VERYANSIN TV 

Dışişleri Bakanlığı Yunanistan ile yapılacak istikşafi görüşmelerin 61. turunun 25 Ocak 2021 tarihinde İstanbul'da yapılacağını açıkladı.

Görüşme öncesi Veryansın TV’ye açıklamalar yapan emekli Amiral Cem Gürdeniz önemli uyarılar yaptı.

Gürdeniz önce Dışişleri Bakanlığı’nın istikşafi görüşmeler konusundaki siciline dikkat çekti:

‘DIŞİŞLERİ’NİN SİCİLİ KÖTÜ’

“İstikşafi görüşmeler konusunda 2002’den bu yana neler yaşandı, önce buna bakalım. İstikşafi görüşmelerin başlama nedeni Türkiye’nin içi boş, Avrupa Birliği’ne tam üyelik sevdasından kaynaklanıyordu. Avrupa Birliği 1999 yılındaki Helsinki zirvesinde Türkiye’ye “2004’e kadar Yunanistan’la aranızdaki tüm sınır sorunlarını çözün” diye telkinde bulundu. Türk Dışişleri muazzam büyük bir heyecanla bu konunun üzerine atladı. Hatırlayalım… 2002’de istikşafi görüşmeler başladıktan sonra dönemin Türk Dışişleri Bakanı Yunanistan’a “Biz AB’ye tam üye olmak için bahane vermeyeceğiz” şeklinde bir konuşma bile yaptı. Yani “biz her şeyi vermeye hazırız, bizi reddetmeleri için onlara bahane sağlamayacağız, başka nedenleri öne sürme hakkını onlara tanımayacağız.” dedi.  Yani dönemin Dışişleri bakanı istikşafi görüşmelerde iki ülke arasındaki sorunlar konuşulurken “bize bir talep geldiğinde bunu halledeceğiz” diyor. Bunları nereden öğreniyoruz? İstikşafi görüşmelerin başladığı dönemin Başbakanı’nın hatıratlarından… 1994 ile 2004 arası dönemde Türkiye’nin ciddi tavizler verdiğini, neredeyse Ege konusunda anlaşmaya varıldığını söylüyor. Çok ciddi iddialar. Biz tabii bunları bilemeyiz. Deniz Kuvvetleri istikşafi görüşmelerin dışında tutuldu. Bu açıdan sonuçlarını da bilmiyoruz. Yunan basınından sızdırılan bazı haberler vardı. Özetle istikşafi görüşmelerde Türk Dışişleri sicilinin kötü ve taviz veren olduğunu bilmemiz lazım.”

YES BE ANNEM VE KARDAK

Dışişleri’nin Kardak ve Kıbrıs konularındaki politikalarına da dikkat çeken Gürdeniz, “1995’te Kardak krizi çıkıyor. Devlet Kardak kriziyle çok ciddi bir el üstünlüğü elde ettiği halde Dışişleri’nin müdahalesiyle diğer 153 ada, adacık ve kayalıklar üzerinde Türkiye Kardak adalıklarında elde ettiği pratiği kullanamadı. Neden? Dışişleri istemiyor… Tekrar söylüyorum. Dışişleri’nin deniz konularındaki sicili maalesef iyi değil. Bir örnek daha vereyim. 2004’te “Yes be annem” sloganı nereden çıktı? Dışişleri’nden… Kıbrıs’ta Annan planının kabul edilmesi için… Düşünebiliyor musunuz? Jeopolitik bir intihar söz konusu. Bunu Türkiye’nin devlet kurumları teşvik ediyor. İntihar ediliyor. Neden? AB’ye üye olacağız diye. “ ifadelerini kullandı.

‘YETER ARTIK!’

Gürdeniz, AKP’nin dış politikadaki zigzaglarla Türkiye’nin jeopolitiğini idare edemeyeceği konusunda da uyarılar yaptı:

“Türk Dışişleri Bakanı’nın söylediği ‘AB’ye tam üyelik vizyonumuzdur’ ifadeleri bence şu konjonktürde son derece tehlikeli bir cümle. 6 Ocak’ta ABD’de olanları, Avrupa Birliği’nin son 3 yılda yaşadıklarını, İngiltere’nin Brexit sürecini görüyoruz. Ama biz çıkıyoruz, ‘AB’ye tam üyelik hedefimiz’ diyoruz! Eğer bu bir zig zag politikası ise, yani aldatmaca ise, yeter artık! Türkiye artık yol ayrımına geliyor. Bu şekilde zig zaglarla Türkiye’nin jeopolitiğini idare edemezsiniz. Türkiye’nin artık doğru kararlar vermesi lazım. Bir gün ‘Akdeniz’, bir gün ‘Rusya ile ilişkilerimiz son derece iyi’ diyorsunuz, bir gün ‘AB üyeliği en büyük vizyondur’ diyorsunuz… Türkiye artık bu zig zaglardan vazgeçmelidir. Çünkü artık jeopolitik bir kuşatma vardır. Biden hükümeti 20 Ocak’tan sonra görevi devraldıktan sonra adım atacaktır. Türkiye doğru kararlar vermelidir.

‘…MASADAN KALKILMALI’

Bu konjonktürde Türkiye’nin Yunanistan’a güvenerek hareket etmesi çok yanlış. Yunanistan Doğu Akdeniz konusunu eğer masaya getirirse, masadan kalkılması gerek. Ayrıca Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in arsız bir şekilde geçtiğimiz günlerde ‘Tek sorunumuz kıta sahanlığıdır, biz bunu görüşeceğiz’ demesi kabul edilebilir değil. Gayrı askeri statüdeki adaların durumu, İyon Denizi’ndeki kara sularının genişliğinden sonra, ‘Ege’de de genişletiriz deme cüretini gösteren deklarasyonları, Kardak benzeri ada, adacık ve kayalıklardaki devlet uygulamaları… Bunları görüşmeyeceksen zaten istikşafi görüşmelere gerek yok. Türkiye şu anda donanma sayesinde güçlü taraftadır. Bu gücü dış politikada kullanmaları gerekir. Bunu kullanma sanatına biz diplomasi diyoruz. Eğer bunu kullanmayacaksak, iş donanmaya düşecekse o zaman diplomasi kadrolarının tekrardan bir durum muhakemesi yapıp gerekiyorsa bu konuda fikir üreten diplomatları göreve getirmeleri gerekir. Statükocu, “Türkiye’nin jeopolitik çıkarları o kadar önemli değildir” diyen diplomatlarla bu iş olmaz.

Bugüne kadar Dışişleri’nin karnesi son derece kötü. Bu konuda geçmişteki örnekler tekrarlanmamalıdır. Bir vatandaş olarak hepimizin bunu sorgulaması ve istemesi hakkıdır. Çünkü çocuklarımızın, torunlarımızın Mavi Vatan’ın denizdeki geleceği söz konusudur. “