ABD’nin Afganistan’dan kaçmasının ardından Taliban Kabil’i devraldı. Bu süreçte Türkiye’nin Kabil Havaalanı konusunda nasıl bir yol izleyeceği ise merak ediliyor. Üst düzey kaynağıyla konuştuğunu belirten Hande Fırat, kaynağının ABD’nin dost ve müttefiklerini yarıda bıraktığını ve ABD ile konuşulacak ne kaldı diye sorguladığını aktardı:

ABD MÜTTFEKİKLERİNİ YARI YOLDA BIRAKIYOR

“ABD bir süredir dost ve müttefiklerini yarı yolda bırakıyor. Trump’ın çekilme kararını Biden müttefikleriyle istişare etmeden, üstelik plansız ve kötü bir uygulama ile hayata geçirdi. Sonuç olarak Amerika, Afganistan’ı Taliban’a teslim etti.”

Bu sözler Kabil’in düşmesini değerlendiren üst düzey bir kaynağıma ait... Gelişmeleri yakından ve dikkatle takip eden Ankara, gelinen noktada ABD ile bu konuda ne konuşulacağını; “Konuşulacak ne kaldı?” diyerek sorguluyor.”

TÜRKİYE SİYASİ SÜRECİ BEKLEMEKTEN YANA

Hande Fırat yazısında Ankara’da yapılan değerlendirmeleri de aktardı. Fırat, Ankara’nın Afganistan’da siyasi süreci beklemekten yana olduğunu belirtti:

“Türkiye’nin birçok koldan yürüttüğü görüşme trafiği var. İlerleyen satırlarda ayrıntılarına değineceğim. Bu kapsamlı görüşme trafiğinden yola çıkarak Ankara’da yapılan değerlendirmeler şöyle:

Türkiye Afganistan’dan ABD başta olmak üzere Batı’nın yaptığı gibi apar topar çekip gitmeyecek. Zaten Türkiye hemen gitsin diye bir talep de yok.

Geçmişte olduğu gibi uluslararası arenada tecride uğramak istemeyen hatta bu nedenle bazı komşularıyla ilişki düzenleyen Taliban’ın nasıl bir hükümet kuracağı önem taşıyor. Diğer yandan Taliban uluslararası arenada kabul edilmek istiyor. Taliban ile müzakere etmek üzere Afgan Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi Başkanı Abdullah Abdullah ve eski siyasetçi Gulbeddin Hikmetyar’ın da aralarında bulunduğu koordinasyon konseyinin geleceği merak ediliyor. Ankara’daki bilgi Abdullah Abdullah ile Hikmetyar’ın Eşref Gani’ye, Taliban Kabil’e girmeden iki gün önce, “Sen git, gerilim artmasın” yönünde telkinde bulunduğu şeklinde.

Ankara siyasi sürecin tamamlanmasını beklemekten yana.

Üst düzey kaynaklarım genel çerçeveyi bu şekilde çiziyorlar.”