ABD’nin ‘5. Nesil savaş uçağında tartışmasız lider’ diye pazarladığı F-35’lerin “Stealth” yani “görünmezlik” fiyaskosu geçen aylarda ortaya çıkmıştı. Alman Hensoldt şirketi, yeni nesil radarıyla ‘görünmez’ denilen F-35’i tam 160 kilometre takip ettiğini duyurmuştu.

S-400 aldığı için Türkiye’yi F-35 projesinden çıkartan ABD, son dönemde F-35’ler için kapıyı yeniden araladı. Ankara’dan da “Öncelikli tercihimiz F-35” anlamında açıklamalar geldi. F-35’lerin Ankara’nın ilk tercihi olmasına, uyarı niteliğinde bir çalışma yapıldı. Emekli Pilot Tümgeneral İrfan Sarp, hazırladığı çalışmada “ABD Türkiye’yi F-35 programından çıkarmış olmakla, kim ne derse desin, Türkiye’ye çok büyük bir iyilikte bulunmuştur” diyerek, kendi Milli Muharip Uçak projemize hız vermeye çağırdı.

Tümgeneral Sarp’ın, kokpit.aero’da yayınlanan makalesinin özeti şöyle:

“Beşinci Nesil radara düşük görünümlü Stealth (görünmezlik) kabiliyetli uçakların görünmezlik yeteneğinin giderek azaldığına dair son yıllarda basında pek çok haber yayınlanmış ve açıklamalar yapılmıştır. Havacılık konularında uzman Defence News yazarı Sebastian Sprenger’in 29 Eylül 2019 tarihinde çıkan makalesinde de F-35 JSF uçağının, Alman HENSOLDT firmasının ürettiği Twinvis-Passive radarla takip edildiği anlatılmıştır.

Makalede, 2018 Nisan ayında Berlin / Schoenefeld Havalimanı’nda düzenlenen havacılık fuarına katılmak üzere ABD’nin Arizona eyaletindeki Luke Hava Üssü’nden kalkan ve ara meydanlara inmeden, havada yakıt ikmali yaparak 11 küsur saatlik direkt bir uçuşla Berlin Schonefeld havaalanına gelen ikili F-35 kolunun Airshowdan sonra geriye dönüş rotasında Twinvis radarıyla 150 kilometre takip edildiği anlatılmaktadır. Twinvis radarının fotoğrafı aşağıya çıkarılmıştır.

NASIL ÇALIŞIYOR?

HENSOLDT firmasının küçük ticari aracına yerleştirilen Twinvis radar cihazının katlanan anteni, özel bir görev için ihtiyaç duyulduğunda aracın içinden yukarıya çıkarılmakta ve aracın motorundan elde edilen güçle radarının çalıştırılıp skobunda, havadaki araçların tespit ve takibi yapılabilmektedir. Geçmiş yıllarda yüksek dağ tepelerine yerleştirilen ve kilometrelerce uzaktan görülen devasa radarlarla bu Twinvis radarı boyutlarının küçüklüğü ve operasyon özellikleri açısından mukayese edildiğinde, elektronik ve radar teknolojisinde ne kadar büyük bir aşama kaydedilmiş olduğu kolayca anlaşılabilmektedir.

İLK AMERİKALI GENERAL UYARDI

Aslında F-35 uçağının radara düşük görünümlü Stealth yeteneğinin giderek azaldığına dair bir beyanat bundan altı yıl kadar önce uçağın sayı olarak en büyük kullanıcılarından biri durumunda olan ABD Deniz Kuvvetleri’nin Komutanı Oramiral Jonathan Greenert tarafından açıklanmıştı. TIME dergisinin 25 Şubat 2013 tarihli sayısında F-35 JSF uçağıyla ilgili “THE MOST EXPENSIVE WEAPON EVER BUILT” başlığıyla çıkan makalede, ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Greenert gelişen sensorların ortaya çıkmasına paralel olarak stealth özelliğinin her geçen gün değerini kaybettiğini söylemişti. Bir süre sonra da ABD Muharip Hava Kuvveti (Air Combat Command) Komutanı Orgeneral Herbert Carlisle verdiği bir beyanatta, diğer ülkelerin ABD’nin stealth kabiliyetli uçaklarını tespit ve takip edebilecek yeni satıhtan havaya füzeleri geliştirmekte olduğunu açıklamıştı.

ÇİNLİLER İZLEMİŞ

ABD’li komutanların F-35’in Stealth yeteneğiyle ilgili endişelerini belirtmesinden kısa süre sonra Ruslar ve Çinliler, radara görünmez denilen Stealth uçakları yeni imal ettikleri radarlarla takip edebildiklerini beyan etmişlerdi. Çinliler 2016 yılı Ekim ayında Hong Kong yakınlarındaki Zhuhai Air Show’da, stealth uçakları takip ettikleri VHF bantlı radarı sergilemişler ve isteyen ülkelere bu radarı satabileceklerini açıklamışlardı. Söz konusu yer radarının fotoğrafı aşağıda görülmektedir. Çinliler ayrıca Güney Kore’de üslenen ABD Hv.Kv. F-22 Raptor Stealth uçaklarının uçuşlarını da radarlarında takip ettiklerini açıklamışlardı.

BERLİN FİYASKOSU

En son Nisan 2018’de düzenlenen Berlin / Schoenefeld Airshow’u takip eden günlerde Alman HENSOLDT firmasının ürettiği Twinvis radarıyla F-35 uçağının takip edildiğinin açıklanması, Stealth teknolojisine sahip muharip uçakların görünmezlik yeteneklerinin giderek ortadan kalktığına dair daha önceki yıllarda değişik kaynaklar tarafından açıklanan görüşleri bir bakıma teyit etmiştir.

Söz konusu havacılık fuarına katılmak üzere Arizona eyaletindeki Luke hava üssünden kalkacak iki F-35 uçağının Berlin Schonefeld havaalanına gelmesi programı belli olunca, Alman HENSOLDT firmasının yöneticileri bunun kendileri için büyük bir fırsat olacağını düşünmüşler ve imal ettikleri Twinvis Passive radarının bir stealth uçağı takip etmek yeteneğinde olduğunu fuara katılan herkese canlı olarak göstermeyi planlamışlardır. Bu amaçla, Schonefeld Airshow’da HENSOLDT firmasına tahsis edilen bölümdeki büyük bir panoya, bölgedeki bütün uçuşların Twinvis radarında görülen ekolarını büyütülmüş olarak yansıtacak bir sistem kurmuşlardır. NOT: Aşağıdaki fotoğrafta HENSOLDT Twinvis radarının Airshow’daki standının duvarındaki büyük panoya yansıtılan uçak ekoları görülmektedir (Fotoğrafın sağında ve solundaki girintili çizgiler; doğuda Polonya, Çekya; güneyde Avusturya İsviçre ve batıda Fransa sınırlarını göstermektedir)…

F-35’İN TARİHÇESİ

F-35 uçağının stealth kabiliyetinin giderek kaybolduğunu bu canlı örneklerle anlattıktan sonra hafızalarımızı tazeleyelim ve F-35 uçağının ilk planlamasından başlayarak geçmişini hatırlayalım.

* Havacılıkta söz sahibi ülkeler, dünyada radara düşük görünümlü ilk imal edilen ABD yapımı F-117 Stealth uçağının 17 Ocak 1991 günü başlatılan 1’nci Irak Harekatı’nda (Desert Storm) hedef bölgesinin yoğun füze ve uçaksavar savunmasına rağmen Bağdat ve civarındaki hedefler ile Dicle ve Fırat nehirleri üzerindeki 43 adet köprüden 39 adedini tahrip etmesinden ve harekât boyunca tek bir uçak kaybı olmadan bu görevleri yerine getirmesinden çok etkileniyor ve böyle bir uçağa sahip olmak istiyorlar. Ancak ABD F-117 uçaklarını ve sonradan imal ettiği stealth yetenekli F-22 Raptor uçaklarını en yakın müttefiki İngiltere dahil hiçbir ülkeye satmıyor.

* ABD 1994 yılında JSF (Joint Strike Fighter) programını başlatıyor ve daha önce imal ettiği iki stealth model uçağın çok pahalıya mal olduğunu görerek maliyeti düşürmek için NATO ve müttefik ülkelerden arzu edenlerin JSF programına katılabileceğini bildiriyor. Programa ABD, Avustralya, Danimarka, Hollanda, İtalya, İngiltere, Kanada, Norveç ve Türkiye katılıyor. Programa daha sonra Japonya, İsrail ve Güney Kore dahil ediliyor.

* Uçağı imal edecek firmanın seçimi için yapılan yarışmayı tek motorlu X-35 model uçakla Lockheed Martin kazanıyor.

* 2001 yılında uçağın imalatına başlanıyor

* 2002 yılında Türkiye programa dahil oluyor.

* 2006’da F-35 ilk uçuşunu yapıyor.

* 2011’de ilk seri imalat (production) modeli F-35 üretim hattından çıkıp birliğe teslim ediliyor.

* 2018 Haziran’da uçağın fabrikası Fort Worth / Dallas’da Türkiye’ye ilk F-35 uçağı teslim ediliyor.

* 17 Temmuz 2019 tarihinde ABD ve diğer 7 ortak ülkenin müşterek kararıyla Türkiye F-35 programından çıkarılıyor…

SU-57

F-35, SU-57, F-3, J-20 KARŞILAŞTIRMASI

F-35 uçağının uçuş performansındaki zayıf noktaları, somut rakamlar kullanılarak, diğer stealth uçakların performanslarıyla şöyle mukayese edilebilir:

– F-35 uçağının yüksek irtifada maksimum sürati 1.6 Mach iken; Rus Sukhoi SU-57, Japon F-3 ve Çin J-20 uçaklarının hepsi yüksek irtifada 2.Mach ve üzeri sürat yapabilmektedir.

– F-35 uçağı maksimum 7 G çekebilirken SU-57, F-3 ve J-20 uçakları 9 G çekebilmektedir. (Bizim F-16 uçaklarımızın da 9 G çektiğini hatırlayalım)

– F-35 uçağı gövde içi dahili silah yuvasında 2 adet hava yer mühimmatı taşırken SU-57 ve J-20 uçakları dahili silah yuvalarında F-35’in iki misli hava yer mühimmatı taşımaktadır.

– F-35A’nın harekât yarıçapı 584 deniz mili iken, SU-57’nin 900 deniz mili, J-20’nin 1.100 deniz mili, yani F-35’in yaklaşık iki mislidir.

F-35’TEN DAHA İYİLER

F-35 uçağının diğer stealth uçaklar Rus SU-57 ve Çin J-20 uçaklarına kıyasla yukarıda somut rakamlarla belirtilen performans düşüklükleri, F-35 uçağının tek motorlu imal edilmesi, SU-57 ve J-20 uçağının çift motorlu olmasından kaynaklanmaktadır. Kim ne derse desin Amerikalılar stealth kabiliyetli bir uçağı tek motorlu dizayn etmekle stratejik bir hata yapmışlardır. Bu stratejik hatayı taktik tedbirlerle düzeltmeleri de mümkün değildir. F-35 uçağının en büyük gücü başlangıçta stealth kabiliyetli bir uçak olmasıydı. Stealth kabiliyette bir uçağa sahip olmak isteyen ülkelerin amacı da harekât planlarında bu uçağı düşman radarlarının göremeyeceği düşüncesiyle taarruzi rolde kullanmak idi. Şimdi F-35 uçağı stealth özelliğini kaybedince, geriye harekât yarıçapı kısa, uçuş manevraları esnasında çekilen G miktarı düşük, dönüş yarıçapı geniş, düz uçuş ve tırmanış sürati düşük, gövde içi dahili silah yuvasında taşıdığı mühimmat diğer stealth uçaklara göre yarı yarıya az, şişman görünümlü bir uçak kalmıştır.

SONUÇ OLARAK: TÜRKİYE’YE İYİLİK OLDU

Berlin / Schoenefeld Airshow sırasında Alman HENSHOLDT firmasının ürettiği Twinvis radarıyla F-35 uçağının 150 kilometre takip edildiğinin açıklanması, bu uçağı savaş ortamında stealth özelliğiyle taarruzi rolde kullanmayı planlayan ülkelerin kullanma konseptlerini yeniden değerlendirmek ihtiyacını doğuracaktır.

Türkiye tam da bu safhada ABD ve F-35 kurucu ortak ülkelerin müşterek kararıyla F-35 programından çıkarılmıştır. ABD’nin Türkiye’yi F-35 programından çıkardığı tarihte kaleme alıp yayınladığım bir makalede de ifade ettiğim gibi, ABD Türkiye’yi F-35 programından çıkarmış olmakla, kim ne derse desin, Türkiye’ye çok büyük bir iyilikte bulunmuştur. Böylece Türkiye baştan problemli doğan F-35 uçağından kurtulmuş olmaktadır.

ABD Türkiye’yi F-35 programından çıkarma kararıyla, sadece Hava Kuvvetlerimizin bir nesil boyu kısa harekat yarıçaplı, az mühimmat yükü taşıyan, diğer stealth uçaklara kıyasla düşük performanslı ve en önemlisi de, ABD’ye %100 bağımlı bir muharip uçaktan kurtarmakla kalmamış; ayni zamanda yerli uçak sanayimizin ve yan kuruluşlarının geleceğe yönelik başarılarının önünü açmıştır. Şimdi Türkiye, varını yoğunu ortaya koyarak bütün gücünü ve imkânlarını, kendi Milli Muharip Uçağımızı yapmaya teksif etmelidir.”