"Ben Sakarya Meydan Muharebesinde iki şey fark ettim. Bunlardan biri: askerlik tarihinde şimdiye kadar formüle edilmemişti.
O da şudur: daha iyi bir hamle yapabilmek için geçici geri çekilmeler yaptırdığım sırada, sırf vere vere ta Ankara kıyılarına kadar gerilediğimizi göz önünde tutarak - bu hat da elden giderse, hangi hattı müdafaa edeceğiz- diye benden teessürle soran değerli komutan Yusuf İzzet Paşa'ya dedim ki:
-Vatanı korumakta hattı müdafaa yoktur. Sath-ı müdafaa vardır. Bu satıh bir baştan bir başa vatanın bütün yüzüdür. Vatanın bu sathı, en son kayasına kadar düşmanla boğuşularak müdafaa edilecektir- cevabını verdim.
Bu formülü bütün orduya tebliğ ettim. İşte bu ilk benim keşfim, benim buluşum. Benim harb tarihine bir ilavemdir.
İkincisi de bana Sakarya'da doğan şu düşüncedir:
Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük olan bir gayeyi elde etmek için gereken bir vasıtadır.
Gaye, fikirdir.
Zafer, bir fikrin üretimine hizmeti oranında kıymet ifade eder. Bir fikrin üretimine dayanmayan bir zafer payidar olamaz.
O boş bir gayrettir.
Her büyük meydan muharebesinden, her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir dünya doğmalıdır, doğar.
Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayret olur. "
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
(Atatürk'ü özleyiş-hatıralar- Ruşen Eşref Ünaydın.
Atatürk'ün sohbetleri- Prof Dr. Utkan Kocatürk)
KENAN ÖZEK