Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, The Washington Post gazetesi için kaleme aldığı makalesinde, Suudi Arabistan yargısının Kaşıkçı davasında aldığı kararı değerlendirdi.

"Kaşıkçı cinayeti konusunda verilen kararlar adaletle çelişiyor" diyen Agnes Callamard, "Tetikçilere idam cezası verildi ve böylelikle de muhtemelen kilit tanıklar kalıcı bir şekilde susturulmuş oldu ama bu işin bariz planlayıcıları serbestçe dolaşıyor, soruşturmalarda ve duruşmada onlara pek dokunulmadı. Cezasız kalmak tam da böyle bir şey ve bu durum kınanmalı. Basın özgürlüğünü umursayan herkes, gerçekten tarafsız bir soruşturmayla en üst seviyelerdekiler sorumlu tutulana kadar bu saçmalığı kınamalı." dedi.

Suudilerin yürüttüğü soruşturma ve duruşmanın oldukça yetersiz kaldığını, en düşük seviyedeki uluslararası standartları bile karşılamadığını belirten Agnes Callamard, "Hem infazın planlayıcılarını hem de bu cinayeti teşvik eden, izin veren veya görmezden gelenleri tespit etmek için Muhammed bin Selman'a kadar uzanan emir komuta zinciri soruşturulmalı. Böyle bir soruşturma yapılmadı. İstanbul Başkonsolosluğunda cinayet mahallinin 18 Suudi yetkili tarafından temizlenmesi konusu ele alınmadı. Bu bile tek başına adaletin engellenmesi demektir ve keyfi cinayetlerin soruşturulmasına ilişkin Minnesota Protokolü'nün ihlalidir. Ayrıca uluslararası hukuk kapsamında bunu haklı çıkaracak hiçbir gerekçe olmamasına rağmen duruşma da kapalı kapılar ardında yürütüldü. Kanıtlar düşünüldüğünde mahkemenin kararı mantıklı değil." dedi.

Agnes Callamard yazısında şu ifadelere yer verdi:
"Haklarında idam cezası verilen beş kişinin Türkiye'deyken Riyad'daki üstlerinden talimat almadan veya onları bilgilendirmeden ünlü bir gazeteciyi öldürme kararı aldığına inanmak zor. Sanıklar da defalarca talimatları yerine getirdiklerini söyledi. Kendi kaynaklarıma göre Suudi savcı bile bu cinayetin önceden planlanmış olduğunu öne sürdü. Ama Vealiht Prens, bütün kanıtlara rağmen bunun bir kaza olduğunu veya bunu başına buyruk hareket eden aktörlerin yaptığını söylüyor. Hakimin de onun izinden gitmesi şaşırtıcı değil. Suudi Arabistan yönetiminin düzgün bir soruşturma ve tarafsız bir duruşma yürütmemesi mazur görülmemeli. Bu şekilde devam ettiği takdirde de başka ülkeler harekete geçmeli. Cezai kovuşturmaların kendi ülkelerinde yapılıp yapılamayacağını araştırmalılar. BM kapsamında bunun gibi cinayetlerin soruşturulmasını mümkün kılacak kalıcı bir mekanizma oluşturulmalı. En azından adalet gerçekten sağlanana kadar Suudi Arabistan diplomatik ziyaretlerle ödüllendirilmemeli veya G-20 Zirvesi gibi etkinliklere ev sahipliği yapmasına izin verilmemeli. Kamuoyu da kendi liderlerinin Suudi Arabistan'dan adalet talep etmesini istemeli."

.