybına neden olmaktadır. Hiçbir şey kazandırmadan Parti’ye çok şey kaybettiren yöneticiler bundan böyle ciddi bir şekilde sorgulanmalıdır. CHP’de büyük çoğunluğu teşkil eden milli kesim artık ayağa kalkmalı ve her gelişmeyi, öncelikle milli bir eksende değerlendirmelidir. CHP günlük, basit, sıradan politikaların bir türevi olmamalıdır.

Aydınlık