Avrupa miti başlıklı yazımızdan sonra bir okuyucumuz “akrabası üniversiteli gençlerin Türkiye’yi terk etmek istediklerini, ülkenin bir numaralı sorununun beyin göçü sorunu olduğunu” yazmış.

EŞ DOST YANILGISI

En sık düştüğümüz yanılgılardan biri kendi sosyal çevremizin fikirlerinin genel bir doğruyu yansıttığını sanmamızdır. Şüphesiz, insanın yakın çevresinde yaptığı gözlemler de gerçekliğin bir parçasıdır. Ancak, örneğin seksen milyonluk bir ülkede bizim çevremizdeki otuz kırk kişi anlamlı bir örneklem teşkil etmeyecektir. Sadece sayıca küçük olması sebebi ile değil, örneği oluşturan bireylerin birbirinden etkilenen görece homojen bir toplam oldukları için de. Dolayısı ile, bu okuyucumuza öncelikle rahat olmasını söyleyebilirim. Çünkü benim akrabam olan üniversiteli gençlerde de tamamen tersi yönde bir eğilim hakim. Hiç kimse yurtdışına gitmek istemiyor, şu an yurtdışında olup da Türkiye’den iyi bir iş fırsatı kollayanlar bile var.

MUHALİF BASINDAKİ ÇARPITMALAR

Pek çok insanın böylesi yanılgılara düşmesinin bir sebebi de “muhalif” basında her gün gördüğümüz çarpıtılmış haberler, kötücül yorumlar. En son, Yeni Şafak’tan ayrılan “taze muhalif” bir gazeteci, “Türkiye’den göç eden eğitimli insanların sayısı 250 bin kişiyi buldu” diye yazmıştı. Biraz araştırınca bu gazetecinin, daha önce başka gazetelerde çıkmış bir haberi kaynak aldığını gördüm. Ülkenin “çok kötü durumda” olduğunu göstermek isteyen kimi meslektaşlarımız, açıkça manipüle edilmiş bir habere imza atmışlar. Daha sonra başka gazeteciler de (bilerek ya da bilmeyerek) bu çarpıtmaya alet olmuşlar!

Çarpıtma haberler, TÜİK’in Eylül 2018 tarihli göç bültenine dayanıyor. Bültende, 2017 senesinde 253 bin kişinin ülkeyi terk ettiği bilgisi var. Muhalif gazetelerimiz de tutup bu bilgiyi manşete taşımışlar. Hem de ne taşımak, yazılanlara bakılırsa “okumuş gençler akın akın ülkeyi terk ediyor.”

Reklamdan sonra devam ediyor 

GERÇEK GÖÇ RAKAMLARI

Oysa gerçek hiç de böyle değil. Birincisi, TÜİK raporunda göç edenlerin eğitim durumuna dair hiçbir veri yok! İkincisi, göç edenlerin yaş dağılımı, Türkiye’nin nüfus yapısı ve başka ülkelerdeki nüfus-göçmen yaş ilişkisi ile uyumlu. Özellikle gençlerin “ülkeden kaçtığını” söylemek mümkün değil.

En önemli nokta ise şu: 253 bin rakamı, ülkeyi terk eden tüm insanları ifade ediyor. Bunun sadece 113 bini Türk vatandaşı, geriye kalan 140 bin, geçici süre Türkiye’de ikamet edip ülkesine geri dönen yabancılar. Üstelik bu rakamlar da net göç rakamı değil. Çünkü bir de aynı dönemde ülkeye gelenler var. Bu dönemde Türkiye’ye dönüş yapan Türk vatandaşlarının sayısı 101 bin. Yani 2017 senesi için Türkiye’den dışarıya net göç 13 bin kişiden ibaret. Bu rakamların tamamı TÜİK bülteninde var, ama gazetecilerimiz ya sayıları okumayı bilmiyor ya da niyetleri başka.

Gelelim, Türkiye’nin gerçek göç rakamlarına. Verilere göre son üç yılda (2016-2019 arası) 319 bin 392 Türk vatandaşı ülkeden ayrılmış. Aynı dönemde ülkeye dönüş yapan vatandaşlarımızın sayısı ise 319 bin 391. Yani gelenler gidenlerden bir kişi fazla, son üç yılda Türkiye’nin net göçü eksi 1 (-1) kişi.

Aslında Türkiye, tipik bir geri dönüş ülkesi. Dünyanın her yerindeki Türkler arasında, özellikle son beş yıldır ülkelerine dönme eğilimi güçleniyor. Ancak son iki yıldır gidenler gelenlerden fazla. 2018’de net göç 26 bin kişi olmuş. Bunun en önemli sebebi FETÖ ve PKK ile mücadele. Sayıları on binleri bulan FETÖ mensubunun aileleri ile beraber yurtdışına kaçtığı biliniyor.

BEYİN GÖÇÜ SORUNUMUZ VAR MI?

Öte yandan, tüm bu gerçeklere rağmen Türkiye’nin bir beyin göçü sorunu olduğu kabul etmek durumundayız. Ancak ne bu göçün boyutları iddia edildiği düzeyde, ne de niteliği. Pek çok konuda olduğu gibi burada da sorunun gerçek niteliği muhalefetin hezeyanlarına kurban gidiyor. Önümüzdeki yazılarda beyin göçü konusunu irdelemeye, çözümler üzerine kafa yormaya çalışacağız.


Aydınlık