İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinde 235 kişinin yeniden yargılandığı davada savcı 658 sayfalık esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

Cemil CAN

Cumhuriyet Savcısı Abdurahman Hacısalihoğlu, Ergenekon davasının FETÖ Darbe Girişiminden bağımsız ele alınmayacağını belirterek, “Ergenekon terör örgütü yok” dedi...

FETÖ üyesi savcılar tarafından hazırlanan (eski) iddianamede “ADD, ÇYDD, Talatpaşa Komitesi gibi dernek faaliyetleri, Aydınlık ve Ulusal Kanal yayınları, ‘Cumhuriyet Mitingleri’ kitlesel eylemler darbe amaçlı örgüt faaliyetleri” olarak kabul edilmişti. 15 Temmuz Darbe Girişimi başarılı olsaydı bu faaliyetlere katılan yurtseverlerin tamamı hapiste olacaktı. Mütalaada, “Aynı sosyal ortamda bulunan, aynı dernek/vakıf/parti üyesi olan kişilerin kendi aralarında yapmış oldukları görüşmelerin, HTS kayıtlarının sayısının, siyasi içerikli yazışmalar ve notların mahkemece örgütsel faaliyet kabul edildiği, buna karşın söz konusu faaliyetlerin sosyal ve siyasi faaliyet olarak değerlendirilmesi gerektiği, sanıkların güncel siyasi konularda yapmış oldukları görüşmelerdeki sözlerin, eleştiriden öte, hükümeti ortadan kaldırmaya yönelik eylem hazırlığı olarak kabul edildiği, bu bağlamda ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında değerlendirilmesi gerekli açıklamaların örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği” belirtildi.

FETÖ YARGISI

Güncel siyasi konularda yapılan eleştirileri, hükümeti ortadan kaldırmaya yönelik eylem hazırlığı olarak kabul eden FETÖ yargısını destekleyen sözde “solcular” ve liberaller ile; “Darbecilerle yan yana görünmeyelim” diyerek, TSK’nın kahraman subaylarını peşinen suçlu ilan eden ve “Ordu darbecilerden temizlensin” diyerek bu çağdışı yargılamalara destek olan yüzsüzlerin, bu mütaalayı okuduktan sonra, yüzlerinin hangi rengi aldığını çok merak ediyorum.

“Ergenekon ve Balyoz darbe hevesidir” diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Celâl Adan’a, “Evet doğrudur” diyerek destek veren Devlet Bahçeli; mütalaanın açıklamasından sonra, “Ergenekon Davası iddianameye göre çökmüş durumdadır” dediği için, ona gerçekten söylenecek söz bulamıyorum.

Bu davaların “Başsavcısı” Erdoğan’a ise, söylenmesi gereken sözleri, doğal olarak onu “aldatanlara” söyleyeceğimden, sitem etme faslını bu şekilde kapatıyorum!..

27 Aralık’ta karar çıkması beklenen bu dava ile; delil üreten ve ürettiği delillere göre karar vererek, TSK’yı savaşmadan teslim alma hesabı içerisindeki ABD ajanlarının/uşaklarının yarattığı karanlık dönemin kapanacağını umuyorum...

Böylece ABD’nin TSK’yı çökertme planlarından biri daha boşa çıkartılmış olacaktır.

Reklamdan sonra devam ediyor 

EMPERYALİZMİN PLANLARI

Emperyalizmin tek planı olmaz ki...

Daha B, C, D... planları var:

Rusya ile Ukrayna arasındaki Kerç Boğazı krizinin arkasından da ABD çıktı.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Poroşenko, Kerç krizini bahane ederek NATO unsurlarını Karadeniz’e davet etti. Amaçlarının Türk Donanmasını Karadeniz’e hapsetmek olduğu çok açıktır. Böylece Doğu Akdeniz’i değneksiz köy yapacaklar ve rahatça hidrokarbon arayabilecekler.

2010 yılında Obama ile Yanukoviç arasında imzalanan ABDUkrayna Stratejik Ortaklık Antlaşması, 17 Kasım 2018 tarihinde yeniden ele alındı. Açıkladıklarına göre, iki ülke Türk Akımı’nın Avrupa bağlantısını durdurmak için stratejik işbirliği yapacaklar...

Bir taraftan da havuçsopa politikasını ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyorlar: Pentagon’un 15 Kasım’da Kongre’ye sunduğu raporda; Türkiye’yi Rus S400 füze savunma sistemi alımından vazgeçirerek, gerçek bir alternatifin sunulmasının önemli olduğuna vurgu yapıldı.

Suriye’de PKK/PYD’yi destekleyerek toprak bütünlüğümüzü tehdit eden ABD; İsrail, Yunanistan, Mısır ve GKRY ile birlikte hareket ederek Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarımızı da yağmalamaya çalışıyor.

ABD ile her cephede savaş halinde olduğumuzun tartışma götürmediği ortada iken, muhalefetin bu milli konularda söyleyecek sözünün olmaması anlaşılır gibi değildir.


Aydınlık