Yalanla Mücadele
13 Eylül 2020 ( 19 izlenme )

Biz Çinci değiliz siz Amerikancısınız


Yepyeni bir koro, bu kez her renkten farklı seslerle, yeniden karşımızda. ABD’nin, Joe Biden’ların, Gölge CIA’nın repertuvarını hazırladığı, kıyafetlerini giydirdiği, mikrofonlarını ayarladığı kalabalık bir muhalefet korosu…

Koronun şefi belli. CHP Genel Başkanı. Kemal Kılıçdaroğlu önceki günlerde Parti Meclisinin açılışında yaptığı konuşmayla koronun üyelerini (başta Selahattin Demirtaş) ilan ederek, hatta onlara madalyalar takarak iç cephede bir taarruza kalkıştı.

Görev belli. Türkiye düşmanlığında birleşen dostlarla, Türkiye’de iktidar olmak.


KORONUN YENİ TÜRKÜSÜ

Bu tabloyu hatırlattıktan sonra yazımızın konusuna, malum koronun yeni türküsüne gelelim. Önceki günlerde İstanbul’dan Ankara’ya gelmek isteyen, aralarında çocukların da bulunduğu 18 kişilik Uygur grubu Ankara gişelerinde polis tarafından çevrilerek şehre alınmadı. Bu ve benzeri yürüyüşler, açıklamalar, girişimler sık sık oluyor. Nasıl ve neden olduğuna ayrıca geleceğiz.

Aydınlık Gazetesi’nin konuyu haber yapması, ardından Türkiye Gençlik Birliği’nin konuyla ilgili sosyal medya hesabından, grubun fotoğrafıyla birlikte paylaşım yapması üzerine koromuz derhal harekete geçti.


KİMLER KİMLERLE BERABER

O çok sesli, çok renkli koroda kimler yok ki… CHP, HDP-PKK, İYİP, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Saadet Partisi ön sırada. Hepsinden üst düzey yöneticiler, milletvekilleri… Biden’ın has kadrosu.

Hemen yanlarında başta Emre Uslu olmak üzere FETÖ firarileri. Onun yanında, kambersiz düğün olmaz, CIA’nın sesi Seyit Tümtürk ve ekibi.

Arka sıra enstrümanlarla devam ediyor. Etnik bölücülüğün popüler ismi, PKK’nın TV Kanallarından, FETÖ’nün sosyal ağlarına kadar her türlü Türkiye düşmanı mecranın vazgeçilmezi Hayko Bağdat. Karar Gazetesi ekibi, Youtube kanallarında “muazzam derinlikteki” “Zalim Çinliler, TGB’liler, Vatan Partililer” analizleriyle Akif Beki, Yıldıray Oğur. “Türklerin son vatanını HDP’nin koruduğunu” ilan eden İlkay Akkaya… Koro kalabalık, liste uzun.

Bütün bunlar nasıl yan yana geldi? Hangi program ve stratejiyle beraber olabiliyorlar? Bunların yanıtı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son konuşmasında çok açık.


DERTLERİ UYGUR TÜRKLERİ Mİ?

Sizce bölücülüğün merkezi HDP-PKK’nın bu konuda sesinin çok gür çıkmasının sebebi nedir? Dertleri gerçekten Uygur Türkleri mi?

Türkiye’yi parçalamak bölmek isteyen, ezilen Gladyo artığı FETÖ’nün kalbi Uygur kardeşlerimizle mi çarpıyor?

Şimdilerde bir elleri yağda, diğeri balda, Türkiye’de Cihangir kafelerinden çıkmayan şu anda keyifle yaşadıkları yurtdışından Türkiye’ye taş atan, ABD’nin kullanışlı liberal-solcularının en büyük üzüntüsü Uygurlar mı?

Elbette değil. Gelin soruları çeşitlendirelim.

ABD’nin merkezi bütçesinden pay alan az sayıdaki kurumlardan biri olan National Endowument for Democracy (NED), 2004 yılında neden Doğu Türkistan hareketini yeniden başlatmak için düğmeye bastı?

Uygurların sözde dünya lideri Rabia Kadir, 2005 yılında neden Washington’a taşınıp, bir yıl sonra Dünya Uygur Kongresi başkanı oldu?

Seyit Tümtürk’ün başkanı olduğu Doğu Türkistan Milli Meclisi neden Paris’te kuruldu? El Kaide’ye bağlı olarak 1997 yılında kurulan ve sonradan partileşen Doğu Türkistan İslami Hareketi neden BM’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin terör örgütü listesinde?

Mehmetçik’e Fırat Kalkanı harekatında, PKK ile birlikte kurşun sıkan grupların içinde bu Doğu Türkistan örgütünün ne işi vardı?

HDP-PKK ve İyi Parti, meclise sürekli “Doğu Türkistan’daki zulmü” kınama gündemini getiriyor. AK Parti ve MHP neden bu önergeleri reddediyor?


O GÜZEL UYGUR BEBEK

Soruları uzatabiliriz. Yanıtları, sorularda açıktır. Bu emperyalist yalan kampanyasının kaynağını görmezseniz, elbette TGB’nin paylaştığı fotoğraftaki o küçük Uygur bebek üzerinden “hassasiyet” kasabilirsiniz. O güzel Uygur bebek, ya da orada yürütülen diğer insanlar bütün bu kirli hesapların, stratejinin ve ittifakın siyasi malzemesi oluverir. Çünkü hakikat yok, Türkiye’ye bağlılık yok, tek kelime argüman yok, ciddiyet yok, fikir yok ancak bolca duygu sömürüsü ve ajitasyon var. Bu da bu ABD yalanlarının en önemli özelliği. O grupta o güzel bebek, küçük çocuklar masum, ancak onları o kareye sürükleyenler masum değil.

Emperyalizm yıllarca insan hakları ve demokrasi kılıfıyla, orta doğuda milyonlarca insanı katletti. Binlerce bebeği ailesiz bıraktı, öldürdü. Aylan bebekler deniz kıyılarına savruldu. Filistin’de çocuklar kendilerini bildiğinden beri İsrail zulmüyle savaşıyor. HDP-PKK, şehir merkezlerinden çocukları dağa kaçırıyor. Bu çok vicdan sahibi efendiler, onların fotoğraflarını paylaştılar mı? Akıllarına geldi mi? Ama söz konusu olay Türkiye’yi zor duruma sokmak, yalnızlaştırmak olursa Uygur bebek bir anda akıllarına geliverir.


UYGUR KARDEŞLERİMİZİ RAHAT BIRAKIN!

Geçen yıl Mart ayında, Vatan Partisi heyeti olarak Sincian Uygur Bölgesi’ndeydik. Urumçi başta olmak üzere pek çok yeri gezdik. Üniversiteler, camiler, kültür merkezleri, müzeler… Aynı zamanda sokaklar, caddeler. Baştan söyleyelim, birtakım aklı evvellerin hemen söyleyeceği gibi, bir “kurgu” dahilinde de gezmedik. İnsanlarla konuştuk, gözlerinin içine baktık, sohbet ettik. Yaşam standartlarını, konutlarını, eğitim ayrıcalıklarını, ekonomik durumlarının kalitesini en canlı haliyle gördük. Uygur danslarını, müziklerini, kültür mirasına doyduk. Seyit Tümtürk gibi sözümona Uygurların lideri olup bir kez dahi oraya gitmeyen, çeşitli safsatalara oturdukları yerlerden konuşanlar, hangi rahatlıkla bu yalanları üretebiliyorlar?

Elbette Uygur konusunda birtakım yanlışlar, problemler, haksızlıklar konusunda Vatan Partisi olarak duyarlıyız. Bütün bu konularda, düşmanlık yapmadan, sorunu çözecek yapıcı bir tavırla, dostane görüşlerle Çin’e uyarılar yapılabilir ve ancak böyle sonuç alınır. Bunu yalan kampanyasına dahil olmayan, büyük çoğunluktaki Uygurlar da bilir. Ancak ayrılıkçı hareketleri kışkırtmak, alevlendirmek, bugün en çok Uygur kardeşlerimize zarar verir. Çin’in toprak bütünlüğü konusunda Cumhurbaşkanımızın ve hükümetin tavrı çok açık. Çünkü Türkiye’nin de toprak bütünlüğü konusunda benzer bir kararlılık taşıyoruz.


BİZ 'ÇİNCİ' DEĞİLİZ AMA SİZ AMERİKANCISINIZ

Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu savaş ortamında, Türkiye’ye karşı geliştirilen bu muhalefet sorumluluk taşımıyor. Türkiye Doğu Akdeniz’de yedi düvelle karşı karşıya, geleceğini ve meşru haklarını kıran kırana, silahlı mücadele veriyor. Bir yandan PKK ve FETÖ’ye karşı kararlılık sürüyor. Bu sırada iç cepheden Türkiye’yi sıkıştırma göreviyle muhalefet bloğu harekete geçiyor. Vatan Partisi, Türkiye’nin geleceğini önceleyerek aldığı sorumlulukla bir konuda uyarı yapıyor, tavır koyuyor. Amerika’nın çok sesli korosu “Bunlar Çinci, Rusçu, şucu, bucu” türküsünü başlatıveriyor.

Atlantik’ten kopan Türkiye’nin gerçek dostlarıyla arasını açmak, vatansever, milliyetçi insanlarının temiz duygularını kullanarak ayrılıklar yaratmak bir görev olarak Amerikancıların önünde duruyor. Birçoğunun ekmek kapısı, yaşam kaynağı! Aynı koro, yalnız Çin’i değil, Rusya’yı ve İran’ı da sık sık hedef alarak, Türkiye’nin yeni rotasını ve ABD emperyalizmine karşı geliştirdiği dostluk ve ittifak potansiyelini hedef alıyor.

Bütün bunlara karşı Vatan Partisi 50 yıldır, kökleri ve gövdesi bu topraklara bağlılığı tartışılamayacak tek kuvvet olarak Türkiye’yi savunuyor. Bu tür kampanyalarla, ABD’nin psikolojik savaş argümanlarıyla hedef aldıkları Vatan Partisi dünya tersine dönse FETÖ ve artıklarının dillendirdiği gibi “Rusçu”, “Çinci” vs. olmaz. Ama bu koro Amerikancılığını tescillemiş olur, olmaya devam ediyor.


ÖZGÜR BURSALI / VATAN PARTİSİ ÖNCÜ GENÇLİK GENEL BAŞKANI

Aydınlık

Bunlar da İlginizi Çekebilir