CHP heyeti 6 Eylül’de Erbil’e giderek Barzani hanedanlığının yönetiminde olan Kuzey Irak Kürdistan Özerk Bölgesinin 10 Haziran 2019’dan beri başı olan Neçirvan Barzani ile görüştü. CHP heyetinde yer alan isimler: Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Dış Politika Baş Danışmanı ve İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz, Parti Meclisi Üyesi Nevaf Bilek, Prof. Dr. Mehmet Hasan Eken ile Enver Ömür Polat. Neçirvan, İdris Barzani’nin oğlu, Mustafa Barzani’nin torunudur. Mesut Barzani amcası olur. Heyet, Başkan Mesut, Başkan Neçirvan ve Başbakan Mesrur Barzani ile görüştükten sonra Kürdistan Bölgesi Etnik ve Dini Oluşumlardan Sorumlu Bakanı ve Irak Türkmen Cephesi (ITC) Yürütme Kurulu Üyesi Aydın Maruf ile bir araya gelmiş. CHP heyetini, Türkmen Bakan Maruf, ITC Erbil Milletvekili İmdat Bilal ve Türkmen parti yetkilileri karşılamış.

SALICI’NIN AÇIKLAMALARI

Görüşme sonrası açıklama yapan Salıcı, "Karşılıklı olarak burada Türkmen kardeşlerimizin daha iyi koşullarda yaşamaları için siyasette, ticari hayatta, ekonomik hayatta, buranın toplumsal barışının bir parçası olarak, burada yaşayan Kürtlerle, Araplarla, diğer kesimlerle daha iyi koşullar altında, toplumsal huzuru, toplumsal barışı sağlayabilmeleri için gerekli görüş alışverişinde bulunuldu" demiş. Türkmenlerin sorunlarını dile getirmeye, onların daha iyi koşullarda yaşamasını sağlamaya çalışacaklarını vurgulayan Salıcı, bu meseleyi bir siyasi parti meselesi olarak görmediklerini söylemiş. Salıcı, "Karşılıklı olarak görüşlerimizi ilettik. Sayın Genel Başkanımızın selamını ilettik. Sayın Bakanımızın ve arkadaşların da Genel Başkanımıza selamını aldık. Verimli, güzel bir ziyaret gerçekleşmiş oldu” demiş.

Buraya kadar her şey güllük gülistanlık. Selam götürmüş selam getirmiş. Selamlarını Türk Milleti yerine Genel Başkanlarına iletilmiş olsa da götürene getirene teşekkür ederiz. Türk Milletinin hassasiyetini gidermek adına ağza bir parmak bal sürülmüş ve Kürdistan parlamentosunda Türkmen bir Bakan ziyaret edilmiş. Halkların demokrasisine uygun hareket edilmemiş. Halklar sadece Kürt ve Türkmen’den oluşmadığına göre, bir Arap, Süryani, Keldani, Ezidi, Yahudi, Şii, Sünni, dinlisi dinsizi, aşiret reisi, tarikat şeyhi bakan, parlamenter de ihmal edilmemeliydi. Kuzey Irak Kürdistan Bölgesi yönetiminde yer alan ikinci büyük kuvvet müteveffa Celal Talabani hanedanlığından kimse ziyaret edilmemiş. Talabani, Taliban ile isim benzerliğine sahip olduğu için heyet tereddütte kalmış olabilir.

GÖRÜŞME NEDEN BASINA KAPALI?

Barzani ile yapılan görüşmeler “basına kapalı” gerçekleşmiş. Askeri, güvenlik veya istihbarat heyeti olmadığına göre siyasi sıradan bir ”nezaket” ziyareti neden kapalı kapılar ardında yapılır? Toplantı kapalı kapılar ardında gerçekleşince ziyaretin sebebini heyet ile Barzanilerin açıklamaları üzerinden okuyoruz. Heyete başkanlık eden Salıcı’yı okuyalım;

  • Demokrasi talebi bölgenin değişimi için önemli bir faktör
  • Adalet ve ilerleme adına bölgede demokrasi yanlısı güçlerin dostane ilişkiler içerisinde olması önemli
  • Kürdistan Bölgesi Irak ve bölge için önemli
  • İki taraf arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesini arzuluyoruz

Sayın Salıcı “Demokrasi talebi bölgenin değişimi için önemli bir faktör” derken bunu Barzani hanedanlığına mı telkin etmiş? Barzanilere, demokratlaşın, demokrasiniz aksak yürüyor, değişmeniz için demokrasiye ihtiyacınız var mı demiş? Demokrasi kimin kimden talebi? Kastedilen bölgenin değişimi içim CHP muhalefet ve olabilirse iktidarda Barzani ile bölgenin değiştirilmesi adına demokrasi mi getirecek? ABD ile demokrasiyi getiremedik ABD ve İsrail’in en muteber yoldaşları Barzani yönetimi ile bölgenin değişimi için demokrasi kavgası mı verilecek?

Kuzey Irak Kürdistan Başbakanı Mesrur Barzani, CHP heyetine, “komşu Türkiye bölge ve dünyada önemli bir ülke… Çok uluslu ve çok inançlı toplulukların yaşadığı Türkiye ile Kürdistan arasında her zaman iyi ilişkiler içinde olmak” istediğini vurgulamış. “Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti” denir diyen Atatürk’ün partisini “temsil” eden CHP heyeti bu ifadeyi ilaç gibi yutmuş. Heyet, çok uluslu Kürdistan devletinin Arap, Süryani, Keldani, Ezidi olarak özerk ve bağımsız devletlere bölünmesini talep edebilir mi? Edemez. Peki, Barzaniler misafir bir heyete bunu söyleme cüretini nereden buluyorlar. CHP heyetinin kendisinden. Zira ‘Ey Firavun seni başımıza kim Firavun etti’ denildiğinde Firavun, ‘bana haddimi bildiren olmadı’ demiş. En hafif tabirle çok uluslu ve ana dilde eğitim yapan bir Türkiye ifadesi sehven ve masumene söylenmiş bir söz değildir. Zira Barzaniler “çok uluslu Türkiye’den” çok devletli olmayı beklemektedir. Buna Federal, yerinden yönetim ve daha nice kulplar takabilirsiniz ama o artık Atatürk’ün kurduğu Türk Milleti Devleti değildir.

Sayın Salcı, “Adalet ve İlerleme adına bölgede demokrasi yanlısı güçlerin dostane ilişkiler içerisinde olması önemli” diyor. “Demokrasi temsilcisi” CHP heyeti Barzanileri adalet ve ilerleme mücadelesinde demokrasi yanlısı güç olarak görüyor. Bir elinde Kürdistan bayrağı diğer elinde ABD bayrağı başı üzerinde İsrail bayrağı ile Irak’ta bağımsız bir devlet kurmak için mücadele eden Barzanilerle CHP heyeti el ele adalet ve ilerleme sağlayacakmış. Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin uyarısı ve müdahalesi sonrasında diz bağları çözülen ve ABD’nin aciz İsrail’in çaresiz kaldığını gören Barzaniler beyaz bayrak çekmişlerdi. Bu hülyalarını ertelemek zorunda kalmışlardı. Sayın Salcı, Barzani’nin Kürdistan’ı için, Irak ve bölge için önemli diyor.

CHP heyeti Irak ve bölge için önemli olan, demokrasi, adalet ve ilerlemeyi birlikte yapmak istediği Barzani hanedanlığına, “Bay Biden’den Türk demokrasisine müdahalesini istemiştik, Türkiye ve bölge ülkelerinin müdahalesi ile yaşadığın hayal kırıklığını iktidarımızda telafi edebilir ve sizinle halkların demokrasisini, adaleti ve ilerlemeyi başarabiliriz” mesajını da vermiş olabilir. AKP yetkilileri, medyası ve gazetecileri, CHP’li heyetin ziyaretini, “bu ilişkileri biz yaşadığımızda, bizi en ağır şekilde eleştirenler ve ihanetle itham edenler Barzani’ye koştular” diyerek eleştiriyorlar. “Tenceren dibin kara senin ki benden kara” misali.

Bu ziyaret ile ilgili en farklı ve ilginç değerlendirmeyi Sayın Doğu Perinçek yaptı: “Ben ilk başta bunu memnuniyetle karşıladım. Fakat öyle gözüküyor ki Cumhuriyet Halk Partisi burada Amerika’nın bir nevi aleti olarak böyle bir ziyarette bulunuyor. Yani Barzani önderliğindeki Kürdistan yönetimini bölge ülkelerinden ve halklarından koparıp tekrar Amerika’ya, İsrail’e yapıştırmaya yönelik bir çaba içerisinde oldukları gözüküyor.’ dedi. Bu açıklamada cevap bulması gereken birçok soru var. Doğrudur, Barzani’nin ABD’nin Barzanilerde hayal kırıklığı yaratması, bağımsızlık sürecinde taleplerine aciz kalması, Afganistan’da çuvallaması, Suriye ve Irak’tan çekilmenin arayışı içinde olması PKK gibi Barzanileri de kaygılandırmaktadır. Ancak Barzanilerin ABD ile olan ilişkilerinde bir sıkıntı ve sorun var ise Washington’un CHP heyetine ihtiyacı yoktur. Bu heyetin ne böyle bir ağırlığı, ne nüfuzu ne de potansiyeli vardır. Ya direkt kendisi devreye girerdi yahut Barzaniler üzerinde etkili olabilecek yerel güçleri harekete geçirirdi. Burada en can alıcı soru İsrail ile ilgilidir. Barzanilerin İsrail’den koptuğunu veya kopmakta olduğunu gösteren emareler nelerdir?

‘BU BOŞ EL, ONU DOLDURANA HİZMET EDER’

Kral Gazi zamanında Bağdat’ta Hukuk Fakültesinde burslu olarak okuyan Antakyalı Muhammed Ali Zarka ile 80’li yaşlarındayken Şam’da tanımıştım. Irak’ta gazetecilik de yapmış. Bana yayınlanmamış bir kitap hediye etmişti. Kitabında Molla Mustafa Barzani, yani Mesud ve İdris’in babası, Neçirvan’ın dedesiyle 60’lı yıllarda yapılmış bir röportajı ve görüşme esnasında çekilmiş fotoğrafları var. Zarka, Molla Barzani’ye soruyor; “Siz mazlum bir halkı temsil ediyorsunuz. İsrail ise zalim bir erk (kiyan). Bu zalim erkin istihbarat subayları sizi çok sık ziyaret ediyorlar. İlişkileriniz akraba ilişkileri gibi. Burada yaman bir çelişki yok mu?” Molla Mustafa, Zarka’ya elini uzatıyor ve , “Burada ne görüyorsun?” diye sormuş. Zarka boş bir el gördüğünü söylemiş. Bunun üzerine Molla Mustafa Barzani, “Bu boş eli doldurana bu el hizmet eder” demiş.

Hakikaten de Barzanilerin o boş eli dolduran ABD, Irak, Suriye, Türkiye, Moskova, Tahran, Dubai, Riyad ile beraber olduğu tarihi bir vakıa. Amma ve lakin İsrail ve Barzaniler birbirlerine hava ve su kadar muhtaçtırlar. İsrail-Barzani tarihi ilişkileri, iddia edilen ortak itikat, birlikte ördükleri finans, askeri, istihbarat ağı Barzanilerin birçok ülke ve halk ile yaşadığı ilişkilerden daha özel ve derindir. CHP heyeti ‘Kürdistan yönetimini bölge ülkelerinden ve halklarından koparıp tekrar Amerika’ya, İsrail’e yapıştırmaya yönelik bir çaba’ olmasından ziyade CHP heyetinin ABD ve ama özellikle İsrail’i memnun etmek ve en güvenilir müttefiki Barzaniler ile bölgeye demokrasi, adalet ve ilerleme getireceklerini beyan ederek. ABD ve İsrail’e, ‘bize güvenebilirsiniz’ mesajını ilk elden vermek üzere gidilmiş olabilir. Dedik ya buluşmalar basına açık olmayınca ve kapalı kapılar ardında fısfıs konuşulunca konu hakkında herkes her şeyi iddia edebilir.

Sahi, CHP heyeti bölgenin huzuru, adaleti, kardeşliği, demokrasisi için Biden, Barzaniler ve emsallerine gidiyorlar da, Şam, Bağdat, Tahran, Beyrut, Kahire, Trablusgarp, Tunus, Moskova, Pekin, İslamabad, Bakü’ye neden çıkartma yapmazlar? CHP iktidarında dış politika sadece Biden Efendi ve Barzaniler ile mi tanzim edilecek?

Aydınlık