Anasayfa
2018-12-01 06:50:23 ( 5 izlenme )

Ambargo ile sınanan komşu İran’ı yakından tanımaya çalışmak-2

İran’da bütün yollar Tahran’a çıkıyor. Tahran Elburz Dağlarının eteklerinde kurulu bir kent. Ovadan yamaca doğru ilerledikçe mütevazı mahalleler yerini zengin semtlere, yeni, varlıklı semtlere bırakıyor. Dr. Cüneyt AKALIN

Çok sayıda viyadük vb. yaparak trafik akışını rahatlatmaya çalışmışlar. (Allahtan İ. Melih Gökçek’in köstebek modeli oraya ulaşmamış.)

Türkiye pür dikkat izleniyor

Elburz Dağlarının tepelerine kar düşmüş bile. Etkileyici doğrusu... Eriyen karlar bir kanal sistemi ile kentin güneyine akıtılıyor. Tahran bozkırın ortasında yeşil bir kent. Tahran sokakları gece-gündüz canlı hareketli. Dükkânlar akşam dokuza kadar açık kalıyor. Ambargo Tahran’a henüz uğramamış sanki...Ya da İranlılar alışık bu baskılara...

Trafik Milim Milim

“Tahran 30 km” tabelasını görünce seviniyoruz, geldik sayıyoruz kendimizi. Varoşlar kendilerini gösteriyor. Ancak yanıldığımızı çabuk anlıyoruz. Trafik milim milim ilerliyor. 30 km yolu 3 saate yakın bir sürede kat ediyoruz. Yer gök araba... Benzinin litresinin 30-50 krş. arasında değiştiği bir ülkede, araba bolluğu normal, yorumları yapılıyor ama bu kadarı da çok doğrusu.

Son model arabaların sayısı artmış. Peugeot montaj Pars arabalarının yanı sıra çok sayıda Hyundai dikkati çekiyor. Kentin basık kesimlerinde eksoz dumanı kaynaklı hava kirliliği kendini hissettiriyor.

Yollarda her yerden fırlayan motosikletler. Binlerce sarı ve yeşil renkli taksiler. Burun çıkarma konusunda amansız bir yarış var.

Trafik genellikle tek yönlü. Yollardaki tabelalar işlevsel. Genellikle dik kesişen sokak ve caddelerde elinizde bir Tahran haritası varsa kaybolmanız söz konusu değil. Devrimden önceki Pehlevi Caddesi “Veli Asr Caddesi” olmuş. İlk yapıldığında dünyanın en uzun caddesi imiş. Otobüsler için tahsisli yol var. Trafik polislerine ve trafik ışıklarına rastlanmıyor. Zaman zaman arap saçına dönen trafikte çözümü burun çıkartan, sağa sola kıvrılan şöförler buluyor.

Bazaar AVM’ler

Tahran’ın Bazaar adını taşıyan kapalıçarşısı Tebriz’deki gibi büyük, eski kentin merkezinde. Büyük, çok-yönlü bir alış-veriş merkezi. Ancak kapitalizm geliştikçe alış-veriş merkezleri nitelik değiştiriyor. Yaygın kapalı-çarşı modelinden dikey AVM modeline evriliyor. AVM’ler İstanbul’daki kadar yaygın değil ama, sayıları da müşterileri de giderek artıyor.

Reklamdan sonra devam ediyor 

Bazaar’ın hemen yakınındaki Gülistan Sarayı’nın kapısında bir sıra fayton ziyaretçileri bekliyor. Biz alış-verişe gelmedik. Derdimiz başka....

Şık Kadınlar

Bir küçük paragraf da kadınlar için... Kent merkezlerinde özellikle Tahran sokaklarında gördüğümüz orta sınıf kentli kadınların şıklığı, bakımlılığı, makyajı anlatılır gibi değil... Biraz abartılı olduğu da söylenebilir. Türban yasağı geriliyor. Uzun vadede sürdürülebileceğini sanmıyorum.

Tahran Üniversitesi Dünya Çalışmaları Merkezi

Tahran Üniversitesi eski kentin merkezinde; bizim İstanbul Üniversitesi’nin konumunu andırıyor. Ağaçlandırılmış geniş bir alana yayılmış. Son yıllarda kurulmuş olan merkezde 13 ülke ve bölge ile ilgili çalışma alanları belirlenmiş. ABD ve Rusya ile başlamışlar. Önümüzdeki dönem Türkiye, Çin ve Uluslararası Barış Çalışmaları konulu üç birim daha kurmayı planlıyorlar.

Hacettepe Üniversitesi, Türk Tarih Kurumu ve bazı üniversiteler ile temasları olmuş. Ülkeleri tarih, kültür, dil, edebiyat ve ekonomi, politikleri ile bir bütün olarak inceleyen mezuniyet sonrası araştırma merkezi olmayı amaçlıyorlar.

Okullarda ortak eğitim dili Farsça. Bazı üniversitelerin farklı fakültelerinde İngilizce eğitim dili olarak kabul edilmiş olabilir.

Kafkasya Araştırmaları Merkezi

Kafkasya Araştırmaları Merkezi, Türkiye üzerine çalışma yapan araştırma merkezlerinden birisi. Tahran Üniversitesi’ne yakın şehir merkezinde bahçe içinde müstakil iki katlı bir bina. “Batı Asya’nın Birliği” konusunu tartışıyoruz. Hemen herkes İngilizce biliyor ama Türkçe-Farsça öne çıkıyor. Türkiye’nin yakından takip edildiği sorulardan belli. “ 5 Ülke 5 Deniz” in Farsça karşılığı “Penç Memleket Penç Derya”yı tercih etmeye başlıyoruz. Böylesi bir projenin hem bölge güvenliği ve refahı hem tek tek ülkelerin toprak bütünlüğü açısından önemi konusunda nerdeyse tam bir uzlaşma var.

Türkiye-İran ilişkileri konusunda kuşku ifade edenler de var. “Erdoğan İstanbul Zirvesine neden Ruhani’yi çağırmadı, İran’ı dışlamak mı istiyor” sorusu yöneltiliyor. Bir katılımcı Şii-Sünni, Türk-Acem gerginliklerine dikkat çekiyor. Kültürel ilişkilerin gelişmesinin diplomatik ve siyasal ilişkilerin gelişmesine katkı sağlayacağından birleşiyoruz. Bir başka katılımcı, “Sınır bölgelerindeki sorunlar ortadan kalkmalı. Sınır illeri ortak yatırımlar yapmalı. Bu olmazsa terör bitmez. Yoksulluk ve terörü artırır. Ordular arasında da savunma işbirliği yapılmalı” görüşünü savunuyor. Suların kullanımı konusunda dilekler dile getiriliyor. Bölgedeki kuraklığın önemine işaret ediliyor.

Ambargo ile sınanan komşu İran'ı yakından tanımaya çalışmak -1

Bunlar da İlginizi Çekebilir