ABD, Kovid-19 aşısı konusunda pazarı zorla denetim altına almaya çalışıyor. Yürütülen savaşın ana konusu, Asya ülkelerinin aşılarının bu pazara girmesini önlemek. Bu nedenle Sinovac şirketinin ürettiği Coronovac aşısı ‘Çin aşısı’ diye adlandırılıp, kuşkulu hale getirilmek isteniyor

Boğaziçi Üniversitesi’nden etkili bir işadamı arkadaşım pazartesi günü bana şöyle bir mesaj yolladı: “Adnancım bıktım emperyalistlerin aşı propagandasından. Hangi kanalı açsan “Pfizer, Moderna şampiyon, Çin aşısı şaibeli!” Henüz üçüncü faz klinik çalışmasını tamamlayarak, Dünya Sağlık Örgütü kıstaslarına göre “aşı” niteliğini kazanmış bir Kovid-19 aşısı yok. “Acil Durum Kullanım Onayı” ile az sayıda aşılama yapılıyor. 

ABD’NİN ASYA İLE SAVAŞI

Henüz ortada “Acil Durum Onayıyla” olsa da yeterince aşı yok. Ancak, ortada filmi yapılsa soluk almadan izleyeceğimiz müthiş bir örtülü savaş cereyan ediyor. Entrikanın her türlüsü yaşanıyor. Çin aşısını bertaraf etmek için, pek çok hatırlı zevatın itibarlarını, konumlarını düşünmeden sahneye hışımla dalmaları en tecrübelileri bile şaşırtıyor. Türkiye’de ise sosyal medyada Çin aşısı karşıtlığı almış başını gidiyor. Koca koca sıfatları bulunan “Biden Tayfası”nın malum elemanları ise her zaman olduğu gibi en önde koşuyor. 

Aşı deyip geçmeyelim. İlaç sektörünün en kârlı alanlarından biri. Hele yaygın kullanımı göz önüne alındığında, söz konusu olan bedel trilyon dolarlara kadar tırmanıyor. Şu anda, GSK ve Pfizer dahil beş çok uluslu şirket, küresel aşı pazarının yüzde 80'ini kontrol ediyor. GSK ve Pfizer, 2020’nin ortasında güçlerini birleştirdi. En büyük haline gelen GSK-Pfizer'in, Kovid-19 aşısı konusunda pazarı zorla denetim altına alma hücumlarına tanık oluyoruz. Yürütülen savaşın ana konusu, Asya ülkelerinin aşı markalarının bu pazara girmesini önlemek. Bu nedenle Sinovac şirketinin ürettiği Coronovac aşısı “Çin aşısı” diye adlandırıp, kuşkulu hale getirilmek isteniyor. Başka bir boyuttan bakarsak, aşı savaşı, ABD’nin Asya’nın yükselişini hile ve desise ile engelleme mücadelesinin devamı. 

AMAÇ: HAYAT KURTARMAK DEĞİL TATLI KÂR!  

Dünya ilaç pazarını kontrol eden İngilizce “Big Pharma” diye anılan, büyük ilaç tekeli, sermayelerini nereye yatıracaklarına karar verirken, kaç hayatı koruyacaklarını değil, daha çok nasıl kazanacaklarını hesap ederler. Ancak Kovid-19 salgını farklı. Dünya savaşı düzeyinde hasar meydana getiren salgını durdurmanın tek yolu, aşı geliştirip, dünya nüfusunun yüzde 70’ini aşılamak. GSK-Pfizer ittifakı, arkalarına Amerikan devletinin gücünü alarak, “kurumsal ve bilimsel ortaklıklar” aracılığıyla ve denetimlerindeki medya gücüyle, Çin ve Latin Amerika dahil olmak üzere dünyada aşı satışları ve üretimi üzerindeki hakimiyetlerini genişletmek için kullanıyor. Diğer önemli aktörler, GSK ile ortak hareket eden Fransız Sanofi, İngiltere merkezli Astra-Zeneca ve Johnson ve Johnson ile bağları olan Moderna'dır.

DÜNYA TARİHİNİN EN BÜYÜK AŞI OPERASYONU

Kesin olarak bir kamu hizmeti olması gereken aşı üretme, küreselleşme döneminde ilaç şirketlerine kaynak aktarmanın mekanizması oldu. Aşı geliştirmek için yapılan araştırma ve geliştirme kamu kaynaklarından karşılanırken, Kovid-19 aşısının satışını ilaç şirketlerine bırakma planı insanlığa karşı yıkıcı bir eylem.  7 milyar 800 milyonluk nüfusun yüzde 70’i, yaklaşık 5 milyar 500 milyon kişi. Aşının kişi başı gideri ortalama 10 dolar olarak hesaplansa toplam tutar 55 milyar dolar ediyor. Mevcut aşıların ortalama fiyatı 20 dolar civarında. Bu fiyatı temel alırsa, trilyon dolarlık bir pazarın olduğunu görürüz. Hele bazı durumlarda birden fazla aşı yapmak gerekebilir. Planlandığı gibi giderse, dünya tarihindeki en büyük aşı satışı ve Big Pharma için en fahiş mali operasyon olacak. Nitekim, kapitalist dünyanın en büyük 10 şirketi, şimdiden 2024 yılında cirolarının katlanacağını öngörüyor. (1)

CORONAVAC AŞISININ ÜSTÜNLÜĞÜ

Coronavac aşısı, Pekin’de yerleşik Sinovac Biotech şirketi ile Brezilya’dan Butantan Enstitüsünün işbirliğinde geliştirildi. Sinovac’ın 17 Kasım 2020'de dünyanın en eski tıp dergilerinden 'Lancet'te yayınlanan ilk denemelerinin ön sonuçlarına göre, aşının güvenli olduğu kaydedildi. 

Coronavac, Batı ülkelerinde kullanıma sunulan Pfizer/BioNTech ve Moderna aşılarının uyguladığı “elçi RNA” teknolojisini değil, eski ve bilinen, grip ve kızamık gibi hastalıklara karşı aşı çalışmalarında başvurulan inaktif, yani cansız hücre tekniği ile geliştirildi. Bu yöntemde cansız virüsün verildiği bünyenin hastalığa karşı bağışıklık kazanması hedefleniyor. “Elçi RNA” teknolojisi ise insan hücrelerine koronavirüsü proteinleri üretmesi komutu veriyor ve bu komut vücudu virüse karşı bir bağışıklık yanıtı geliştirmeye yöneltiyor. Aşıların saklama koşulları çok önemli. Çin üreticisi Sinovac’ın açıklamasına göre Coronavac aşısı, 2-8 derece arasında üç yıla kadar saklanabiliyor. Pfizer/BioNTech aşısının ise eksi 70 derecede depolanması ve nakliye koşulu var. Sonrasında normal buzdolabında 5 gün dayanıyor. Eksi 20 derecede tutulması ve taşınması gereken Moderna’nın ise normal buzdolabında tutulma süresi 30 gün. Bir de karın değil kamu sağlığının önde tutulduğu ülkelerin başkanları var. Örneğin Xi Jinping. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Kovid 19 aşısının bütün dünya tarafından bir “kamu malı” olarak kabul edilmesini önerdi. Parası olanın aşı olduğu, yoksulların canının can sayılmadığı düzeni değiştirmeyi savundu. Bu mesaja bağlı olarak, Çinli firmalar 2021’de 1.5 milyar doz koronavirüs aşısı üretmeyi taahhüt ediyor.

BOLSONARO’NUN ÇİN KARŞITI KOMPLOLARI

Coronavac için üçüncü faz klinik deneyler birkaç ülkede sürdürülüyor. 2020’nin Temmuz ayında Brezilya’nın altı eyaletinde 9 bin gönüllü sağlık çalışanı ile denemeler başlatıldı. Ağustos’ta Şili 3 bin gönüllü ile, Bangladeş 4 bin 200 ve Endonezya bin 600’den fazla gönüllü ile üçüncü faz deneylere katılan ülkeler oldu. Eylül ayında bu ülkelere 13 bin gönüllü ile Türkiye, Ekim’de de 7 bin sağlık çalışanı ile Suudi Arabistan katıldı.

ABD’nin en bağımlı müttefiki Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro, Çin düşmanlığı için, Coranovac aşısının satışını önlemek için bir dizi komplo düzenledi. Brezilya'da şu ana kadar 171 binden fazla kişi Kovid-19 nedeniyle öldü. Dünyada en yüksek ölüm oranı Brezilya’da. Bütün bilimsel önerileri kabul etmeyen Bolsonaro’nın tavrı bu sonuca yol açtı. Bolsonaro, tıpkı Trump gibi, bu süre zarfında Çin'i şeytanlaştırma rolünü üstlendi. Brezilya federal hükümeti, 100 milyon doz Oxford-AstraZeneca aşı almak için bir anlaşma yaptı. Pfizer’ın da Bolsonaro yönetimine anlaşmalar sunduğu bildiriliyor.

ÇİN KARŞITI TERTİPLER SAHNE ALIYOR

Çin karşıtı tertipler şöyle gelişti. Önce, Brezilya sağlık kuruluşu Anvisa, Coronavac - aşısının denemelerine katılan bir gönüllünün ölümü üzerine güvenlik endişesiyle aralık başında denemelerin askıya alındığını bildirmişti. Anvisa, bu karar alındığında gönüllünün ölüm nedeniyle ilgili ayrıntılı bilgi sahibi olmadığını, ancak denemeleri yürüten Butantan biyomedikal merkezinden edinilen bilgiye göre ölümün intihar olarak kayıtlara geçtiğini ve aşıyla ilgili olmadığını belirtti. Kurumdan yapılan açıklamada, yeni veriler ışığında, aşı çalışmalarına yeniden başlanmasına izin verildiği belirtilerek, "Askıya almanın söz konusu ürünün kalitesi, güvenliği ve etkisi ile ilgili bir sorun olduğu anlamına gelmediği" ifade edildi. (2) Aşı denemeleri durdurulamayınca bu sefer, aşının etkinlik derecesini düşük gösterme komplosu düzenlendi. Dünya Sağlık Örgütü’nün kıstasına göre, aşının kullanılabilmesi için etkinlik derecesinin yüzde 50’nin üzerinde olması gerekiyor. 

Aşının faz 3 deneyleri henüz tamamlanmadı. İlk sonuçların deneme yapılan ülkeler tarafından değil, aşının üreticisi şirket tarafından yapılması gerekiyor. Aşının geliştirilmesinde Çin’le işbirliği yapan Brezilya’daki Butantan Enstitüsü, siyasal müdahale sonucu bu kuralı bozdu ve 23 Aralık 2020 tarihinde aşının yüzde 50 ila 90 etkili olduğunu açıkladı. Sinovac, açıklamanın durdurulmasını istedi. Ancak olan olmuştu. Başta ABD gazeteleri, Çin aşısının alınmaması gerektiğine ilişkin yorumlar yayınladı. Dünyanın her yerindeki Amerikan korosu Çin aşısına karşı kampanya başlattı. São Paulo Üniversitesi Biyomedikal Bilimler Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olan Natalia Pasternak, Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun Coronavac aşının kullanımını, sırf Çin'de geliştirildiği için engellemeye çalıştığını eleştirdi. Dr. Pasternak’ın değerlendirmesi şöyle: “Başkan Jair Bolsonaro, Çin aşısını istemediğini, bunun iyi olmadığını ve Astra-Zeneca aşısını tercih edeceğini söylüyor. Öte yanda, São Paolo Valisi João Doria da bunun iyi bir aşı olduğunu ve ulusal bağışıklama planıyla birlikte dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Ve çok haklı. Coronavac'ı Ulusal Aşılama Programından çıkarmak için teknik bir mazeret yoktur. Bilimin konusu olması gereken aşının siyasallaşmasıyla Brezilya'da büyük zorluk yaşıyoruz. Federal hükümet, sırf Çin tarafından geliştirildi diye Coronavac aşısını önlemek istiyor. Ve Brezilya'nın en büyük eyaleti olan São Paolo eyaletinin başarısını istemiyor. Ve São Paulo valisi muhtemelen bir sonraki başkanlık seçimleri için aday. (3)

BOLSANORO’NUN HEMPASI FİNCANCI

Brezilya’daki ilk sonuçların açıklanmasının nasıl bir tertip olduğu, Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın Coronavac aşısını şaibeli göstermek için kendini öne atmasıyla daha çok ortaya çıktı. Fincancı, “Uluslararası etik ilkeleri gereği bir aşının, ilacın Faz3 test raporları çıkmadan ve onaylanmadan bir ülkede uygulama başlatılırsa, araştırma o noktada son buluyor. O aşının Faz3 araştırmalarına devam etme olanağı yok. Kontrol grubu da dahil artık aşılama yapmaya devam etmiş olursunuz. Bu da eksik sonuçlarla uygulama başlattığınız anlamına gelir. Türkiye’nin bu raporları beklemesi gerekiyor. Aksi halde dünyadaki aşı çalışmaları da etkilenir” diye zırvaladı. (4)

SAĞLIK BAKANI KOCA’NIN CESUR İNİSİYATİFİ

Üretici ülkeler dışında stokunda 3 milyon doz aşı olan tek ülke Türkiye! Bu üstünlüğü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın cesur ve dirayetli çalışmasına borçluyuz. Türkiye’nin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “neden Çin aşısı alıyoruz” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Çin aşısı, Alman aşısı, İngiliz aşısı, Amerikan aşısı... Konuyu böyle ele alamayız. Öncelikle ele almamız gereken husus, aşının hangi yöntemle üretildiği hususudur. Çünkü aşının yöntemi, aşının güvenilir olup olmadığını birinci dereceden etkiler.” (5) Salgınla mücadele konusunda en başarılı sağlık bakanları arasında sayılan Fahrettin Koca, salgın süreci boyunca ABD’nin baltalamalarıyla mücadele ediyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı, Çin’e karşı düzenlenen komployu önlemek için inisiyatif aldı. Coronovac aşısının denemelerinin yüzde 91.25 oranında başarılı olan ilk sonuçlarını açıklayarak, Bolsonaro’nun oyununu bozdu. Türkiye’de iki doz aşı olan 1.322 kişinin verilerine göre, gerçek aşı vurulan 752 kişide 3 vakaya rastlandı. Plasebo aşı olan 570 kişinin ise 26’si koronavirüse yakalandı. Türkiye bu verilere dayanarak aşının yüzde 91,25 oranında etkili olduğunu açıkladı. Sağlık Bakanı’nın aşı deneme sonuçlarını açıkladığı basın toplantısını, Çinli yetkililer de canlı olarak izlediler. Türkiye’nin oyunu bozan tutumundan sonra, 7 Ocak 2021’de Brezilya da aşının etkinlik oranının yüzde 78 olduğunu açıkladı. Sao Paulo'da 12 binden fazla gönüllüyü içeren 22 klinik araştırma merkezinde toplanan verilere göre, Coronavac, şiddetli ve orta dereceli enfeksiyonları önlemede yüzde 100, hafif vakaları önlemede ise yüzde 78 etkili. (6)

AŞIYA ‘DOĞU TÜRKİSTAN MİKROBU’

Köçeksiz düğün olur mu? CIA güdümündeki Uygur ayrılıkçıları da hemen sahneye sürüldü. 28 Aralık’ta AFP’ye konuşan Dünya Uygur Kongresi Sözcüsü Dilşat Raşit, Çin’in Türkiye’nin “Suçluların İadesi Anlaşması”nı imzalamamasından rahatsız olduğu ve aşıları bu yüzden beklettiği yalanını uydurdu. (7) Suçluların İade Anlaşması’nın bir neden olmadığı anlaşılınca bu sefer de siber saldırı düzenlendi. Tam da aşıların Türkiye’ye yollanacağı sırada bu saldırının düzenlenmesi, maksadı ele veriyor: “Uygur sorunu bahane, CIA hizmeti - şahane!” ABD ve AB fonlarından beslenen Ruşen Çakır’ın Medyascope internet sitesi bu saldırıyı ballandırarak şöyle anlatıyor: “Türkiye’nin de koronavirüs aşısını tedarik ettiği Çinli ilaç şirketi Sinovac’ın resmi web sitesi, “RootAyyıldız – MarbeyliWerom” rumuzlarını kullanan kişi veya kişiler tarafından hacklendi. Sitenin ana sayfasına Türkiye ve Uygur bayrağı resmi koyan grup, iletişim bölümüne ‘Cuma namazını Çin Seddi’nde kılmayı nasip et yarabbi. Ruhum bedenim ve fikrim her şey Müslüman Türk milletine feda olsun. Ölümümden sonra ruhum sizlerle. Hep beraber bu cihanda bir araya gelmesek de Uygur güzeli, elbet bir gün otağımız bir olur’ yazdı. Grup, ayrıca ‘Kürşat ve 40 Çerisi’ başlıklı bir şarkıyı da web sitesine koydu.” (8)

‘ÇİN UZMANI’ ÇAĞDAŞ ÜNGÖR’ÜN KAYGISI

Dr. Serdar Savaş gibi çığırtkanlık yapmasalar da Çin karşıtı kampanyanın akademik ayağı da devrede. Sağlık bilimleri alanında başı Dr. İlker Belek çekerken, toplum bilimleri alanında ise Çin karşıtlığında önde olmaya en çok heveslenen Prof. Dr. Çağdaş Üngör. Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Üngör “Toplumsal Tarih” dergisinde yayınlanan “Covid 19 Krizi Işığında Çin Dış Propagandasının Dünü, Bugünü” başlıklı makalede, Çin’den aşı alınmasının, Türkiye’nin Çin’e karşı duruşunu zayıflatacağı kaygısını uzun uzun yazıyor. (9) Prof. Üngör, yine Batıdan beslenen, Taraf gazetesi artıklarının yayınladığı “Serbestiyet” sitesinde Çin aşısını hedef alan iki makalede, Çin’den alınan aşının ÇKP’nin tehlikesini örtmesinden kaygılanıyor. (10)

SONUÇ: AŞI SAVAŞLARINDA DOĞRU TUTUM PARLAK GELECEĞİN İŞARETİ

Keramet sahibinin sözü kabul olurmuş. Mazlum milletlerin öncüleri yıllardır “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi” diye hançerelerini yırtıyor. 6 Ocak günü, sistemin ezdiği Amerikan halkının Amerikan Kongre binası baskını, ABD’nin kahrolduğunu gösterdi. ABD emperyalizmi yıllardır mazlumun ahını aldı. İşte aheste aheste çıkıyor. 2000’lerden itibaren, ezilen dünyanın direnişiyle “Dünya Efendiliği” çöken ABD yönetimi, krizin faturasını halka ödetti. Amerikan rüyası bitti. ABD toplumundaki derin çelişme, hakim sınıfları da parçalamış bulunuyor. Üstelik bu daha başlangıç! “Nerede kalmıştık” diyen Biden, Başkan olmadan ilk büyük tokadı esaslı yedi. ABD’de büyük kitle mücadeleleri dipten yükselmesini sürdüreceğe benziyor. Asya’nın atılımı için son derece elverişli koşullar var. Türkiye tarafını doğru seçerek, cesur tutumlar alarak, Asya’dan yükselen uygarlığın öncüleri arasına giriyor. Türkiye’nin aşı savaşlarında aldığı öncü tutum ona büyük saygınlık ve güç kazandırdı. İşin daha başındayız, mücadele dirayetle sürecek.

Adnan Akfırat/Aydınlık