Amerikancılar bütün umudunu,

ErdoğanBiden görüşmesine bağlamıştı.

Bir süredir ABD’de kulis yapıyorlardı.

Erdoğan’la Biden görüşürse,

Yeniden eski günlere dönüleceğini,

Borç para bulacaklarını,

Krizin aşılacağını iddia ediyorlardı.

Bazıları da heveslendi.

S400’ler konusunda yalpalamalar,

Ukrayna’nın NATO’ya girmesine destek,

Ekonomide alınan kararlar ve diğerleri...

Belli ölçüde etkili de oldular.

GÖRÜŞME OLDU

Nihayet bekledikleri gerçekleşti.

Erdoğan Biden telefonda görüştü.

Hem de 23 Nisan’da.

Hem Türkiye için tarihi bir gün,

Hem de 24 Nisan’dan,

“Ermeni soykırımı yalanı” anmasından bir gün önce.

Fazla açıklama yapılmasa da Amerikalılar,

“Biden Erdoğan’a soykırımı tanıyacağını bildirdi” bilgisini sızdırdı.

Biden görüşmeden bir gün sonra,

24 Nisan’da “soykırım” dedi.

BOŞ ÇIKTI

Öyle görünüyor ki,

23 Nisan’daki görüşme,

24 Nisan’daki soykırım kararı,

Aynı planın parçalarıydı.

Erdoğan’ın itibarı hedeflenmişti.

Tipik bir Amerikan küstahlığı.

İktidarı, ABD tuzağına çekmeye çalışanlar,

Görünüşte boşa düşmüş gözükseler de,

Amaçlarına ulaştılar.

KARAR ÖNCESİ NE OLDU?

Peki karar öncesi neler oldu?

Öne çıkanları tek tek sıralayalım:

Erken seçim için düğmeye basılması.

“Sayılı günler kaldı” propagandası.

Amiraller bildirisi.

Kamu eliyle insan kaçakçılığı.

Ticaret Bakanı Pekcan olayı.

Çok önceden bakanlıkta biliniyordu.

Merkez Bankası rezervleri.

Aylar öncesinden konuşuluyordu.

Ekonomistler uyarmıştı.

İzlenen yanlış politika ile rezervler eritilmişti.

Bazı dosyaların sızdığı biliniyordu.

“128 milyar nerede?” sorusu ile, Profesyonelce bir kampanya başlatıldı.

İstanbul Borsasında yabancıların banka hisselerinden hızlı çıkışı.

THODEX OLAYI

Thodex bir kripto para borsası.

Kripto paralarda sıkıntı yaşanacağı belliydi.

Niğde Milletvekili Ö. Fethi Gürer,

Konuyu 2017 yılında Meclis’e getirmiş,

Dönemin bakanı “risk var” yanıtını vermişti.

Ama bütün uyarılara rağmen,

Nedense gözler kapatıldı.

Yüzbinlerce kişinin paraları uçup gitti.

Thodex’in sahibi F. Özer yurt dışına kaçtı.

Geride bırakılanlar da ilginç.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve İçişleri Bakanı

Soylu ile çekilmiş fotoğraflar.

Karedekilerden biri de Cumhur İttifakı ortağı, MHP milletvekilinin oğlu.

Biraz garip değil mi?

Uluslararası bir istihbarat işi olduğu açık!

HER ŞEY PLANLI

Sanki her şey planlı gibi.

Görünmez(!) bir elin koordine ettiği anlaşılıyor.

İktidarın defosu çok. İş o hale geldi ki, Minareyi çalanlar kılıfa bile ihtiyaç duymuyor. ABD için bulunmaz fırsat.

Yanlışları kendi planları için kullanıyor. Birçok ülkede hep böyle yapmadı mı? Hepsinin peş peşe gelmesi tesadüf olabilir mi?

ABD’Yİ KİM CESARETLENDİRDİ

Biden soykırım kararını nasıl aldı?

Bu soru çok önemli.

Muhalefet “izlenen yanlış dış politikanın sonucu” diyor.

“Amerika’nın dediklerini yapsaydınız,

Biden soykırım demezdi” demeye getiriyor.

İktidar, “AİHM’in Perinçek kararını” savunamıyor.

Her şey çok açık;

“ABD’yi, iktidarın ürkekliği,

Muhalefetin ABD’ye biatı” cesaretlendirdi.

Peki bundan sonra ne olur?

İranlı diplomatlarla ABD yaptırımlarını konuşurken,

“İran bir milim geri atmaz.

Zaten ne olacaksa oldu.

Bundan sonrasını ABD düşünsün” demişlerdi.

Türkiye için de geçerli.

Bundan sonrasını Amerika düşünsün..! 


İsmet Özçelik

Aydınlık