Başkanlık seçimlerine iki yıl kalan ABD’de politik çatışma ve kutuplaşma tehlikeli bir noktaya doğru ilerliyor. Pew Araştırma Merkezi'ne göre, her iki taraftaki çoğunluk, diğer partinin üyelerini ‘ahlaksız, dürüst olmayan ve kapalı fikirli’ olarak görüyor

CANSU YİĞİT

Siyasi şiddetin giderek yayıldığı ülkede, Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasındaki keskin ayrışma, halkın geniş kesimlerini tedirgin ediyor. Ülkenin iç savaş ve bölünme tehdidi ile karşı karşıya olduğuna inanan Amerikalıların sayısı her geçen gün artıyor.

Geçen haftalarda YouGov ve The Economist dergisi tarafından yayınlanan anket sonuçları çarpıcıydı: Her beş Amerikalıdan ikisi önümüzdeki on yılda bir iç savaşın muhtemel olduğunu söylüyor. Yine, Davis California Üniversitesi Şiddet Önleme Araştırma Programı için, araştırma firması Ipsos tarafından 8 bin 620 katılımcı ilen yapılan ankete göre, katılımcıların yüzde 50,1’i “önümüzdeki birkaç yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri'nde iç savaş olacağı” konusunda hemfikir. Yüzde 67,2'si “Amerikan demokrasisi” için ciddi bir tehdit görüyor. Yüzde 42,4'ü Amerika için güçlü bir lidere sahip olmanın demokrasiye sahip olmaktan daha önemli olduğu konusunda hemfikir. Benzer bir yüzde, yerli doğumlu beyazların yerini göçmenlerin aldığını düşünüyor. Ve ürkütücü şekilde, beşte biri ise siyasi şiddetin haklı olabileceğini savunuyor.

Özellikle, eski ABD Başkanı Trump’ın, Florida’da bulunan malikanesine FBI tarafından yapılan baskından sonra iç savaş ve siyasi şiddet tartışmaları daha da alevlendi. Baskından sonra, FBI ile ABD İç Güvenlik Bakanlığı ortak açıklama yaparak, FBI merkezlerinin bombalanması ve “iç savaş” ve “silahlı devrim” gibi başlıklarla iç tehditler konusunda uyarıda bulunmuştu. Meclis azınlık lideri Kevin McCarthy ise, baskının adalet bakanlığında “silahlaşmış politizasyon” kanıtı olduğunu ifade etmişti.

Diğer yandan ülkede kurumlara ve demokrasinin işleyişine duyulan güven de giderek azalıyor. Quinnipiac Üniversitesi tarafından yapılan bir ankete göre, Amerikalıların yüzde 67’si ülkede demokrasinin çöküş tehlikesi içinde olduğuna inanıyor. The Washington Post gazetesi de tartışmaları gündemine alarak, “ABD iç savaşa mı gidiyor?” başlıklı bir makale yayınladı ve ciddi şekilde zarar görmüş Amerikan toplumunun, güven, umut ve aidiyet duygusu kaybı yaşadığını yazdı.

ARA SEÇİMLER ÖNCESİ GERİLİM TIRMANIYOR

Bu şiddet ve iç savaş senaryoları 8 Kasım’da yapılacak ara seçimler öncesinde daha da gün yüzüne çıktı. Ara seçimler, Kongre'de ve eyaletlerdeki kilit pozisyonlara kimlerin oturacağını belirleyecek. Ara seçimlerde Amerikalılar, Kongrenin Temsilciler Meclisindeki 435 sandalyenin tamamı, Senatodaki 100 sandalyenin de 35'i için sandığa gidecek. ABD seçim sisteminde 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi üyelerinin hepsi, biri ABD başkanının seçildiği genel seçimlerde, diğeri de ara seçimde olmak üzere her iki yılda bir sandığa gidiyor.

Ara seçimler yaklaştıkça, siyasi bölünmenin her iki tarafındaki söylemler daha da kızışıyor. ABD Başkanı Joe Biden, Trump ve Cumhuriyetçi seçmenlerin görüşleri için “yarıfaşizm” nitelendirmesi yaparken, Trump ise Joe Biden’ı “devlet düşmanı” olarak tanımlıyor. Washington merkezli düşünce kuruluşu olan Pew Araştırma Merkezi'ne göre, her iki taraftaki çoğunluk, diğer partinin üyelerini ‘ahlaksız, dürüst olmayan ve kapalı fikirli’ olarak görüyor.

SEÇMENLER BİRBİRİNİ ŞEYTAN GİBİ GÖRÜYOR

Journal of Democracy'de sivil çatışma konusunda uzman Rachel Kleinfeld tarafından yayınlanan bir araştırma, hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin yüksek düzeyde “insanlıktan çıkarıcı düşünce” barındırdığını ortaya koydu.

Demokratların yüzde 39'u ve Cumhuriyetçilerin yüzde 41'i karşı tarafı “tam anlamıyla şeytan” olarak görüyor. Demokratların yüzde 16'sı ve Cumhuriyetçilerin yüzde 20'si muhaliflerinin “hayvanlar gibi” olduğunu düşünüyor.

Konuyla ilgili The Guardian’a konuşan Kleinfeld, “Demokrasileri ve hükümetleri Amerika’nınki kadar güçlü olan ülkeler iç savaşa girmez. Ancak kurumlarımız zayıflarsa hikaye farklı olabilir.” dedi.

DEMOKRATLAR ARTIK BIDEN’IN ADAYLIĞINI İSTEMİYOR

Öte yandan Amerikalılar ülke yönetimine, kurumlara ve mevcut başkan adaylarına güvenmiyor.

ABC News ve Washington Post'un 25 Eylül’de yayınlanan anketi, Demokratların yüzde 56'sının bir sonraki seçim döneminde partilerinin başına başka bir adayın geçmesini tercih edeceğini ortaya koyuyor.

Biden'ın bir kez daha başkan olmasını veya yeniden seçime girmesini isteyenler ise grubun üçte birinden biraz fazlasını oluşturuyor.

‘FEDERALİZM DEMOKRASİYİ TEHDİT EDİYOR’

ABD’li düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü tartışmaları gündemine alan bir yazı yayınladı. Enstitünün Başkan Yardımcısı Darrel M. West imzasıyla yayınlanan yazıda, “Federalizm neden Amerikan demokrasisi için riskli hale geldi?” sorusu soruluyor.

ABD’deki mevcut durumda eyaletlerin ve şehirlerin ‘kırmızı’ ve ‘mavi’ olarak bölündüğünü, kutuplaşmanın arttığını ve bu durumun çatışmayı yoğunlaştırdığını vurgulayan West, geniş ölçekli bir politika uygulanmasının da imkânsız kılındığını söylüyor.

Göçmen kanunu ve kürtaj kanunu üzerinden örnek veren Darrel West, “Keskin farklılıklar, federalizmin yıkıcı bir yönde ilerlediğini ve eyaletleri birbirleriyle çarpışma yoluna soktuğunu gösteriyor” ifadelerini kullanıyor. Giderek daha da kutuplaşan eyaletlerin aşırı farklı yönlerde değişiklikler yaptığını ve başka yerlerde tamamen yasal olan davranışları suç haline getirdiğini söyleyen West, ülkenin mevcut siyasi sisteminin bu düzeydeki çatışmalardan “sağ çıkamayabileceği” yorumunu yapıyor.

İKİ PARTİ SİSTEMİ İŞLEVSİZ HALE GELDİ

Kutuplaşma, radikalleşme ve aşırılık ile karşı karşıya olan ülkede, iki parti sisteminin artık işlevsiz hale geldiği ve kurumlara zarar verdiği, toplumu şiddete ve bunalıma ittiği ve yönetime olan güveni azalttığı görülüyor.

Küresel hegemonyası zayıflayan, uluslararası kurumlardaki itibarı sarsılan, müttefikleri tarafından dahi sorgulanan ABD, hem dışarıda hem içeride güç kaybediyor. Dışarıda güç kaybettikçe içerideki çatlakları daha da görünür hale geliyor.

Irkçılık karşıtı protestolar, pandemi dönemindeki başarısız kriz yönetimi, yükselen enflasyon, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskını ve enerji krizi ile sarsılan ABD, şimdi yeni bir seçim süreci gerginliği ile karşı karşıya. Ancak bu sefer seçim gerginliğinin çok daha ötesinde bir durum var. Hem siyasiler hem de seçmenler hiç olmadığı kadar kutuplaşmış ve birbirinden nefret eder hale gelmiş durumda. Kurumlar bu siyasi kutuplara göre bölünmüş, ABD’nin o kutsal saydığı ‘demokrasiye’ duyulan güven sarsılmış ve bireysel silahlanma en yüksek seviyelere ulaşmış.

Bir yandan Trump’ın 2024’te yeniden cumhurbaşkanlığına aday olmaya hazırlandığı düşünülürken, diğer yandan Biden hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da çoğunluğu kaybedecek gibi görünüyor. Biden eyaletlerdeki seçim konuşmalarında Trump öncülüğündeki Cumhuriyetçi rakiplerinin “ülke demokrasisi için tehdit oluşturduğunu” söylerken, Trump ise Joe Biden’ı “devlet düşmanı” olarak tanımlıyor.

Liderlerden eyaletlere, eyaletlerden seçmenlere kadar herkes birbirini suçluyor ve deyim yerindeyse rakibini boğazlamak istiyor. Dışarıda güç kaybeden ABD, içeride de eli kulağında yaklaşan iç savaşı bekliyor…Aydınlık