Dün gece Bülent Arınç’ı, Nagehan Alçı ve Kemal Öztürk ile birlikte Habertürk TV’de görünce aklıma bu başlık geldi.

Aslında 1976 yapımı “All the President’s Men” (Başkanın Bütün Adamları) filmi, ABD Başkanı Nixon’un Watergate Skandalı sonrası görevinden istifa etmek zorunda kalan ilk ve tek ABD Başkanı olmasını anlatır. Olayı ortaya çıkaran ünlü gazeteci Bob Woodward’ı filmde efsane aktör Robert Redford canlandırmıştı. Filmin senaryosu da Woodward’ın kitabından alınmıştı.

Yani o film, “Kozmik Oda” skandalının başkahramanı Bülent Arınç’ın Biden’ın ABD Başkanı seçilmesinden duyduğu sevinci pek anlatmaz.

Ama ABD Başkanı’na bağlı adamların yaptığı yasadışı işleri anlatması bakımından bir koşutluk bulunabilir!

Analitik düşünmek her zaman iyidir.

Gelişmeleri geniş açıdan hep birlikte görüp, neden-sonuç ilişkileri kurmak, iyi bir tahmin için şarttır.

Arınç, Biden’ı tebrik ettiği sosyal medya mesajında şöyle dedi:

Bizim için Joe Biden, yıllar önce senatör olarak Bosna savaşında soykırıma uğrayan Müslüman Boşnakların haklarını en yüksek perdeden savunan insandır. Sayın Seçilmiş Başkan’ın yeni başkanlık döneminin dost ve müttefik iki ülke arasında yeni bir sayfa açarak, karşılıklı güven ve diyaloga dayalı hayırlı gelişmelere katkıda bulunmasını temenni ederim."

“Hayırlı gelişmeler” epeydir başlamış durumda.

15 Temmuz 2016 sonrası bir türlü dokunulamayan siyasi ayaklar, şimdi sevinçten zıp zıp zıplıyor.

15 Temmuz sonrası damadı ‘FETÖ abisi’ iddiasıyla yargılanan ve beraat eden Bülent Arınç’ın o heyecanlı hali göze çarpıyordu.

Oysa FETÖ'cü eski İliç Savcısı Bayram Bozkurt, İzmir Başsavcılığı'nda alınan ifadesinde, “Kendisinin öğrenci olduğu dönemde Ekrem Yeter'in FETÖ'nün mahrem abiliğini yaptığını, sonradan örgüt tarafından kurulan Uluslararası Tıp Örgütü'ne (USAF) başkan olduğunu, Ankara'da zaman zaman görüştüğü Yeter'in FETÖ'cü hakim savcıların Yüksek Yargı üyeliğine seçilmelerinde etkili olduğunu” söylemişti.

ARINÇLARA GÜN DOĞDU

Zaten Arınç’ın o dönemki yargı süreçlerinde “Rabbim verdikçe veriyor” sözleri hala kulaklarda çınlıyor.

ABD talimatıyla Türk Ordusu’nu içeriden çökertmek amaçlı düzenlenen FETÖ kumpaslarında oynadığı kritik rol de unutulmamalı.

Türkiye’nin namusunun saklandığı Kozmik Oda’nın açılışında, sahte suikast hedefi rolünü çok inandırıcı oynamıştı.

TRT ve AA’ya giren FETÖ’cülerin çoğunluğu da onun döneminde alındı.

Ancak buna rağmen hiç yargı önüne çıkmadı.

Hatta üstüne bir de Saray’ın Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine de seçildi.

TV’de hakimleri hedef alıp, “Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş” çıksın, “KHK faciadır” diyen Arınç, Biden’ın seçilmesiyle gündeme oturuverdi.

Bu hiç de tesadüf değil.

Önceki yazımda Çakıcı-Bahçeli paslaşmasının, Cumhur İttifakı’na kama sokabileceğini ima etmiştim.

Gerçekten de Berat Albayrak’ın istifası sonrası yaşanan gelişmeler ve Erdoğan’ın “Hukuk reformu” söylemi, ortada bir şeyler döndüğünün habercisi.

NATO’cu, Gladyocu, FETÖ’cü, Komprador, Liberal-Yetmez Ama Evetçi vb. ABD’ye yakın odaklar ellerini ovuşturuyor.

Amerikan düzenine ters düşen Trump döneminde, ABD ile ilişkileri ‘bir şekilde’ idare eden Cumhurbaşkanı da Biden dönemine hazırlanıyor.

New York Times da 17 Kasım’da haberi verdi.

Demokrat Parti’nin kongre üyeleriyle çalışan lobicisi Manny Ortiz, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’den hükümet yetkililerinin Biden ile temas için “çılgıncasına” sıraya girdiklerini söyledi.

New York Times’a göre Bir başka lobici de, Türkiye, BAE ve Mısır’dan yetkililerin “panik içinde” Biden’a ulaşmak için çabaladığını bildirdi.

Gazete, Lobicilerin 10 Kasım’da bir TBMM üyesi parlamenter ile buluştuğunu, “arka kapı” olarak nitelenen buluşmada, milletvekilinin iki ülke arasındaki S-400 füzesi krizinin tartışılabileceğini söylediğini yazdı.

NY Times, AKP’li milletvekili Ali İhsan Arslan’ın Ekim ayında “Avenue Strategies” isimli bir lobicilik firmasıyla anlaşma imzaladığını da duyurdu. Ancak bu firma, Trump’ın 2016 seçim kampanyası için kurulmuş bir şirket.

Ama ben biraz biliyorsam, hegemonya çıkarlarına zarar veren hiç kimseyi affetmez.

Bu mafya kuralı gibidir.

ADETA SAVAŞ KABİNESİ

ABD’nin seçilmiş Başkanı Joe Biden’ın 9 Kasım’da Fransa, Almanya ve İngiltere liderleriyle yaptığı telefon görüşmelerinde vurgu yaptığı Trans Atlantik bağlar, Türkiye, Rusya ve Çin’i hedef alıyor.

İran’ı da elbette.

Biden’ın ekibi de (Yardımcısı ve yerine geçme olasılığı yüksek Neocon Kamala Harris’i de sayarsak) adeta Amazonlardan oluşan bir kadın savaş kabinesi görümünde.

Unutulmasın...

Bu kafalar, 1945 sonrası küresel çapta 20 milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı.

Hepsi de ‘2015 sonrası’ Erdoğan ve AKP’ye kökten düşman.

Mesela Davutoğlu’nun Suriye’deki “çak arkadaşı” Hillary Clinton.

Veya Dışişleri Bakanlığı’na gelmesi beklenen Irak, Suriye ve Afganistan katili Susan Rice.

Ya da Pentagon’un başına düşünülen “ABD imparatorluğu” sevdalısı Michele Fluornoy.

2003’teki Irak Katili Bush-Cheney ekibinden tek farkları “Demokrat” olmaları.

Ortak noktaları ise ZİOCON, yani yeni muhafazakar ile Siyonistlerin bir bileşimi olmaları.

Bu müesses nizam ekibi, direk Türkiye düşmanı.

Mavi Vatan’dan bizi kovmayı, Güneydoğu’muzda bir Kukla Devlet kurmayı, Kıbrıs’ı Yunan adası yapmayı, Türkiye’yi Çin ve Rusya’ya karşı piyade olarak sürmeyi hedefliyor.

Onun da ötesinde, dünyada yeniden bölgesel savaşlar çıkararak sonuç almayı planlıyorlar.

Planlarında Tayyip Erdoğan veya Kemalistler yok.

Erdoğan ne kadar uğraşsa da bence boşuna.

İşte bu yüzden bazıları alternatif formüllere çalışıyor.

Kimi (MHP) Cumhur İttifakı'nı bozmaya çalışıyor.

Kimi (İYİP-Gelecek Partisi) “içerdekileri çıkartmak ve af” için, kiminin (MHP) yerine ittifaka aday görünüyor.

Kimi (HDP-PKK-YPG) de Demirtaş ve Apo’ya özgürlük şiarıyla başlatılacak yeniden çözüm süreci ile “Büyük Kürdistan”a giden tıkalı yolun yeniden açılacağını umut ediyor.

Bazıları ise hala armudun pişip ağızlarına düşmesini bekliyor.

Erdoğan, Biden ile anlaşabileceğini sanıyor ama iktidarın altı şimdiden oyulmaya başlandı.

MHP gitse, İyi Parti gelse de bir şey değişmeyecek.

Hep daha çok taviz istenecek, en son iyice güçsüzleşince son darbe indirilecek.

Halka da demokrasi, hukuk vs. diye gaz verilecek.

Benim, Habertürk’e çıkan Bülent Arınç’ın söylediklerinden anladığım buydu.

Bidencı alternatif, kısa süreli bir demokratik rahatlama sağlasa da, Atlantik bağlarıyla sıcak paracı ekonomiyi sürdürdüğü sürece ülke giderek (yeni çözüm süreci ve FETÖ’ün de dönüşüyle) parçalanma eşiğine gelecek.

Biden ekibinin ağırlığı, Yunanistan, Ermenistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve PKK’dan yana olacak.

ÇÖKÜŞE GEÇEN ABD, YÜKSELEN ASYA

Ve 1991 sonrası olduğu gibi artık ABD dünyanın tek ve en güçlü ülkesi filan da değil.

Bugün kamuculuğun ve ortak çıkarların (Yeni İpekyolu/Kuşak ve Yol) esas olduğu Asya yükseliyor.

Neoliberalizmin temsilcisi ABD ise giderek güçsüzleşiyor.

Hatta bu gidişle federal ABD’nin 2025’te parçalanma noktasına gelebileceği konuşuluyor.

Tıpkı SSCB gibi artık çağın şartlarına uyamayan ABD İmparatorluğu da, içeride birliği sağlayamıyor.

Dışarıda nasıl dominant olsun?

Varşova Paktı’nın SSCB’den önce ölmesi gibi, NATO da ABD’den önce ölecektir.

Trump ile iyice su yüzüne çıkan iç bölünme de, federal kıta devletinin parçalanmasına yol açacaktır.

2002 tiyatrosunu oynayan “Biden’ın bütün adamları” hesaplarını buna göre yapsınlar.

KAYNAKLAR:

https://www.haber7.com/guncel/haber/2375925-arincin-damadi-feto-abisi-cikti

https://www.nytimes.com/2020/11/17/us/politics/corporations-and-foreign-nations-pivot-to-lobby-biden.html?auth=linked-google

https://www.internethaber.com/gelecek-partisi-lideri-ahmet-davutoglu-erdogana-destek-icin-10-sart-acikladi-2142120h.htm

https://www.nytimes.com/2020/11/10/us/politics/biden-european-allies-foreign-policy.html

https://www.unz.com/mwhitney/brzezinskis-warning-to-america/