‘Ekrem Yeter benim damadım olmasaydı da beraat ederdi’ diyen Bülent Arınç, ‘Bundan çok daha hafifleri için mahkumiyet kararı verilmiş. Bu neyin nesi diyenler yüzde yüz haklıdır' ifadesini kullandı. FETÖ iddianamelerini eleştiren Arınç, yargılananlara 'Sabretsinler Yargıtay bu meseleyi çözümleyecektir' diye seslendi. Arınç, FETÖ davalarını ise Ergenekon kumpaslar süreci ile kıyasladı.
Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Bülent Arınç’ın gazeteci Kemal Öztürk’ün YouTube kanalındaki söyleşisinin ikinci bölümü yayınlandı.

Arınç, FETÖ‘den yargılanan damadı Ekrem Yeter hakkında verilen beraat kararını ve kendilerine yöneltilen tepkileri değerlendirdi.

“Damatların” gündeme getirilmesini eleştiren Arınç, “Kendi evladından hayırlı hayırsız çıkanlar olduğu gibi, damadından da hayırlı hayırsız çıkanlar olabilir. Özellikle siyasetçileri veya toplumda önde gelen isimleri damatları, çocukları üzerinden vurmak çok yanlış bence” dedi.

Bülent Arınç özetle şunları söyledi:

“Özellikle dindar insanlar içerisinde bu FETÖ denen olguyla yolu kesişmemiş insan az bulunur. Ya okullarına gitmiştir, ya gazetelerini okumuştur. Bu insanlara karşı o tarihlerde bir sempati beslenmiş olabilir. Bundan dolayı suçlanmak, terör örgütü üyesi kabul edilmek, bunan dolayı yargılanmak yüz binlerce insanın kaderine düştü. (Ekrem Yeter) Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde doçentti, birkaç ay sonra profesör olacaktı. 15 Temmuz’dan sonra onlar da fevkalade bir üzüntü yaşadılar. Demokrasi meydanlarına koştular, tepkilerini verdiler. Sanıyorum eylül ayındaki KHK ile ihraç edildi. Sonra normal görevine devam edemedi. Özelde iş aradı, özeldekiler de ‘KHK ile ihraç edilmiş bir insan, devletle karşı karşıya gelmek istemeyiz’ dediler. Neyse biz soframıza 5 tane daha tabak koyarak 7 kişilik soframıza oturduk. Bir sene geçti üzerinden, hiçbir soruşturma yok. 2017 Haziran’ında evinde bir arama yapıldı, emniyete götürüldü ve tutuklandı. Hepimiz şaşırdık ve üzüldük. Küçük torunlarımın ne kadar büyük üzüntü yaşadığını gözleriyle görmüş bir insanım. Sonra avukat arkadaşlar dedi ki, ‘Bu suçlamaların hiçbiri gerçekçi değil, tahliye için müracaat edelim.’ Beşinci gün tahliye edildi. Nihayet 17 Ekim’de ağır ceza mahkemesi iddia edilen suçların sabit olmaması sebebiyle beraat kararı verdi.”

‘BANA DÜŞMANLIKLARINI DAMADA GÖSTEREREK TATMİN OLANLAR VAR’

Sözlerinin devamında damadının örgüt yöneticiliğinden değil, üyeliğinden yargılandığını belirten Arınç, “Kamuoyunu en çok yanıltan bir olaydan bahsetmek istiyorum. O da algı. Geçmişte de olurdu, önce peşinen suçlayıcı bir algı meydana getiriliyor. Olgu beraat kararıdır. Algıya bakarsanız; mahrem abilikten tutun, imamlıktan tutun, ‘en çok arananlardan’ tutun…” ifadesini kullandı.

Arınç, şöyle devam etti:

“Biraz da benim ismimin üzerinden, bana düşmanlıklarını damada göstermek suretiyle tatmin olmaya çalışanlar var. ‘Bülent Arınç kötü bize göre, bunun acısını damadından çıkaralım’. Ne kadar yakışıksız bir şey. Damada yöneltilen suçlamaların hiçbirisi olgu haline gelmedi, bununla ilgili bir delil bulunamadığı yargı kararıyla sabit.”

‘SIRADAN BİR İNSAN DA OLSAYDI DA BERAAT EDERDİ’

“Ekrem Yeter Bülent Arınç’ın damadı olmasaydı beraat etmeyecekti” sözlerine katılmadığını belirten Arınç, “Yüzde yüz beraat edecekti” ifadesini kullandı. Arınç, konuşmasının devamında Türk Ceza Kanunu’na (TCK) atıfta bulundu ve “Öze döneyim, damadım da olmasaydı, sıradan bir insan da olsaydı beraat ederdi” diye konuştu.

‘BU NEYİN NESİ DİYENLER YÜZDE YÜZ HAKLI’

Kemal Öztürk, daha sonra birçok vatandaşın “Neden Bülent Arınç’ın damadı, hakkında bu kadar büyük iddialar varken beraat ediyor da, benim damadım, kızım hakkında daha azı varken beraat edemiyor. Burada bir haksızlık var mı?” sorusunu hatırlatınca, Arınç şöyle devam etti:

“Bu iddialar yüzde yüz doğrudur ve haksızlık vardır. Bunu kabul etmemiz lazım. Bülent Arınç’ın damadının beraat etmesi karşılığında bir, Bülent Arınç’a, onun üzerinden damadına yüklenmek ve kamuoyu gözünde mahkûm etmek düşüncesini taşıyan kötü niyetli insanlar var. Ama ondan çok daha fazlası sizin söylediklerinizi söylüyor, bunlar iyi niyetli insanlar. Bu iddialar ne kadar doğru olursa olsun, ‘Bundan çok daha hafifleri için davalar açılmış ve o davalarda mahkûmiyet kararı verilmiş. ‘Bu neyin nesi’ diyenler yüzde yüz haklıdır. Bu da yargının sorunudur. Yargının adalete ulaşma konusunda bugüne kadarki beceriksizliği, suçun vasfını iyi tayin edememiş olmasıdır. Ne iddianameler var, saçmasapan…

Ya dedim ilkokul öğrencisi böyle bir iddianame yazmaz. Hani şu ‘cübbemi giyesim geliyor’. Kendim yargılandım 163’ten, kendimizi savunurken zorluk çektik. Şimdi bir iddianame düşünün, 25 sayfası kopyalakesyapıştır. FETÖ terör örgütü öyle bir örgüttür ki şunları şunları yapmıştır. Geri kalan beş sayfası da sanık, kafadan atıyorum Seracettin Korkmaz’ın, inşallah bu isimde biri yoktur, Cezalandırılması. Ne yapmış bu Seracettin? Belli değil.

‘ZAMAN’ YORUMU: GAZETECİLİK AÇISINDAN BELKİ BAŞARILI

‘Zaman gazetesine abone olmuş.’ Zaman gazetesi o zaman bir milyon satma iddiasında olan bir gazete. Hele hele dershaneye gidenlere, velilere zorla abone yaptırılan bir gazete. Gazetecilik açısından da belki başarılı. Burada yazmayan mı vardı, konuşmayan mı vardı? Bunu suç unsuru haline getirdiler.

’15 TEMMUZ’A GİDEN YOLU BİZE GÖSTERECEK BELGE YOKTU’

Çocuklarını onların okuluna göndermiş olması, açılışını siyasetçilerle, başbakanıyla cumhurbaşkanıyla birlikte yaptıkları Bank Asya’da hesap bulundurması. Öğretmense aktif sendikalardan birisine üye olması. Ya ne alaka, bu banka dediğimiz şey 15 Temmuz’a kadar açık kaldı. Dershanelerin kapatılması meselesi ayrı, o olayın içinde de faal rol oynamış insanlardan birisiyim. Ama o zamanlar 15 Temmuz’a giden yolu bize gösterecek herhangi bir belge, herhangi bir bilgi de elimizde bulunmuyordu.

Başta söylediğiniz şikayeti yapanların haklı olduğuna inanıyorum. Birinci derece mahkemeler peşinen suçladılar. Ben şahidiyim…

‘BİRAZ DAHA SABRETSİNLER, YARGITAY BU MESELEYİ ÇÖZÜMLEYECEK’

İddianamelerin çok çürük olduğunu Yargıtay söylüyor. Çoğu Yargıtay’da bozulmaya başlandı. Bunlara, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olan gazeteci ve yazarlar da dahil. Damadımla ilgili karar kesinleştikten sonra gerekçeli karara baksınlar, ‘Ankara’da adalet varmış, hakimler varmış’ diye övünsünler. Ama diğerleri de biraz daha sabretsinler, Yargıtay bu meseleyi çözümleyecektir.”

ERGENEKON SÜRECİNE BENZETTİ

Darbe girişimi davalarını da değerlendiren Arınç,  “15 Temmuz darbe girişimini gördükten sonra belki de yapılması gereken bizzat darbeyi gerçekleştiren, işte ‘sulh konseyi’ dediler, bir ayrı yapı var… Bunların şüphesiz birinci planda asli fail olarak yargılanmaları gerekir. Zaten böyle bir şeyi yüzbinlerce insana ulaştırmadan daha lokal hale getirmemiz lazım. Bu aynen Ergenekon‘da da böyle olmuştu. Maalesef Ergenekon sürecini yaşamış olan Türkiye şimdi yargıda yarın o sürece başlayacak başka faciaları göz önüne getiriyor” ifadelerini kullandı.

Arınç’ın KHK sözlerine tepki: Üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır

veryansıntv