Yazarlar
31 Temmuz 2019 ( 144 izlenme )
Reklamlar

Büyük Suriye kışkırtmaları olabilir! ABD'nin ÖSO ile Türkiye'nin arasını bozma planı!

Suriyelilere karşı var olan tepkiyi, son aylarda sosyal medyada nefrete dönüştürmeye çalışan NATO güdümlü Türkçü öbekleri maşa yapanların amaçları neler?

Ve artırılan bu tepkiyi, oluşturulan nefreti alıp gol atmaya çalışan, sözde hümanist Soros güdümlü, kürtçü , AB'ci tipler Türkiye Cumhuriyeti'ni ırkçı göstermeye çalışarak bu plana hizmet ediyorlar...

Amaç belli;
Davutoğlu'nun tasfiyesiyle birlikte ABD'nin sözünden çıkan hükümet,
ABD'nin kontrolünden çıkan ÖSO (Özgür Suriye Ordusu),
ABD'nin Suriye siyasetine engel oluşturmaktalar.
Ama iktidarla ÖSO'nun arası sığınmacı Suriyeliler üzerinden bozulursa askeri operasyonlarda Suriyeli grupları, ÖSO'yu kullanma olanakları ve askeri harekatın başarı şansı düşecek...

Buraya kadar bizim yorumumuz, şimdi bu konuda benzer bir çözümleme yapan bir yazara yer verelim.

Aydınlık yazarı Onur Sinan Güzaltan, 

Suriyelileri gönderince Türkiye kurtulacak mı? adlı yazısında çarpıcı bir çözümleme yaptı.

İşte o yazı:

Anadolu, tarih boyunca insanlığın daha iyi bir yaşam arayışının merkezi, göç yolu olmuş bir coğrafya. Asya’dan Kafkaslara ve Balkanlara halklar, bereketli toprakların misafiri, kimi zamanda sahibi olarak tarihe iz bırakmış.

Bin yıldan bu yana Türk egemenliğinde olan Anadolu’da, bugün Suriyeli sığınmacıların geleceği sıkça tartışılıyor.

Ülkemizin geleceğini, toplumsal mutabakatımızı ilgilendiren bu soruna bir çözüm bulmak için, altında yatan nedenleri ve evirilişini değerlendirmekte yarar var.

SURİYELİLER TÜRKİYE’DE NE YAPIYOR?

Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı ve Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanlığı döneminde AKP hükümeti, komşumuz Suriye’de Beşar Esad hükümeti karşıtı grupları, ABD ve İsrail’le beraber destekledi.

Sonuç, Suriye’nin yıkımı, üç milyonu Suriye devleti kontrolündeki noktalar olmak üzere toplamda üç buçuk milyon Suriyelinin Türkiye’ye göçü ve Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG terör örgütlerinin hakimiyeti oldu.

Bu süreçte, Suriye’de faaliyet gösteren gruplar, Türkiye’yi adeta cephe gerisi olarak kullandılar.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun planı, bu gruplar vasıtasıyla Suriye’de iktidarı değiştirmek, bölgeden ekonomik ve siyasi kazanımlar elde etmekti.

ABD güdümlü gazeteciler ve hükümete yakın medya organları, sürece tam destek verdiler. Suriye’de bir koyup üç alacağımız, Arap dünyasının kapılarını ardına kadar açtığımız fikri kamuoyuna empoze edildi.

Ülkemize gelen Suriyeliler, özgürlük kahramanları olarak karşılandı.

Fakat “üç haftada gider” denilen Beşar Esad hükümeti ve Suriye halkının direnişi planları boşa çıkarttı.

“Sıfır sorun” siyaseti iflas eden Davutoğlu koltuğunu bırakmak zorunda kalırken, bu siyasetlerin sonucu Suriyeli sığınmacılar Türkiye’ye gelmeye devam ettiler.

TÜRKİYE ARAP DÜŞMANI İLAN EDİLİYOR

2014’te AKP’nin Washington’dan uzaklaşan bir eğilim göstermesiyle beraber Türkiye, Suriye’de siyasi önceliklerini değiştirdi.

Ülkenin kuzeyinde faaliyet gösteren PKK/YPG ana hedef haline gelirken, Esad karşıtı siyaset ikinci plana itildi.

Daha önce Esad’a karşı kullanılan Özgür Suriye Ordusu(ÖSO) ve benzeri gruplar, PKK/PYD terör örgütlerine karşı mücadelede kullanılmaya başlandı.

Türkiye’nin Suriye’de siyaset değiştirip, PKK/PYD terör örgütlerini hedef almasıyla beraber, daha önce Suriyeli sığınmacılar konusunda Türkiye’yi pohpohlayan ABD-İsrail ve AB basını bir anda Türkleri Arap düşmanı ilan ediverdi.

İsrail gazetelerinde, Türkiye’de yaşayan Arap sığınmacılarla tam sayfa röportajlar yayımlanırken, New York Times ve Washington Post başta olmak üzere ABD basını, Türkiye’deki sığınmacıların gelecekleriyle ilgili makaleleri ilk sayfalarına taşıdılar.

“Filistin sever!!” İsrail merkezli Haaretz Gazetesi, Türkiye’de ikamet eden fakat “güvenlik endişesi nedeniyle ismini vermek istemeyen” Filistinli mültecinin ağzından şu ifadelere yer veriyor; “Araplara karşı ırkçılık her yerde. İnsanlar metrobüste, nefret dolu bakışlarla beni süzüyorlar. Neden bu kadar tepkili olduklarını merak ediyorum”.

Körfez basını da, Türkiye’de Araplara karşı ırkçılık fikrini Arap kamuoyuna empoze eden yayınlara başlamış durumda.

ABD-İsrail-Körfez cephesi, bu tür yayınlar vasıtasıyla;

1.Türkiye ve Arap dünyası arasında var olan köprüleri yıkmayı,

2.Türkiye’de yaşayan, Suriyeliler başta olmak üzere Arap sığınmacılarla, Türk halkını karşı karşıya getirmeyi,

3.Türkiye’de ırkçı bir iktidar algısı yaratarak, uluslararası kamuoyunda hükümeti izole etmeye çalıştığı görülüyor.

EKONOMİK KRİZİN İLK SORUMLUSU GÖÇMENLER

Türkiye içinde ise Suriyelilere karşı tepki farklı nedenlerle yükselişe geçmiş durumda;

1.Vatandaşlarda, tekellerin ve uluslararası şirketlerin “ucuz iş gücü” olarak kullandığı Suriyeliler nedeniyle maaşların düştüğü ve işsizliğin arttığı algısı mevcut.

2. Dil ve kültürel farklılıklar nedeniyle, Suriyelilerin entegrasyonunda büyük sorunlar yaşanıyor.

3. Hükümetin, Suriyelilere sağlık, eğitim ve barınma konusunda ayrıcalıklar tanıdığı iddiası toplumda infiale neden oluyor.

Tarih, göçmenlere ve azınlıklara karşı tepkinin ekonomik krizlerle eşgüdümlü olarak yükseldiğine dair örnekler barındırıyor.

Türkiye’de de, Suriyelilere karşı tepkinin altında ekonomik krizin yükselişi yatmakta.

AKP’NİN SİYASİ AÇMAZI

AKP iktidarının yanlış Suriye siyaseti, bugün sığınmacılar üzerinden ülkemizi bir açmaza sokmuş durumda.

Suriye’de, PKK/PYD’ye karşı kullanılan ÖSO benzeri grupların aileleri, vatandaşların tepki gösterdiği Suriyeli sığınmacıların içinde yer alıyor.

Türkiye’nin sığınmacılara müdahalesinin, bu gruplarla ilişkilerini olumsuz bir biçimde etkilemesi olası gözüküyor. ABD-İsrail cephesinin, sığınmacı sevgisinin altında da, bu gerçek yatıyor.

Dikkat çekici olan ise, Türkiye ve Rusya’nın İdlib’te ortak operasyon düzenlediğine dair haberlerin gelişiyle beraber, Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacılara yönelik haberlerin artışı.

Amaçlanan Türkiye’nin Rusya’yla yakınlaşması bahane edilerek, Suriye’de işbirliği yapılan gruplarla Ankara’nın arasını açmak.

Türkiye’nin, Suriye’de Rusya’yla işbirliği derinleştikçe bu yönde çabalarda ivme gösterecektir.

İçinde bulunduğumuz siyasi açmaz;

1.Vatandaşların, Suriyeliler konusunda doğru bir biçimde bilgilendirilmesi. (Bu noktada hükümet kanadından Suriyeli sığınmacıları hedef alan açıklamalar, toplumu daha da gerecektir)

2. Anadolu’nun tamamına yayılmış olan Suriyeli sığınmacıların, ülkenin farklı yerlerinde kurulan kamplara toplanması.

3. Rusya’yla işbirliği içinde İdlib başta olmak üzere Suriye’deki terör örgütlerinin temizlenmesinde ortak mücadele.

4.Beşar Esad hükümetiyle, ilişkilerin normalleştirilmesi.

5. PKK/PYD’nin faaliyet gösterdiği bölgeler temizlendikten sonra, Suriyeli sığınmacıların Esad hükümetiyle işbirliği içinde bölgeye geri yerleştirilmesi yoluyla aşılabilir.

Önümüzdeki süreçte, Suriyeliler üzerinden terör saldırısı veya toplumda infiale neden olacak adli olayların sayısında artış beklenebilir. Keza, Suriyelilere yönelik şiddet eylemlerinin de kışkırtılması olasıdır.

Hükümetin bir an evvel, aklı selim içinde, toplumun bütün bileşenlerini muhatap alarak ve en önemlisi kutuplaştırmaya son vererek, içinden geçtiğimiz kritik süreci yönlendirmesi gerekmektedir.

Aksi yönde siyasetler, ülkenin birlik ve bütünlüğünü hedef alacaktır.

Muhalefetin ise Suriyeli göçmenleri hedef almak yerine, AKP hükümetini Esad’la barışmaya zorlayan siyasetler geliştirmesi sorunun kökünden çözümünü hızlandıracaktır.

Şam’la diyalog kurmadan, Türkiye’nin sığınmacı sorunundan kurtulması mümkün değildir.

En önemlisi ise binlerce yıldır bir arada yaşadığımız topraklarda, halkların birbirine düşman olmasının önüne geçmektir.



Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

ABD'den YPG'ye İran görevi: 30 bin terörist eğitime alınacak Yaşasın Liboş kardeşliği! ABD'den skandal hamle! Trump, Türkiye'ye yaptırım içeren bütçeyi bugün imzalayacak. Son dakika: MSB'den Barış Pınarı Harekatı açıklaması.