Anasayfa
2019-02-11 09:29:54 ( 22 izlenme )

CHP İnönü döneminde daha demokratikti

CHP'de istifalar art arda geliyor. Genel Sekreter’in istifasının ardından şimdi de Özgür Özel, Mehmet Fatih Bucak'ın aday yapılmasına sert tepki gösterdi. Parti içindeki bu tartışmaları ve istifaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

CHP'nin aday belirlemesinde maalesef sağlıksız şekilde başlayıp, aynı şekilde sona gelinen bir süreç yaşadık. Örneğin İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu'nu da istifa noktasına getiren olaylar var. Maltepe'de 5 yıldır Başkanlık yapan Ali Kılıç'ın Genel Başkan tarafından tekrar aday gösterilmesi üzerine, CHP ilçe örgütünün Genel Merkeze karşı ayağa kalktığına da tanık olduk.
Anımsanacağı gibi 2014'teki Başkan adaylarını belirleme sürecinde de bizzat Sayın Kılıçdaroğlu'nun görevlendirmesiyle bu işi yapan 5 kişilik bir komisyon kurulmuş, o komisyon da maalesef işi yüzüne gözüne bulaştırmıştı.
Üzüntü verici olan şu ki, CHP "parti içi demokrasi" konusunda çok iddialı laflar eden ama bunun yüzde birini ancak gerçekleştiren bir partidir. Bu haliyle öteki partilerin hepsinden iyi, ama üstlendiği tarihi misyon açısından bakınca fevkalade kötü durumdadır.
Daha da üzüntü verici olan Osmanlı İmparatorluğu döneminde dünyaya gelen ve tek parti döneminde uzun süre ülkeyi yöneten İsmet İnönü'nün CHP Genel Başkanı olduğu 1950-1972 arasında CHP'nin işleyişi, bugünkünden çok ama çok daha demokratik idi.
O dönemde aktif gazetecilik yapan biri sıfatıyla söyleyeyim:
İsmet İnönü, Parti Meclisi'ni ikna için tartışmaların 6-7 saat devamını sağlardı. Keza İsmet İnönü'nün Genel Başkanlığı sırasında partinin adaylarını belirleme hakkı yüzde -önceleri- 95 oranında, sonraları -yanlış anımsamıyorsam- yüzde 85 oranında örgütündü. O da "önseçim" yoluyla yapılırdı. Oysa şimdi Tüzük'teki hükümlere rağmen "önseçim"i esas alan "aday belirleme" yetkisinden söz eden bile yok.
En vahimi, Anayasamızın 69'uncu maddesi, "Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur" dediği halde hiçbir siyasi partimizin bu hükmü uygulamamasıdır.
Bu süreçteki aday belirleme işinin ne sonuç vereceğini hep birlikte 31 Mart akşamı göreceğiz.
Genel Merkez eğer bugünkü durumdan iyi bir sonuç alamazsa özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden başarılı çıkamazsa ilk Kurultay'da CHP Genel Merkezi'nin kökünden değişeceğini söylemek bence gerçekçi olur.

CHP'den kopanlar DSP'den adaylığını koyuyor. DSP bu seçimde ne kadar etkili olabilir?

Aslında CHP'nin olduğu bir siyasi ortamda DSP'nin hâlâ neden var olduğunu ben şahsen açıklayamıyorum.
Tamam, DSP'nin kurulmasında merhum Bülent Ecevit'in bir iddiası vardı. Eskiden Genel Başkanı olduğu CHP'ye ve orada kendisine haksızlık yaptıklarını düşündüğü arkadaşlarına tepkisini göstermek için DSP'yi kurmuş ve uzun uğraşlardan sonra iktidara getirmişti.
Ama 1999 seçimleri ardından Devlet Bahçeli'yle kurduğu koalisyonda hem Kemal Derviş hem de koalisyon ortağı Bahçeli'nin azizliğine uğrayarak misyonunu tamamlamıştı.
Ondan sonra DSP'ye ne lüzum kaldığını ben şahsen hiç anlayamadım. Nitekim şimdi DSP, kenarda bir "yedek lastik" görevi yapıyor. O nedenle CHP'den aday olamayanlar oradan adaylıklarını ilân edip CHP'nin oylarının da bölünmesine sebep oluyor. Bence DSP artık kendini feshederse demokrasiye daha çok hizmet eder.

Yargıtay, Van KCK davasında eski HDP'li Belediye Başkanının, makamını terör örgütü lehine kullandığını açıkladı. Bu bir siyasi partinin kapatılması için yeterli delili oluşturur mu?

Yargıtay'ın Van KCK davası nedeniyle verdiği kararı, gazetelerden okudum. TC'nin Belediye Başkanı olan bir kişinin, kendisine verilmiş yasal (resmi) görevleri göz ardı edip devletine karşı silahlı mücadele başlatmış teröristlere yardım etmesi "vatana ihanet" düzeyinde bir suçtur. Ancak bu suçun bir partinin kapatılması için yeterli delil oluşturması ayrı koşulları gerektirir. En önemlisi o partinin bu tür eylemlerin odak noktasını oluşturması ve aynı madde gereğince:
"Bu nitelikteki fiillerin o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiğinin ve bu durumun o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiğinin yahut bu fiillerin doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiğinin" belirlenmesi zorunludur.
O nedenle HDP'yi kapatmak bence kolay değildir.


Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir